Yasak Aşk “Şarap”

2
71

Yasak Aşk “Şarap”

Gün geceye dönerken, şöminede yanan ateş sönerken son yudumlarını içtiğin o şarap. Kırmızının en güzel tonlarından biri. Sallanan bir tekneden denizi izlerken, üzerinde ki battaniye senden kurtulmak için beklerken; bir elinle battaniyeyi sıkıp bir elinle de yarısı boşalmış kadehi tutarsın ya hani. Şarap. İçtiğin her yudumda seni alır da denizin geceyle birleştiği noktaya bırakıverir. Oralarda salınırsın en güzel hayallerinle. Kırmızı hayaller. Dur bir dakika! Aşkın sarhoşluğu seni de mi vurdu yoksa? Bir yudum daha…

Bütün çağlar boyunca en çok tercih edilen, en kibar ve en yararlı içki türü olarak tarihin hemen hemen her sayfasında yer almış olan şarap Akdenizlilerin sofralarından eksik etmedikleri bir içecektir.

Bu sarhoşluğun kaynağı nereden geliyor peki biliyor musun? Yoksa bilmiyor musun? Bilmiyorsan eğer, gel birlikte öğrenelim.


Şarap Nedir ve Nasıl Yapılır?

Özel günlerde mutluluktan içilen, yalnızlığa katık edilen; çoğu zaman romantizmi simgeleyen şarap. Peki ya nedir şarap? Genellikle üzümün (Başka meyvelerden de olabiliyor.) fermente edilmesi ile üretilen alkollü bir içecektir şarap. Peki ya bu yasak aşkın yapılışı nasıldır derseniz eğer; bağ bozumu zamanında özenle üzümler dallarından ayrılır. Dalın ve üzümün birbirlerine olan aşkı bu sayede sona erer, fakat; ne üzümün yolu burada biter ne de dalın. Dallar bir sonra ki bağ bozumunu hasretle beklerken üzümler yeni bir yolculuğa çıkacaktır. Ayrılığın en tatlı halini yaşayan üzümler toplandıktan sonra özenle ezilir. Bu aşamadan sonra üzümde doğal olarak bulunan maya; üzüm suyunda ki şeker ile birleşerek ve aşamalı olarak bu şekeri tüketerek sizlere mayhoşluğu veren alkole dönüşür. Ve üzümün dalından ayrıldıktan sonra ki yolu yasak aşk olan Şarap olmaktan geçer. Üzüm şarabı aşkın ve tutkunun temsili olan kırmızı, saflığın ve sağlığın temsili olan beyaz ve pembe olabilir. Bununla birlikte köpüklü şaraplar da bulunur. Şarapları birbirinden ayırmanın bir yolu da içlerinde ki şeker miktarıdır. İçlerinde bulunan şeker miktarlarına göre ise; sek, dömi-sek, yarı-tatlı ve tatlı olarak dört farklı sınıfta inceleyebiliriz. Her meyveden şarap üretmek mümkün müdür? sorusunun cevabı ise; evet her meyveden şarap üretilebilir ve üretilen bu şaraplara meyve şarabı adı verilir. Bununla birlikte dünya genelinde üretilen şarapların büyük çoğunluğu üzümden üretilmektedir.

Arpa ya da nişasta içeren bitkilerden üretilen edilen içecekler şarap sayılmaz. Genel olarak üzümden ve meyvelerden üretilen şarabın en iyi içme süresi 10 yıldan sonradır ve hemen hemen 40 yıla kadar içilebilir. Yıllandıkça güzelleşen bir içecektir şarap. Bununla birlikte uzak doğuda sık sık tüketilen bir şarap türü olan pirinç şarabı; pirincin buhar ile pişirilip mayalanması ile elde edilen şaraptır.

