Victor Jara’nın Ölümü

0

 

Şili’de Marksist lider Salvador Allende’nin 1973 yılında askeri bir darbe ile indirilmesinin ardından ABD destekli general Pinochet tarafından tutuklanarak cezaevi olarak kullanılan stadyumda , gitar çalmaya ve söylemeye devam ettiği için önce elleri kırılan o haliyle çalmaya devam etmeye çalışırken elleri kesilen sonra da kurşuna dizilerek öldürülen müzisyen-devrimcidir.

11 Eylül 1973 yılında Pinochet’in darbeyi gerçekleştirdiği zaman Jara, Teknik Üniveristesi’nde işi başındayken tutuklanır ve diğer devrimci yoldaşları gibi Estadio Chile’de (Şili Stadyumu)’nda işkence görür.

Ve tarihler 16 Eylül 1973’ü gösteriryorken Jara’nın ölümüne sadece dakikalar kalmıştır. Son şarkısını bestelemektedir. Tutsak düşen devrimciler öldürülmekte işkence görmekteydiler. Birden Estadio Chile’yi dolduran yüzlerce devrimci arasında bulunan Victor Jara , gitarıyla Unidad Popular’ın ünlü şarkısını, “Venceremos”u söylemeye başlar:

Venceremos!

Kıralım zincirlerimizi!

Venceremos!

Zulme ve yoksulluğa paydos!

Biz kazanacağız…

Stadyumda yüzlerce devrimcinin hep bir ağızdan eşlik edip söyledikleri bu şarkı, stadın en yüksek rütbeli gestapo subayı, işkenceci Albay Mario Manriguez Bravo’yu öfkelendirir. Havaya ateş emrini verir. Stadyum mermi sesleri ile inlerken şarkı hala devam etmektedir. Ateş kesildikten sonra, şarkıyı söyleyeni aramaya başlayan askerler Jara’yı bulurlar ve gitarını çalamaması için önce ellerini kırarlar. Ancak Jara, şarkıyı söylemeyi sürdürmektedir. Jara’nın katili olarak tarihe geçen “Prens” lakaplı Edwin Dimter Bianchi, Jara’nın kafasını dipçikle parçalar. Bedenini delik deşik ederler. Yetmez… Parmaklarını keserek tribünlerin önüne asarlar. Jara artık direnişin simgesi olmuştur. Elbette söylediği şarkı “Venceremos” da…

Victor Jara’nın işkence edilmiş, 44 mermiyle delik deşik edilmiş bedeni dört gün sonra Santiago Mezarlığı yakınlarında bulunur ve eşi Joan tarafından toprağa verilir.

Pravda Gazetesi Muhabiri Vmir Çernisladiev, Jara’nın Son Anlarını Anlatıyor…

“Victor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı refakatçisiyle, gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler. Ve şarkı söylemeye başladı. Öbür tutuklular, gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar. Sonra bir subayın emri ile askerler Victor’un ellerini kırdılar. Artık gitar çalmıyordu, ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü. Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar.”

 

Victor Jara’nın Öldürülmesi ve Sovyet Milli Takımı…

Faşist Pinochet’nin “stadyum katliamı”ndan kısa bir süre sonra, 21 Kasım 1973 tarihinde, Şili Ulusal Stadyumu’nda tarihin en ilginç maçlarından biri yapılacaktır. Şilili darbeciler, stadyumu kanlardan temizleyeli henüz iki hafta olmuştur. Kanla sulanmış “stadyum” bir kez daha onura ve onursuzluğa birlikte tanıklık edecektir. 1974 yılında Dünya Şampiyonası elemelerinde Şili ulusal futbol takımı Sovyetler Birliği ile karşılaşacaktır. İlk maçın golsüz sona ermesi üzerine hangi ülkenin milli takımının finale kalacağının belirlenmesi 21 Kasım’da gerçekleşecek rövanş maçına kalır. Rövanş maçı Şili’de yapılacaktır. Şili’de 11 Eylül’de gerçekleştirdikleri kanlı darbenin ardından iktidar koltuğuna oturmuş askerlerin de dayatmasıyla Şili Futbol Federasyonu, rövanş maçının Ulusal Stadyum’da oynanması için FIFA’ya başvuruda bulunur. FIFA başvuruyu kabul eder ve böylece daha kan lekelerinden yeni temizlenen Ulusal Stadyum kullanıma açılır. Binlerce insanın öldürüldüğü stadyum.. annelerin, çocukların can verdiği stadyum.. devrimcilerin kanının döküldüğü stadyum.. Victor Jara’nın ölümsüz sesinin kanla boğulmaya çalışıldığı stadyum.. O stadyumda bunların hiçbiri yaşanmamış gibi, sahada top koşturulacaktır.

Sovyetler Birliği, binlerce yurtseverin işkence gördüğü Santiago Stadyumu’nda herhangi bir spor karşılaşmasına katılmayacağını bildirir ve FIFA’dan müsabakanın tarafsız bir sahaya alınmasını talep eder. 27 Ekim tarihinde Sovyet Futbol Federasyonu FIFA’ya şu telgrafı çeker:“Şili’de faşist bir ayaklanma sonucunda yasal hükümetin devrilmiş olduğu ve ülkede kanlı bir terör ve baskı rejiminin hüküm sürdüğü herkesçe bilinmektedir. Santiago Stadyumu futbol müsabakası oynanabilecek bir mekân olmaktan çıkarılmış, Şilili yurtseverlerin işkence gördüğü bir toplama kampına dönüştürülmüştür. Sovyet sporcuları Şilili yurtseverlerin kanıyla bezenen bir stadyumda spor karşılaşmasına çıkmayı reddeder.”

Bu girişim üzerine FIFA Estadio Nacional’i incelemek üzere Şili’ye bir heyet gönderir. FIFA heyeti incelemeleri sonucunda “stadyumun çimlerinin futbol oynamaya elverişli; sahanın ölçülerinin teknik standartlara uygun ve seyircilerin tribünlerinin düzenli ve temiz” olduğuna dair bir rapor verir ve Santiago Stadyumu’nda“politik tutukluya rastlanmadığını, sadece hüviyetleri tespit edilememiş olan bazı şahısların alıkonulduğu”nu belirtir.

Sovyet takımı bu şartlar altında Şili’ye gitmez. Şili takımı sahaya tek başına çıkar. Tribünlerde ise yaklaşık 15 bin asker ve darbeci rejimin davetlileri yerlerini alır. Avusturyalı hakem Erich Linnemayr’ın düdüğüyle maç, saatinde başlatılır. Şilili oyuncular, paslaşarak rakip takım kalesine doğru ilerler ve boş kaleye gol atan takım kaptanı Francisco Valdes Şili’yi 1-0 öne geçirir. Dönemin kuralları gereğince, karşı takımın santra yapmaması üzerine maç sona erdirilir ve maç skoru 2-0 olarak kayda geçirilir. Şili böylece Dünya Kupası’na gider.

 

Victor Jara öldürdüler ama susturamadılar.

Bir Eylül ayında doğup, yine bir Eylül ayında gencecik yaşına rağmen yaşama veda eden Victor Jara’yı, katledilişin 44. yılında sevgiyle anıyor ve  onun devrimci mücadelesini saygıyla selamlıyorum…
Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here