Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar/ Ege ve Yunan Uygarlıkları

0

UYGARLIĞIN DOĞUŞU VE İLK UYGARLIKLAR

( VE YUNAN UYGARLIĞI)

 

Ege ve Yunan Uygarlıkları

 🔎 Ege ve Yunan Uygarlıkları, Ege denizi çevresinde yaşayan toplulukların meydana getirdikleri ortak bir Uygarlıktır. Bunlar;

  • ,
  • Yunanistan,
  • Makedonya,
  • Trakya Bölgeleri,
  • Batı ve Güneybatı Anadolu

Ege ve Yunan Uygarlıkları’nın geliştiği alanlardır.

(Aynı dili konuşan bu topluluklar bazı zamanlarda ayrılmalarına, bazı zamanlarda birleşmelerine rağmen hepsi de birbirine benzer kültürel özellik göstermektedirler. Yani bu demektir ki; illa bir Uygarlığın birleşip tek bir Devlet olması gerekmiyor, Şehir Devleti iken de gelişme gösterip bir Uygarlık olma yolunda ilerleyebiliyorlar.)

 ➡ Ege ve Yunan Uygarlıkları; Mezopotamya, Mısır ve Anadolu Uygarlıklarından etkilenmişlerdir.

 ➡ En önemli özellikleri farklı uygarlıklardan aldıkları bilgileri ve bilimsel çalışmaları metotlu hale getirmeleri ve geliştirmeleridir.

 ➡ Milat’tan önce 2000’den itibaren Eski Yunan’da ve Ege’de “Polis“ adı verilen Şehir Devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlar;

  • Atina,
  • Sparta,
  • Korint,
  • Larissa,
  • Megara

(Bu Uygarlıklar Şehirlere, Şehir yerine Polis demeyi tercih ediyorlar. Akılda kalabilmesi için Örneğin; Konstantin’a Polis diyerek kodlayabilirsiniz. Bildiğiniz üzere eski zamanda İstanbul’un adı Konstantin idi. Konstantin’in Şehri yerine Konstantin’a Polis denilmekteydi.)

 ➡ Herhangi bir tehlikeye karşı Şehirlerin etrafı surlarla çevrilmiştir.

(Zaten çoğu uygarlıklar da genelde hep surlardan bahsedilmektedir. Bir Uygarlık da sur olması şunu göstermektedir; savunma stratejisine önem verdiklerini, saldırmalar’dan daha çok kendilerini korumayı tercih etmişlerdir. Aslında bir nevi sur yapmaları şunu göstermektedir, şu düşünceyi aydınlatmaktadır; yani benim başka yerden alacak pek fazla bir şeyim yok, ihtiyacım yok benim olanı korusam yeterli mantığıyla hareket etmişlerdir.)

 ➡ Bu Şehirlerde yaşayanlar; tarıma elverişli toprakların azlığı, nüfus artışı, ticaret vb. nedenlerle Ege, Karadeniz ve Akdeniz’de koloniler kurmuşlardır.

(Nüfus artışı günden güne artmakta olduğu için insan ihtiyacı da artmakta,  bu sebepten ötürü buna bir hal çare bulmak amacıyla ya ticaret yapacaklar; eğer ticaret yapıyorsam da ticareti kolaylaştırmak için başka yerlerde kolonilerle insan ihtiyacını gidermeye çalışacaklar. Bundan ötürü Ege ve Yunan uygarlıkları farklı bölgelerde sık sık koloniler kurmuşlardır. Ama kolonicilik, mantık olarak günümüzdeki sömürgecilik kavramı ile eş değer bir kavramdır. Bu mantığı; Fenikeliler, İyon Şehir Devlet’leri, Yunan Şehir Devlet’leri birçok kez uygulamışlardır, yani hep denize yakın bölgede kurulan uygarlıklar uygulamıştır.)

 ➡ Ege ve Yunan uygarlığı, koloni faaliyetleri ve kolay ulaşım imkanlarıyla Batı ile Ön Asya arasındaki sosyal, siyasi ve kültürel ilişkilerin gelişmesini sağlamıştır.

