Uyumayan Ve Uyutmayan Komutan

1

İnsanlık tarihi boyunca bir çok büyük insan tarihe ismini altin harflerle yazdırmıştır. Kimisi din alanında kimisi felsefe alanında kimisi bilim alanında kimisi savaş ve askeri alanda. Tarihin tozlu sayfalarına açıp baktığımızda savaş alanında bir çok büyük komutanın ismine rastlarız işte Cengizhan,Atilla, Büyük İskender,Mustafa Kemal Atatürk, Selahaddin Eyyubi vs. Ama tarihin en iyi komutanına bakmak isterseniz eğer hiç şüphesiz ki Halid bin Velid’i bulursunuz. Bunun sebebi ise bu büyük komutanın sahip olduğu askeri zekadır ki 90 yıllık ömrü boyunca girdiği 100 büyük savaşın hiç birini kaybetmemiştir.Bu yüzdendir ki yaşadığımız bu asırda bile Hz Halid bin Velid in savaş taktikleri ve hayatı üzerine araştırmalar yapılmaktadır.

Halid Bin Velid 592 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Peygamberimizin en azılı düşmanlarından biri olan Velid Bin Muğirenin oğludur. Ailesinin geçmişine baktığımızda Mekke’nin soylu ailelerinden biri olup askeri alanda büyük bir üne sahiptir. Gençliğini savaş ve askeri alanda kendini geliştirerek geçirdi. Hz Muhammed İslam dinini açıkça anlatmaya basldığında oda diğer müşrikler gibi Hz Muhammed’in karşısında saf aldı ve yıllarca Hz Muhammede düşmanlık yaptı ki İslam alemi bu düşmanlıktan çok büyük zararlar gördü.

Hz Halid in müslümanlara verdiği ilk ve belki de en büyük darbe Uhud savaşında meydana geldi. Uhud savaşında Müslümanların verdiği şehit sayısı 72’ydi ve şehitlerin nerdeyse tamamı Hâlid yüzünden hayatını kaybetmişti.Savaşta Halid bin Velid’in yaptığı o zekice hamleden sonra Müslümanlar çekilmeye başladı ve savaşı kaybettiler.

Aslında Halid bin Velidin söylediği sözlere baktığımızda içinde İslam’a ve Hz Muhammede karşı bir ilgi duyduğunu anlamaktayız ama nedendir bilinmez hicretin 7. Yılında Müslüman olmuştur.
Halid Bin Velid in kardeşi Velid daha önce müslüman olmuştu ve Medine’de yaşamaktaydı.
Bir gün Peygamberimiz Velid’e Halid nerdedir diye sorar Velid, onun Mekke’de müşriklerle beraber olduğunu söyler bunun üzerine Peygamberimiz: halbuki Halid zeki ve akıllı bir insandır biz ondan çok şey beklemekteyiz der ve bunu ona iletmesini söyler. Velid hiç beklemeden halid bin Velid’e bir mektup yazar ve mektupta şöyle der: Hz Muhammed senden bahsetti nerde olduğunu sordu ve sana övgülerde bulundu. Mektubu okuyan Halid büyük bir şaşkınlık ve sevinç içindeydi ve artık beklemesi için hiç bir sebep kalmamıştı.Hz Halid Hz Muhammede olan ilgisinin daha sonra şöyle açıklamıştır:

Allahü teâlâ, benim hayrımı dilediği zaman, kalbime İslâmiyet sevgisini düşürdü. Beni, hayır ve şerri anlayacak hâle getirdi. Kendi kendime dedim ki:

– Ben, Muhammed’e karşı her savaş yerinde bulundum. Bulunduğum savaş yerlerinden hiçbiri yoktur ki, dönerken, aykırı ve yanlış bir iş üzerinde bulunduğumu ve Muhammed’in, muhakkak gâlip geleceğini içimde sezmiş olmayayım!

Bu sözlerden de anlaşılacağı gibi Hz Halid yanlış yolda olduğunu bilmekteydi ama bir türlü gidemiyordu aklı Mekke’de gönlü ise Medine’de.Ama artık zaman gelmişti Hz Muhammed onu istiyordu Hz Halid hiç vakit kaybetmeden Medine’ye doğru yol almaya başladı Medine’ye vardığında kardeşine gidip en güzel elbiselerini giyinip en güzle kokularini sürdükten sonra Hz Muhammed’in yanına gidip İslam’la şereflendi. Hz Muhammed o sırada kendisine bir müjde  verdi: “seyfen  bi suyufillah” sen Allah’ın kılıçların dan bir kılıç olacaksın. Zulümle inmeyecek zulümle kalkmayacaksın. Zalimlerin üstüne kara bir gece gibi çökeceksin.

Artık Hz Halid için yepyeni bir hayat başlıyordu aslında Halid Müslüman olduktan sonra savaşlarda gösterdiği büyük başarılar nedeniyle ün yapacak bütün insanların dikkatini üzerine çekecekti.

