Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar-Anadolu Uygarlığı

0
44
Edebiyat Nedir ?
Edebiyat Nedir ?

UYGARLIĞIN DOĞUŞU VE İLK UYGARLIKLAR
ANADOLU UYGARLIĞI

 

Eski Çağlarda Türkiye

Anadolu, verimli topraklara ve yaşamaya elverişli iklim şartlarına sahip bir ülke olduğu için tarih boyunca birçok istila ve göç hareketleri ile karşılaşmıştır. Bundan dolayı bu topraklarda birçok önemli uygarlıklar kurulmuştur. Bu uygarlıklar içerisinde en önemlileri sırası ile şunlardır;

« Hititliler 
« Frigyalılar
« Lidyalılar
« İyonyalılar
« Urartular
« Persler
« Makedonyalılar
« Romalılar
« Bizanslılar
« Selçuklular
« Osmanlılar

Anadolu’nun Tarih Öncesi Devirleri

Türkiye de Eski Taş Çağına ait izler ve kalıntılar Antalya da Karain, Beldibi ve Belbaşı; İstanbul da Yarımburgaz mağaralarıdır.
Türkiye de Orta Taş Çağını aydınlatan merkezler Antalya da Beldibi, Ankara da Macunçay, Göller yöresinde Baradiz, Samsun da Tekkeköy mağaralarıdır.
Türkiye de Yeni Taş Çağına ait en önemli yerleşim merkezleri Konya Çatalhöyük, Diyarbakır Çayönü, Gaziantep Sakçagözü’dür. 
Türkiye de Bakır Çağına ait merkezler arasında Çorum da Alacahöyük, Denizli de Çivril ve Beycesultan, Çanakkale de Kumtepe ve Truva, Samsun da İkiztepe gibi yerleşim yerleri bulunmaktadır. 
Türkiye de Tunç Çağına ait en önemli merkezler arasında Ankara da Ahlatıbel ve Kayseri de Kültepe bulunmaktadır.

 

NOT

 

Tunç Devri’nde Anadolu ile Mezopotamya arasında canlı bir ticaret başlamıştır. Bu devirde Asurlu tüccarlar vasıtasıyla yazı Anadolu’ya getirilmiş ve MÖ. 2000 yıllarında Anadolu da kullanılmaya başlanması ile birlikte Anadolu da Tarihi Devirler başlamıştır.
Anadolu da Tunç Devri’nde yazının kullanılmaya başlanması, Anadolu uygarlıklarının normal tarihi gel,işim seyrini tamaladığını ve başka bir uygarlıktan etkilendiğini gösterir. 
Mezopotamya ve Mısır da yazının kullanıldığı dönemlerde Anadolu da insanlar tarih öncesi devirleri yaşamaktadır.
Anadolu da Cilalı (Yeni) Taş Devri’ni aydınlatan Diyarbakır Çayönü, Anadolu da ve Güneydoğu Avrupa’daki üretimle ilgili en eski yerleşim merkezidir. Konya Çatalhöyük ise insanlık tarihi’nin ilk şehir yerleşmesi olarak kabul edilir.

UYARI

Anadolu da ilk yazılı vesikalar Kayseri yakınlarındaki Kültepe de bulunan çivi yazısı ile yazılmış ticari ve hukuki tabletler’dir. Ayrıca Kültepe de Asurlu Tüccarlara ait Karum denilen pazar yeri bulunmuştur.

 

Anadolu Uygarlıkları

İlkçağ’da Anadolu da kurulmuş önemli medeniyetler: Hititliler, Lidyalılar, İyonyalılar ve Urartular’dır.

