Türkiye Kurucularından Fevzi Çakmak

0

(1876- FEVZİ ÇAKMAK) TÜRK ASKER, TÜRKİYE KURUCULARINDAN AYNI ZAMANDA AYNI ÜLKENİN İKİ MAREŞALİNDEN BİRİ

 

Fevzi ÇAKMAK Kimdir?

Mustafa Fevzi ÇAKMAK, Osmanlı paşası ve Türkiye’nin Mustafa Kemal Atatürk’ten sonraki ikinci ve son Mareşalidir. Ayrıca ilk Milli Savunma Bakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cumhuriyet Dönemi’ndeki ilk Genel Kurmay Başkanıdır.

 

 

⇒Türkiye Cumhuriyeti ordusunun Atatürk’ten sonraki tek mareşali 1876 yılında İstanbul’da, Cihangir’de doğdu. Asker bir ailenin çocuğudur. Soğuk, çeşme Askeri Rüştiyesi ve Kuleli İdadisinde okuduktan sonra 1898’de kurmay yüzbaşı olarak tahsilini tamamladı. Ordunun çeşitli kademelerinde görev aldı. Birçok savaşlara girip çıktı. Sakarya zaferi ile mareşal rütbesini aldı. 1944 yılına kadar Genelkurmay Başkanlığı görevindeydi. 1950’de öldü.

 

Fevzi ÇAKMAK’ın Hayatı-Biyografisi-Kurmaylık ve Komutanlık Nitelikleri-Katıldığı Harpler ve Muharebeler:

Fevzi ÇAKMAK, 12 Ocak 1876’da İstanbul da doğdu. Asıl adı Mustafa Fevzi’dir. Fevzi ÇAKMAK, Fevzi Paşa, Müşir Fevzi ve Mareşal ÇAKMAK olarak bilinir. Babası Çakmakoğulları’ndan Tophane Katibi Miralay Ali Sırrı Bey, annesi Varnalı Müftü Hacı Bekir Efendi’nin kızı Hasene Hanım’dır. Fevzi ÇAKMAK, Rumelikavağı Mahalle Mektebi’nde  öğrenim hayatına başlamıştır. Daha sonra 1893 yılı’nda Soğuk Çeşme Askeri Rüşdiyesi’nde ve Kuleli Askeri İdadisi’nde okuduktan sonra Harbiye Mektebine girdi. Bu arada dedesi Hacı Bekir Efendi’den Arapça, Farsça ve Fıkıh dersleri aldı. Tasavvufla (Tanrı’nın varlığını, birliğini, niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliğiyle, yaratılanla yaratanın bir oluşu, aynı kaynaktan gelişi anlayışıyla açıklayan dinsel ve felsefi akım, İslam gizemciliği) ilgilenmesini sağlayan dedesi tarafından kendisine Fevzi mahlası (genellikle Divan Şiiri ve Türk halk şiiri ozanlarının yapıtlarında kullandıkları ve ünlendikleri takma ad) verildi. Harbiye’de üstün zeka ve kabiliyetiyle hocaları’nın dikkatini çekti. Bu şekil de Erkânıharp (Harp akademilerine girerek eğitimlerini başarıyla bitirmiş subay) sınıfına alındı ve 1898’de Kurmay Yüzbaşı olarak orduya katıldı. Stajını merkezde tamamladıktan sonra 1899’da merkezi Kosova Vilayetine bağlı Metroviçe’de bulunan 18. Nizamiye Fırkası Erkanıharp Reisliğine tayin edildi. 

