Zeytin Dalı Harekatı

0
Güzel Vatanım Türkiye'm

   1.Gün

Afrin harekatı 20 ocak saat 17:00 itibariyle Türk Silahlı Kuvvetlerince başlatılan  hava harekatıyla başlamıştır. Karadan Fırtına obüslerince hava harekatı desteklenmiştir. TSK operasyonun başladığı andan itibaren kamuoyunu sık sık operasyon hakkında bilgi akışı sağlamıştır. 72 uçak katıldığımız harekatın ilk günün sonunda havacılarımızın üstün azmi doğrultusunda 108 PKK, PYD hedefi etkisiz hale getirilmiştir. Bu imhaları harekatın ilerleyen saatler ve günlerin sonucunda üstüne koyarak devam etmiştir.

   2.Gün

Harekatın 2. gününde kara kuvvetlerimiz saatler 11.00 sularında Hatay’ın Gülbaba ilçesinden Suriye’ye girmekle birlikte kara harekatını başlatmıştır. Ordumuz, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte hareket ederek Afrine yönelik stratejik noktaları ele geçirmek amacıyla yola koyulmuştur.

   

 

 

  3.Gün

Harekatın 3. Gününde Kara Kuvvetlerimiz Suriye’nin Azez kasabası üzerinden, Afrin’e doğru ilerlemeye başlamıştır. Afrin’de stratejik bağlamda çok büyük bir önem arz eden Burseya Dağı ele  geçirebilmek için çatışmalar süregelmektedir. Harekatın 3. gününde 15 nokta örgütten temizlenmiştir. Harekat boyunca teröristlerce bir çok roket saldırısı bu mevkiden şehirlerimize geldiğinden halkımızın güvenliği içinde buranın bir an önce ele geçirilmesi önem arz etmektedir. Bu nedenden ötürü ordumuz halkımızın güvenliği için elinden geleni yapmaktadır.

   4.Gün

Harekatın 4. Günü hava şartlarından dolayı askeri tabirle “General Kıştan” dolayı ilerleme diğer günlere nazaran hız kesmiştir. 3 günün sonunda hava şartlarından dolayı ÖSO birlikleri Burseya Dağı’nın zirvesinden geri çekilmek zorunda kalmış buna karşın Türk komandoları mevzilerini terk etmemiştir. Sabahın ilk ışıklarında ÖSO birlikleri ordumuza destek amaçlı harekete geçmiştir.

 

 

İnancım odur ki şanlı Türk ordusu, barışın her daim bekçisi. Damarına basıldığında ise korkulası bir tufan olan şanlı ordumuz Zeytin Dalı harekatını en kısa sürede başarı ile taçlandıracaktır. Allah ordumuzu muzaffer eylesin. Rabbim askerlerimizin yar ve yardımcısı olsun…

İnancım odur ki şanlı Türk ordusu, barışın her daim bekçisi. Damarına basıldığında ise korkulası bir tufan olan şanlı ordumuz Zeytin Dalı harekatını en kısa sürede başarı ile taçlandıracaktır. Allah ordumuzu muzaffer eylesin. Rabbim askerlerimizin yar ve yardımcısı olsun...  

 

Umarım tüm dünya kamuoyu Türk ile dalga geçilmeyeceğini anlamıştır. Müttefik dediğimiz ülkelerce bunca zaman gözümüzün içine baka baka aldatılmamıza, ciddiye alınmamıza PKK, YPG, PYD gibi terör örgütlerine sağlanan mühimmat ile ülkemizi hiçbir zaman bölemeyeceklerini bu operasyon neticesinde anlarlar. En son bu desteğin ABD’nin açık açık sözde DAEŞ ile mücadele bahanesiyle mühimmat sevk etmesi olası bir askeri harekatı kaçınılmaz sundu. Her ne kadar diplomasi yoluyla bunun yanlış olduğu yetkili ağızlarca defalarca telkinde bulunsa da ABD bu politikasından geri adım atmadı. Müttefik olduğu Türkiye ile iş birliği yapmaktansa taşeron olarak terör örgütünü kullanmayı yeğledi. Şu günlerde ise izlediği yanlış politikanın bedelini ise hali hazırda çekmektedir. Ne yazık ki NATO’ dan müttefik dediğimiz Avrupalı devletlerden ise başlattığımız Afrin harekatında herhangi bir destek göremedik. Aksine “BMGK” Fransa acil olarak toplantıya çağırarak tarafını net bir şekilde belli etti.