Başlıca beyaz üzüm türleri ise; Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir, Shiraz/Syrah, Zinfandel, Nebbiolo, Sangiovese, Tempranillo, Aglianico, Gamay, Grenache, ve Barbera başlıca kırmızı üzüm türleridir. Chardonnay, Riesling, Sauvignon Blanc, Pinot Gris/Pinot Grigio, Gewürtztraminer, Chenin Blanc, Muscat, Pinot Blanc, Sémillon, Trebbiano ve Viogner’dir.


Şarabın Kullanım Yerleri 

Sadece eğlenmek, kutlama yapmak, biraz olsun kafa dağıtmak ya da hüznün yanına arkadaşlık etmesi için içilmiyor şarap. Elbette başka kullanım alanları da var. Bu alanlardan dinde kullanılan şarap; Hristiyanlıkta Kudas Ayininde hiçbir katkı maddesi eklenmeden kullanılır. Peki ya Kudas Ayini nedir? Kudas Ayini; Hz. İsa’nın havarileri ile yemiş olduğu son yemeği anmak için şaraba ekmek batırılarak yapılan bir Hristiyan ayinidir. Sadece dinle de kalmayıp eczacılık alanında da kullanılıyor.  Tıbbi Şarap adı altında; içine bir takım maddelerin çözünmesi ile içilen ilaçtır. Genellikle alkol miktarı en az 11 olan kırmızı ve beyaz şaraplar tercih edilir. Bir de edebiyat alanında kullanımı var elbette. Renginin hoş bir kırmızı olması nedeni ile sevgilinin dudağını ve aşığın kanlı göz yaşını temsil eder. Bir kadehi anımsatan şekli ile lale ve kırmızı rengi ile gül de şarap olarak tanımlanır. Bundan dolayı da tekkelerde saki adında dağıtılan şarap Allah’ın bir rahmeti olarak görülür. Edebiyatta mecaz olarak kullanılan şarabın diğer adı da “Mey”dir.


Ülkelere Göre Şarap Üretimi

Dünya üzerinde 7 milyon 647 bin ve 743 hektarlık bir alanda bağcılık yapılıyor. Bununla birlikte dünyada yıllık üzüm üretimi ortalama 65-66 milyon ton olup, Türkiye’de 530 bin hektar bağ kullanılıyor. Bu bağlardan sağlanan yaş üzüm üretimininse 90-110 bin tonu şarap için kullanılıyor.


Şarap Tadımı

Şarap tadımı ise bildiğimiz şarabı içerek tadını beğenip, beğenmediğimizi söylemek kadar basit bir iş değil ne yazık ki. Şarap tadımı için genel bir tanım yapacak olursak eğer; duyulara dayanarak şarapların değerlendirilmesi diyebiliriz. Fakat sadece tat alma duyusuna değil, görme, koklama ve ağız duyusuna da hitap eder. Bundan dolayı sadece profesyonellerin değil amatörlerin de severek yaptığı bir uğraştır. Yine de şarap tadımı ciddi bir iş olarak görülür ve konsantrasyonun yanında tecrübe de gerektirir. Çok fazla çeşidi ve farklı yapım teknikleri bulunan şarabın tadım aşaması için deneyim ve uzmanlık gerekmektedir. Profesyonel olarak şarap tadım işlemi ile ilgilenenlere “Sommelier” denir. Bununla birlikte bu iş günlük hayatlarına da etki eder. Dilin tat alma hassasiyetini korumak zorunda olan bu kişiler; aşırıya kaçacak acılardan, ekşili ve tuzlu yiyeceklerden uzak durmalıdırlar. Şarap tadım işleminin sıralaması ise şu şekildedir; koku değerlendirmesi, renk değerlendirmesi, tat değerlendirilmesi ve şarabın servisinin değerlendirilmesidir. Şimdi ise şarabın tarihçesini öğrenelim.


