Uhud Savaşı

0

UHUD SAVAŞI

Medine’de bulunan ve Mekke’de bulunan Ebu Süfyan’ın Ordusu arasında geçen Uhud savaşı, 625 yılında Uhud dağı eteklerinde yapılmıştır.

Öncesi;

Bedir Savaşı’nda akraba ve yakınlarını kaybeden Utbe kızı Hind’in öfkesi bir türlü dinmiyor, her geçen gün intikam duygusu ile yanıp tutuşuyordu.

“Muhammed ve arkadaşlarından öc almadıkça içim rahatlamayacak, Muhammed ile savaş yapmadıkça koku sürünmek bana haram olsun!  sevdiklerimin intikamının alındığını gözümle görmedikçe bana sevinmek yok!” diyordu.

Ebu Süfyan ve bazı Kureyşliler de buna benzer şeyler söylüyorlardı. Dar’un-nedve’de toplu bir şekilde, Ebu Süfyan’ın yürüttüğü kervanın malları bulunuyordu. Kureyş halkından müşriklerin ileri gelenleri kervana katılanların katılma paylarını verdiler  ve kalan kâr ile güçlü bir ordu hazırlayalım dediler. Kureyşli bu isteği kabul ettiler.

Karar verilmişti! Bedir’de Kureyş büyüklerini öldüren Müslümanlardan intikam alınacaktı! Bedir savaşında yakınlarını kaybeden müşriklerin bazıları siyahlara bürünüp kabileler arasında dolaşıyor, ölüleri için ağıtlar yakıyor, şiirler söylüyorlardı. Maksatları, Arap halkını savaşa teşvik etmekti… Ve en sonunda maksatlarına ulaşmayı başardılar.

Savaşa Hazırlık;

Mekke dışındaki Arap kabilelerinin de katılımı ile 3000 kişilik bir ordu Hazırlandı. 700 zırhlı, 200 süvari ve 3000 deve ile putperest Kureyşliler savaşa hazırdı! Başta Ebu Süfyan’ın karısı Hind olmak üzere 14 kadın da bu savaşa katılanlar arasındaydı. Bedir’de babası ve bazı yakınlarını kaybeden Hind, Muhammed’e ve Müslümanlara karşı büyük bir kin besliyordu.

Savaş Haberi;

Hazreti Muhammed (s a v )’i  çok seven amcası Abbas (r a), bir  mektupla Kureyş’in yaptığı savaş hazırlıklarını yeğeni Hz. Muhammed (s a v ) ‘e  bildirdi. Peygamber Efendimiz (s a v)  kendisine amcası Abbas (r a) ‘dan gönderilen bu mektubu okuttu. Mektupta bildirilen bilgileri gizli tutan Peygamber Efendimiz (s a v),  kimseye duyurmadan gizli keşifçiler  gönderdi. Keşiften dönen gurup, mektupta yazılanların doğru olduğunu, düşmanların büyük bir ordu ile Medine’ye doğru yol aldığını bildirdiler.

Savaş Hazırlığı;

Hz. Muhammed (s a v) zaman geçirmeden ashabını topladı ve bir savaş meclisi kurdu. Kurulan savaş meclisinde ashabıyla meseleyi ayrıntılı olarak görüştü. Hz. Muhammed (s a v) ‘ in düşüncesi, şehri düşmana karşı içeriden  savunmaktı. Fakat gençler düşmanı dışarıdan karşılamak niyetinde idi. Onların böyle düşünmesine sebep olan şey Bedir Savaşına katılan gaziler hakkında övgü ile bahsedilen ayetlerdi. Gençler, düşmanla bir meydan savaşı yapmak istiyorlardı. Resulullah (s a v) ashabının bu isteğini kırmadı ve düşmanı karşılamak için zırhını giydi, kılıcını kuşandı. Münafık her yerde münafıktır.  İlk fırsatta rengini belli eder! Münafıkların reisi olan Abdullah b.  Ubey b. Selül, tam da kendine yakışacak bir hamle yaptı! Şehrin içinde kalınarak savunma yapılmadığını bahane eden Abdullah b.  Ubey b. Selül, 300 kişilik kuvvetini geri çekti… Böyle davranmasının sebebi, Müslümanları düşmana karşı güçsüz bırakmaktı. Bu münafık adamın yaptığı hamle sonucu Müslüman ordusunun sayısı 1000’den 700’e düştü.

İslam Ordusunun Harp Alanına Hareketi;

Medine’nin tek  açık sahası olan kısmından içeriye sızan düşman, karargahını Uhud dağının Medine’ye bakan eteklerinde kurmuştu. 700 kişilik bir ordu ile Cumartesi sabahı Uhud dağına  ulaşan Peygamber Efendimiz (s a v) sırtını daha vererek, çorak arazide bulunan düşmana karşı saf tuttu. Düşmanın Medine’nin yakınında bulunan Uhud eteklerini savaş sahası olarak seçme nedeni, Müslüman ordusunu yendikten sonra şehri yağmalamakdı.

Ordusunu Savaş düzenine göre yerleştiren Resulullah (s a v) , düşmanın içlerine sızabileceği yerleri, kuşatma yapabileceği gedik ve geçitleri nizami bir şekilde okçularla korudu. Ordunun sol tarafındaki dağın vadisi önemli noktaların başında geliyordu. Bu sebeple oraya Abdullah b. Cübeyr kumandası altında 50 kişilik okçu birliğini yerleştirdi ve orada bulunanlara;  “Düşman yense de, yenilse de kesinlikle yerinizden ayrılmayınız” diye tembih etti.

