Veremle Savaşan Bir Aşk Adamı: Franz Kafka

1
31

Dünyaya kitapları ve derin aşkı ile kendini duyuran, Edebiyat denince aklımıza gelen ilk isim Franz Kafka.. Bir çok yerde duyup resimlerini gördüğümüz bu adam kim ola ki bu kadar duyuldu? Kafka da öldükten sonra ünlü olan yazarlardandı. Oldukça zor bir hayatı olmuştur Franz Kafka’nın. Uzun yıllar veremle mücadele etmiş ve çok acı çekmiştir. Yaşadığı dönemde değeri bilinmeyen ve sıradan bir hayat süren Franz Kafka şuan bir çok edebi derginin kapak sayfalarını süslüyor. Bir yerde Kafka için “Yalnız Adam” ibaresi kullanılmıştı. Hayatını okuduğunuzda sizler de benim gibi hak vereceksiniz. Kafka kelimenin tam manasıyla bir Yalnız Adamdı..

Franz Kafka Kimdir?

Kafka Almanca konuşan Yahudi bir ailenin ilk çocuğuydu. 3 temmuz 1883 de dünyaya gelmişti. Ebeveynleri Hermann ve Julie Kafka idi. Hermann ve Julie çiftinin 6 çocukları olmuş ama uzun süre yaşayabilen sadece Franz Kafka olmuştur. 2 erkek kardeşi daha bebekken hayatını kaybetmiştir. 3 kız kardeşinin ise Nazi zulmü altında toplama kamplarında öldüğü bilinmektedir. Kardeşlerden yana da yalnız olan Kafka’nın babasıyla da arası hiç iyi değildi. İleri seviyede öz güven problemi yaşayan hastalıklı bir psikolojiye sahipti (yaşadığı acılardan olsa gerek). Öyle ki ileride de değineceğiz ölmeden önce dostuna tüm yazdığı eserleri yazmasını vasiyet etmişti. Neyse ki iyi bir dosta sahipmiş ki bu eserleri bizlerle ve tüm dünyayla paylaşmış. Hayatta olduğu süre içerisinde 7 kitap yazmıştır, bunların yanında 3 tamamlanmamış roman ve birçok mektup ve günlük bırakmıştır gerisinde. Kafka bütün eserlerini Almanca yazmıştır. Modernist yazar olarak görülmektedir. Eserlerinde suç, özgürlük, yabancılaşma ve sorumluluk ayrıca otoriteye bireysel karşı koyma gibi temaları işlemiştir.

Kafka’nın Babası İle Olan İlişkisi

Kafka’nın belki de hayatının en önemli noktası babasıyla olan kötü alakadar lığıydı. Eserlerini okuduğunuzda babasına duyduğu nefreti oldukça babasının zorbalığını net hissedebilirsiniz. Babasının baskısı Kafka daha çocukken başlamış ve uzun yıllar boyunca devam etmiştir. Babasına yazdığı “Babaya Mektup” adlı eseri okuyarak ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızı umuyorum. Kısa kesitlerle durumu izah edelim:

“Çok Sevgili Baba;
     Bana geçenlerde, neden sizden korktuğumu iddia ettiğimi sordunuz. Her zaman olduğu gibi sorunuza verecek bir cevap bulamadım. Kısmen sizden korktuğum için, bazen de bu korkunun gerekçelerini açıklamam, konuşurken tahminen bile olsa aklımda tutabileceğimden çok daha fazla detaya girmem anlamına geleceği için ve şimdi size yazılı bir cevap vermeye çabalasam bile, yine de çok eksik kalacak çünkü yazılı bile olsa bu korkunun sonuçları, konu siz olduğunuzda yazacaklarıma engel olmakta ve konunun önemi, hafıza ufkumun ve karşılaştırma gücümün çok ötesine çıkmaktadır…(Babaya Mektup)”