Yetkili ağızlardan yapılan beyanlarda görüyoruz ki bir çok ülke harekata karşı çıkmakta. Tabi bunca yıllık hayali kürdistan projeleri güme gitmek üzere. Onca maddi yardımın yanı sıra hayalleri  suya gömülmekte. Soruyorum size bunlar ağlamayacakta kim ağlayacak? Bize de bir daha ki bahara artık demekten başka söz düşmez herhalde. Veya pembe kar yağdığı zaman mı demeliyim. Hangisi doğru tabir olur bilemedim.

Dış güçler artık şunu iyi anlamalı ki TC’ devleti sınırlarında terör yuvalarının oluşmasına katiyen müsamaha  gösteremez. En yakın zamanda Türkiye Cumhuriyetinin göz kamaştırıcı askeri ve ekonomik gücünün farkına varmalarının onların çıkarına olacağını düşünmekteyim. Yapılan açıklamalara bakacak olursak bunu İngiltere’nin farkına vardığını, nitekim eskiye nazaran doğu ile batı arasında denge politikası izlediğini görmekteyiz. İngiltere şunu çok iyi bilmekte ki Türkiye karşıtı bir politika sürdürmek ile herhangi bir çıkar sağlayamayacağının farkında. Orta doğuda etkin bir rolü olmayan İngiltere bu nedenden ötürü sivri söylemlerde bulunmamakta birlikte Türkiye’nin meşru müdafaa hakkı vardır söylemlerinde bulunmaktadır. Bakalım yaygara koparan ülkeler daha ne tür açıklamalar ile karşımıza çıkacaklar merak ile tüm kamuoyu gibi bende beklemekteyim.

 


 

RUSYA VE İRANIN TUTUMU

Rusya’dan bağımsız olası bir Afrin operasyonu yapmanın sonuçları telafisi olmayan krizlerin doğurabileceği gibi operasyonun  haddinden fazla uzayabileceği kanısını gütmekteyim. Öncelikle şu tarz söylemlere katılmadığımı söylemek isterim. “Rusya izin vermeseydi Türk askeri Suriye topraklarına adım atamazdı”. Değil Rusya tüm devri alem karşımızda olsa yinede o harekatın gerçekleşmesi artık zorunluluk arz etmişti. Bundan dolayı ki her halükarda bir askeri operasyon gerçekleşebileceğini düşünenlerdenim. Neyse ki bu tür krizlerin yaşanmasına fırsat vermeden Rusya ile koordinasyon halinde operasyonu sürdürmekteyiz. Bana kalırsa Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonu Rusya için avantajlarının yanında dezavantajları da barındırmaktadır. YPG’nin varlığı Rusya’nın da işine gelmekteydi. Lakin çıkarlarını bir teraziye koyup tarttığında Türkiye’den yana tavır takınmanın faydasına olacağının farkına vardı. Kısacası akıllı bir seçim yaptı diyebiliriz Putin için. Hem bu sayede gün geçtikce Türkiye gibi önemli güce sahip bir NATO ülkesini yanına çekmek hem de ABD’nin dünya kamuoyunda ki itibarını azaltmak Rusya’nın işine gelecekti. Dünya medyasında “Amerikan destekli YPG güçleri Türkler tarafından bozguna uğratılıyor” manşeti bile Rusların zevkten dört köşe olması için yeterli bir neden olarak görebiliriz. Bu maddelerin yanında bölgede batı güçlerinin sesinin kısılması da Rusya’yı memnun eden en önemli faktörlerden.

Operasyon başladığı ilk günden beri Rus siyasilerin açıklamalarına bakacak olursak bizim lehimize açıklamalar yaptıklarını görmekteyiz. Rus dış işleri bakanı Lavrov’dan yapılan açıklamada bunun en somut örneklerinden biri olarak gösterilebilir. “ABD ya durumu anlamıyor ya da provakasyon yapıyor” sözü ile tüm bu gelişmelerin asıl ana sebebinin ABD’nin izlediği yanlış politika olduğunu vurguluyor.