 

Hititliler;

» Hititliler, MÖ 2000 yılı başlarında Kafkaslardan Orta Anadolu’ya gelerek Kızılırmak Boylarına yerleşmişlerdir. Yani başlangıç olarak Hititliler Kızılırmak çevresinde verimli tarım yapılabilecek toprak havzalarına yerleşmişlerdir.
» Hititliler Anadolu Medeniyetlerinin ilkidir.
» MÖ 1400 yıllarında imparatorluk haline gelmişlerdir. İmparatorluk dememizin sebebi içinde birden fazla ulus’un bulunması, yani sadece Hitit topluluğu’nun değil zamanla etraftaki komşu ülkeleri’nin yayılmacı politakası ile ülke sınırlarına katılması ile imparatorluk haline gelmiştir.
» Başkenti Hattuşaş’tır. Bazen testlerde veyahut farklı konu anlatım kaynaklarında Boğazköy-Çorum olarak da nitelendirilmektedir.  İkisi de doğru bir ifade’dir.
» Hattuşaş, Anadolu da doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda işleyen yolların kesiştiği bir nokta da bulunmaktaydı. Doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda işleyen derken hem Anadolu’nun kendi içinde hem de Anadolu ve Mezopotamya’nın birbiri ile bağlantılı ticaret yolları’nın kastedildiği söylenmektedir. Böylece Anadolu’nun büyük bir kısmı kontrol altında tutulabilmiştir. 
» Hititliler, merkeziyetçi politikaları, buraya ulaşan yolların işlek olmasını, yollar üzerinde de çeşitli yerleşmelerin kurulmasını sağlamıştır. Merkeziyetçi politika denilmesi’nin sebebi: devletin yönetim politikası olarak merkezden yönetildiği için merkeziyetçi politika denilmiştir. Merkeziyetçi politika ise tek bir kişi tarafından emir verilerek bütün ülkelerde uygulanmakta olan bir politikadır. 
» Bu dönemim en önemli siyasi gelişmesi, Hititliler ile Mısırlılar arasında MÖ 1280 yıllarında yapılan Kadeş Antlaşması’dır. Dolayısıyla Hititliler’in Mısırlılar ile arasında kültürel bir etkileşim bulunmaktadır. 
» MÖ 2000’lerde Ege göçleri ile batı’dan gelen kavimlerin Hitit Devleti’ni yıkması sonucunda Hititliler çok zor duruma düşmüş ve baskı altında oldukları için Güneydoğu Anadolu da Hitit şehir devletleri kurmuşlar’dır ve bu dönemi tarihçiler: “Genç Hitit Şehir Devletleri Dönemi” olarak adlandırmışlardır.
» Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde şehir devletleri kurduktan sonra MÖ 700 yıllarında, önce Asurlular’a bağlanan Hititliler daha sonra da Perslerin hakimiyetine girmiştir. 
» Başlangıçta Hititliler Krallığı feodal beylikler’den oluşurken daha sonra krallar bu feodal beylikleri ortadan kaldırmış’tır.
» Daha sonraları merkezi krallık güçlenerek eyaletlere merkezden valiler atanmıştır. 
» Krallar da, yerine göre hem başkomutan hem başyargıç hem de başrahipti. (Bu bilgi aslında bize çok şey ifade ediyor çünkü testlerde bu şekilde sorular sıkça rastlandığından yoruma açık bir bilgi olarak nitelendirilmektedir). O zamanlar da başkomutan: orduyu yöneten en tepedeki kişidir, günümüzde ise cumhurbaşkanıdır. Askeri yetkisi bulunmaktadır. Başyargıç: hukuksal yetkisi bulunan ve hukukta en son sözü söyleyen kişidir. Bunun sonucunda da hukuk tamamen bağımsız değil yani birinin tek sözüne bakılan duruma bağlı bir süreçtir. Başrahip ise: teokratik bir özellik vardır, yani devletin dine dayalı olarak yönetildiği kralın gücünü tanrıdan alarak halkını yönettiği bir yapıdır. Bu sebepten ötürü kralın merkezi otoritesi çok güçlü’dür. 
» Hititliler’in ilk döneminde kralın yetkilileri soylulardan yani seçilmiş kişiler tarafından oluşan Pankuş Meclisi tarafından sınırlandırılmıştır. Pankuş Meclisi’ni bugünkü Danışma Meclisi diyebiliriz. Ama Pankuş Meclisi sadece sözde meclistir (göstermelik meclis de diyebiliriz). Yani kral bir şeyi istediği zaman Pankuş Meclisine sorar, hayır cevabı alsa da dahi o uygulamayı uygulardı.
» İmparatorluk döneminde Pankuş Meclisi’nin yetkilileri azalırken kralın yetkilileri artmıştır. (Bu sadece sözde bir yasadır çünkü zaten Pankuş Meclisi olmasına rağmen onların istedikleri değil kralın istedikleri uygulandığı için arada pek bir fark olmamıştır). 
» Devletin yönetiminde kraldan sonra en yetkili kişi kraliçe Tavananna’dır. Tavananna, Hükümdar savaşa gittiği zaman bütün yetkililere sahiptir. Dolayısıyla devletin bütün yürütme işleri Kraliçe Tavananna’nın sorumluluğu altındadır. Tavananna aslında  kadınlara yönetimde verilen ilk temsilcisi de sayılır. 
