Umut’la Umuda Yolculuk…

0

 

“Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir.”
Robert L. Stevenson

 

 

 

Ne de güzel bir laf değil mi? Gidiyorsun ama güzel bir yere, severken bekliyorsun ya o da bir gün severse diye, kırıldığında toparlanıyorsun ya daha güçlü olurum diye…  Ağladığında mesela siliyorsun gözyaşlarını unutuyorsun acılarını. Hoş, unutmak ne mümkün; rafa kaldırdık diyelim, daha mutlu olmayı ümit ederek Öyle güzel bir şey işte dolu yarınlara uyanmak…

 

 

Ve en güzeli ümit etmek galiba; ya beklediğine değmezse bir gün elde ettiğin, ya kavuştuğunda beklentilerini karşılamazsa sevgili… Onun bütün güzelliklerini ederek yaşamak mı daha güzel yoksa beklediğine değmeyen bir şeye kavuşmak mı? Defalarca adım attığın ama seni yoran bir şeye kavuşmak mı daha verir? Günlüğüme yazdığım birkaç mısra vardı, şöyle sayfanın alt taraflarına doğru bir yere iliştirmiştim galiba…

 

Bırak, hayallerimde kal sevgili…
Ben fotoğraflarınla da avunurum,
Ben seni içimde yeşerttiğim umutlarımla büyüttüm.
Bırak, umutlarımda kal sevgili…
Bana pay biçtiğin umutsuzluklarına katlanamam…
Adını unutamam… Aklımda kalırsın,
Yüzünü unutamam… Yüreğimde kalırsın…
Ama acını unutmam: İzin kalmasın…

 

Neyi düşünerek yazdım hatırlamıyorum işin açığı… Ama şu da bir gerçektir ki mantıklı yazmışım bence… En nihayetinde ortada; benim bir umutla, bin emekle büyüttüğüm bir sevgi var. Sen tut: Ey vicdansız sevgili gelip bütün hayallerimi bir enkaz gibi paramparça et ve beni o enkazın altında bırak! Reva mı bütün bu emeklerime? Değdi mi o kavuştuğum büyük hayalime!

 

 

Kahraman Tazeoğlu’nun bir kitabı var; okudunuz mu bilmiyorum… Bana İkimizi Anlat: kitabımızın ana karakteri Rüzgar var. Rüzgar çok seviyor onu; Yağmur, hayatının kadını… Her şeyiyle çok seviyor, her gelişinde kabul ediyor, sorgusuz sualsiz her geldiğinde ardına kadar açıyor gönül kapılarını… Hep sever diye bekliyor, her bekleyişinde daha çok seviyor ne büyük çıkmaz ama… Oysa Yağmur bir sabah kapısını çaldı Rüzgar’ın, geldi ve ondan gitti… Tabi kitabın sonunda farklı olaylar geçiyor da bu kadar spoiler yeter. Sonuca bakalım biz! Rüzgarın acı çektiği o süreç zarfında o sevginin zerresini hak etti mi bu kadın? Oysa Rüzgar ne kadar mutluydu o gelene kadar o gitmez diye düşünürken, o gelip de gidene kadar… Değdi mi şimdi o umutlu bekleyişe bu geliş? Değdi mi yıkılan hayallere? O yüzden pek mantıklı bir şey söylemiş Bay Stevenson… Değil mi ama? Rüzgar, Yağmur’u beklerken daha mutlu değil miydi? Demek ki neymiş? Her beklenene kavuşmak gerekmezmiş… Her kurulan hayal gerçekleşince mutlu etmezmiş… Belki de sadece oradaki “kavuşmak düşüncesi” güzelliği mutlu edermiş…

Sözlerimi Turgut UYAR’ın şu güzel dizeleri ile tamamlamak istiyorum…

sev beni, alış bana
kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin tutkusunu
sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev
şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını
bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi
zorlayarak her bir yanı
çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar
(Turgut UYAR – Umuttur)

Havva Nur Akı

Havva Nur Akı

☺ Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve kaktüsleri çok seven Makine Mühendisi Adayı🌵🌵🌵
Havva Nur Akı

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here