Vazgeçmek Midir Sevmek ?

4

”Ben seni sevmek için değil, ben seni sevmenin ne demek olduğunu bil diye sevdim.”
Şems-i Tebrizi

Ne güzel söylemiş, sevdiğine, dostuna…

Gerçekten ! Sevmek nedir ? Birine delice bağlanmak mıdır, onu delice istemek midir ? Yoksa gerektiğinde vazgeçmek midir?

Anneyim ben ! Gerektiğinde evladım için canımdan dahi vazgeçebilirim. Annece sevmek bunu gerektirdiği için değil, annece hissettiğim için yaparım bunu.

Evladım ben ! Eğer annem, babam istesin ömrümden ömür koparıp veririm. Önce ana baba hakkı için değil, onları sevdiğim için.

Kardeşim ben ! istesinler kardeşlerim, her ihtiyaçlarında canlarına can katarım. Onlarla ağlar onlarla gülerim. Canımdan öte sevdiğim için.

Kadınım ben ! Sevdiğim adam için her şeyi yaparım. Buna fedakarlık denmez; seve seve yaparım, karşılık beklemeden bir ömür sunarım.  Ne ailedir diye, ne kocadır diye. Sadece sevdiğim için yaparım.

Sevmek…

Çıkarsız, beklentisiz. Onun mutluluğu için kendinden vazgeçmektir.

Sevmek biter mi zamanla ?  O büyük aşklar, tutkular ölür mü zamanla ? İçinde öldürdüğün duygular yeşerir mi ? Ya sonra?

Birine karşı tüketilen sevgiler elimiz de mi peki ?

Yeryüzünde tükenmeyecek tek aşkın, tek sevginin evlat sevgisi olduğunu düşünüyorum. O ne yaparsa yapsın, saçına rüzgar değse sen üşürsün…
Belki kırılırsın, belki içinden ağlatır seni ama kıyamazsın bir türlü ona. Toz kondurmaz yüreğin üzerine.

Ya bir ömür boyu yoluna baş koyduğun eşin ? Ona biter mi sevgin ? Yoksa çok sevdiğin için mi kırar dökersin onu?

En çok kimi severse hayatta onunla sınanırmış insan… Sana onu bahşedeni unutursan, hatırlamak için düşermiş bu sınavın içine insan.

Sevmek bu dünyaya lütfedilmiş en güzel duyguyken, insanoğlu  bencil duygularına alet etmiş bunu. Vermeden almayı, gitmeden beklemeyi, yerden yere vurmayı en çok sevdiğine yakıştırmış.
Sahip olup esir etmeyi sevmek sanmış. Kanatlarını kırıp ‘uçamaz ki’ diyerek altın kafese koymayı, sadece benimle varsın demeyi sevmelere giydirmiş.
Gözünden akan bir damla yaşa dünyayı yakarım derken, ‘Benim için ağla daha da seveyim seni.’ demiş.

İnsanoğlu diyorum çünkü; ne erkek ne kadın ne çocuk, sevmenin sırrına ermek için vazgeçmeyi hiç denememiş.

Seviyorum derken hep incitmiş, köreltmiş… Sevdiği O değil, kendisi olmuş.
Sen hiç vazgeçtin mi ondan? Sadece sevdiğin için uzak kalabildin mi? Sadece o saksıda yetişsin, büyüsün diye suyunu verip geri çekildin mi ? Güneşine gölge olmayayım ama zamanı gelince daha büyük bir saksıya alayım diye bekledin mi ?
Yoksa dalından koparıp, en nadide vazoya mı bıraktın her gün izlemek için ?
Kaç gün yaşatabildin peki?


Sevmek tekliktir, bir olmaktır, sevdiğini artık kendinde duyumsamaktır. Bazen kendini onda görmek, bazen de ona kendini sunmaktır. Sevgiyi sunmak ise bambaşka bir şeydir. Vazgeçerken bile sevgisini sunan insanlar vardır. Ne büyük yüreklere sahip, ne yüce gönüllülerdir onlar…

Gerçek sevginin vazgeçmek olduğunu anladığında üzüntü mü, mutluluk mu duyduğunu bilemez insan. Bu karmaşık duygular ise zamanla yerini sevgiyi sunan asıl sahibine, Yüce Yaradana sığınmaya bırakır.

İlahi aşkın ilk basamağıdır vazgeçmek… Nefsinden vazgeçmekle başlar merdivenin basamakları…

Allah dilediğine sevgiyi tükenmeksizin sunar, dilediğini sevdiğiyle sınar.

Bize düşen ise HAK’tan geleni de sevmektir !

Sevgiyle kalın efendim.

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here