Yeryüzü, Hüznü Avutabilecek Gibi Değil

1

Bir kitaba başlamak yeni bir hayata başlamak gibi oluyor çoğu zaman.

İçindeki karakterlerin derdine üzülüp, onlarla beraber sevinebiliyoruz. Bazen beraber ağlıyoruz, bazen beraber gülüyoruz. Hayatın onca karmaşasından, kendi gerçeklerimizden kaçıp sığındığımız bir liman oluyor bize. Sağanak sağanak yağan sıkıntılarımızdan uzaklaşıp yeni bir keşfetmiş gibi uzaklaşıyoruz. Gerçek olmasa da avutabiliyor bizi en azından bitene kadar.

Ne kadar çok kitabımız varsa kadar şanslıyızdır. kadar çok keşfedebileceğimiz yeni dünyalarımız vardır çünkü. Gerçek dünyanın hapishanesinden kurtulabileceğimiz yeni dünyalar…

Bir kitaplık kitap demek, bir kitaplık kitap kadar kaçış yolu demektir. Kütüphane demek ise gölden kurtulup okyanusta can bulan büyük balık demektir. İstediği yere istediği şekilde yüzebilir. Hayallerini istediği yöne çekebilir. Kendini acılarından soyutlayabilir. Bitene kadar tabii ki…

Avunacak şeyleri olmayan insanlar olarak kitaba sığınmak ne de güzel bir kaçıştır. Kitapta yaşadığın acı bile gerçek değil ortak olsan da yaşananlara. Hissedersin ama ırgalamaz. Keşke gerçek hayatta böyle olsa. Hislerde sorun yok ama yaşantımızı etkilemese mesela yaşadığımız kötü olaylar. Dört duvara kendimizi kapatacak kadar incinmesek..

Kitaplarda teselli bulma çabamız her zaman sürecek. İnsanlar bu kadar kırıcıyken, hayat bu kadar yorucuyken, kimse gerçek yüzünü göstermezken en mantıklı karar kitaplara sığınmak. Kitaplar zarar vermez, kalbinizi kırmaz. Size katacağı şeyler mutlaka olur ama sizi eksiltmez. Yaralamaz ya da yaralı bırakmaz. Yaralarınızı sarar. Uyuşturur sizi, unutturur. İçine daldıkça çeker kendine daha da.

Onarılmaz yaraları var çoğu insanın. Bir şeylere sığınma isteği. Bir omuz. Teselli bulacak bir şeyler arar çoğu insan. Bazıları yanlış kişilerde tüketir kendini, bazıları kendini herkese kapatır. Sarılmaz yaraları vardır kimilerinin. Saracak tek kişi de yoktur artık. Kendisi de saramaz. Kalakalır öyle. Kendini kitaplara adar en son, keşfederse o da. Teselli bulma çabaları son bulur. Kitaplar mendil olur ona, sayfa sayfa teselli olur. Onu avutur. Omzunu uzatır ona. Gel der, gel de yasla başını bana. Gel, teselli edeyim seni. Gel, seni avutayım.. Sarayım yaralarını, sana unutturayım. Uyuşturayım acılarını… Kim hayır der ki ?.. Hele de böyle derin acılar çekiyorken.. Acı en derinine işlemişken.. Koşarsın kitaplara sende. Nefes nefese.. Kendini avutmak istercesine. Yaralarını sarmak istercesine, kimseye göstermek istemediğin yaralarını. İçindeki acılarını, derin sızılarını. Kendi hapishanenden kurtulmak istersin. Beyninin içine hapsettiğin hislerini. Hücre hapsi bir de.. Öyle kolay da sindirilemeyecek hele de..

Kurtulduğun hücreden nefes almanın keyfine varırsın. Onaramadığın yaraların iyileşir zaman geçtikçe. Teselliler işe yarar. Uzatılan omuz güven verir, rahatlatır. Günden güne iyileşirsin. Unutur musun? Hayır. Ama uyuşturursun..

Umarım bir gün bütün insanlar anlar asıl tesellinin insanlardan değil de kitaplardan geleceğini.. Onların sizi asla bırakmayacağını, terk etmeyeceğini. Yeni dünyaların kapılarını açacağını. Bizi kendi içimdeki hapishaneden kurtaracağını.

Umarım herkes yüreğine iyi gelecek gerçek kitabı bulabilir. Çünkü yeryüzü hüznü avutabilecek gibi değil . .

Selam ve dua ile .. 🙏🏻

Nazmiye

Nazmiye

Çayın da derdi var, dedi adam..
Ateşler içinde yandığına göre,
Unutulduğunda soğuduğuna göre,
Bekleye bekleye acıdığına göre
Var bir derdi.
Nazmiye

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here