» Tavananna aynı zamanda dini törenlerde başkanlık yapar, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi. Normalde çoğu devletlerde kadınların hep geri planda tutulduğunu ve dini törenlerde başkanlığın hep erkeklerin yaptığını görmekteyiz. Ama Hititliler de istisnai bir durum olarak Tavananna’nın (kadınların) başkanlık yaptığını görmekteyiz. 
» Hititliler de kralın buyruklarına karşı gelmek, devlete baş kaldırmak büyük suç sayılmış ve ölümle cezalandırılmıştır. (Yani biri geldi dedi ki: “Ben kralın buyruğunu kabul etmiyorum ve uygulamak da zorunda değilim.” dedi. Bunun sonucunda bu sözlerin bedelini ödetmek amacı ile Pankuş Meclisi toplanır ve idamına karar verilirdi). 
» Hititliler de sınıf toplumu kavramı vardır. Yani kademeli en fazla yetkiye sahip olan ve daha az yetkiye sahip olan hatta hiç yetkiye sahip olmayan köle olarak adlandırılan sınıf toplumları uygulanmaktaydı. Dolayısıyla en üst sınıfı: kral ve ailesi oluşturmuştur. 
» Bu sosyal yapıda asiller yani soylular baş rahip yani din adamları; sanatçılar, askerler, memurlar ; ve köleler gibi sınıf ayrımları da yer almaktaydı. (sanatçılar, askerler, memurlar fikirlerini krala yöneltebiliyorlardı fakat köleler’in fikirleri-düşünceleri önemsenmiyordu).
» Hititliler çok fazla ticaret ve yazı ile iç içe oldukları için bunları bir şekilde dağlara, taşlara yazma isteği ve gösterme isteği duydukları için bir çok sanat dalıyla ilgilendikleri görülmüştür. Hititliler Mezopotamya sanatının etkisi altında gelişmiştir. Ve bunun sonucunda da: heykelcilik ve kabartmacılık gibi sanat dalında ileri gitmişlerdir. 
» Hititliler yılına ait en çok rastlanan ve bilinen Yazılıkaya ve İvriz kabartmaları Hitit sanatı’nın en önemli örneklerinden biridir.
» Anadolu yazıya bölge olarak Mezopotamya’dan daha sonra geçmiştir. Mezopotamya da yazıyı Sümerliler bulmuştur. Sümerliler ile Asurlular ticaret yaparak Mezopotamya’dan Hititliler’e kadar yazıyı getirmiştir. Dolayısıyla da Anadolu’ya yazıyı Asurlular getirmiştir. 
» Hititliler, Asurlular’dan aldıkları çivi yazısıyla beraber kendine ait olan hiyoroglif yazısını da kullanmışlardır. 
» Hititliler’den kalan en önemli yazılı eserler anallardır. Anal’lar, kral tarafından tanrıya hesap vermek adına yazılan yıllıklara denilmektedir. Analların en önemli özelliği objektif olmalarıdır. Tarih için önemli kaynaklardan biriside anallardır. 
» Hititliler, Mezopotamya’dan aldıkları kanunlara eklemeler ve düzeltmeler yaparak Anadolu’daki ilk kanunları oluşturmuşlardır. 
» Medeni ve Ceza Hukuku büyük gelişme göstermiştir. Eğer bir ülke de Ceza Hukuku gelişmiş ise orada merkezi otoriteyi güçlendirmek adına yapılan çalışmalar ile insanları korkutmak adına ağır yasalar çıkartılmıştır. Medeni Hukuk da daha çok ticaret, miras, kadın-erkek hakları (eşitliği) yani toplumsal hayatı düzenlemek adına uygulanmakta olan bazı yasalar’dır. Dolayısıyla bir ülke de ikisi’nin de gelişim göstermesi halkın bir yandan yasalara karşı duyduğu korkuyu körüklemiş bir yandan da eşitliği getirdiği için halkı sevindirmiştir. 
» Hitit kanunları, hür vatandaşlara olduğu kadar kölelere de mülkiyet hakkı tanımıştır. (Konunun başında hatırlarsanız kölelere hiçbir hakkın tanınmadığını ve düşüncelerinin önemsenmediğini söylemiştik. Ama çok ilginçtir ki kölelere mülkiyet hakkı tanınıyor). Mülkiyet hakkı: kişiye ait bir mülk var demek yani tapulu malın var demektir. Yani bu durumda hiç söz hakkı dahi bulunmayan kölenin bile tapulu yani kendisine ait bir mülkü, evi vardır. 
» Hititliler de kralın aynı zaman da başrahip olduğunu dile getirmiştik. Peki öyleyse Hititliler hangi dine mensup’tur?: Hititliler çok tanrılı bir din anlayışına hakimdir. 
» Hititliler aynı zaman da çevre kültürleri’nin tanrılarına da inanmışlardır. (Yani şöyle ki fethettiği bölgelerin dinlerini değiştirmeyip o dine de mensup oldukları için birçok dine mensup olmuşlardır). Bu nedenle Anadolu için “Bin Tanrılı İl” denilmiştir. 