Şarabın Tarihi

Aslına bakarsanız ilk şarabın ne zaman ve kimler tarafından yapılığı ile ilgili net bir bilgi yoktur. Bundan dolayı da asmanın doğal olarak yetiştiği bir yerde oluşmuş olabileceği düşünülüyor. Bu da MÖ. 3500 yıllarında gerçekleşmiştir. Arkeologlar, kazılardan elde edilen üzüm posalarından üzümün doğal ya da düzenli ekim ürünü olup olmadığını tespit edebiliyor. Düzenli ekime ait ilk izler ise; MÖ 7000 yıllarında Kafkasya’da bulunmuştur. Fakat tabi ki üreticilik bu yıllarda başlamamıştır. Üreticiliğin başlaması ise; şarabın saklama yönteminin bulunması ile olmuştur. Şarabın en çok tüketildiği ve etkilediği medeniyetler ise; Yunan, Roma, Mısır ve Babiller olmuştur. Eski Mısır’da şarap listeleri ve duvarlarda şarap resimleri bulunmuştur. Mısırlıların şarap konusunda kendilerini geliştirdiğini, ilk üzüm bağlarını oluşturdukları, üreticileri belirledikleri, bağ bozumu ve şarap çeşitlerini kayıt tuttuklarını söyleyebiliriz. Bunun haricinde Babiller ise şarap dükkanlarının işletilmesinin üzerine ilk kanunları çıkarmışlardır.

Tarih boyunca şarabı tadan ve üreten medeniyetlere rastlamak mümkündür. Bununla birlikte şarabın insanlar üzerinde ki etkileri ise her zaman var olmuştur. Bunlardan bazıları ise; M.Ö. 2700 yıllarından kalma Sümerlere ait yazıtlarda tanrıça Gestin “Ana asma kökü”, tanrı Pa-Gestin-dug “İyi asma” ve onun karısı Nin-Kasi “Sarhoş Eden Meyve” karşımıza çıkmaktadır. Eski Mısırda ise Osiris’in “Şarap Tanrısı” olmasına rağmen, şarap hakkında “tanrı Horus’un gözyaşı” veya “güneş tanrısı Ra’nın teri” gibi tanımlardır.

Şarabı en çok tüketen ve buna bağlı olarak ta en çok etkilenen medeniyetlerden ikisi Yunan ve Roma uygarlıklarıdır. Mitolojiye göre; Zeus’un oğlu olan Dionysus üzüm asmasını Anadolu’dan Yunan yarım adasına taşımıştır. Dionysus’un ikinci kez doğumu bir tanrıçadan değil de bir insandan olmuştur. Bu durum ise Hz. İsa’nın ölümlü bir kadın olan Meryem Ana’dan doğmasına benzemektedir. Hristiyan inançlarına göre Hz. İsa’nın kendini asma ve kanını da şarap olarak tanımlaması, eski Yunanistan’da da Dionysus’un kendini asma ve kanını da şarap olarak tanımlamasıdır. Yunanistan’da aristokrasinin yükselme döneminde en belirgin olan ekonomik faaliyetler ise; şarap üretimi ve ticaretidir. Bu dönemde bu ticaretle ve üretimle uğraşan köylü sınıf zenginleşmiş ve şarap soylu içkisi olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte sınıfsal ayrımın başlamasında ki en büyük etkenlerden biri de şarap üretimi ve ticaretidir. Daha sonraları eski Yunan uygarlığı etkisini kaybeder ve yeni güç olarak ortaya çıkan Roma Dionysus’u Bacchus olarak kültürüne uyarlamış ve şarap kültürünü devam ettirmiştir. Bir süre sonra Anadolu’da bulunan köleler, Lidya şehrinde ki yoksullar ve kadınlar Şarap tanrısı olan Baccush’ü ilahi bir kurtarıcı olarak görmeye başlamıştır. Anadolu içinde yayılmaya çalışan Hristiyanlık Baccush’ü sevenler topluluğunu ve sembollerini sahiplenerek şarabı Hristiyan kültürünün ve ayinlerinin bir parçası haline getirdi. Roma’nın yıkılma dönemlerinde Hristiyan keşişleri şarap kültürünü yaşatıp geliştirdi.

