Türk Mitolojisinde Yılan

0

 

TÜRK MİTOLOJİSİNDE

YILAN

 

Yılan Türk Şamanizm’inde yeraltı ilahı Erlik’le ilgili bir simgedir. Onun genellikle kara yılan olarak anılmasının sebeplerinden biri yine Erlik’le ilgilidir; çünkü Türk mitolojisinde ak ya da gök renk: Gök Tanrı’yı, kara renk ise yeri ve yeraltı tanrısı Erlik’i temsil eder. Erlik bazı şaman dualarında kara yılandan bir kamçıya sahip olarak tanıtılmaktadır.

 

 

 

 

 

Öte yandan bazı şamanlar yılan biçimine girerler. Tören esnasında onun hareketlerini taklit ederler. Bu nedenle şaman elbiselerinde yılana işaret eden nesneler de yer alır. Altay şaman elbiselerinde bazen yılanın başı ve çatallı kuyruğu belirgin bir şekilde gösterilmiştir.

 

 

Yutpa adı verilen bu çatal kuyruklu, dört ayaklı yılan, yeraltı canavarını temsil eder. Şamanın külahının ön kısmında da birkaç sıra yılan başı yer alır. Ayrıca şaman davulunun derisi içinde diğer tasvirlerle birlikte yeraltı denizinde yaşadığı varsayılan bir yılan resmi bulunmaktadır.

 

AK ŞAMAN
KARA ŞAMAN

 

Şamanist Türk topluluklarında ak şaman yanında çok korkulan kara şamanlar da vardı.

Yakut inanışında ilk şam bir kara şamandı. Sıradan olmayan bir güce sahip bu şaman, kibri nedeniyle Yakutların en büyük tanrısını tanımayı reddeder. Vücudu bir yığın yılandan meydana gelmiş olan bu şamanı Tanrı ateşe atar. Ateşin alevlerinden bir kara kurbağa ortaya çıkar. Bu yaratıktansa cinler meydana gelir.

Türk kozmolojisinde yer unsurunun ve kuzeyin simgesi olan kara yılan aynı zamanda yedişer yıldız malzemesinden oluşan, dört yıldız grubundan birini oluşturur.

 

On İki Hayvanlı Türk Takviminin yıl simgelerinden biri olan yılan, Radloff’un tespit ettiği Altay yaradılış efsanesinde yer alır.

Burada yılan, Erlik’in sözüne aldanan bir hayvandır; çünkü yılan ve köpek, yenilmesi yasaklanan dört daldaki meyveleri korumakla görevliydi.

Erlik ilk insanlar olan Törüngey ve Eje’yi yasak meyveyı yemeleri için kandırmaya çalışırken, yılan ağaca çıkarak elmayı ısırır. Bu arada Erlik’in sözlerine kanan ve yılanın yaptığını gören Eje de elmayı ısırır ve ısırmak istemediği halde Törüngey’in ağzına sürer. O anda her ikisinin de tüyleri dökülür.

Yaratıcı Ülgen bu işin sorumlusunun kim olduğunu sorduğu zaman yılan, köpek, Törüngey ve Eje suçu birbirine atarlar. Bu nedenle hepsini cezalandıran Ülgen yılana: “Şimdi sen Körmös (Şeytan) oldun. Kişiler sana düşman olsun, vursun, öldürsün.” der. Sonunda Törüngey ve Eje dünyada, Şeytan da yeraltında yaşamaya mahkûm edilir.

Yılanın Türklerde daha çok olumsuz bir niteliği olmasına karşın eski Mısır ve Hint mitolojilerinde kutsal ve ilahi niteliklere sahip bir hayvandı. Aynı husus Yunan, Roma Hristiyan topluluklar için de geçerliyse de o yeraltı dünyasıyla ilişkilendirildiğinde kötülüğe işaret eder. Türkler zaman zaman bu anlayıştan da etkilenmiştir.

 

Eski Hint mitolojisindeki yılanla ilgili bazı temalar Budist mitolojiye de aktarılmıştır. Nitekim Buda’nın yılan- Mucilinde’nin sarayını ziyaretini anlatan efsanevi öyküde ve Budist tasvirlerin bazı sahnelerinde Buda, bir fırtınadan korunmak amacıyla başı üzerinde bir siper oluşturan dokuz başlı yılanın kıvrımları üzerinde oturuyorken tasvir edilmiştir. Öte yandan yılan, Buda’nın yeniden doğduğu hayvan suretlerinden biridir.

 

İBN FADLAN

 

 

Kutsal yılanlar olan Nagaların Kral ve Kraliçeleriyle ilgili tasavvurlar Uygurlarda, dünyanın merkezindeki Altın Dağ’da oturan ve Çintemani’ye sahip Ejder Hanları ile ilgili olarak yer alıyordu. Bu kutsal yılan tasavvuru Irk Bitig’de “altun başlı yılan” olarak geçmektedir. İbn Fadlan’ın seyehatnâmesinde X. (10.) yüzyılda Başgırtlar arasında hâlâ yılanlara tapanlardan söz edilmesi bu eski tasavvurlarla ilgili olmalıdır.

 

 

 

 

 

 

BİRUNİ

 

 

Eski Hint tasavvurlarında kaplumbağayla birlikte dünyayı denizin üzerinde tutan bir yılandan bahsedildiği gibi, Birûnî’ye göre de Hinduizmde yerin en aşağı tabakasının altında bin başlı bir yılan bulunduğu kabul ediliyordu.

 

 

 

MALİK AKSEL

Görüldüğü gibi Türkler ve çevrelerindeki toplumların mitolojilerinde yılan önemli yer tutmaktadır. Yılanın muhtelif yönleri İslamiyetten sonraki Türk (ve İslam) tasavvurlarına da yansımıştır. Örneğin; Erlik’le ilgili olarak söylediğimiz gibi tarikat mensuplarında aslana binip yılanı kamçı olarak kullanma tasavvurunun görüldüğü Malik Aksel tarafından ifade edilmiştir.

 

 

 

Eski İran mitolojisinin etkilerini de içeren Şehname’de yılan bir ejderha gibi algılanıp anlatılmıştır. Öte yandan Budist bir destanla ilişkisi olduğu anlaşılan Dahhak ilgili hikayede de Şeytan’la işbirliği yapan Dahhak’ın omuzlarında insan beyniyle beslenen iki tane kara yılan çıkar. Şeytan’ın bu temsilcisini ileride ancak Feridun öküz başlı gürzüyle öldürebilecektir.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here