 

Frigyalılar;

» Anadolu’ya Boğazlar yoluyla gelmişler ve Kızılırmak ile Sakarya nehirleri arasında ki bölgeye yerleşerek merkezleri Gordion (Ankara-Polatlı) olarak MÖ 750’den sonra Frigya denilen bu bölge de Frigyalı’lar Devleti’ni kurmuşlardır. 
» İlk siyasi birliklerini MÖ 750’li yıllarda kurmuşlardır. 
» Frigler’in bilinen ilk kralı Gordios’tur. Ülkenin başkenti Gordion adını kral Gordios’tan almıştır.
» MÖ 700 yılına doğru Kafkaslar üzerinden gelen Kımmer saldırıları ile baş edemeyen Friglerin ülkeleri tamamen tahrip olmuştur. Bu nedenle daha batı tarafa doğru çekilmek zorunda kalmışlar ve önce Lidyalılar’ın sonra da Perslerin egemenliğinde kalmışlardır.
» Frigyalılar çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşmışlardır. Hatta tarımı korumak adına özel kanunlar ve kurallar koymuşlardır.
» Yapılan kanunlar da tarımla ilgili ağır cezalar öngörülmüştür. (Frigler tarımla uğraştıkları için ve yaşamlarını bununla geçirdikleri için tarıma büyük önem vermişler ve bunun sonucunda tarım ile ilgili ağır cezalar yasalar uygulanmaya başlanmıştır. Örneğin: tarımı geliştirmek adına yapılan sabana zarar verildiyse, kırıldıysa, yakıldıysa ya da bir şekilde başka birine, başka uygarlıklardan birine verildiyse bunun cezası ölümdür. Saban kırmanın, öküz öldürmenin ve bunun gibi daha birçok tarım aletlerine zarar verilmesi’nin sonucu hep ölüm olmuştur). İhtiyaçlar hukuk kurallarını belirlemiştir.
» Frigyalılar dünyada bilinen il çengelli iğneyi bulmuş ve kullanmışlardır. Adına da Fibula demişlerdir. (Genelde sınavlarda “aşağıdakilerden hangisi Frigyalılar’ın kullandığı araç-gereçlerden’dir?” gibi tanım soruları sorulmaktadır, bu nedenle Frigyalılar’ın kullandığı günümüzdeki adı çengelli iğne o zaman ki adı fibulayı unutmamak gerek).
» Yazı sistemi yani Sümerler’den gelen çivi yazısını kullanmışlar ama onu biraz daha geliştirmişler ve hala tam olarak çözülemeyen bir dil kullanmışlardır. Her yazının bir grubu olduğu gibi bu yazının da grubu Hint-Avrupa kökenli diller arasında yer almaktadır.
» Frig edebiyatı hakkında fazla bir bilgi yoktur. (Çünkü: hala günümüzde frigyalılar’ın kullandığı dil çözümlenememiştir) Fakat ilk hayvan hikayeleri’nin (fabl) kaynağı olarak kabul edilmiştir. Tam dili çözülenemese de fabl hikayeleri Friglerden günümüze kadar gelmiştir. (Aslında Frigler’in kullandığı dil çözümlenebilse daha birçok bilgi’ye ulaşabiliriz).
» Frig sanatı’nın ve mimarisi’nin en önemli örnekleri: Gordion ve Midas şehirlerindeki kayalar içine oyulmuş sığınaklardır. (Bu sığınaklarda duvara oyulmuş, çizilmiş resimler yani sanatsal figürlerde bulunmaktadır).