Bu keşişler yüzyıllar boyunca toprak seçme, toprağa uygun asma seçme, asmayı aşılama, budama, bağ bozumu zamanlaması, yağmurun ve güneşin etkileri ve mayalanma üzerine araştırma yapıp yeni teknikler geliştirdiler. Bunları neden yaptılar? sorusunun cevabı ise; Orta Çağ’da şarap ticaretini yönetenlerin kendileri olmasıdır. Bu nedenle de yapım teknikleri ve püf noktaları daima onlarda kaldı. Buna bağlı olarak oluşan bilgi birikimi; ortaya çıktığı ilk yer olan Anadolu’da değil de Fransa’da gerçekleşti.

Dünya üzerinde çok önemli bir yer tutan şarap; festivallerde, dini törenlerde içilmiş olmasının yanı sıra tarihte ve günümüzde de ilaç ve antiseptik olarak ta kullanılmakta. Aslına bakarsanız Orta Çağ Avrupa’sında şarap ve bira lüks bir tüketim değil de bir ihtiyaç olarak görülmüştür. O dönemde şehirlerin su sistemlerinde pislik ve hastalık olmasından dolayı şarap ilaç olarak kullanılmıştır. Şehir sularını sade içebilmek için içine şarap karıştırılıyordu. Bundan dolayı da şarap tüketimi artmış ve İngiltere ile Fransa arasında ki şarap ticareti de buna bağlı olarak artmıştır. Bu yüksek tüketim miktarı uzun yıllar boyunca şarap ticareti ile uğraşan ve üretim yapan insanlara kazanç sağlamıştır. 17. yüzyılda kesinleşmiş olan “Kaliteli Şarap” terimi ise şu şekilde ortaya çıkmıştır; eski şarabın dayanıklı olmaması nedeni ile şarap fiyatları düşürülmüştür. Fakat 1714 yıllarında Parisli bir tüccar, bir Bordeaux şirketine “iyi kalitede, eski, koyu renkli, kadife okşayıcılığında” diye tanımlanan bir şarap ısmarlıyordu. Bundan dolayı da şarabın mahzende saklanarak yaşlandırılma tekniğini Bordeaux Meclisinin başkanı ve aynı zamanda Chateau Haut-Brion’un sahibi olan Arnaud de Pontac’in geliştirdiği düşünülüyor. Bu tarihlerde kaliteli şarap olarak tanımlanan bu şaraplar normal şaraplara oranlara 3 katı pahalıydı.

1800’lü yılların ortasında ortaya çıkan bir salgından dolayı Avrupa’da ki şarap üretimi büyük bir darbe yaşamıştır. Yaklaşık olarak 50 yıl şarap üretimi yapılmamış ve bir çözüm bulunamamıştır. Sorun ise; Phylloxera salgınıdır. Phylloxera; toplu iğne başı kadar bir böcektir. Avrupa’ya ise Amerika’dan gelen gemi yüklerinden gelmiştir. Bu küçük böcekler asmaların köklerini kemirmiş ve 50 yılda tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Sonunda bulunan çözüm ise Amerika’dan gelmiş olan ve Phylloxera böceklerine bağışık olan asmalardır. Bu asmalar Avrupa şarapçılığını kurtarmıştır.


