Zamanla Anlamak

0

Zamanla Anlamak

Özellikle kadınlar 14, 15 yaşlarındayken kendilerini hayatı yutmuş, tanımış ve her türlü zorluğa göğüs gerecek kadar güçlü zannederler. Bizim henüz çocuk dediğimiz bu yaşlar onlar için yetişkin çağlardır.. Komik ama eskilere giderek kendinizi yoklarsanız bunun gerçekliğini anlarsınız.
Yaşımız ilerledikçe büyümez küçülürüz üstelik. Bazen 45 yaşında salıncakta uçarak sallanmanın tadını çocuk gibi alırken, bazen 60 yaşında torunlarla oynaşıp çocuklaşırız.
Peki kendi içimizde, hayata bakış açımızda aslında ne zaman büyüdüğümüzün farkında oluruz, bunu ne zaman anlarız?

Kendimden yola çıkarak kaleme almak istedim ancak benim gibi düşünen pek çok kişinin varlığından eminim.

Uzunca bir süre dış güzelliğin önemini hayatıma yerleştirmişken bir süre sonra iç güzelliğin önemi, hayatımda daha fazla yer kaplıyor.
Artık saç boyası, makyaj, birbiriyle uyumlu kıyafetler ve şık ayakkabıların yerini; yavaş yavaş kendisinden bir şeyler öğrenebileceğim kadar iç güzelliğiyle giyinmiş insanlara bırakması beni daha çok mutlu ediyor. Yine kendime bakıyorum, özen gösteriyorum ama eskisi gibi önemsemeden yapıyorum bunları.
Kalabalık arkadaş ortamları yerine, uzun zamandır kitap, müzik ve bir tane dostla ettiğim sohbetler daha çok ilgimi çekiyor.
Aynaya bakınca eskiden sahip olduğum incecik fiziğimin yerini, ince zevklerime ve ince fikirlerime bırakmanın mutluluğunu duyuyorum.
Belki atamadığım kilolarımı, hayatımdan attığım gereksiz insanlar kadar bile önemsemiyorum. Böyle olunca kilolarım bile ağırlık yapmıyor.
Başıma ne gelirse gelsin, herkesin bir sıkıntısı olduğunu anlayacak kadar serinkanlıyım artık. Ne mutsuz olmayayım diye ne de çok mutlu olayım diye bir çabam yok. Çünkü insanın hayatta çabalaması gereken tek şeyin; herkesi ve her şeyi olduğu gibi kabullenmek olduğunun farkındayım.
Eskiden abarttığım her dramatik olaya bu gün komedi gözüyle bakabilmem ise artık çok iyi görmeyen gözlerimin eseri. Yaşlı görüneceğim diye takmadığım gözlüğümü, şimdi takıp kendime yakıştırabiliyorum.
İnsanlara haklı olduğumu gösterme çabasından vazgeçtim. Onun yerine kendime anlatıyorum her şeyi ve konuşarak rahatlamak için insanları kullanmıyorum. Dua etmenin çok daha fazla getirisini anlamak, insanları anlamakla paralelmiş, onu yaşıyorum.
Geçmişten gelen bir dostum varsa ona sarılıyorum, onunla bile mesafenin doğruluğuna inanıyorum.
Sevdiğim biri tarafından gözardı edilmek, dünyanın sonunu getiriyordu bana. Artık yeni başlangıçlar sunuyor, beni istemeyene “uğurlar olsun” diyorum.
Eylemlere değil düşüncelere inanıyorum. Düşünce gücünü eyleme çevirmenin zevkini yeni yeni yaşıyorum..
Ölüme yaklaştığım her an hayat değerini yitiriyor gözümde. Hayatı ölüme götüren bir araç olarak kavramaya çalışıyorum.
Bütün bunları yaparken vazgeçmediğim alışkanlıklarım da oluyor. İyilik yapmak, her şeye merhametle yaklaşmak ve çevreme faydalı olmak gibi.
Kendimi hiç tanımadığım, tanıtamadığım için üzülmüyorum artık. Çünkü biliyorum ki hayat; geçmişi geçmişte bırakacak kadar uzun, geleceği düşünmeyecek kadar da kısa.

İşte en önemli şeyin geçmişten gelirken, silkelenerek yürüyüp, geleceğe tertemiz koşmak olduğunun farkındayım galiba…

Sevgiyle Efendim..

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here