Türk Dil Bilimci Necip Asım Yazıksız

0
23
Türk Dil Bilimci Necip Asım Yazıksız
Türk Dil Bilimci Necip Asım Yazıksız

NECİP ASIM YAZIKSIZ (1861-1935)

 

  • Doğum Tarihi: 29 Aralık 1861
  • Ölüm Tarihi: 12 Aralık 1935
  • Burcu: Oğlak
  • Eğitim: Harbiye (Kara Harp Okulu)
  • Kullandığı Diğer İsimleri: Necip Asım Yazıksız, Balhasanoğlu, Balkanoğlu

 

 

 

 

 

 

Necip Asım Kimdir?

Türkiye’de ki ilk Türkçüler’den, Türk Tarih ve Dil Alimi.

Necip Asım Yazıksız; Asker, Müderris, Tarihçi, Türkolog, Milletvekili. Türk Ocakları’nın kuruluşunda rol aldı. Çoğu küçük risalelerden oluşan 40 civarında eser yayımladı. İlk kez Türk tarihini kaleme alanlardan birisidir.

 

Necip Asım YAZIKSIZ Hayatı-Biyografisi

Necip Asım YAZIKSIZ’ın Öğrenim Hayatı

Necip Asım Yazıksız 29 Aralık 1861’de Kilis’te doğmuştur. Kilis çevresinde tanınan Balhasanoğulları diye tanınan bir sipahi (Osmanlı İmparatorluğu döneminde, tımar sahibi bir sınıf atlı asker) ailesinden gelmektedir. 1935 yılında Soyadı Kanunu’nun (Soyadı Kanunu her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren 2525 sayılı kanundur. İsviçre’den alınarak düzenlenen kanun, 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 günü Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 2 Ocak 1935′te yürürlüğe girmiştir) yürürlülüğe girmesi ile kendisine YAZIKSIZ soyadını seçmiştir. Babası Balhasanoğulları diye anılan bir Sipahi ailesinden Hacı Asım Bey’dir. Necip Asım YAZIKSIZ ilk ve ortaöğretimini memleketinde tamamlamıştır.

1875’te Şam Askeri İdadi’sine kaydoldu, bir süre sonra kaydını Kuleli Askeri İdadisi’ne aldırdı. Bu sırada dönemin ünlü bilim adamlarından olan Hoca Tahsin Efendi’den (Hoca Tahsin Efendi veya Hoca Hasan Tahsin, son dönem Osmanlı astronomi bilgini ve düşünür. Osmanlı Devleti’nde batılı anlamda ilk üniversite olarak kurulacak Darülfünun’da görev almak için bursla Paris’e gönderilen iki kişiden biridir) çeşitli konularda dersler aldı. 1878’te Ahmet Mithat Efendi (Ahmet Mithat, Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır) ile tanışıp onun teşviki ile Tercüman-ı Hakikat Gazetesi’nde (Tercüman-i Hakikat, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, İstanbul’da 1878-1921 yılları arasında yayınlanan günlük gazete. II. Abdülhamit devrinde yayınlanan en önemli gazete olan Tercüman-i Hakikat, roman yazarı Ahmet Mithat Efendi tarafından kuruldu)  Fen alanında yazılar yazdı. 1879’da Mekteb-i Harbiye’ye girdi. 1881’de Mülazım-ı Sani Rütbesi (Osmanlı Devleti’nin son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kullanılan ve günümüz rütbelerinden teğmene denk bir askerî rütbedir) ile buradan mezun oldu. İstanbul’da çeşitli Askeri Rüştiye’lerin de ve Mekteb-i Harbiyye’de Fransızca, Türkçe ve Tarih Muallimliği (Öğretmen) yaptı. 1908’de Yarbay, 1913’te Albat rütbelerini aldı. 1913 yılnda Miralaylık’tan (Miralay, Osmanlı Devletinin son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kullanılan Mirliva ile Kaymakam rütbeleri arasında olan ve günümüz rütbelerinden Albay’a denk bir askeri rütbedir) emekliğe ayrılınca Maarif Nezareti tarafından Darülfünun’a Türk Tarihi ve Türk Dili Müderrisi (medresede ya da camide ders veren kimse) olarak tayin edildi. 1927’de Erzurum Mebusu olarak Büyük Millet Meclisi’ne girdi. 12 Aralık 1935’te İstanbul Kadıköy’deki evinde vefat etti. Mezarı Sahrayıcedid Kabristanı’ndadır. (Sahrayıcedid Mezarlığı, İstanbul, Kadıköy’de bulunan mezarlık)

Türk Dili ve tarihi üzerinde yaptığı ilmî araştırmalarla tanınan Necip Asım Bey  Yusuf AKÇURA’ya yazdığı bir mektupta, Şam’da Türklerin yabancı gibi tutulduklarını ve Arap hocalarından zulüm gördüğünü yazmıştır. Öğrenimini tamamlayınca, piyade mülazımı olmuştur. Necip Asım Bey askeri eğitim gördüğü halde doğum yeri olan Kilis’te özel dersler almaya başlamış ve öğrenim hayatı bitinceye kadar bu derslere devam etmiştir.