Hz Halid artık bir mümin di sadece kalbiyle değil aklıyla bedeniyle her şeyiyle bir müslüman olmuştu. Hz Halid Müslüman olduktan sonra bir müddet mescidi Nebevi de zamam geçirdi orda namaz kılıyor kuran okuyordu. Bir süre sonra mescit artık kendisine dar geliyordu çünkü o bir savaş adamıydı adeta bir savaş kurduydu o ancak ve ancak savaş meydanlarında rahat edebiliyordu.
Aslında bu yazıyı yazarken bu büyük komutanın savaşa olan büyük aşkını ve kazandığı başarıları anlatmakta aciz kaldığımı eksik olduğumu düşünüyorum. Çünkü Halid bin Velid gibi büyük bir sahabe ve komutanın hayatı kelimelere cümlelere paragraflara hatta kitaplara sığmıyor
bu komutanın hayatını anlatmak çok ağır geliyor ki Hz Halidin yaşadığı hayat çok ağır ve çetin bir hayattı.

Ve gün artık Hz Halidin savaşta o bütün askeri gücünü ve zekasını kullanma günüdür hangi gün mü? Mute günü. Mute savaşı Bizans imparatorluğu na karşı yapılan bir savaş ve belki de yapılan savaşların en çetinlerinden bir tanesidir. 200.000 Rum askerine karşı 3.000 müslüman asker tam 7 gün boyunca çok ağır şartlar altında savaşacaktır.Hz Muhammed komutan olarak Zeyd Bin Harise yi tayin etmişti eğer o şehit olursa Komutanlığı Cafer Bin Ebu Talip devr alsın eğer oda şehit olursa Komutanlığı Abdullah Bin Revaha devr alsın diye emir vermişti.
Hz Halid ise bu savaşta sadece bir asker Hz Muhammed kendisine komutanlık vermemişti.Hz Halid gibi büyük bir adama sadece bir asker olarak savaşmak nasıldır bilmiyorum ama çok zor olsa gerek.Ve savaş sırasında Hz Muhammed’in saydığı bütün sahabiler şehit olmuştu İslam ordusu kendine hemen bir komutan seçmeliydi. Sahabi ler kendi aralarında konuşurlar ve sonunda komutanlık görevini işin adamı olan o işin erbabı ola Hz Halid bin Velid’e verirler. Hz Halid artık bir asker değil Ordu’nun komutanıdır. Hz Halid İslam ordusunu 200.000 bin kişilik Rum ordusuna yem etmemek için o müthiş askeri zekasını kullanır arkadaki askerleri öne öndeki askerleri arkaya sağdaki askerleri sola soldaki askerleri ise sağa göndererek düşmanı şaşırtma düşüncesindeydi. Sabah düşman ordusu uyanınca çok şaşırmıştı bu yeni askerlerde nerden geldi diye düşünmeye vede müslümanların destek aldığını düşünerek korkmaya başladılar. İşte Halidin yaptığı bu ve benzeri hamleler sayesinde İslam ordusunu mute Savaşı’ndan heder olmadan çıkarmıştı.

İşte bu büyük başarısından dolayı Peygamberimiz tarafından ona Seyfullah (Allahın kılıcı) lakabı verildi.
Hazreti Muhammed’in vefatından sonra Hz Ebubekir döneminde bir çok yalancı peygamberler ortaya çıkmıştır: museylimetul kezzap, Mâlik bin nuveyris, Hristiyan kralı ukeydir vs. İşte bu yalancı peygamberler içinde en tehlikeli olanı museylimetul kezzap ki bu adama inanan insan sayısı 80.000 o zamana göre çok büyük bir güç. Hz Ebubekir bir ordu toplar orduya komutan olarak da Hâlid bin Velidi gönderir. İslam ordusu 20.000 bin kişi sahtekâr museylimenin ordusu ise 40.000 kişilik bir Ordu. Savaş sonunda 20.000’i museylimenin ordusundan 1500’ü İslam ordusundan olmak üzere 21.500 kişi hayatını kaybetmişti. Savaşın galibi İslam ordusu olmuş museylimetul kezzap ve ordusu ise harap olmuştu. Diğer yalancı peygamberler de Halid bin Velid tarafından etkisiz hâle getirilmişti.