(Hatırlarsanız Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uyagarlıklarda-Mezopotamya Uygarlığı konusunda Ön Asya kelimesinin bazı testlerde, konularda kılık değiştirerek Asya Minör ya da Anadolu dendiğinden bahsetmiştik. Burada da Ön Asya derken Anadolu’dan bahsetmektedir. Batı derken de İzmir, Aydın, Çanakkale ve şuanda Yunanistan’ın sahip olduğu adaları, deniz kısmını kastetmektedir.)

 ➡ Şehir Devletleri’nin merkezinde tapınaklar bulunurdu.

(Tapınaklar derken; çok Tanrılı dinlerde genelde büyük, yuvarlak kubbeli tapınaklar mevcuttu. Bu tapınakların camlarından Güneş ışınının girdiğinde, her Güneş ışınının farklı bir Tanrı’yı farklı bir dönemde aydınlattığı yapılardır. Örneğin; İtalya’nın Roma Şehrinde Pantion Tapınağı’nda camlardan sızan Güneş ışınının her ay bir Tanrı’nın figürünün aydınlattığı bilinmektedir. Aslında bu da mimaride ne kadar gelişmiş olduklarının bir göstergesi’dir.)

 ➡ Çok Tanrılı bir dine inanan Eski Yunanlılar da Tanrı’lar,  insan şeklinde bir ölümsüz olarak düşünülmüştür.

(Bu düşünce onları, Tanrıların heykellerini yapmaya yöneltmiştir. Böylelikle Eski Yunanlılar’da heykel sanatı ve gelişmiştir. Örneğin; Eski Yunan mimarisinde Knossos Sarayı.)

 ➡ Eski Yunanlılar üzeri bitki ve hayvan motifi, insan figürü ile bezenmiş vazolar yapmışlardır.

(Bu vazolar, Yunan sanat anlayışı, dini ve günlük yaşam hakkında önemli bilgiler vermiştir.)

 ➡ Yönetim binası, resmi yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alıyordu.

(Bu bilgiye göre; bu tapınaklarda sadece Dini inançlarını, dualarını gerçekleştirmiyorlar aynı zamanda kültürel etkileşimlerde bulundukları, zaman zaman sohbet ettikleri bölgeler olarak da kullanmaktadırlar.)

(Yönetim binası; şuan ki bizim Belediye binaları, Valilik binaları. Resmî yapılar; şuan ki bizim Hükümet Konağı. Pazar meydanları o zamanlarda sabit, kapalı pazar  yerleri ve zamanla geçici olarak kullandıkları pazar meydanları olarak kullanılmaktaydı. Geçici olan bir nevi bizim günümüzde kullandığımız pazar yerlerini anımsatmaktadır.)

 ➡ Ege ve Yunan Uygarlığı ileri seviyedeki Mısır, Mezopotamya ve Anadolu Uygarlıklarıyla etkileşimde bulunmuştur.

 ➡ Yunan Uygarlığı, Büyük İskender’in fetihleri sonucu Asya kültürleri ile kaynaşarak Helenistik kültürü meydana getirmiştir.

(Aslında Helenistik kültürünü ilk meydana getiren Büyük İskender’dir. Burada Helenistik kültürünün ataları olduğu için adı geçmiş, bahsedilmiştir.)

(Helenistik kültür; Büyük İskender’in Hindistan’a yaptığı seferler sonrasında ortaya çıkan Yunan, Hint, İran, Anadolu ve Mısır kültürünün karışımıdır.)

 ➡ Yunan Uygarlığı aynı zamanda daha sonraki dönemde ortaya çıkan Roma Uygarlığının da temelini oluşturmuştur.

 ➡ Şehir Devletleri’nin hüküm sürdüğü Yunanistan’da halk;

-Siyasi haklara sahip olan Yurttaşlar,
-Siyasi hakları olmayan Yurttaşlar,
-Toprağa bağlı hiçbir hakkı olmayan köylüler ve
-Köleler olmak üzere sınıfları ayrılmıştı.

(Yine burada da diğer uygarlıklarda olduğu gibi kademeli tabakalaşma mevcuttur. Yurttaşlardan önce bunların da üstü olan grup soylular yani Kral ve ailesi de bulunmaktadır.)

 ➡ Sınıflar arası mücadeleden dolayı sosyal yaşama yönelik birtakım hukuki düzenlemeler yapılmıştır.

(Bu Uygarlığın hukuki düzenlemeleri çok meşhurdur. Hatta dünyadaki ilk hukuki düzenleme olarak da sayılabilir.)