Asker selamı vermeyi ve asker gibi yürümeyi becerdiğim zaman desteklerdin beni, ama ben geleceğin askeri değildim ya da iştahla yemek yiyebildiğim, hatta yanı sıra bir bira da içebildiğim zaman desteklerdin ya da anlamadığım şarkıları tekrar edebildiğim veya senin en sevdiğin lafları senin peşinden geveleyebildiğim zaman, ama bunların hiçbiri benim geleceğimin bir parçası değildi. Ve aslında bugün bile, herhangi bir konuda, ucu ancak sana da dokunuyorsa, zedelediğim veya benim şahsında zedelenen (Örneğin Pepa beni azarladığı zaman) senin onurunsa destekliyorsun beni. O zaman destekleniyorum, bana değerim hatırlatılıyor, yapmaya hakkım olan hamlelere dikkatim çekiliyor ve Pepa mutlak bir biçimde mahkûm ediliyor. Ama şimdiki yaşımda artık desteğine neredeyse hiç ihtiyaç duymadığımı bir kenara bıraksak bile, ancak öncelikle söz konusu olan ben değilsem, gelen desteğin bana ne faydası olacak? (Babaya Mektup)”

Franz Kafka’nın Hayatı?

3 Temmuz 1883 Prag’da dünyaya gelen Franz Kafka Almanca konuştuğu için Çekler tarafından, Yahudi olduğu için de Almanlar tarafından sevilmemiştir. İlk dili Almanca olmasına rağmen Fransızca’yı ve Çekçe’yi de oldukça iyi konuşuyordu. İlk eserini öğrenciliğin ilk yıllarında yazmıştır. Yaşadığı dönem Nazi Almanyasının olduğu dönem olduğu için ve kendisi de bir Yahudi olduğu için çok sıkıntılar çekmiştir. 2 sevgilisini de bu sebepten kaybetmiştir. Kafka 1901 yılında başarılı bir şekilde liseyi bitirmiş ve 1901-1906 yılları arasında Prag’daki Karl-Ferdinand Üniversitesinde eğitim görmüştür. 1906 yılından sonra ise Hukuk okumaya karar verdi. 5 yıllık hukuk eğitiminden sonra Albert Weber’in yanında Hukuk stajı yapma şansını elde etmişti. Ceza hukuğunda ilerleme kararı aldı.

Kafka’nın hayatına bir çok kadın girmiştir lakin hiç biriyle evlenme fırsatı olmamıştır. İlki iki kez nişanlanmış olduğu ve bir türlü evlenemediği Felice Bauer’dir. Felice’ye Mektuplar adlı eseri okuyarak daha çok bilgi edinebilirsiniz. Kafka ve Felice’nin mektuplaşmaları 1912’de Max Brod’un babasının evinde tanışmalarıyla başlamış ve Kafka’nın verem olduğunu öğrenmesiyle karamsarlığa düşmesinin etkisiyle 1917’de son bulmuştur.
İki kez nişanlanıp sonunda ayrılıkla biten bu ilişki aslında bir mektuplaşma ilişkisiydi. Felice ile beraberliğinin ilk dönemlerinden itibaren Kafka’nın üretkenliğinin arttığını ve bir yazar olarak en verimli dönemini yaşadığını görebiliriz. Yargı, Dönüşüm, Amerika, Dava, Yasa Önünde, Ceza Kolonisinde gibi başyapıtları Felice ile beraber olduğu dönemde yazmıştır. Mektuplar sayesinde bu eserlerin yaratılma süreçlerinde yazarın sancılarına, ıstıraplarına tanıklık ediyor, onun dünyaya ve dolayısıyla edebiyata yönelttiği keskin bakışlarıyla eriştiği gerçeklikleri bir nebze de olsa hissedebiliyoruz.

1920 yılında Kafka, Milena Jesenka ile mektuplaşmaya başlamıştır. Milena evli bir kadındı. İlişkilerinin imkansızlığını bildikleri halde bu mektuplaşma 2 yıl devam etmiştir. Kafka’nın Milena’ya Mektuplar adlı eserini zaten duymayan kalmamıştır. Okumadıysanız bu derin aşkı okumanızı öneririz. 1919 yılında Prag’da bir kafede karşılaştıklarında Franz Kafka 36, Milena Jesenská 23 yaşındaydı. Milena yaşadığı Viyana’ya döndükten sonra Kafka’ya bir mektup yazarak eserlerini çevirmek istediğini söylemiş ve Kafka buna olumlu yanıt vermiştir. Hastalığı nedeniyle kaldığı Meran’dan 1 yıl sonra Milena’ya ikinci mektubunu yazan Kafka, 2 yıl yoğun bir şekilde sürecek ve tarihe geçecek mektup aşkının ilk adımını atmış olur. Milena 1944 yılında Alman toplama kampında hayatını kaybetmiştir.