İran ise harekata yönelik beyanları operasyonu destekten ziyade endişe ve kaygı duyduklarından terör gruplarının yeniden güçlenebileceğinden ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinden yana tavır göstermişlerdir. Şahsen ben Ruhani yönetiminin operasyona desteğini sunmasını beklerdim. Açıkçası Fransa ve İran cephelerinden gelen açıklamalara şaşırdığımı söylemek isterim. Neden Fransa’nın açıklamalarına şaşırdığımı birazdan belirteceğim. İran’dan İngiltere’nin yaptığı açıklamaya benzer bir açıklama beklerdim en azından. Rusya gibi İran’da çok iyi biliyor ki bizi bu yola itenin Amerikan politikalarının olduğunu. Lakin İran, Amerikan politikalarını eleştirmekten ziyade Avrupai bir tutum sergilemeyi şeçmiştir. En azından İran’dan yapılan ilk açıklamalara bakacak olursak Türk halkı olarak böyle algılamamızdan daha doğal bir vaziyet olamaz diye düşünüyorum. Şahsi düşüncem İran’ın daha çok Amerikan politikalarını eleştirel bir politika gütmesini beklerdim. Bu keyfe keder bir harekat değil, mecburiyetin doğurduğu bir harekat olduğunu bir çok ülke gibi İran hükumetinin de bildiği kanısındayım. Bu açıklamalara karşın Rusya ile olduğu gibi Afrin harekatında İran ile de askeri irtibat halinde olduğumuzu kamuoyuna yapılan açıklamalar ile öğrenmiş bulunmaktayız. Şahsen İran’dan yetkili ağızlarca yapılacak açıklamaları merak içerisinde takip edeceğim.

 


 

BATI BLOĞUNUN TUTUMU

Avrupa’nın söz sahibi ülkelerine bakacak olursak gelen tepkiler ve söylemler arasından beni en çok şaşırtan ülkenin Fransa olduğunu çok açık bir şekilde söylebilirim. Ya ben geçmişte gözden bir şeyler kaçırdım ya da biz bir yerde Fransa’nın kuyruğuna basmış olmalıyız ki acil olarak BMGK toplantıya çağıracak kadar işin boyutunu ileri taşıdılar. Böylesine bir çağrı olacağını kestirmemek hayal ürünü olur. Fakat bunun fitilini Amerika veya Almanya’dan beklerken Fransa’nın ateşlemesi, böylesine bir adım atması beni açıkçası şaşırttı. Fransa Macron ile birlikte tekrardan orta doğuda söz sahibi olmak istediğini, Fransa’nın orada daha etkin role bürünmesini istediğini herkesin bildiği bir gerçek. Bunun içinde Amerika’nın yaptığı gibi taşeron terör örgütlerinin kullanılmasından daha karlı bir yol yok. Olsa emin olun önce Amerika izlerdi bu yolu. YPG tarzı terör örgütlerinin ortadan kalkması bu nedenden ötürü Fransa’yı bu denli bir korkuya ittiğini düşünmekteyim. Bu harekat neticesinde Rusya bölgede tek söz haline gelecek, Suriye sorunu tamamen Rusya, Türkiye ve İran’ın eline bırakılacak endişesiyle tutuşan Fransa, şimdiye kadar çözüm önerisinden çok ortalığı karıştıranlar ne hikmetse Türkiye’nin hareketinden sonra Suriye konusunu acilen BMGK taşıma ihtiyacı uyandı. Fransa’nın yegane tek korkusu bölgede etkinliğinin azalacağı düşüncesi. Yanılıyorlar da sayılmazlar. Rusya’nın bölgede etkinliğinin daha çok artacağı sürpriz değil.

 

Almanya ve birçok Avrupa ülkesi ise itidal çağrısında bulunduğunu görmekteyiz. Almanya hükumeti operasyonu sert bir şekilde kınama yapmadığı için muhalefeti tarafından sert bir şekilde eleştirildiğini sosyal medya platformları sayesinde öğrenmiş bulunmaktayım. Neymiş efendim askeri ve savunma alanında ki işbirliği derhal sonlandırılmalıymış. Sanarsın ki ordumuz harekatı Suriye topraklarında değil Alman topraklarında gerçekleştiriyor. İnsan “Ne bu hiddet, bu celal” demekten kendini alıkoyamıyor.

