Yalnızlığın Ciğerini Bilmek

0

Yalnızlığın Ciğerini Bilmek

Sanki kuruluymuş gibi açıvermek gözlerini yeni güne. Alışılagelmiş hayati tempoyu görmek perdeyi çektiğinde. Güneşe bakamamak yine ve ısrarla tekrar denemek sabahın o mahmur saatinde. Gözlerinin acıyacağını bile bile meydan okumak güneşe. Bakamasan da tebrik etmek cesaretini kendi kendine.  Suyun akışına bırakmak bedenini. Tüm kirli izleri sileceğini umarak sarılmak köpüklere ve sadece koca bir hayal kırıklığı hediye etmek bedenine. Bu sarılma eyleminden zararlı çıkan taraf olarak terk etmek suyu. Zor olmayan ayrılıklar bunlar, adım adım alıştığın. Sadece bedenini değil zihnini de açmak için içtiğin o sert kahve. Siyaha yakın rengi ve o acı kokusu, ağzına girer girmez yaktığı dilin ve damağında bıraktığı o buruk tatla içtiğin o sert kahve. Miden her ne kadar onu geldiği yoldan geri çevirmek için hamlelerde bulunsa da senin tekrar zorla dudaklarından içeriye akıttığın sabah tekrarı kahven. Düşünürken bardağın sonunu bulduğun ve acı tadın bir nebze daha artarak ağzında kalıcı olarak yayıldığı zamana lanet ettiğin o anlarda saatler seni arkada bırakıp yola çıkmıştır bile. Bardağı yıkamak ve dudaklarında ki rujun çıkardığı izi silmek yerine onu da orada, tam da tezgahının üzerinde yalnızlığa terk edersin. Fakat bundan zerre pişmanlık duymazsın, yalnızlığın ciğerini bilirsin çünkü. Bu koca evde senin dışında kimseyi esir almamıştır o karanlık koynuna. Sense onun iç gıdıklayıcı keskin kokusundan tut, genizden gelen boğuk sesinin tınısına kadar ezbere bilirsin. Evinde var olan tüm kapıların kollarına, pencere pervazlarının soğuk rengine, koltukların yıpranmış minderlerine kadar izini bırakmıştır yalnızlığın. Kapıdan çıktığın an bir boşluk hissi peyda olur içine. ‘Öküz oturdu’ tabirini aratmaz bu aptal his. Sanki evin tek yermiş gibi kabuğuna çekilen bir kaplumbağa gibi inzivaya çekilmeni ister o öküz. Buna alışkın olduğun için ise tek yaptığın ciğerlerine kirli bir nefes çekmektir o dar sokaklara çatı olan gökyüzünden. Topuk seslerinin havayı doldurduğunu düşünüp içi boş kaldırımlardan mesafe kat etmeye çalışmak ayrı bir ironidir senin için. Takip edilme düşüncesi yine yerleşmişken beyninin en ücra köşelerinden birine, göz ucuyla arkaya baktığında rüzgarın hayaletinden başka kimsenin olmadığını görürsün. Yine de temkinli adımlarınla ederken yola bu eylemi belki de hayatın boyunca yaptığını düşünüp, beyninin bunu senden habersiz gerçekleştirdiğini sanırsın ve haklı çıkarsın. Serin bir rüzgar dokunurken tenine daha gün bitmeden ne kadar yorulduğunu fark edersin. Bedenin dimdik ayakta dururken, zihnin kendini kapatmakta ısrarcıdır bu kirli dünyaya. Gün başlar güneş doğar, gün biter gece çıkar ve yine etrafını yalnızlık sarar.

Bir Yazar. 

Sanki kuruluymuş gibi açıvermek gözlerini yeni güne. Alışılagelmiş hayati tempoyu görmek perdeyi çektiğinde. Güneşe bakamamak yine ve ısrarla tekrar denemek sabahın o mahmur saatinde. Gözlerinin acıyacağını bile bile meydan okumak güneşe.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here