Üçüncü Gözümüz: Epifiz Bezi

0

Ruh ile bedenimizin birbirine bağlantı noktası olarak nitelendirilen ve Aklın Işığı, Sezginin Gözü, Altıncı His, Kalp Gözü hatta Nefs olarak tanımlanan epifiz bezi gerçekten de söylenildiği gibi üçüncü gözümüz mü?

Ya da Descartes’ın;

“İnsan ruhu, epifiz bezinin üzerinde oturmaktadır.” sözlerinde belirttiği gibi esrarengiz mi?


EPİFİZ BEZİ (PİNEAL GLAND) NEDİR?

Beynimizdeki her bölüm simetriktir. Bunun tek istisnası ise tek bir tane olan epifiz bezidir.

Beynin geometrik olarak tam merkezinde (Kaşların tam ortasından ve başın tepe noktasından dik çizgi çekildiğinde kesişen noktada) bulunan belki de bedenimizin en küçük organı olan epifiz bezi, yaklaşık olarak 6,35 mm genişliğinde 100 mg ağırlığında, çam kozalağına benzeyen minik gri-beyaz bir bezdir.

Beyinde başın ve boynun birleştiği yerde, omurga kordonunun tepesinde bulunan ve beynimizin ruhsal parçası olarak nitelendirilen epifiz bezi (pineal bez), Latince ‘pine’ (çam) kökünden gelmektedir ve sanatsal olarak da çam kozalağı şeklinde resmedilir.


EPİFİZ BEZİ VE GÖZÜMÜZÜN BENZERLİĞİ

Üçüncü göz olarak belirtilen epifiz bezi ile gerçek gözümüz arasında inanılmaz bir benzerlik söz konusudur. Epifiz bezinin iç kısmının retinal bir dokuya, camsı sıvıya sahip olması ve hatta görme merkezi ile bağlantılı olması (Dışsal gözden gelen sinir yolları vasıtasıyla çevresel ışığa tepkiler verdiği kanıtlanmıştır.) onun bir göze benzetilmesinin en büyük sebeplerindendir. Ayrıca parçalanıp incelendiğinde, aynı şekil ve doku ile bir göze çok benzemektedir.

Yapısal anlamda gözün yapısıyla benzerlikleri olsa da en büyük farkı gözlerimiz ışığa duyarlıyken ve fonksiyonları ortam ışıklı iken devreye girerken, bu bez işlevsel hale geçmek için karanlık ortamı beklemektedir.


EPİFİZ BEZİNİN GÖREVLERİ

Bir bezelye tanesi büyüklüğünde ve zihnimizin psişik (ruhsal) algı merkezi olarak adlandırılan epifiz bezinin asıl görevi; serotonin (mutluluk hormonu) ve melatonin (uyku hormonu) salgılamaktır.

Vücudun uyuması ve uyanması gereken saat dilimleri; gündüz ve gece kavramı ve bu zaman dilimlerine uygun bir yaşam sürmemize yardımcı olur.

Bedenimizin günlük ritmini düzenler.

Mevsimsel olarak şartlara uyum sağlamamızı sağlar.

Vücut ritmini dengelememize yardımcı olur.


EPİFİZ BEZİ NASIL AKTİVE EDİLİR?

Astral seyahat deneyimi yaşamak isteyen insanın fiziksel ve doğaüstü-spiritüel dünyaları arasındaki geçiş kapısı olduğuna inanılan; aktive edildiğinde zihinsel baskı ve duygusal gerilimimizi azaltıp huzur ve mutluluk veren, birlik hissi uyandıran, altıncı his ve telepati yeteneklerimizi arttıran epifiz bezini bazı gıdalarla, yoga ve meditasyon aracılığıyla aktif hale getirebiliriz…

Daha fazla çiğ gıda tüketerek (yeşil sebze ve meyve), sirke çeşitleri tüketerek, evimizi temiz tutarak, temiz su içerek, güneşi yeterli seviyede alarak…

Her gün bir dakika boyunca iki kaşın ortasından 3 santim yukarısına çok hafifçe masaj şeklinde baskı yaparak…

  Karanlık bir ortamda uyuyarak (Epifiz bezi karanlıkta aktive olan bir beyin yapısına sahiptir.) 

Üçüncü Göz’ün açılmasıyla duyular ötesi algılar meydana çıkar, sezgisel biliş gelişir, düşüncemiz zaman ve mekânın sınırlarını aşmaya başlar. Bu kısıtlamaların ortadan kalkmasıyla da zihnin ve aklın sınırları aşılabilir; farkındalığımız gelişir.