Türkiye’de Şarapçılık

Bağları açısından bakıldığında şarap üretiminde beşinci sırada yer alan Türkiye, verimliliğinin düşük olması ve şarapçılığın gelişmemiş olmasından dolayı dünya üzerinde çok ta büyük bir öneme sahip değil. Üzüm üretimine ve kullanım alanlarına bakacak olursak eğer; bunların %40’ı taze olarak, %35’i kurutularak, %23’ü pekmez, pestil, şıra ve bunlara benzer ürünler yapılarak tüketiliyor. Geriye kalan yüzde 2’lik bir bölüm ile de şarap yapılıyor. Yüzdenin bu kadar düşük olmasından da anladığımız kadarı ile Türkiye’de şaraba verilen önemin az ve üretimde eksikliğin görüyoruz. Bölge olarak ayırdığımız takdirde ise; Trakya ve Orta Anadolu^da yüzde oranları daha yüksek. Bu bölgelerde yapılan üzüm üretiminin %20 veya &40’ı şarap yapımında kullanılıyor.

Türkiye’de Şarap Üreten Bölgeler ve Üzüm Çeşitleri

ο Trakya Bölgesi ⇒ bu bölge de üretilen üzüm çeşitleri ise; Yapıncak, Papazkarası, Beylerce, Karasakız, Adakarası, Kuntura, Gamay, Altıntaş, Vasilaki, Ufakkara, Semillon blanc, Claret, Pinot noir, Traminer, Furment, Silvaner, Sauvignon blanc’tir.

ο Ege Bölgesi ⇒ Bu bölge de üretilen üzümler ise; Foça karası, Çalkarası, Beylerce, Bornova misketi, Çekirdeksiz, Carignane, Grenache, Semillon, Colombard, Merlot, Chardonnay, Alicantebouchet, Muscadella, Furment, Harslevellü, Cabernet sauvignon’dur.

ο Orta Anadolu Bölgesi ⇒ Bu bölge de üretilen üzümler ise; Kalecik karası, Kalecik beyazı, Emir, Dimrit, Narince, Hasandede beyazı, Çubuk karası, Papazkarası, Çatalkara, Ankara siyahıdır.

ο Güney Anadolu Bölgesi ⇒ Bu bölge de üretilen üzüm çeşitleri ise; Dökülgen, Öküzgözü, Kabarcık, Akgemre, horoz karası, Sergi karası, Dımışkı, Şiffoni.

ο Doğu Anadolu Bölgesi ⇒ Türkiye ve bölge olarak en kaliteli ve lezzetli şarabı veren üzüm çeşitleri Öküzgözü ve Boğazkere’dir. Bu üzümler ise Elazığ’da yetiştiriliyor. Urfa ve Kahramanmaraş’ta ise; şaraplık üzüm çeşitleri taze olarak tüketiliyor.

Şaraplık Yerli Üzüm Çeşitleri

Türkiye’de yetişen şaraplık yerli üzüm çeşitlerini iki grupta inceleyebiliriz. Bunlar; kaliteli beyaz şaraplık üzümler ve kaliteli kırmızı şaraplık üzümlerdir.

Kaliteli Beyaz Şaraplık Üzümler:

ο Emir; Niğde ve Nevşehir çevresinde yetiştirilen ve oldukça fazla tüketilen üzüm çeşididir.

   ο Narince; Hoş bir kokusu bulunan bu üzümden üretilen şaraplar daha hafif olmakla birlikte genellikle sofra şarabı olarak biliniyor. Tokat ve çevresinde yetişen bu üzümler, özellikle Kazova ilçesinde çok fazla üretiliyor.

 ο Misket; Yoğun aroması ile bilinen Misket üzümü, İzmir Bayraklı ve Bornova’da eski zamanlarda yetiştirilen çok kaliteli bir üzüm çeşididir.

ο Hasandede; Ankara ilinin Hasandede ve Keskin ilçelerinde yetiştirilen fakat son zamanlarda yoğun yapılaşma nedeni ile üretimde düşüş yaşamış oldukça lezzetli ve kaliteli beyaz şaraplık üzüm çeşitlerinden birisidir.