 ➡ , soyluların keyfi yönetimini orta sınıf lehine düzenlenmiştir.

(Drakon Kanunları; Atina’da altı yargıçtan biri olan Drakon tarafından hazırlanan kanun’dur. Daha önceleri Atina’da yazılı kanunlar bulunmamaktaydı. Soylular yani Kral ve ailesi töreleri, kanunları kendi çıkarları doğrultusunda hazırlayıp uygulamaktaydılar. Drakon toplumda düzeni sağlayacak kanunlar yapmakla görevlendirilmişti. Drakon törelerden kaynaklı kan davalarına son vermek adına Ceza Kanununu meydana getirmiştir. Ama bu durum yine halkın değil soylular’ın yararına olmuştur. Çünkü bu kanunlar en çok soylular’ın haklarını gözetmektedir. Bir parça sebze, meyve, eşya ya da herhangi bir şey çalana ölüm cezası verilmektedir. Bundan kaynaklı halk; toplumda düzeni sağlamak adına yapılan bu yeni kanundan pek hoşnut olmamışlardır.)

 ➡ Eski Yunanlılar da, Solon Kanunları ile köleliğin ve doğuştan soyluluğun kaldırılması, Kleistenes (Klistenes) tarafından yapılan düzenlemelerle Halk Meclisi’nin önemli bir kurum haline getirilmesi ve sınıf farklılığının ortadan kaldırılması demokrasi anlayışının gelişmesini sağlamıştır.

(Hatta günümüzde Hukuk bölümünde okuyan bir öğrenci Roma’lıların kullandığı 12 Levha Kanunları ile işe başlamaktadır; ama mutlaka Drakon ve Solon Kanunları hakkında da bilgi sahibi olmaktadır. Çünkü bu hukuk kuralları günümüz hukukun temelini oluşturmaktadır.)

(Bu kadar  gelişmiş ve orta sınıf lehine olan kanunlar; herkes için bir eşitlik yaratmaya yönelik kanunlardır.)

(Solon Kanunları; kendinden önce gelen Drakon kanunları’nın toplumsal sorunlarını çözmek bir yana, ağırlaştıran niteliğini ortadan kaldırmak için hazırlanmıştır. Bu kanunun getirdiği en önemli reform ise bütün borçların silinmesi ve borçları yüzünden köle durumuna düşen halkın köleliklerinin kaldırılmasıdır. Bu reformlar Tarihe adını Seisachthheia (Yükten, Külfetten Kurtulmak) olarak geçirmiştir. Hatta bu kanunla birlikte halktan zorla alınan toprakların hepsi tekrardan halka geri dağıtılmıştır.) 

(Hatırlarsanız Hititliler de Pankuş Meclisi’nden bahsetmiştik, burada da buna benzer bir meclis görülmektedir. Bu Meclis’te Kleistenes; Halk Meclisi’dir. Bu Meclis’i halk kuruyor ama Krala danışarak kanunları uyguluyorlar. Ama Hititliler de olduğu gibi sözde Meclis değildir. Yani bildiğiniz üzere Hititliler de bulunan Pankuş Meclisi’nde bir karar, kanun uygulanırken Meclis’te ki kişilere sorulmasına rağmen hayır cevabı dahi alsa Kral bunu uygulamak istiyorsa uygulardı. Ama bu Uygarlık Hititliler’e nazaran biraz daha esnetilmiş bir Meclis’tir. Yani Kral demokrasiyi sağlamak adına bazı konularda halka taviz vermiştir.)

(Kleistenes, Antik Yunanistan’da Atinalı bir soyludur. MÖ 501’de anayasal düzene geçerek Demokrasinin ilk adımlarını atmıştır. Arkhonlardan olan Kleistenes, yaptığı kanunlarla Atina’ ya demokrasiyi getirmiştir.)

 ➡ Yunan Uygarlığı Tarih, Tıp, Aritmetik, Astronomi ve Felsefe alanlarında öne çıkmıştır.  

 ➡ Yunan Felsefesinin ilk temsilcileri Sokrates (Sokrat), Platon (Eflatun) ve ’dur.

(Bu filozoflar-düşünürler Yunan Uygarlıklarında ortaya çıkmış daha sonradan etrafındaki ve dünyadaki bir çok Uygarlığıda etkilemiş düşünürlerdir.)