Amerikan yetkililerin tutumu ise Avrupalılardan farksız, itidal çağrıları ve ateşkesten yana söylemlerde bulunduklarını görmekteyiz. Bölgede istikrarı bozmaya yönelik açıklamalara ise gülüp geçmekten başka bir şey yapamıyorum. Tekrar tekrar yazmak istemiyorum Amerika’nın iki yüzlülüğünü. Ne demiş atalarımız “Cahilden kork aslandan korkma”. Ne güzel demiş atalarımız öyle değil mi, sanırım bunların arasında medeni cahilleri en tehlikeli sınıf olarak sınıflandırmak absürt bir örnek olmaz. Biz asla yanlış yapmayız dünyanın kurtarıcısı biziz, karşımızda olan herkes kötülüğe hizmet ediyor kanısını güden Amerikalı siyasiler bu bakış açısında eleştirmeyi, kafasının dikine gitmeyi  daha ne kadar devam edecekler merak ediyorum. Lakin takındıkları Hollywood felsefesinin bir bedeli olduğunu her filmin bir sonu olduğunu bilmeleri gerekiyor. Kameralar karşısında aptalı oynamanın kısa vadede çıkarları doğrultusunda çözüm olsa da uzun vade de bir çözüm olmadığının hiçbir zamanda olmayacağının farkına varmalarını umut ediyorum. Yakın zamanda Kudüs olayında ABD’nin ne kadar yalnız kaldığını bütün insanlık şahit oldu. O çok eleştirdikleri Faşizm’in modern versiyonunu uygulamayı daha ne kadar devam edecekler merak ediyorum. “Benim masamdaki düğme seninkinin yanı sıra çalışıyor” tarzı polemik ve söylemler ile savaş çığırtkanlığı yapmak, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek kirli emeller içinde olmak ile ancak siyasi egolar tatmin edilir, insanlık adına tarihe yeni kara notlar düşülür. Gerçi o koltukta bazı kısımların çıkarına ters hareket eden insanları oturtmuyorlar orası da işin başka bir boyutu. Daha bu konu irdelenmesine irdelenirde konudan sapmak istemiyorum. Temenni ediyorum ki ABD bundan sonra bölgede taşeron örgüt arama telaşına düşmez ve gerçekten bölgede barışın sağlanması maksadıyla NATO’dan müttefiki olan TC’nin yanında hareket eder.

 


 

TEMENNİM

Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır.

Tarihte nice zaferler kazanan şanlı Türk ordusu, günümüzde emperyalist güçlerin kirli planlarını bozmak amacı doğrultusunda bölgeye barış ve huzur getirmek maksadıyla 20 Ocak tarihinde Zeytin Dalı harekatını başlatmıştır. Bilinmesi gerekir ki hiçbir mücadele fedakarlık yapılmadan kazanılmaz bu yolda şehit olan ve o kutsal mertebeye erişecek olan askerlerimize Allah’tan rahmet diler, gazilerimize Allah’tan şifa niyaz ederim. Biz sivil halka bu gibi olağanüstü hal ve durumlarda kenetlenmek ve askerlerimiz için dua etmek düşer. Özellikle Kürt kardeşlerim şunu iyi bilmeli ki biz Suriye’de terör örgütleriyle mücadele etmekteyiz. Bizi birbirimize kırdırmak isteyen provokatörlerin çağrısına kulak asmamak ülkemizin istikbali açısından büyük önem arz etmekte. Şahsi düşüncem zaten Kürt kardeşlerimin neyin ne olduğunu herkes gibi görmekte ve Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Alevisiyle, Lazıyla,  topyekün kenetlenmekte ve bu tür provokatörlerin çağrısına kulak asmamaktadır. Yabancı güçlerin Türkiye üzerinde kurduğu bilim kurgu, fantezi kurgusu tam anlamıyla dram ile sonuçlanmaya mahkum bırakılmıştır. İnsanımızın ileri görüşlüğü sayesinde evelallah daha bir çok sıkıntıdan daha alnımızın akıyla milletçe çıkacağız. Bir Türk genci olarak inancım bu yönde tamdır.

Şöyle bir güzel ülkeme baktığımda Kuva-yi milliye ruhunun hala ülkenin dört bir yanında nefes aldığını, gerektiği vakit ufak bir kıvılcım ile nice fedakarlıklar altına girecek bir millet görmekteyim. Zamanında dünyaya kafa tutmuş bir milletin torunlarına, terör örgütlerinden piyon kuklalar ile sınır çizmek, hayali devlet temelleri atmak, ülkeyi ikiye bölmek nasıl bir hayal gücünün ürünü gerçekten öğrenmek isterdim. Bu ülkede “on beşlilerin” ruhu ve cesareti olduğu sürece değil ülkeyi bölmek  bu ülkeden herhangi bir taş parçası bile elde edemeyeceklerini anlamalarını çıkarlarına olacağına düşünüyorum.

En büyük tehlikeyi kendi içimizde ki fikir ayrılıklarında görmekteyim. Dış mihraklardan ziyade Allah korusun günün birinde kendi ayağımıza sıkacağız diye korkmaktayım. Dış güçlere karşı kenetleniyoruz lakin kendi içimizde birbirimizi yiyoruz. Tarih sahnesinde geçmişten bu yana hep ön safhalarda yer aldık, hatta tarihi yazan bir milletiz fakat dersler çıkardığımız pek söylenemez. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında etkin rol oynayan nedenlerden birinin fikir ayrılığı olduğunu söylesek yalan olmaz.