Milena ve Kafka aşkından bu kadar bahsedip Milena’ya Mektuplar adlı eserden birkaç alıntıyı da paylaşmadan geçmek olmaz.

“Her şeye rağmen, mutluluktan ölünebiliyorsa, o zaman kesinlikle bu şekilde öleceğim. Ayrıca, ölüm döşeğindeki birisi, mutluluk sayesinde hayata tutunabiliyorsa o zaman ben de hayatta kalacağım.”(Milenaya Mektuplar)

“Aldığın çiçekler için çok üzgünüm, o kadar üzgünüm ki ne tür çiçekler olduğunu bile okuyamadım. Şimdi senin odanda duruyorlar. Eğer gerçekten odandaki gardırobun yerinde olsaydım, gündüz kendimi bir şekilde odanın dışına atar ve en azından çiçekler solana kadar salonda dururdum. Hayır, bu hiç de hoş değil. Ve o kadar uzakta ki her şey ama hâlâ odanın kapısının kolunu görebiliyorum, bana gözlerimin önündeki mürekkep hokkası kadar yakın.”(Milenaya Mektuplar)

Kafka son olarak da Dora Diamant adlı bir bebek bakıcıyla bir ilişkisi olmuştur. Dora’nın adını Kafka ölmeden kısa bir zaman önce anmıştır.

 

(Dora Dymant)

Kafka’nın Hastalığı Ve Ölümü?

Kafka’nın ölüm sebebi kalp yetmezliği olarak bilinse de vücudunu asıl yıpratan uzun yıllar çektiği kanserdir. Bir çok yerde veremden (Gırtlak Tüberkülozu) öldüğü yazmaktadır. 1917 yılının ağustos ayında bir gece Kafka’nın ağzından kan gelir. Akciğer kanseri teşhisi konulan Kafka 1918’de gribe yakalanır. Gırtlağına kadar ilerleyen kanserden dolayı artık konuşma yetisini de kaybeder. Hastalık çok ilerlediği için cerrahi müdahale de yapılamaz ve 3 Haziran 1924 tarihinde hayatını kayberder. Kendisinden sonra ölen annesini ve babasını da Kafka’nın gömüldüğü mezara defnederler. Sonuç olarak anlayabiliriz ki hayatı hastalıklar ile geçmiştir. Kafka bir yazısında “Ölümü arzulamaya başlamanız, bazı şeyleri anladığınızın ilk işaretidir’” diye yazmıştır. Sanırım  hayattayken yaşadığı acılar her iyi yazar gibi Kafka’nın da ufkunu açan en önemli faktördür diyebiliriz. 3 haziran 1924 yılında 40 yaşındayken Viyana’da hayatını kaybetmiştir.

Tüm bitmiş olan ve yarım kalan eserlerini ölmeden önce dostu Max Brod’a gönderen Kafka hepsinin ölümünden sonra yakılmasını rica eder. Böyle bir istekte neden bulunduğunu bilmemekle beraber özgüven eksikliği ile alakalı bir psikolojiden kaynaklı olduğunu sanıyoruz. Max Brod dostunun bu son isteğini yerine getirmemiş ve öldükten sonra eserlerini yayınlatmıştır. Belki dostluk olarak kötü bir imaj çizse de, tüm dünyayı Franz Kafka ile tanıştırdığı için teşekkürlerimizi sunabiliriz.

Google Kafka’yı 130. Doğum Gününde Unutmadı

Google geçtiğimiz yıllarda Kafka’nın 130.doğum gününü kutlamak maksadıyla “Dönüşüm” adlı eserden esinlenerek bir Doodle ile kutladı.