Uzak durmamız gereken en önemli şey ise sodyum florürdür. Sodyum florür (sodyum florid) içerik olarak epifiz bezinde salgılanan melatonin ve serotoninin seyrelmesine ve vücuttaki çalışma potansiyelinin düşmesine neden olur.

Epifiz bezi tıpkı bir mıknatıs gibi sodyum floridi çeker. Sodyum florid, yiyeceklerde, içeceklerde, banyolarda, içme sularında, diş macununda bulunur ve epifiz bezinin kireçlenerek çalışması engellenir.


HAYALET MOLEKÜL: DMT HORMONU

Epifiz bezi, DMT (Dimetiltriptamin) olarak bilinen bir kimyasal salgılamaktadır ve salgılanmasının bizim kontrolümüzde olmadığı bu molekül; Ruhumuzun Penceresi,  Ruh Molekülü olarak da adlandırılır.

İstisnasız tüm canlılarda bulunan DMT en çok doğum ve ölüm anında salgılanır ve insan bilinci üzerinde çok etkilidir. Öyle ki, ruhun vücuda girip çıkmasını sağlayan hormon olduğuna inanılır.

Ayrıca ruhsal ve gizemli deneyimler sırasında da salgılandığına inanılan bu hormonun uyku sırasında salgılandığı ise bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Salgılanması rüyaların görüldüğü evreye denk gelir ve DMT’nin en büyük etkisi zaman algısında yanılgılara yol açmasıdır.

 

Hz Mevlana ve DMT

‘Üzerlik Tohumu’ ve ‘Kargı Kamışı’nda da bulunan DMT molekülün etkisinin farkında olan Hz Mevlana’da;

“Üzerlik tohumu karanlığı örttü ve gerçek göründü.” demiştir.

Kargı Kamışından ‘ney’ yapıldığını ve Mevlevi anlayışında ney’in yerinin ne kadar önemli olduğunu söylememize gerek yok sanırım.


AYAHUASCA ÇAYI

Son zamanlarda yüksek sosyetenin ve ünlü simaların da peşine düştükleri, hatta Amerikalı ünlü model/oyuncu Lindsay Lohan‘ın, ayahuasca çayını içtikten sonra;

“Ölüp, yeniden dirildim.” dediği bu çayın sırrı ne?

Aslında işin sırrı Ayahuasca bitkisinde bolca bulunan DMT molekülünde.

Güney Amerika’da (Brezilya, Peru) bulunan Ayahuasca bitkisi toplanıp çay gibi kaynatılıyor ve başka bitkilerle de karıştırılarak Ayahuasca Çayı yapılıyor. İçildikten birkaç saat sonra etkisini gösteren çay öncesinde sıkı bir et, alkol, tuz, şeker diyetine giriliyor. Daha sonra dini ritüel gibi özel çay saatlerinde bu çay içiliyor. Seanslar haftalar sürebiliyor.

İçenlerin anlattıklarına göre; bu zamanlarda hayatın sırrının yeniden keşfedildiği, diğer âlemlere yolculuğun kapılarının açıldığı, mistik zevk, mistik aydınlanma, ruhani tecrübe, zihin açıcı, algı değiştirici gibi duyguların hissedildiği… anlaşılmaktadır.

Son olarak belirtmek gerekir ki bu bitki sanıldığının aksine çok da masum değil. Zehirli bir bitki cinsi olan ve fazla oranda tüketilirse rahatlıkla bir insanın ölümüne yol açacak bu bitkinin takma adı ‘Geçici Ölüm’ dür.


EPİFİZ BEZİ HAKKINDAKİ İNANIŞLAR/GERÇEKLER/SİMGELER

Epifiz bezinin deniz seviyesinde çok az, yükseklerde ise daha fazla hormon salgıladığı bilimsel bir gerçektir. Bu yüzden tarih boyunca tüm ibadethaneler olabildiğince yükseğe yapılmıştır.

Maya, Sümer, Yunan, Roma, Mısır ve hatta Türk gibi birçok eski kültürde bilinen epifiz bezinin farkına varılması M.Ö. 4’ncü yüzyıla kadar dayanır.

 

Eski Mısırlardaki Göz Sembolü

 

Sümer Tanrısı

 

Asur Kralı Sargon

 

Yunan Tanrısı Dionysos

 

Hintlilerin alınlarındaki nokta: Binti

 

Papanın Asası

 

Romadaki Heykel

 

Vatikandaki Heykel

 

1 Amerikan Dolarındaki ‘Her Şeyi Gören’ Göz

 

Hitlerin Masası

 

Mason Locasındaki Figür

 

Diğer Semboller
Ayvaz Altun

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here