Evlerini diktörtgen bir biçimde yapmışlardır. (Yani bir solan hemen peşinde de bir oda, bizde-günümüzde odalar sağlı sollu’dur ama onlarda odalar arka arkaya’dır. Tren vagonu sistemi de diyebiliriz). Evlerin temellerinde taş, üst çatı kısımlarında da kerpiç kullanmışlardır. Zaten Anadolu’da da kerpiç kullanımı çok yaygındır.
» Üzerlerinde hayvan figürleri bulunan çanak-çömlek yapıyorlar. 
» Maden işçiliğinde, ağaç oymacılığında, nakış işçiliğinde, dokumacılıkta ileri gitmişlerdir.
» Çiftçilikle uğraşan Frigler’in bereket tanrıçası Kibele’dir. Frigyalı’lar, Kibele’yi ana tanrıça kabul etmişlerdir. Anadolu’nun pek çok yerinde Kibele tanrıçası’nı görmekteyiz. (Burada bolluk-bereket derken üremede işin içerisindedir, dolayısıyla birden fazla kişiyi de temsil etmektedir).
» Tabi bir de bu Kibele’nin sevgilisi de vardır. Frig inancına göre, Kibele her yıl sonbahar da sevgilisi Attis’i ölüme teşvik eder (baskı yapıyor), Attis’in ölümü ile tabiatta ölürdü. (Yani sonbahar bitiyor ve kış geliyor, Attis dirildiği zaman Kibele ile buluşuyor. Buluşma yerleri de ilkbahar. İkisi’nin tekrardan buluşmasına da tabiat yeniden dirildi yani bahar geldi diyorlar). 

 

Lidyalılar;

