Unutulmaz Yazarlarımızdan Oğuz Atay’ın Hayatı

0
15

 

 

 

 

 

 

Türk roman, oyun ve öykü yazarı.

Tutunamayanlar” romanı ile hafızalara kazınan Oğuz Atay, 12 Ekim 1934 tarihinde Kastamonu‘nun İnebolu ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası Cemil Atay, eski bir milletvekili ve aynı zamanda bir hukukçudur. Atay, 5 yaşındayken ailesiyle beraber Ankara’ya gelmiştir. Ankara Maarif Koleji’nde ilk ve orta okul eğitimini almıştır. 1951 yılında mezun olup, 1957 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi‘nden mezun olmuştur. Ardından askere giden Atay, 1959 yılında askerlik görevini bitirmiş ardından Kadıköy vapur iskelesinin yapımında çalışmıştır. Görevinden istifa edince kendi alanında akademisyenlik yapmaya başlamıştır. Akademisyenlik yaparken bir yandan da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayınlamaya başlamıştır. İlk romanı “Tutunamayanlar” adlı eseri 1970 yılında bitmiştir fakat 1972 yılına kadar yayımlanamamıştır. 1970 yılında roman, TRT Roman Ödülü‘nü kazanmıştır. 1973 yılında “Tehlikeli Oyunlar” adlı ikinci eserini yayınlamıştır. 1975 yılında ise “Bir Bilim Adamının Romanı” nı yayınlamıştır. Bu roman hocası Prof. Mustafa İnan‘ın hayatını ele almaktadır. 1985 yılında, Devlet Tiyatroları‘nda sergilenen, “Oyunlarla Yaşayanlar” adlı oyunu yayınlanmıştır.

Atay, beynindeki tümör nedeniyle bir süre Londra’da yaşamıştır ve hastalığına yenik düşerek, 13 Aralık 1977′de İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur. Hastalığını öğrendiği esnalarda “Türkiye’nin Ruhu” adlı kitabını yazmaktaydı. Ölümünden sonra yayınlanan kitapları, “Günlük” ve “Eylembilim” adlı eserleridir. Yaşarken hiçbir kitabı ikinci defa basılmayan Oğuz Atay‘ın kitapları, vefat ettikten sonra çok ilgi görmüş ve eserleri defalarca basılmıştır.

Eserleri:

  • Tutunamayanlar (1972)
  • Tehlikeli Oyunlar (1973)
  • Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
  • Eylembilim (1998, tamamlanmamış roman)
  • Korkuyu Beklerken (1975)
  • Oyunlarla Yaşayanlar (1985)
  • Günlük (1987)

 

Onunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı. Kalbimdeyken nasıl aklımda derdim.

 

Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.

 

Çok yükseğe çıkamam; bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yarı yolda bırakamam; bende ‘alçaklık’ korkusu var.

 

İnsan seviyorsa kaybetmekten korkar. Kıskançlık da bir kaybetme korkusudur. Kıskanmıyorsa eğer; yeterince sevmiyordur.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here