Balkanlar’ın en karışık olduğu bir dönem de 14 yıl Rumeli de kaldı. Sergilediği başarılar sayesinde arkadaşlarından önce yükseliş yaşadı. 1901’de Kolağası, (Osmanlı ordusunda yüzbaşıyla binbaşı arasında yer alan rütbe ) 1902’de Binbaşı, (aşaması yüzbaşı ile yarbay arasında bulunan ve asıl görevi tabur komutanlığı olan subay) 1907’de daha 37 yaşındayken Miralay (albay) oldu. 1909’da Osmanlı Ordusunda rütbeleri yeniden düzenleyen kanun gereğince rütbesi tekrar Yarbaylığa (yarbay rütbesi ya da yarbayın görevi) yükseldi. 1908 İnkilâbından sonra iktidara gelen ittihatçılar (ittihatçı olma durumu) tarafından Metroviçe Şubesi’nin gizli yönetim kuruluna seçildi. Ancak o politikadan hoşlanmadığı ve mesleğine son derece bağlı olduğu için partiden daima uzak durdu. Balkan Savaşı Çıkınca Yakova’daki  21. yüzyıl da tüme’nin Kumandan ve killiğine, daha sonra 22 Eylül 1912’de Vardar Ordusu Kumadanlığı Harekât Şubesi Müdürlüğüne getirildi. Balkan Savaşı’nın sona ermesinden sonra 2 Ağustos 1913’de Ankara Redif Tümeni Kumandanlığına getirildi. Hemen arkasından 6 Kasım 1913’de 2. Tümen Kumandanlığına getirildi.  24 Kasım 1913’de  tekrar Miralay Rütbesine terfi ederek Ankara da bulunan 5. Kolordu kumandanlığına tayin edildi. 2 Mart 1915’de Mirlivâ Rütbesine (Osmanlı Devleti’nin son dönemi ve Türkiye’nin ilk yıllarında kullanılan, ferik ile miralay rütbeleri arasında olan ve günümüz rütbelerinden tuğgeneral rütbesine denk bir askerirütbe. Paşalık unvanı mirliva rütbesinden itibaren kazanılırdı) terfi etti ve kolordusu ile birlikte 1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Muharebelerine katıldı. Kerevizdere ve Kanlıdere mevzilerini başarıyla savundu. Aralık 1915’de Anafartalar grup Kumandan vekilliğine getirildi. Düşman bu cepheden çekilinceye kadar buradaki vazifesi devam etti. Başarılı hizmetlerinden dolayı çeşitli liyakat, (layık olma, yaraşma, yaraşırlık, uygunluk) imtiyaz, (ayrıcalık) harp madalyaları (I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı cephelerinde üstün cesaret ve kahramanlık gösteren Osmanlı ve İttifak Devletleri askerlerine Mehmed Reşad tarafından ilk kez 1 Mart 1915 tarihinde verilen askerî madalyadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun en son madalyasıdır) ödüllendirildi. 

7 Eylül 1916 yılı’nda Çanakkale cephesinin kapanmasından sonra doğu cephesinde İkinci Kafkas Kolordusu kumandanlığına arkasından 5 Temmuz 1917’de Diyarbekir’deki İkinci Ordu kumandanlığına tayin edildi. Bu sırada Kafkas cephesinden gelen Rus saldırısını durdurarak Ruslar’ın İskenderun ve Basra Körfezlerine inme planlarını başarısızlığa uğrattı. Arkasından, Ekim 1917’de Kanal cephesinden saldıran İngilizler’i durdurmak üzere Mustafa Kemal’den boşalan Halep’teki Yedinci Ordu kumandanlığına getirildi. Filistin ve Şeria’da İngilizler’e karşı giriştiği savaşlardaki başarılarından dolayı 1918 yılı’nda Ferik Rütbesine (Birinci Ferik, Osmanlı Devletinin son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kullanılanFerik ile Müşir rütbeleri arasında olan ve günümüz rütbelerinden Orgeneralrütbesine eş değer askeri rütbe) yükseltildi. Fakat 7 Ağustos 1978’de çok geçmeden hastalanarak İstanbul’a döndü ve yerine ikinci defa Mustafa Kemal getirildi.