(Aristo, Ortaçağ Avrupası’nın tamamına damga vurmuş, Ortaçağ kilisesi’nde Aristo Felsefesi ile yaşayan bir topluluğu oluşturmuş kişidir.)

 ➡ Eski Yunanlılar Milat’tan önce VII. (7.) yüzyıl başlarına doğru Fenike Alfabesini alarak geliştirmişlerdir.

(Hatırlarsanız Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar-Doğu Akdeniz Uygarlıklarındaki konu başlığında Fenikelilerden bahsederken Fenike Alfabesi’nede değinmiştik. Fenike Alfabesi; dünyanın ilk Alfabesi’dir bu alfabe 22 harften oluşmaktadır.)

 

🔎 Ege ve Yunan Uygarlığı;

-Girit,

-Miken,

-Yunan

olmak üzere üç dönemde ele alınmaktadır.

 

1.Girit Uygarlığı (Milat’tan Önce 3500-Milat’tan Önce 1200 Yılları Arası)

 🔎 Girit Uygarlığı, Ege havzasında bilinen en eski Uygarlıktır.

(Ege Uygarlıklarının ilki Girit Adası’nda kurulmuştur.) 

(Bazı sorularda; “Anadolunun, Ege’nin, Mezopotamya’nın bilinen ilk uygarlığı hangisidir?” gibi sıkça sorular çıkmaktadır. Vereceğiniz cevap ise Girit Uygarlığı olmalıdır.)

 

🔎 Girit Uygarlığında Tarihi Devirler sırası ile yaşanmıştır.

(Tarihi devirleri biz kendi içerisinde sınıflandırmıştık. Hatta hatırlarsanız konusunda Tarih Devirlerine değinmiştik. Bu tarihi devirler sırası ile şu şekildedir;

-İlkçağ,
-Ortaçağ,
-Yeniçağ,
– Yakınçağ)

 ➡ Şehir Devletleri şeklinde örgütlenmişlerdir.

(Şehir Devletleri şeklinde örgütlenme; Merkezi otoriteyi sağlamak adına örgütlenmişlerdir.)

 ➡ Girit Uygarlığı; Girit Adası’nda doğmuş, Mora Yarımadasına ve Ege Adalarına yayılmıştır. İlkçağ Uygarlıkları arasındaki köprü durumundadır.

 ➡ Girit’in en parlak dönemi Milat’tan önce 2400-1400 tarihleri arasında yaşanmıştır.

 ➡ En önemli yerleşim yeri Knossos’tur.

 ➡ Linear adı verilen günümüzde okunamayan bir yazı geliştirmişlerdir.

(Linear Yazısı; Linear A ve Linear B Yazı çeşidi olarak ikiye ayrılmaktadır. Linear A ya da bir diğer adıyla Çizgi Yazısı Milat’tan önce 1600 ve sonralarına tarihlenen, Girit Adası’nda Minos Uygarlığı tarafından kullanılmış dil olarak bilinmektedir. Günümüze Papirüs ve Parşömen gibi dayanıksız yazı materyalleri ulaşamadığından çözümlenememiştir. Linear A yazısı esas olarak tablatlerden tanınmıştır ama hala tam olarak dili çözülememiştir. Linear A yazısının daha sonraları geliştirilerek Linear B şeklinde Miken Uygarlığı tarafından kullanıldığı düşünülmektedir.)

 ➡ Girit uygarlığında balıkçılık, avcılık, tarım, ticaret, gemicilik ve deniz ulaşımını gelişmiştir.

(Girit Uygarlığı güçlü donanmalar kurmuş ve deniz ticaretine büyük önem vermişlerdir. Gemicilikte ilerlemişlerdir. Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika, Mısır ve Anadolu arasında deniz ticareti yaptıkları için hem buralardaki Uygarlıklardan etkilenmiş hem de bu Uygarlıkları yaymışlardır.)

 ➡ Girit’in Ege’den Akdeniz’e uzanan deniz yolu üzerinde bir uğrak yeri olması Girit kültürünün çevre kültürlerle yakın ilişki içinde olmasını sağlamıştır.

 ➡ Girit Uygarlığı güçlü bir donanmaya sahip oldukları için saray ve Şehirlerin etrafını surla çevirme ihtiyacı hissetmişlerdir.