İslam ordusu doğuda İran ve Suriye ile kuzeyde ise Bizans ile savaş halindeydi. İran ve Suriye Hz Ömer döneminde Hz Halid tarfindan fethedilmiş Bizans ile bir çok savaş yaparak birçok yer fethedilmişti ki Fırat bölgesi de bu bölgelere dahildi.
Hz Halid in fethettiği yerler sadece bunlar değil elbette işte Halid bin Velid’in fethettiği yerler den bazıları ve komutanlık yaptığı savaşlar:

Irak Fatih’i,İran fatih’i, suriye Fatih’i, Mekke’nin fethinde sağ cenahın komutanı,yermuk Fatih’i,yemame Fatih’i,sam Fatih’i,firaz Fatih’i, Busranin Fatih’i, Ecnadeyn in Fatih’i,Humusun Fatih’i,huneyn Savaşı’nın komutanlarından,Enis Savaşı’nın komutanlarından, Kesker Savaşı’nın komutanlarından,Hire Savaşı’nın komutanı, Ambar Savaşı’nın komutanı, Aynu temr Savaşı’nın komutanı, Hanefiz Savaşı’nın komutanı, sena Savaşı’nın komutanı,, yalancı peygamber tuleyha yi öldüren, Fırat çevresini ele geçiren, huneyn in büyük komutanı, Bizans’ı yenen,Hecran Savaşı’nın Fatih’i,uzza Savaşı’nın komutanı,Beni huzeyme Savaşı’nın komutanı,mute Savaşı’nın komutanı…
Bunlar ancak yaptığı savaşların bir kısmı.

Bu büyük komutanın savaşa olan aşkı hiç bir insanda görülmemiştir ki bunu bir sözünde şöyle belirtmiştir “savaştan aldığım zevki zifaf (gerdek) gecesinden almam” Belkide savaşta onu bu kadar başarılı olmasının sebebi savaşa olan bu aşkıdır

Başarısının sırrını ise şöyle açıklamıştır ” Hz Muhammed tıraş olduğunda yanına gider sakal ve saçından biraz alarak sarığımın altına koyardım.Vallahi o sarık başımda olduğu süre boyunca girdiğim hiç bir savaşı kaybetmedim.”

Hazreti Halid Hz Ömer döneminde büyük halife tarafından görevinden azledildi ve 1 yıl valilik yaptı. Halid daha fazla dayanamayarak halifeye mektup yazarak valilikten istifa ettiğini kendisinin savaş adamı olduğunu söyleyerek tekrar dan orduya katıldı.

Hz Halid artık ömrünü sonuna yaklaştığının farkındaydı aslında, ama onu üzen ölüm değil bir türlü şehid olamamasıydı. Ve hazreti Halid hasta düşmüş yatağında kendi haline ağlamaktaydı. Bu durum etrafındakilerin dikkatini çeker ve sorarlar…
Ne oldu sana ey Halid koskocaman savaş meydanlarına sığmayan bu adama ne oldu da ağlıyor?
Hz Halid şöyle cevap verir.”Bütün hayatım boyunca savaş meydanlarında hiç durmadan hiç yorulmadan savaştım açıp gösteriyordu bedenini bakın diyordu bakın Allah aşkına vücudumda yara almayan tek bir yer bile yok ama ben şimdi “e emutu ela firaşi kel beir” yatağında ölen yaşlı bir deve gibi ölüyorum. Şehadet gelmedi bir türlü şehadet nasip olmadı bana.”

Büyük adamlar ağlarmı büyük komutanlar ağlarmı eğer Halid gibi bir adam savaş meydanında değilde yatağında ölüyorsa ağlamak gerekir.

“Hiç kimse senin gibi olmadı olamaz ey Halid.Sen öyle bir komutandın ki düşmanların bile sana ilgi duyuyordu. Adını duymayan devlet,komutan kalmadı. Sokağa çıktığında her kes seni izliyor merakla “kimm bu adam gerçekten bu adamın kılıcı gökten mi indi Allahmı bu adama kılıç indirdi” diye soruyordu. İsmin Bizans’a yayıldı İran’a yayıldı Suriye’ye yayıldı Anadolu’ya yayıldı.
Seni duymayan kalmadı ey Halid, seni bilmeyen kalmadı ey Halid.”

Vasiyetimi bildiriyorum, beni ayağa kaldırın!” deyince, ayağa kaldırdılar.

“Beni bırakınız! Şimdiye kadar hep taşıdığım kılıcım, artık beni taşısın” diyerek kılıcına dayandı.

Bundan sonra, “Ölümü, savaştaymışım gibi ayakta karşılayacağım. Öldüğüm zaman, atımı, savaşta tehlikelere dalabilen bir yiğide veriniz! Atım ve kılıcımdan başka bir şeye sahip olmadan öleceğim.
Mezarımı, bu kılıcımla kazınız! Kahramanlar kılıç şakırtısından zevk alır.

Ölmeden önceki son sözü
‎”Kahrolsun Korkaklar”…

Analar senin gibisini doğurmaktan acizdir ey Hâlid.(Hz Ebubekir)

642 yılında Suriye’de vefat etti.Kabri şuan Suriye’de bulunmaktadır.

Selam olsun sana Ey Allah’ın kılıcı selam olsun senin Yolunda ter dökenlere, selam olsun…

Cihat Horanoğlu

Ankara üniversitesi ilahiyat fakültesi öğrencisi
Cihat Horanoğlu

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here