Franz Kafka’nın En Önemli Eserleri

1-Dönüşüm

Bu kitap Kafka’nın en bilinen, en popüler kitabıdır. Okurken ilk başta bu ne yazmış diyebilirsiniz ancak anlam yüklü bir hikayedir. Babasının hayatındaki etkisini en çok bu kitabında hissedebilirsiniz. Kitapta böcek olarak uyanan kişi Kafka’dan başkası değildir. Kendini bir böcek olarak tasvir etmiştir. Çünkü Kafka babasının gözünde bir böcekten daha fazlası değildi. Böceğe dönüştüğü sabah bile işe nasıl gideceğini düşünen bir karakter (Gregor Samsa) oluşturarak, içinde bulunduğu sosyal koşulları olağanüstü bir şekilde yansıtmıştır.

“Gregor Samsa, bir sabah, huzursuz edici rüyalarından uyandığında, devasa bir böceğe dönüşmüş olarak kendini yatağında buldu. Bir zırh kadar sert sırtının üzerine uzanmış, öylece duruyordu. Kafasını biraz kaldırıp baktığında, kahverengi bir kubbeyi andıran, boğum boğum olmuş ve tıpkı sırtı gibi sertleşmiş karnını gördü.
Üzerindeki battaniye ha düşmüş ha düşecek gibiydi.
Devasa vücuduyla kıyaslandığında acınacak derecede ince olan çok sayıda bacak, gözlerinin önünde umutsuzca çırpınıyordu…” (Dönüşüm)

2-Dava (Der Process)

Diğer kitaplarındaki gibi sıradışı bir giriş ile başlar bu kitabı da. Bir sabah uyandığında sebebini bilmediği bir suçtan dolayı dava edildiğini öğrenen bir adam Joseph K. Dönüşüm kitabındaki gibi uyandığında böceğe dönüştüğünü gören adamdan pek de farklı değil. Bitmeyen suçluluk psikolojisi, benlik algısında kırılma, kendi kendini ötekileştirme Kafka’nın vazgeçilmezleri zaten.

“Bir sabah ansızın tutuklandığını, ama normal yaşamına devam edebileceğini öğrenen Josef K., neyle suçlandığı bildirilmediği için önce bunu bir şaka sansa da, kısa sürede durumun ciddiyetini kavrar. Ancak ne mahkemeye çıkarılır ne de savcılarla
görüşebilir. Çalıştığı bankada, kaldığı pansiyonda, gittiği yerlerde herkes, anlaşılmaz bir biçimde bu davadan haberdardır.” (Dava)

3-Şato (Das Schloss)

Kafka’nın, o öldükten 2 yıl sonra yayınlanan kitabıdır Şato. Maalesef kitabı tamamlayamadan ölmüştür. Bu kitapta kadastrocu olan K’nın bir okulda hademe olarak işe başlamasını ve yüksek bir mevkiye ulaşabilmek için bürokrasiye karşı verdiği mücadeleyi anlatmıştır. Kafka 1922’de bu eseri yazmaya başladığında önce “ben” öznesini kullanarak hikâyeye başlar ancak yarı yola geldikten sonra öykü K.’nın anlatımıyla devam eder.

Bitmemiş bir kitap olsa da adını duyurmayı başarmıştır. Şato’nun ilk baskısı bin beş yüz adet bile satamamıştır. Ancak daha sonralarda farklı dillere çevrilerek en çok okunan eserler arasında yerini almıştır.

“Bu köy Şato’nun mülkiyetindedir, kim burada yaşar ya da gecelerse, bir anlamda Şato’da yaşıyor ya da geceliyor demektir. Hiç kimse bunu Kontluk izni almadan yapamaz. Oysa sizin böyle bir izniniz yok ya da en azından göstermediniz.” (Şato)

 

4-Bir Kardeş Cinayeti

 

“Sizi bu kadar iyi tanımam beni pek korumuyor, sadece sizi bana yalan söyleme zahmetinden kurtarıyor.”

“Bu akılsızlıkla, bu akılsızlığın egemen olduğu bir dünyayla savaşmak imkansızdı.”

“Hiçbir köprü yıkılmadan, köprü olmaktan kurtulamaz.”