(Eğer bir Uygarlık Şehirlerinin etrafını surlarla çevirmiyorsa; ya güçlü bir orduya sahip olduğu için ya da doğal korunaklarla veya engellerle çevrili olduğu içindir. Bazen çevredeki Uygarlıklarla dost olunduğu ve barış içinde yaşanıldığı içinde bu uygulamaya ihtiyaç duymayan Uygarlıklarda bulunmaktadır.)

 ➡ Mimari de gelişmişlerdir. Bunun en güzel örneği; Knossos Sarayı’dır.

 ➡ Dini alanda Anadolu’dan etkilenmişler ve çok Tanrılı dine inanmışlardır. Ölülerini eşyalarıyla birlikte gömmeleri ahiret inancına sahip olduklarını gösterir.

(Mezarlarını ev şeklinde yapmışlardır.)

 ➡ Girit uygarlığı, Milat’tan Önce 1200 yıllarında Akalar ve Dorlar tarafından yıkılmıştır.

 

2.Miken (Aka) Uygarlığı (Milat’tan Önce 2000-Milat’tan Önce 1200 Yılları Arası)

 ➡ Miken Uygarlığı Milat’tan önce 2000’lerde Orta Avrupa üzerinden Yunanistan’a gelerek yerli halkla karışan Akalar tarafından kurulmuş ve Kralların yönettiği Şehir Devletleri halinde örgütlenmişlerdir. Bunların içerisinde en önemlisi Miken’dir.

 ➡ Miken (Aka) Uygarlığı Girit Uygarlığı gibi Şehir Devlet’leri şeklinde örgütlenmişlerdir.

 ➡ Giriti de egemenlikleri altına almışlar ancak Girit Uygarlığından etkilenmişlerdir. Giritlilerin kullandığı yazıyı geliştirerek Grekçe’nin temelini atmışlardır.

(Grekçe veya Antik Yunan dili, Antik Yunanistan’da ve Doğu Akdeniz havzasında Milat’tan önce 9. yüzyıldan Milat’tan sonra 6. yüzyıla kadar konuşulmuş olan ölü bir dildir. Arkaik, Klasik ve Helenistik dönemleri vardır. “Antik Yunanca” olarak da bilinir.)

 ➡ Milat’tan önce 1400 yıllarında Mora’nın tamamını ele geçirdiler.

 ➡ Turuvalılarla Çanakkale Boğazına egemen olmak için mücadele etmişlerdir. Homeros’un İlyada Destanı’nı bu savaşları anlatmaktadır.

(Turuva Savaşları ile tarihte ilk kez Boğazlar sorunu ortaya çıkmıştır.)

 ➡ Yaptıkları şatolar ve kuyu mezarları ile ünlüdürler.

(Kuyu mezarları’nda ölü, yan değil dik olarak konulur. Bu mezarlarda ahiret inancını kanıtlar niteliktedir.)

(Bu şatolardan bazılarına verilen isim Mikens ve Trins’dir.)

 

3.Yunan (Dor) Uygarlığı (Milat’tan Önce 1200-Milat’tan Önce 337 Yılları Arası)

 ➡ Bölgeye göç eden Dorlar’ın yerli halkla kaynaşması sonucunda oluşmuştur.

 ➡ Akalar’ın egemenliğine son vererek Yunanistan ve Ege Adaları’nı ele geçiren Dorlar, “Polis”, adı verilen Şehir Devletleri kurdular. Bu Şehir Devlet’leri şunlardır;

-Atina,
-Larisa,
-Sparta,
-Korint,
-Tebai

Devlet’leridir.

(Yunan Şehir Devletleri Mezopotamya’daki Şehir Devletleri’nden farklıdır. Kendine özgü bir demokrasi yönetimi vardır. Özgür ve bağımsız olmaları sonucu kendi yasalarını yapıp uygulamışlardır.)

 ➡ Bu Devlet’ler Yunanistan’ı ele geçirmek isteyen Persler’e karşı başarılı olmuşlardır.

 ➡ Pers Savaşları’nda sonra Atina ile Sparta  arasında savaş başlamıştır.

 ➡ Peloponnes Savaşları olarak bilinen bu savaşlardan Sparta üstün çıkmıştır.

(Bu durum Büyük İskenderin Yunanistan’ı ele geçirmesine kadar sürmüştür.)