Her şeyden önce birbirimizi seveceğiz, sevmesek bile birbirimize saygı duyacağız daha sonra tarihimize saygımız olacak. Atalarımızın arkasından küfür etmek kimseye bir kazanç getirmez. Hele ki Müslüman bir bireysen ölünün arkasından atıp tutmanın dinimizce de uygun olmadığı herkesin malumu. Burada sosyal medyadan atıp tutan insanları eleştirmek isterdim lakin bundan daha vahim olan şey ise okumuş görmüş sözde olgun insanların bile kanallarda boy gösterip iftira atacak kadar kendilerini zavallı bir hale bürünmeleri ve halkı çeşitli manipülasyonlarla beyinleri yıkaması bunun yanında hoca kılığında dini de bu işe alet etmeleri. Yazık ki ne yazık. İstiklal mahkemelerinin tekrar kurulmasını ne kadar çok isterdim anlatamam size. Bu şarlatanların insanımızın beynini yıkayarak kışkırtmaları, bunun sonucunda gençlerimiz sokakta ve sosyal medyada ağza alınamayacak yorumlar yapmalarına vesile olan bu insanlar, bunların vebalini nasıl verecekler acaba.

Net bir şekilde belirtmek istiyorum. Mete handa bizim, Fatih’te bizim, Mustafa Kemal’de bizim, Tayyip Erdoğan’da bizim değerimiz. Eleştiri, eleştiri, fikir ayrılığı elbette olacak fakat neden bunun boyutunu ayarlayamıyoruz. Yeri geldi mi kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz burada hiçbir sorun yok fakat gün geliyor kendi içimizdeki fikir çatışmalarından ötürü kendi ayağımıza sıkacak raddeye geliyoruz. Bir düşünün bizde ki tarih, şan hangi ülkede var. Çok samimice soruyorum hangi ülkede var? Günümüzün süper gücü ABD tarihi ne ? Bizi biz yapan en büyük etken ne ? Tabi ki tarihten gelen asaletimiz ve milli duruşumuz. Biz dedelerimize kin beslersek ne olur? Birbirimize saygımız olmaz, Kuva-yi Milliye ruhu can çekişir hale gelir. Buda emperyalist devletlerin ekmeğine yağ sürmek olur. Bir ülkeyi bir yapan, kenetleyen en büyük faktörlerden biri tarihten gelen kültürel bağlardır. Bu milli bilinç hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Beyin yıkayan vampirlerin, vatan hainlerinin ve sapıkların bu ülkenin ekmeğini yemesi, suyunu içmesi bile zoruma gidiyor. Beyin yıkayan vampirler benim gözümde ki konumları vatan hainlerinden farksız. Genç zihinlere virüs aşılayan, gerçek dışı iftiralarla beyin yıkayan, değerlerimize kin gütmesine sebep olan insanların bu ülkenin çıkarına çalıştığını söylemek vatana ihanetin ta kendisi olur. 

Yazımı sonlandırmadan önce ülkemizdeki halihazırdaki en büyük tehlikelerden biri olan fikir çatışmasına ve türeyen vampirlere değinmek istedim. Umarım kaygılarımı net bir şekilde dile getirebilmişimdir. Uzun lafın kısası biz kendi ayağımıza sıkmadıkça yedi düvelde gelse bizi parçalayamaz, yeter ki her daim tek yumruk olalım. Türk demek teşkilatlanmak demektir. Var mı bizim gibi kenetlenen başka ülke? Bu nedenden ötürü dış güçlerin oynadıkları satranç oyununun sonunu görmeye ömrümün yeteceğini düşünmemekteyim. Daha çok kirli hamleleri olacaktır, dış güçler tarafından. Onlar hamle yaptıkça bizde püskürtmekten yorulmayacağız Allah’ın izniyle. Son olarak eskiden kaleme aldığım bir şiir ile yazımı sonlandırmak istiyorum. Sözlerimi sonlandırırken bu vatan uğruna kanını akıtıp bayrağımıza renklendiren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Unutulmamalı ki Allah her zaman mazlumun yanındadır.

 

Her Türk gencinin hayalidir,

Hilal uğruna mücadele etmek.

En büyük emelidir Mehmetçiğin,

Yıldızlar altında şehadet getirmek.

Kahramanlar can verir,

Nice Fatihler, Nice Kemallere.

Emindirler ki ay ve yıldızın ezgisi,

Hiçbir zaman bitmeyecek…

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here