Beykoz’daki evinde tedavi gördüğü sırada 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandı. Mütarekeyi imzalayan İzzet Paşa’nın istifa etmesi üzerine 8 Kaım 1918’de Tevfik Paşa getirildi. 13 Kasım 1918’de de düşman filoları İstanbul’a geldi. Tevfik Paşa kabinesinde Harbiye nazırı olan Cevat Paşa’nın ısrarı üzerine Fevzi Paşa 24 Aralık 1918’de Erkan-ı Harbiyye-i Umimiye Reisliğine tayin edildi. Bu makamda bulunduğu sırada mütareke şartlarını yerine getirir görünerek pek çok silah ve cephanenin düşman eline geçmesini önledi. Çeşitli yollarla askeri malzemelerin Anadolu’da kalmasını veya oraya götürülmesini sağladı. Bu gibi işler için bizzat kurulmasına öncülük ettiği gizli Karakol Cemiyeti’nin (MM grubu) faaliyetlerini kolaylaştırdı. Fevzi Paşa’­ dan şüphelenen İngilizler Osmanlı Hükümetine baskı yaparak onu Birinci Ordu Müfettişliğine tayin ettirdilerse de bu görevi kabul etmedi. Bu olaydan birkaç hafta sonra Mustafa Kemal, Cevad Paşa ve Fevzi Paşa vatanın kurtarılması konusunda bir görüşme yaptılar. Fevzi Paşa, Doğu Anadolu’dan batıya doğru yapılacak bir harekat ile düşmanın durdurulabileceğini ileri sürdü. Bu konuda fikir birliğine varan üç kumandan bu yönde çalışmaya başladılar. Fevzi Paşa’nın gayretleri sayesinde Mustafa Kemal’in Dokuzuncu Ordu Müfettişliği göreviyle ve geniş yetkilerle Anadolu’ya gönderilmesine karar verildi. Bu konudaki çalışmalar tamamlanmadan 12 Nisan 1919’da Yunanlılar’ın Averof zırhlısının İzmi r’e geldiği ve birtakım askerlerini karaya çıkardığı haberi alındı. Fevzi Paşa’nın karaya ayak basacak Yunan askerine ateş edilmesi emrini vermesi işgalci devletlerin büyük tepkisine yol açtı . İngilizler Hükümete baskı yaparak Fevzi Paşa’yı 14 Mayıs 1919’da azdettirdiler. Fevzi Paşa yerine tayin edilen Cevad Paşa’ya görevini teslim ederken Mustafa Kemal de hazır bulundu. Görevde kaldı­ğı beş ay zarfında yapılan gizli işleri ve tasarıları anlattı. Mustafa Kemal’in tayin işiyle ilgili işlemlerin tamamlanmasını halefine bildirdi. Üç kumandan Milli Mücadele’nin başarıya ulaşması için bir harekat planı tespit ettiler. Bu planın uygulanması ile vatanın kurtarılması için beraberce çalışacaklarına ve bu uğurda hiçbir şeyden çekinmeyeceklerine dair birbirlerine söz verdiler. 

 