Henüz Askerî Rüştiyesinde hoca iken bir çok gramer, (dil bilgisi, dil bilgisi ya da gramer, bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip, kurallarını saptayan bilim dalı) okuma, coğrafya (coğrafya, insanlar ve yer ile bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır. Yer ve insanlar arasındaki ilişkiler coğrafyanın konusunu oluşturur) ve tarih (tarih, geçmişte yaşamış insan ve insan topluluklarının bütün faaliyetlerini yer ve zaman göstererek, sebep-sonuç ilişkisi kurarak, belge ve bulgular ışığında inceleyen bilim dalıdır) kitapları yayınlamıştır. Bu küçük okul kitaplarından başka Medrese-i Edep, Medeniyete Hizmet, Sitler, gibi çeşitli eser ve tercümeleri, Fransızca, hatta fizik ve resim derslerine ait risaleleri (İslâm dininin doğuşundan sonra, önceleri dinle ilgili konuları çözümleyen küçük ölçüde kitaplara risale denirdi) basılmıştır. Türk idealine ve tarihine ait makalelerini ise İkdam Gazetesi (İkdam Gazetesi, 5 Temmuz 1894-31 Aralık 1928 tarihleri arasında İstanbul’da yayınlanan günlük siyasal gazete) vasıtası ile neşrediyordu.

Eserleri, çoğu küçük risalelerden ibaret olmak üzere, 40 civarındadır. Yazdığı makalelerin de 1000’e ulaşmıştır. II. Abdülhamit devrinde koyu Osmanlılık davası içinde Türk tarihi ve Türk idealiyle uğraşan nadir zümredendir. Gök Bayrak’ı da ilk defa o tercüme etmişti.

Necip Asım, Türk dili hakkındaki eserlerinden dolayı 1892 Şikago Sergisinden bir madalya ve bir şahadetname almış, Paris’teki Societe Asiatique, 1895’te onu azalığa seçmişti. 1908 İnkılabından sonra Türk Yurdu, Bilgi, Edebiyat Fakültesi Mecmuası, Türk Tarih Cemiyeti Mecmuası gibi birçok mecmualarda makaleler yazdı. Aynı zamanda İstanbul Darülfünununda Türk Tarihi ve Türk Dili Tarihi dersleri verdi.

Necip Asım, rahmetli Arif Bey’le (Hacı Arif Bey, 19. yüzyılın en önemli Klasik Türk müziği bestekârlarından biri) birlikte büyük bir Türk Tarihi hazırlamaya başlamış, bu eserin Osmanlılardan önceki Türklere ait olan I. Cildi Tarih Encümeni tarafından neşredilmişti. Milattan sonraki ilk yıllarda, Orta Asya (Orta Asya, dar anlamıyla geçmişte Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin parçası olan beş ülkeyi tanımlar) Türklerinin kullandıkları Orhun  diline ait küçük bir broşürü ve Yeniçay kıyılarında VIII. yüzyılda dikilmiş olan Orhun Kitabeleri (Orhun Yazıtları, Göktürk Yazıtları ya da Köktürk Yazıtları, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır) hakkındaki incelemelerini kapsayan eseri, dil ve edebiyatımız için faydalıdır.

Bunlardan başka XII. yüzyılda Yüknek şehrinde (Sır-Derya havzasında, Türkistan (Yese) şehrinin şimal-i garbisi’nde bulunan bu eski Oğuz şehri) yetişmiş olan Mahmut oğlu Ahmet isimli Türk şairinin Hakaniye lehçesiyle (Karahanlı Türkçesi, Hakaniye Türkçesi veya Hakaniye lehçesi Türk dilinin tarihinde konuşulmuş ve yazılmış olan tarihî dönemlerinden biridir. Türk dilini, eski, orta, yeni olarak üç döneme ayıran Türkologlara göre Karahanlı Türkçesi, Orta Türkçenin ilk dönemini oluşturur) yazdığı Aybetül-Hakayık isimli manzum eserin Uygur harfleriyle yazılmış olan nüshasını Ayasofya Kütüphanesi’nde keşfetmiş, okumaya muvaffak olmuş, gerek bu eserin fotoğrafını, gerek lehçemize tercümesini iki kısımlık bir kitap halinde neşrederek edebiyat tarihimize büyük bir hizmette bulunmuştur.

Necip Asım; Fransızca, Arapça, Uygurca ve Çağatayca öğrenmiştir.