 

 

5-Açlık Sanatçısı

“Zaten, Josephine her zaman böyledir; onun için önemsiz her ayrıntı, her kaza, her dayanıklılık gösterisi, parke üzerinde herhangi bir çıtırtı, diş gıcırtısı ya da ışıklandırmada bir zayıflama şarkısının etkisini artıracak mükemmel birer fırsattır. Kendince sağır kulaklara şarkı söylediğini düşünüyor, o büyük ilgi ve alkışta en ufak bir azalma belirtisi bile olmamasına rağmen bu beğeninin gerçek anlamda bir kavramayla ortaya konmadığını bilerek yaşamayı çok uzun zaman önce öğrenmiş. Bu nedenle bütün rahatsızlıkları makul karşılıyor. Şarkısının duruluğuna karşı koyan ve en basit mücadelede, daha doğrusu herhangi bir mücadele bile verilmeden tüm bu dış müdahaleler, anlayış meselesi her ne kadar konu dışı kalsa da, onun en azından kalabalığı uyandırıp onlara beğeni dolu bir saygıyı öğretmesine yarıyor.”

“Bu değerbilmezliğe, dünyanın değerbilmez oluşuna karşı koymak mümkün değildi.”

 

Franz Kafka Tüm Eserleri

Kafka’nın yaşadığı dönemde yayımlanan eserleri:

1909 – Ein Damenbrevier
1909 – Gespräch mit dem Beter (Dua Eden Adamla Sohbet)
1909 – Gespräch mit dem Betrunkenen (Sarhoşlarla Sohbet)
1909 – Die Aeroplane in Brescia (Brescia’daki Uçaklar)
1912 – Großer Lärm (Büyük Gürültü)
1913 – Betrachtung (Gözlem)
1913 – Das Urteil (Yargı)
1913 – Der Heizer (Ateşçi) Amerika olarak bilinen romanın ilk bölümü
1915 – Die Verwandlung (Dönüşüm)
1915 – Vor dem Gesetz (Yasanın Önünde) Dava adlı romanın bir bölümü
1918 – Der Mord (Cinayet); Kardeş Katili öyküsünün ilk hali (1919)
1918 – Ein Landarzt (Bir Köy Hekimi) 13 öyküden oluşan bir kitap; aralarında On Bir Oğul ve Bir Akademiye Rapor öyküleri de bulunmaktadır
1919 – In der Strafkolonie (Ceza Sömürgesi)
1921 – Der Kübelreiter
1924 – Ein Hungerkünstler (Açlık Sanatçısı)

Kafka’nın ölümünden sonra yayımlanan eserleri:

1904-1905 – Beschreibung eines Kampfes (Bir Savaşın Tasfiri)
1907-1908 – Hochzeitsvorbereitungen auf dem Lande (Taşrada Düğün Hazırlıkları)
1914 – Erinnerungen an die Kaldabahn (Kaldabahn Hatıraları)
1914-1915 – Der Dorfschullehrer (Köy Öğretmeni)
1915 – Blumfeld, ein älterer Junggeselle
1916-1917 – Der Gruftwächter
1916-1917 – Die Brücke (Köprü) Brod’un Başlığı
1917 – Eine Kreuzung
1917 – Der Schlag ans Hoftor (Çiftlik Kapısına Vuruş) Brod’un Başlığı
1917 – Der Jäger Gracchus (Avcı Gracchus) Brod’un Başlığı
1917 – Beim Bau der Chinesischen Mauer (Çin Seddi’nin İnşaasında)
1917 – Eine alltägliche Verwirrung Brod’un Başlığı
1917 – Der Nachbar (Komşu) Brod’un Başlığı
1919 – Brief an den Vater (Babaya Mektup)
1920 – Heimkehr Brod’un Başlığı
1920 – Die Abweisung (Geri Çevrilme)
1920 – Zur Frage der Gesetze (Yasalar Sorunu Üzerine)
1920 – Das Stadtwappen (Kent Arması) Brod’un Başlığı
1920 – Kleine Fabel (Küçük Fabl) Brod’un Başlığı
1920 – Die Truppenaushebung
1922 – Forschungen eines Hundes (Bir Köpeğin Araştırmaları) Brod’un Başlığı
1922 – Das Ehepaar
1922 – Der Aufbruch (Gezinti)
1922 – Gibs auf Brod’un Başlığı
1923-1924 – Der Bau Brod’un Başlığı
1925 – Der Prozess (Dava)
1926 – Das Schloss (Şato)
1927 – Der Verschollene (Amerika)

 

Nurefşan Doğan
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here