Fevzi Paşa Erkan-ı Harbiyye-i Umumiyye reisliğinden azledildikten sonra Trakya ‘ya gönderilen bir nasihat heyetinde görev aldı . Daha sonra Birinci Ordu müfettişliğine getirildi. Sivas’ta Mustafa
Kemal’in başkanlığında kurulan Hey’et-i Temsiliyye ile istanbul’daki Osmanlı Hükümeti arasındaki ilişkilerin kopma noktasına geldiği bir sırada bir nasihat heyetiyle birlikte 13 Kasım 1919’da Sivas’a gönderildi. Fevzi Paşa’nın bulunduğu bu heyetin görevi, seçimlerin serbest bir ortamda yapılıp yapılmadığını ve halk ile memurların durumlarını yerinde incelemekti. Fakat heyet Samsun’a
ayak basar basmaz Sivas’a birtakım dedikodular gelmeye başladı. Heyetin geçtiği yerlerden verilen haberlere göre Fevzi Paşa’nın Milli Mücadele’yi bastırmak ve Mustafa Kemal’i tutuklamak üzere
geldiği ve yaverinin Mustafa Kemal aleyhinde konuştuğu ileri sürülüyordu. Bu yüzden 24 Kasım’da Sivas’a gelmesi beklenen Fevzi Paşa aleyhine Hey’et-i Temsiliyye’de şiddetli bir cereyan başladı.  Fakat Kazım KARABEKİR ortaya atılarak Fevzi Paşa hakkındaki iddiaları kabul edemeyeceğini, kendisiyle görüşerek asıl geliş maksadının ne olduğunu öğreneceğini ve onu ikna edeceğini bildirdi.
Fevzi Paşa’yı şehrin dışında bir çiftlik evinde karşılayan Kazım KARABEKİR, onun Mustafa Kemal’in bağımsız davranışlarından dolayı birtakım endişeler taşımakla birlikte bir art niyeti olmadığını anladı. Kazım KARABEKİR paşanın bu konudaki endişelerinin yersiz olduğunu belirterek böyle bir durumda hep birlikte bunu önleyebilecekleri konusunda onu ikna etti. Fevzi
Paşa da kendisine hak verdi ve 26 Kasım 1919 günü Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla birlikte yapılan görüşme samimi bir hava içinde geçti. Fevzi Paşa Sivas’tan döndükten sonra Aralık 1919’da Askeri Şura üyeliğine tayin edildi Ali Rıza Paşa kabinesinde Harbiye nazırı olan Mersinli Cemal Paşa, 3 Şubat 1920’de Erkan-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisi Cevad Paşa ile birlikte işgalcilerin isteklerine boyun eğmedikleri için azmedilerek Fevzi Paşa Harbiye nazırlığına getirildi. 3 Mart 1920’de Ali Rıza Paşa’nın istifası üzerine kurulan Salih Paşa kabinesinde de 8 Mart- 2 Nisan 1920’de aynı görevini sürdürdü. Fevzi Paşa da selefi Cemal Paşa gibi Paris Barış Konferansı’nın Türkiye hakkında aldığı kararları kabul etmedi ve bunlara şiddetle karşı çıktı. Bu arada İstanbul’dan Ankara’ya silah, cephane ve insan kaçırma konusundaki faaliyetlere hız verdi. Pek çok
Subay ve politikacı’nın bu sayede Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye katılmaları sağlanmış oldu. İngilizler Paşa’nın hareketlerinden kuşkulanarak hükümet nezdinde azmedilmesi konusunda
yoğun bir baskı uygulamalarına rağmen o, Anadolu’daki harekatın kuvvetlenmesi için bütün gücüyle çalıştı ve her gelişmeyi Mustafa Kemal’e bildirdi. Nihayet İngilizler İstanbul’u resmen işgale başlayınca Fevzi Paşa da 16 Mart 1920’de makamından düş­man askerleri tarafından sürüklenerek çıkarıldı. Artık İstanbul’da yapılacak bir şey olmadığını anlayan Fevzi Paşa Beykoz’daki evinden gizlice Ankara’ya doğru yola çıktı. İngilizler evini basarak yağmaladılar ve ailesini de sokağa attılar. Fevzi Paşa’nın geçeceği yollarda isyanlar çı­kartarak onu yakalamak istediler. Paşa Fevzi ÇAKMAK, bütün engellemelere rağmen on dokuz gün süren ve büyük kısmı at sırtında geçen meşakkatli bir yolculuktan sonra Ankara’ya ulaşabildi. Bu sırada Büyük Millet Meclisi toplantı halinde bulunuyordu. Oturum başkanı Mustafa Kemal Paşa bir heyet seçilerek Fevzi Paşa’nın karşılanmasını teklif etti. Meclis ise hep birlikte karşılanmasını kararlaştırdı. Oturumaara verilerek istasyona gidildi, coş­kun tezahürat arasında paşa karşılandı
ve meclise gelindi. Fevzi Paşa üyelerin ısrarlı istekleri üzerine hemen kürsüye çıkarak İstanbul’daki son durum hakkında bilgi verdi. Hükümetin bir şey yapamadığını, İngilizler’in Hükümeti kendi
istekleri doğrultusunda sıkıştırdıkları­nı, padişahın bu durumdan son derece üzüntü duyduğunu ve Büyük Millet Meclisi’ne güven ve başarı dileklerini bildirdiğini anlattı. Fevzi Paşa’nın Ankara’ya
gelişi ve mecliste yaptığı konuşma metni bir tamim halinde bütün memlekete ve ordu birliklerine duyuruldu. Fevzi Paşa Kazan Milletvekili olarak katıldığı Büyük Millet Meclisi tarafın’dan kurulan İcra Vekileri Heyeti’ne Müdafa-i Milliyye vekili seçildi. İcra VekilIeri Heyeti de onu başkan seçti. Böylece Ankara’da kurulan meclis hükümetinin ilk başkanı sıfatını kazanmış oldu. Bu görevde bulunduğu sırada bilhassa düzenli ordu kurulması konusunda büyük hizmetleri oldu. 2. İnönü Savaşı’nın kazanılmasından sonra 3 Nisan 1921’de birinci Ferikliğe terfi eden Fevzi Paşa, İsmet
Bey’in (İnönü) yerine önce vekaleten, sonra asaleten Erkan-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisliğine getirilince 5 Ağustos 1921’de vekillikten ayrıldı. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasında büyük rol oynadı. Cephenin en ön saflarında bizzat çarpışmalara katılan Paşa, zaman zaman Ankara‘ya gelerek savaşın gidişi yüzünden heyecana kapılan meclisi yatıştırıcı konuşmalar yaptı. Mecliste başkumandanlık kanununun süresinin uzatılıması lehinde kesin tavır koyarak kanunun uzatılmasını sağladı. Yunan ordusunu kesin yenilgiye uğratan Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nin savaş planları da Fevzi Paşa tarafından hazırlandı. 30 Ağustos Zaferi’nin kazanılmasında büyük rolü olan Fevzi Paşa’ya Mustafa Kemal’in teklifiyle Büyük Millet Meclisi tarafından 31 Ağustos 1922’de Mareşallik rütbesi verildi. Kazan ve İstanbul olmak üzere iki defa
Millet Meclisi üyeliği yapan Fevzi Paşa, 30 Ekim 1924’De kumanda mevkinde bulunmuş milletvekillerinin politika veya askerlikten birini seçmeleri istenince çok sevdiği askerlik mesleğini tercih etti. İstanbul Milletvekilliğinden ayrılarak Erkan-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisliği görevini 1944’dee emekliye sevk edilene kadar sürdürdü.