 ➡ Şehir Devletleri’nin başında ilk önce başrahip, başyargıç ve baş komutan ünvanlarını elinde bulunduran Krallar bulunurdu. Daha sonra soylular, Kralı devirerek Aristokratik Cumhuriyeti kurdular. Orta sınıfın yönetimi ele geçirmesi ile de Tiran denilen kişiler başa geçti.

(Aristokrasi ya da soylu erki, iktidarın imtiyazlı ve genellikle soya bağlı bir toplum sınıfının elinde bulunduğu siyasi hükümet şeklidir. Ekonomik, toplumsal ve siyasi gücün soylular sınıfının elinde bulunduğu Tarihi yönetim biçimidir. Sözcük anlamı: “soylular sınıfı” anlamında da kullanılmaktadır.)

 ➡ Yunanistan’da halkın gruplara ve sınıfları ayrılması sınıflar arası çatışmalara yol açmıştır. Bunun sonucunda Drakon, Solon ve Klistenes tarafından yeni kanunlar yapılmıştır.

(Drakon Kanunları, soyluların keyfi yönetimini orta sınıf lehine düzenlenmiştir. Solon kanunları, köleliğin ve doğuştan soyluluğun kaldırılmasına, Klistenes kanunları ise Halk Meclisi’nin önemli bir kurum haline getirilmesini, sınıf farklılığının ortadan kaldırılmasını ve demokrasi anlayışının gelişmesini sağlamıştır.)

 ➡ Başka bir şehir devletinin egemenliğine girmek büyük felaket sayıldığı için, Polis’ler arasında sürekli mücadeleler olmuştur.

(Bu durum, bağımsızlıklarını düşkün olduklarını gösterir. Bu mücadeleler siyasi birliğin kurulmasını engellemiştir. Ancak Merkezi otorite olmadığı için düşünce hayatı ve bilimde gelişmiştir.)

 ➡ Çok Tanrılı bir dine inanmışlar ve Tanrılarını insan gibi düşünmüşlerdir.

(Tanrılarını insan gibi düşünmeleri, heykeltıraşın gelişmesine neden olmuştur.)

(Yunanistan’da dini törenlerde ve bayramlarda Tanrılar adına ilahi okunur, müzik eşliğinde danslar yapılır, spor yarışmaları düzenlenirdi. Yarışmalarda birinci gelenin başına zeytin dalından bir çelenk konur ve heykelinin yapılmasına izin verilirdi. Bu bayramların en önemlisi Yunanistan’ın her tarafından gelen sporcuların katılımıyla Olimpiya Dağı’nda yapılan Olimpiyatlardır.)

 ➡ İnsan olarak düşündükleri Tanrılarının gazabını engellemek ve onları eğlendirmek düşüncesi ile Olimpiyat Oyunları düzenlemişlerdir.

(Spor, şiir ve müzik yarışmalarının düzenlendiği bu oyunlar siyasi birliğin olmadığı Yunanistan’da kültürel birliğin sağlanmasına neden olmuştur. Günümüzdeki Olimpiyatların temeli buraya dayanmaktadır.)

 ➡ Tarım alanlarının azlığı, pazar bulma ihtiyacı, nüfusun artması ve yeni yerler bulma arzusu denizcilik ve kolonicilik faaliyetlerinin gelişmesini sağlamıştır. Böylece Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında yeni şehirler kurulmuştur

(Yunanlılar kurdukları kolonileri vatan kabul etmeleri ile kolonicilik yapan diğer İlkçağ Uygarlıkları’ndan ayrılırlar. Diğerlerinde yalnızca ticareti sömürme niyeti vardır.)

 ➡ Koloniciliğin gelişmesiyle ticaret gelişmiş bir ticaret filosu oluşmuştur. Bu durumun sonucunda Yunan dili ve Yunan Uygarlığı bazen diğer Uygarlıklardan etkilenmiş bazen de onları etkilemiştir.

 ➡ Fenike Alfabesi’ni kullanmış ve bunu geliştirmişlerdir. Homeros’un İlyada ve Odessa isimli destanları en önemli edebi eserleridir.

 ➡ Bilimsel hayatta ilerlemişlerdir. Felsefede Sokrat, Aristo ve Eflatun; Tarihte Heredot ve Tukidides; Tıpta önemli bilim adamlarıdır.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here