» Lidyalılar denildiği zaman ilk akla gelen “para”dır. (Yani ilk parayı ben bulduysam benim çok varlığım var ki bunu ben bir sembole dönüştürmeye çalışıyırum. Bu da demektir ki Lidyalılar zengin, ne konuda zenginler: ticaret ile uğraştıkları için. Lidyalılar’ın başkentleri Sard-Sardes adıyla anılan bölgedir. Bu bölgelerde yavaş yavaş askerleri (ücretli askerliğe benzeyen sistemleri var) ile ilerliyorlar ve genişliyorlar. Bu genişledikleri yerler aslında o dönemde çok etkin olan Kral yolu-ticaret yolu’nun da geçiş noktası hatta başlangıcı Lidyalılar’dan başlıyor. Dolayısıyla bu kadar önemli bir yolu başlatan bir devlet gelen geçen herkes’den vergi de alacağı için çok zenginleşiyor. Yani ticareti hem kendi yaptığı için hem de yapanlardan kazanç sağladığı için iki kat zenginleşmiş oluyor). 
» MÖ 1200’lerde Anadolu’ya gelmişlerdir. 
» Batı Anadolu’da Gediz ve Küçük Menderes nehirleri arasında kalan bölgeye Lidya denir. Bu bölgede Kral Giges tarafından merkezi Sard olmak üzere Lidyalılar Devleti kurulmuştur. (Lidya Devleti Kral Giges tarafından Friglerin ve Urartuların son dönemlerini yaşadığı sıralarda kurulmuştur).
» Günümüzde yaklaşık olarak Manisa ve Uşak illerine denk gelen bölgedir. (Manisa ve Uşak Ege Bölgesi’nde, dolayısıyla Ege Bölgesi’ndeki İyonyalılar ile komşular ve onlara ticaret yaptıkları için İyonyalılar Lidyalılaradan aldığı ticari ürünleri denizden başka uygarlıklara taşıyabiliyor. Örneğin: Mısar’a taşıyor).
» Ticaret faaliyetleri ile zenginleşen Lidyalılar, Anadolu da ücretli askerlik sistemine dayalı bir ordu kurmuşlardır.  (Ücretli askerlerin olduğu yerlerde askerlerin kendi ırkından olan birini karşı tarafta görmesi demek senin ordunun yenilmesi demektir. Yani sen devletin içinde ücretli asker tutuyorsan senin ordun çokta güçlü değildir. Geçici bir süre ile çok güçlü istilar yapılabilir ama her zaman bir risk bulunmaktadır, devletin parçalanmasında mutlaka etkilidir).
» Lidya ordusu istenilen düzeyde teşkilatlanamadığından askeri açıdan yetersiz kalmıştır. Bu durum Lidyalılar’ın yıkılmasında etkili olmuştur.
» Lidya devletinde feodal bir sistem vardır.
» Kralın yanında tüccar ve toprak sahiplerinden oluşan seçkin bir zümre vardır. (seçkin bir zümre var ise mutlaka seçkin olmayan bir zümre de vardır bu da sınıf topluluğu’nun olduğunu göstermektedir).
» Kırsal alanda halk, büyük toprak sahipleri’nin arazilerinde ücretsiz olarak çalışmaktadır. Yani bir çeşit kölelik anlayışı bulunmaktadır.
» Kara ticaretine önem veren Lidyalılar, Sardes’ten başlayarak Mezopotamya’ya kadar uzanan Kral Yolu’nu yapmışlardır.
» Kral yolu sayesinde yani ticaret sayesinde iletişim, etkileşim kuruluyor ve takas bırakılıp para kullanıldığı için artık bir devalüasyon gibi bir şey söz konusu oluyor ya da yükseğe çıkıldığı zaman devalüasyon (bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirmesi’dir) yerine enflasyon (enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışını ifade eden bir durumdur. Diğer bir tanımı nominal millî gelirin, bu gelirle satın alınan mal miktarına nazaran artması yani şişmesi demektir. Deflasyonun tersidir) kullanılması gibi.

İyonyalılar;

» İzmir ile Büyük Menderes arasındaki bölgeye İyonya denir. Batı Anadolu da on iki şehir devletleri kurmuşlardır. Bu bölgede Milet, Efes, Foça ve İzmir şehir devletleri halinde yaşamışlardır.
» Dor istilası sonucu Yunanistan’dan kaçan Akalar tarafından Milet, Efes, Foça ve İzmir çevresinde kurulmuşlardır.
» Şehir devletleri halinde örgütlenmişlerdir.