Fevzi ÇAKMAK başarılı askerlik hayatı boyunca çalışkan, alçak gönüllü, sağlam iradeli ve karakterli, dinine bağlı bir kumandan olarak sevildi ve sayıldı. En büyük zevki kitap okumak olan Paşa geniş bir kültüre sahiptir. Özellikle tarih, edebiyat ve sosyolojiye çok önem verirdi. Fransızca, İngilizce, Arapça ve Farsça yanında bazı Balkan dillerini de bilir, günlük politikadan hoşlanmazdı. Askerin de politik çekişmelerin dışında ve politikadan uzak tutmasını savunurdu. Balkan Savaşı’nın kaybedilmesinin en büyük sebebini ordunun siyasete bulaş­mış olmasında gören Fevzi Paşa orduyu
daima politikadan uzak tutmuştur. Nitekim Milli Mücadele’nin kazanılmasından sonra ordunun kışlasına dönmesinde Fevzi Paşa’nın rolü büyük olmuş, 1924’de askerlik mesleğini politikaya tercih
etmesiyle bunu bizzat kendi nefsinde uygulamıştır. Emekliye ayrıldıktan sonra çeşitli baskılarla politikaya atılmış ise de o hep asker kalmıştır. 

12 Nisan 1950 tarihinde vefat etti. Eyüp Sultan’da toprağa verildi.


Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here