Kaliteli Kırmızı Şaraplık Üzümler:

ο Kalecik Karası; En çok Kırıkkale’nin bir ilçesi olan Keskin’de yetiştirilen ve son dönemlerde Ankara’nın doğu bölgesi ile Nevşehir’in Ürgüp ilçesi çevresinde de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Rengi koyu kırmızı-siyah, kabukları kalın olan bu üzüm oldukça suludur.

ο Öküzgözü ve Boğazkere

İki üzüm çeşidinin birlikte anılmasının sebebi ikisinin karşımı ile farklı şaraplar elde edilmesidir. Bu iki üzüm çeşidi de Elazığ’da yetiştiriliyor. Öküzgözü üzümünden üretilen şaraplar özel bir kırmızı renktedir ve bununla birlikte kendine özel bir kokusu vardır. Genel olarak sofralık üretilen bu şarabın tadı lezzetlidir. Boğazkere üzümü ise genellikle tek başına şarap üretiminde tercih edilmez. Sebebi ise tek başına kullanıldığında ortaya çıkan şarabın buruk, kaba ve bir hayli ağır olmasıdır. Bundan dolayı da Öküzgözü ile birlikte değerlendirilir.

ο Papaz Karası; Genel olarak Kırıkkale’de yetiştirilen bu üzüm çeşidinin rengi ve kokusu kendine özgüdür.

 ο Çalkarası; Denizli ve Çal çevresinde yaygın olarak yetiştirilen bu üzüm çeşidinin son yıllarda yaşanan dejenerasyonla birlikte renginin açık olması kırmızı şaraplık olarak değerlendirilmesini önlüyor.


Hangi Şarap Hangi Kadehte İçilmelidir?

Şarabın tadı, kokusu, görünümü haricinde önemli olan bir şey daha var ki bu da şarabın içilmesi gereken kadeh tipi. Üç ayrı sınıfta inceleyebileceğimiz kadeh tipleri; köpüklü şarap kadehi, beyaz şarap kadehi ve kırmızı şarap kadehidir.

 ο Köpüklü Şarap Kadehi

Meyveli ve üzüm şarapları haricinde bir de köpüklü şarap türleri vardır. Bu şarap türlerini içeceğimiz kadeh olan köpüklü şarap kadehlerinin bardak ve ayak kısımları uzundur. Kadehlerin şarap konulan kısmı, içinde bulunan gaz taneciklerinin seyrini uzatmak ve güzelleştirmek amacı ile mümkün olduğunca dar ve uzun bir şekilde yapılır. Peki ya ayak kısmı neden uzundur? Bu kadehlerin ayak kısımlarının uzun olmasının sebebi ise, kadehin şaraplı bölümünden tutularak elin ısısının şaraba geçmemesidir. Zira köpüklü şarap türleri soğuk tüketilir.

ο Beyaz Şarap Kadehi

Beyaz şarap kadehlerinin şarap konulan kısmının hacmi az ve ayak uzunluğu da kırmızı şarap kadehine göre daha uzun olur. Nedeni ise aynı köpüklü şaraptaki gibi, şarabın ısınmasını önlemektir.

ο Kırmızı Şarap Kadehi

Kırmızı şarap kadehleri, ağız kısmına doğru daha geniş ve ayak kısmı ise kısadır. Bunun sebebi ise; bardağın elimizden aldığı ısıya bağlı olarak şarabın aromasının daha iyi algılanmasını sağlamaktır.


Şarabın Faydaları

Birçok alanda kullanılan ve tüketimi tarihten günümüze kadar ilaç olarak da tercih edilen şarabın insanlara faydalarını öğrenmek ister misiniz?

? Şarap en önemli antioksidanlardan birisidir. Antioksidan ne işe yarar derseniz eğer; yağların oksidasyonunu yavaşlatan maddedir.

? Şarap serbest radikallerin zararlarını engeller.

? Şarap içmek kan dolaşımını hızlandırır.

?Şarap; kanda bulunan kötü kolesterolü azaltır ve buna bağlı olarak iyi kolesterolü de yükseltir.