(27 Mart 625) Cumartesi günü teke tek vuruşmalarla başlayan savaş, Hz.  Ali,  Hz. Hamza ve diğer İslam savaşçılarının hasımlarını öldürmesi ile daha da kızıştı. Hz. Muhammed (s a v) ‘ in almış olduğu tedbirler ve uygulandığı stratejiler sayesinde ilk safhada İslam ordusu galip geldi.

Hz. Hamza’nın Şehit Edilmesi;

Hz. Muhammed (s a v) ‘in amcası Hz. Hamza!

Cesur yürekli Hz. Hamza!

Arslan parçası Hz. Hamza.

Bir Arslan gibi kükreyerek düşmanlarını kılıçtan geçiriyordu. Diğer Müslümanlar da ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlardı. Düşman da boş durmuyor da elbet! Tüm güçleri ile Müslümanlara saldırıyorlardı. Fakat tüm çabaları boşa gidiyor, ordumuz karşısında bozguna uğruyorlardı. Lakin savaş kazanılmış değildi. Düşmanın takip edilmesi ve dönmeyeceği bir noktaya kadar kovalanması gerekiyordu. Savaşın bu önce yönünü unutan ve dünyaya yönelen Müslümanlar, kılıçlarını bırakıp gaflet içinde ganimet toplamaya başladılar. Savaş arkadaşlarının bu halini gören, Ordunun gerisindeki vadiyi bekleyen elli okçu da arkadaşlarının yanına gelerek ganimet derdine düştü. Kumandanlarının  ısrarına rağmen yerlerinden ayrıldılar.

 

Düşman süvari birliği komutanı Halid b. Velid’in böyle bir fırsat beklediğinden habersizlerdi. Eğer bilselerdi asla yerlerini terk etmezlerdi. Valide az bir İslam okçusu kalmıştı. Halid b. Velid, 200 kişilik süvari birliği ile vadiyi rahatça ele geçirdi. Ve İslam ordusunu arkadan vurmaya başladı.

Peygamberlerinin sözünü dinlemedikleri ve dünyalığa daldıkları için zor durumda kaldılar. Bu kargaşayı fırsat bilen Ebu Süfyan’ın karısı boş durmadı. Kölesi Vahşi’ye Hz. Hamza’yı öldürmesini söyledi. O kargaşa anında vahşi Hz. Hamza’yı mızrakla vurarak şehit etti. Resulullah (s. a. v) tarafından Hicret’ten evvel Medine’ye tayyüz  ettiği ilk öğretmen Musab Bin Umeyr (r a)’ de  bu esnada şehit düşenler arasındadır.

Mus’ab (r a) ‘ın Sima Peygamber Efendimizi (s a v)  andırdığı için şehit eden kişi Peygamberi öldürdüğünü zannetti ve haykırmaya başladı. Muhammed’i öldürdüm! Muhammed’i öldürdüm!

Bunu duyan Müslümanlar daha çok dağıldılar. Fakat kısa bir süre sonra gerçek ortaya çıktı. Müslümanlar Peygamber Efendimizi (s a v) canları pahasına korudular. Gerektiğinde kollarını, bacaklarını kalkan olarak kullandılar. Hz. Talha Efendimizi korumak için kolunu kaybetmişti. Resulullah (s a v) yanında bulunan Sa’d b. Ebi Vakkas (r a)  ‘a ok veriyor ve; ” Anam babam feda olsun at yâ Sa’d” diyordu. Sa’d okları atarken Resulullah (s a v) okların isabet etmesi için Allah’a dua ediyordu. Müslümanlar Peygamber Efendimizi öyle kuruyorlardı ki düşman bu  hattı geçemeyeceğini anladı ve geri çekilmek zorunda kaldı.

Böylece savaşın üçüncü safhasında Müslümanlar ve Müşrikler denk bir duruma geldi. Peygamber Efendimiz (s a v) bu Uhud’ a, Ebu Süfyan’ da karşı dağa doğru tırmandı. Efendimiz yaralanmıştı, mübarek dişi kırılmış, yanağı yarılmıştı. Kızı Fatıma Onu tedavi etti.

Müslümanlar bu savaşta 70 Şehid verdiler. Bu savaşta Kureyşli Müşrikler, özellikle Ebu Süfyan’ın karısı Hind ve diğer bazı müşrik kadınları, şehit edilen Müslümanların burunlarını, kulaklarını kesiyorlar, organlarından  kolye yapıp boyunlarına takıyorlardı.

Hind! Zalimler zalimi Hind!  Hz. Hamza’nın ciğerini sökerek ağzında çiğnemişti.

Ebu Süfyan buradan ayrılırken tekrar dönerek Medine’ye tekrar saldırmaya düşünüyordu. Böyle bir düşüncesi olduğunu tahmin eden Hz. Muhammed (s a v) savaşın ertesi günü düşmanı takibe karar verdi. 70 kişilik süvari birliği ile 8 kilometre kadar müşrikleri takip etti.  Sonra konaklayarak 3 gün bekledi. Geceleri ateş yaktırarak düşmana gözdağı verdi. Düşmana karşı yaktığı ateşle,  biz savaştan yıkılmadık mesajını veriyordu.

Huzaa kabilesinden Mabed-i Huzâî, Müslüman olmadığı halde Müslümanların dostu idi. Peygamber Efendimiz ( s a v) ‘i  gören Huzâi Ebu Süfyan’a  gitti ve Resulullah’ın arkadaşları ile birlikte savaş için geldiklerini söyledi.  Yeni bir vuruşmayı göze alamayan Ebu Süfyan Medine’ye saldırmaktan vazgeçti, Mekke’ye döndü ve Uhud Savaşı böylece kazanılmış oldu.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here