» Ön Asya da ticaret yolları’nın bitiş noktasında olduğu için kısa sürede zenginleşmişler ve önemli kültür-ticaret merkezleri haline gelmişlerdir. 
» İyonyalılar’ın şehir devletleri halinde yaşamaları siyasal birlik oluşturmalarını engellemiştir. 
» Deniz ticaretinde oldukça ilerlemişler ve bunun sonucunda Akdeniz ve Karedeniz de pek çok koloni kurmuşlardır. (Deniz koloniciliği ile uğraşmışlardır).
» İyonya şehrini önce krallar, ardından asillerin kurduğu oligarşik hükümetler tarafından yönetilmiştir. 
» Bulundukları bölgenin coğrafi konumu, özgür düşünce ortamı’nın olması, ticaret sayesinde zenginleşmeleri, dini inancı baskısı olmayışı gibi nedenlerden dolayı İyonya da bilim ve felsefe gelişmiştir.
» Özgür düşünce ortamı’nın varlığı sayesinde bilim, kültür ve sanatta ilerlemişlerdir.

» Birçok ünlü filozof ve bilim adamı burada ortaya çıkmış ve bazı bilimlerin temelleri burada atılmıştır. Örneğin: Astronomi ve Geometri de Thales, ilk defa güneş tutulmasını hesaplamıştır. Geometri ve Matematikte Pisagor, ilk defa dünya’nın yuvarlak olduğunu öne sürmüştür.
» Matematik’te Pisagor, Felsefe’de Diyojen, Tıpta Hipokrat, Tarihte Herodot gibi bilim adamları bu dönemde yetişmiştir.

» Mimaride ilerlemişler ve İon Nizamı adı verilen özgün yapı tarzını ortaya çıkarmışlardır.
Dünya’nın yedi harikası arasında gösterilen Efes Artemis Tapınağı İyonlar döneminde inşa edilmiştir.

 

Urartular;

» Urartular yine Hititliler ya da Asurlular gibi hem Mezopotamya da hem de Anadolu da geçmiş uygarlıklardan biridir. (Mezopotamya ile ilgisi, ticaret yapmaları. Çünkü tarımda ilerliyemiyorlar ve bunun için de devasa sulama kanalları yapıyorlar, bu sulama kanalları nedeni ile de tarım yapmaya devam ediyorlar fakat yine de her şeyin ihtiyacını karşılayamadıkları için ticaret yolu ile bunu geçiştirmeye çalışıyorlar).
» Urartu Devleti, Doğu Anadolu da Asya Kökenli Hurriler tarafından kurulmuştur. Urartular’ın merkezi Tuşpa-Van’dır. (Tuşpa-Van günümüzde ören yeri’dir, yani gezip-görülebilecek bir arkeolojik kazıların yapıldığı çalışma alanı olarak kullanılan yer’dir).
Asurlular, MÖ 743 tarihlerinde Tuşpayı kuşatınca Urartu egemenliğine büyük bir darbe vuruldu. Fakat aynı dönemde Kimmerler de saldırmaya başladı. Bu sefer de iki devlet arasında toprak yarışı başlamıştır.
» Bu nedenle Urartular MÖ 8. yüzyıl sonlarında Van Gölü yöresine çekilmek zorunda kaldılar.

» Urartular sık sık Asurlular’ın istila ve baskılarına uğramıştır.
» Bu dönemde sık meşe ormanları ile kaplı Van yöresi tahrip edilmiştir.
» Savaşçı bir toplum olan Urartular: maden işçiliği (bakır, tınç, gümüş, altın), kaya oymacılığı, kabartma sanatı, resim gibi sanat dallarında ileri bir düzeydeydi.

» Urartuların ön önemli ekonomik etkinliği hayvancılıktı.
» Doğu Anadolu’da Van gölü çevresinde ileri bir uygarlık kuran Urartular: kalesi, su kanalları ve su bentleri yapmışlardır. Hatta günümüzde bile varlığını koruyan gelişmiş bir sulama ve şehir içe suyu sistemi kurmuşlardır.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here