?Şarap tüketimi koroner kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.

?Şarap tüketimi vücutta tümör oluşumunu engeller.

?Kolesterolün okside olup damar çeperine yapışarak damar sertliği yapmasına engel olur.

?Şarap tüketimi kansere karşı vücudu korur.

?Bağışıklık sistemini güçlendirir. (Not! Bunlar sadece dozunda tüketildiğinde görülen etkiler. Fazlasının zararı olduğunu her zaman hatırlayın!)


Bunu Biliyor muydunuz? 

Kopenhag Üniversitesi Koruyucu Tıp Enstitüsü’nün 1995 yılında yayınladığı bir çalışmasında, yaşları 30 ile 70 arasında değişen, 6051 erkek ve 7234 kadın tam 12 yıl boyunca gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda ise; düzenli ve çok aşırı olmamak kaydı ile, dozunda yani ki bu da bir kadeh yapıyor, her gün içenlerin daha uzun ömürlü olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni ise; şarabın kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları başta olmak üzere bunlar gibi kalıcı hasara veya ölüme sebep olacak hastalıklara karşı dayanıklı olmayı sağlamasıdır. Kanın akışkanlığını azaltan şarap kalp krizi riskini azaltıyor. Bununla da kalmayıp kalp ve dolaşım sistemi haricinde ki hastalıklara karşı da koruyor. Örnek verecek olursak eğer; bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor ve antioksidan maddeler sayesinde kanser hastalıklarına karşı koruma altına alıyor.


Bazı Şarap Türleri

Arnavut Şarabı

Eşsiz bir tatlılık ve yerli çeşitleri ile tanımlanan Arnavut şarabı; 2009 yılında (Arnavutluk tarafından) yaklaşık olarak 17.500 ton üretilmiştir. Komünizm döneminde ise üretim alanı, 20.000 hektara kadar yükselmiştir. Avrupa’nın en uzun bağcılık tarihlerinden birine sahip olan Arnavut şarabı, günümüzde Arnavutluk bölgesinin buzul çağı sırasında asmanın doğal olarak yetiştiği ve nadir olan yerlerden biridir. Arnavutluk bölgesinde bulunan en eski tohumların 4.000 ve 6.000 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Antik Roma yazarlarından biri olan Pliny; İlirya şarabı için çok tatlı ve lezzetli olduğunu bununla birlikte tüm şaraplar içinde ilk 3 arasında olduğunu söylemiştir. Arnavut ailelerin ise geleneksel şarap ve rakı üretimi için bahçelerinde üzüm yetiştirdikleri bilinmektedir. Arnavutluk’ta şarap üreten dört bölge vardır. Bunlar; Batı ova, Orta tepelik bölge, Doğu alt dağlık bölge ve yaylalardır.

Türk Şarabı

Türkiye’de şarap üretimi diğer ülkelerden çok geride olmamakta ve giderek artış göstermektedir. Türkiye toprakları şarap üretimi ve tüketiminde en eski şarap bölgelerinden biri sayılmaktadır. Anadolu’ya ve Hitit’lere kadar uzanır. İslam dininin yayılmasından önce Türklerin geleneksel içkileri olan kırmızı şarabın üretimi ve tüketimi sıklıkla yapılmaktaydı. Daha sonraları ise 11. yüzyılda Anadolu’ya gelen Türkler İslam dininin yasaklamış olduğu kırmızı şarap tüketimini Rum ve Ermenilere bırakmıştır.

Elma Şarabı

Elma şarabı ise elma suyunun fermante edilmesi ile elde edilen alkollü içeceğin adıdır. Birçok dilde şarap olarak bilinir fakat rengi ve kıvamı ile biraya daha çok benzer. İçine buz atılarak tüketilen elma şarabı genellikle soğuk içilir. Alkol oranı ise; %2 ile %8,5 arasında değişir.

You may also like

Share

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here