Zihin Kontrolü Uygulamalarının Tarihi

0

 

Başlıktan da anlaşıldığı üzere konumuz bir hayli dikkat çekici.. Konu zihin kontrolü olunca insanoğlu her zaman korkarak, inanmak ve inanmamak arasında kalmıştır.. Biz bu yazımızda zihin kontrolü ne zaman kim tarafından çıkarılmıştır. Kullanış yöntemlerinin nedenlerini açıklayarak belkide hiç duymadığınız durum ve olayları yazmaya çalışacağız..

Evet, yazımızın can alıcı kısımlarından başlayalım yazmaya…

Bazı araştırmacılar zihin kontrolü  ya da beyin yıkama faaliyetlerinin geçmişini Hasan Sabbah ve Haşhaşiler’e kadar indirir.. Hasan Sabbah’ın bu suikastçi topluluğunun yöntemleri kimyasal madde kullanımı, telkin ve inancı kullanarak sıradan insanları korkusuz ve robotlaşmış suikastçılara dönüştürüyordu.. Sabbah’ın adamları haşhaş kullanıyor ve öldüklerinde kendilerini cennette sayısız kadınla birlikte olacaklarına  inandırıyorlardı ve bu inançla hiç çekinmeden saldırılar düzenliyorlardı ..

Zihin kontrolünün modern tarihlerdeki tartışmaları 20.Yüzyıl ortalarında başlayarak artık konuşulur olmuştu..

Beyin yıkama ya da zihin kontrolü ile ilgili tartışmalarda atıf yapılan eserler arasında Edward Hunter tarafından yazılan ve 1951 yılında yayınlanan Brainwashing in Red China adlı kitap kronolojik olarak bir önceliğe sahipti..

Zihin kontrolünü beyin değiştirmeye benzeten Hunter’in eserinde Çinliler tarafından geliştirilen ve kurbanların zihinsel bakış acısını değiştiren çok sinsi bir güce sahip bir manipülasyon süreci olan yeni bir telkin yönteminden söz ederken, Schein ve Liftin’ın eserleri ise güç ve şiddet kullanmaya dayalı fizik yöntemleri üzerinde durmaktaydı..

Ve böylelikle Amerikan kamuoyunda 1951 yılında Hunter’in eseriyle bu olaylar konuşulurken Schein ve Liftin’ın eserleriyle alevlenmeye başlamıştı..

Bazı kliniklerde ve enstitülerde bir yandan Mevcut Bey’in yıkama teknikleri öğrenilirken bir yandan da yenilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar üzerinde yoğunlaşıldı.. Sözgelimi 1961 yılında “Beyin Yıkama Konferansı” düzenlenmiştir. Beyin yıkamaya karşı yürütülen çalışmaların halen devam ettiği ve bu çalışmalarda bazı resmi kurumların da bilinmekle birlikte CIA’nın başı çektiği söylenebilir.. O zamanlarda bir çok psikoloğun ve araştırmacıların CIA hesabına çalıştığı bilinmekteydi.. Örneğin gazeteci kimliği taşıyan Edward Hunter ile Edgar Hschein ve Louis J.West gibi psikolog ve psikiyatrlar CIA hesabına çalışan sözleşmeli ajanlardan sadece birkaçıydı..

Sahip olduğu büyük kaynakların verdiği avantajla CIA’in 1950’li yıllardan beri insan beyni üzerine çok çeşitli çalışmalar yaptığı, hatta bu deneylerde insanların da kobay olarak kullanıldığı bilinmekteydi .

CIA’nin çalışmaları kapsamında yer alan kodlarin adları şöyleydi:

. MKULTRA

.MKSEARCH

.MK ACTION

.ARTICHOKE

.BLUEBIRD

Bunlar arasında en çok tanınan ve kimyasal, biyolojik maddelerin insan davranışlarını kontrol etme amacı taşıyan gizli operasyonlarda kullanılmasına yönelik bir seri araştırma ve geliştirme projesi olarak MKULTRA programı altında 149 proje ve ek olarak 33 alt proje yer alıyordu. Hedef kitlenin veya kişinin şartlandırılmasi ve yönlendirilmesi, tıpkı bir robot gibi, kendisinden istenileni yerine getirmesi amacıyla yürütülen projeler kapsamında yer alan çalışmalardan biri, beynin konrol altına alınmasında silah vb.. araçların etkisini tespit etmeye yönelikti…

CIA, ayrica renksiz, kokusuz, tatsız olmakla birlikte çok güçlü bir uyuşturucu madde olan LSD (Lysergic Acid Diethylamide ) ile ARTICHOKE projesi kapsamında  hipnoz teknikleri üzerinde de çalışmıştır.. Kullanılan yöntem ve tekniklerde sürekli bir değişme ve gelişme göstermiştir..

Klasik bir beyin yıkama operasyonunda sıklıkla başvurulan teknikler ise ;

Şehir dışında bir kampta veya toplama merkezlerinde yalnız başına hücreye kapatma çevreyle ilişkisi kesme tam anlamıyla tecrit edilerek uzun süreli, gün boyunca gözetim altında tutularak aşırı baskılara dayanma kapasitesini incelemek için anı şoklar ve uyarılar verilir.. Bedensel acı tacizler vb. yapılarak böylece kurbana kaygı ve korku aşılanarak her yönden bir güçsüzlük ve zayıflık hissi uyandırılır.. Daha sonra belli aralıklarla dışarıya çıkarılarak özenle hazırlanmış bazı sloganlar dinlettirilerek tekrar yapılmasını ve hatta ezberlenmesi istenir..

       Yukarıda anlattığımız olayların bazılarından bahsettik sadece.. İnsanın yüreği acısada günümüzde böyle insanlar yaratılmaya ne zamana kadar devam eder bilemeyiz ama her zaman uyanık kalarak aklımızı korumak ve kullanmak elimizdedir..

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here