Türk dilinde icra edilen ufak bir tedebbu (bir şeyi iyice araştırıp inceleme) bile Türk milletinin; kadim bir edebiyatı olduğunu gösterebilir. Bütün Türk uluslarında müşterek olup parmak hesabınca manzum olan birçok atalar sözü şüphesiz adı sanı hatıralardan silinmiş bir takım millî şairlerin eserlerinden hafızalarımıza naklolunmuş parçalardır…

 

Necip Asım YAZIKSIZ’ın Türk Diline Katkıları

Kısaca Özeti:

(Kilis, Türk diline büyük hizmetleri olmuş değerli bilim adamlarının yetiştiği bir yöre olarak
dikkatleri çekmektedir. Faruk Kadri TİMURTAŞ, Muallim Rıfat BİLGE ve Necip Asım YAZIKSIZ söz konusu bilim adamlarının en tanınmışlarıdır. Yazımız Kilis’in yetiştirdiği bu bilim adamlarından Necip Asım Yazıksız ve onun Türk diline katkıları hakkındadır. Türkoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınmış bir araştırmacı olan Necip Asım YAzıksız’ın özellikle Orhun Abideleri ve Atebetü’l-Hakayık’la ilgili eserleri kayda değerdir. Ayrıca onun İkdam, Musavver, Malumat, Servet-i Fünun, Türk Yurdu, Bilgi, Edebiyat Fakültesi Mecmuası,Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası, Millî Tetebbular Mecmuası, Türk Tarih Cemiyeti Mecmuası gibi dergi ve gazetelerdeki dil ve tarih konulu yazılarının bini aştığını bizzat kendisi ifade etmektedir.Yazımızda Necip Asım Yazıksız’ın hayatı üzerinde kısaca durulduktan sonra Türk diline katkılarından bahsedilmiş, ardından dille ilgili eserleri hakkında bilgiler verilmiştir.)

 

Türk Diline Katkıları

Necip Asım YAZIKSIZ’ın ilk yazıları, henüz Harp Okulunun son sınıflarında
iken, Ahmet Midhat Efendi’nin çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanmaya
başlamıştır. Bunlar, daha çok fennî (yöntemine göre yapılan ya da yöntemine göre iş gören) konuları içermektedir. Ahmet CEVDETt, İkdam gazetesini çıkarınca, Necip Asım YAZIKSIZ da yazılarını Türkçülük çizgisi belirgin olan ve başlığının altında Türk gazetesidir ibaresi bulunan İkdam’a vermeye başlamıştır. Necip Asım YAZIKSIZ’ın İkdam gazetesindeki yazıları, gittikçe Türk  tarihi diline, etnografyasına doğru bir seyir göstermiş ve bu yazılar geniş yankılar uyandırmaya başlamış, böylece yazarın şöhreti Avrupa’ya kadar yayılmıştır. Özellikle dil konusunda savunduğu görüşler dikkatleri çekmiştir. Türkçenin sadeleşmesi görüşünü ileri süren Necip Asım YAZIKSIZ, tam bir tasfiyeci değildir. Bu konudaki görüşlerini şöyle açıklamıştır:

“Yazmak istediğim, özendiğim şey, Türkçe’mizin mütemeddin (medeni, görgülü, terakki etmiş. Şehirleşmiş olan. Bedeviliği, göçebeliği bırakıp medenileşmiş olan) bir kavim lisanı olduğunu ve terakkiyyat’ına (ilerlemeler) himmet olunursa bugünkü Avrupa lisanlarından aşağı kalmayacağını ispattı. Hatta safi (net) Türkçe birkaç makale yazışım da o maksada mebni idi. Bunu görenler, lisanımızdan bütün Arabi’den, Farisi’den, Avrupa dillerinden aldığımız kelimeleri çıkarıp yerine Çağataycadan, Kıpçakça’dan, Özbekçe’den, Azerbaycan’cadan vesaireden kelime koymak istiyorum sandılar… Yine tekrar ederim, fikr-ü nazarım hiç de öyle değildir. Özendiğim şey bugün Osmanlıların, amma hani ya terbiye ve malumatı orta hâlli olanlarının hepsine yazdığımızı anlatacak bir lisan kullanmaktır. Arabi ve Farisiden aldığımız kelimelerin lüzumlularını, taammüm edenlerini çıkarmak lisanı züğürtleştirir. Bunlardan fakat makul bir surette iktibas etmemek öyledir. Hatta, Avrupa lisanlarından da almamakta tasassup (bağnazlık) göstermek yine öyledir.”

Filoloji incelemelerinin ve mukayeseli dil araştırmalarının ciddi, gerçek ve müstakil bir ilim kolu olarak Avrupa üniversitelerinde yer alması, XIX. yüzyılın sonlarına doğrudur. Daha asrın başından beri modern bir ilim hüviyeti (kimlik) kazanarak gelişme yoluna girmiş olan linguistik (dil bilimi) ilmine karşı, memleketimizde ilk defa Şemsettin Sami ilgi göstermiş, daha sonra bu yolda ilerleyen Necip Asım YAzıksız olmuştur. Meşrutiyet’ten sonra 1909’da Darülfünuna Türk lisanı hocası tayin edilen Necip Asım YAZIKSIZ, bir yandan ilm-i lisan dersleri vermiş, öbür yandan Türk lisanı ve Türk lisanı tarihi okutmuştur. Denilebilir ki üniversitemizde ilk olarak linguistiğe yer vermek ve bu ilmin yurdumuzda yerleşip gelişmesini sağlamak şerefi ona aittir.

İstanbul Darülfünununda Türkoloji bölümünü kuran ve Türk Dili Tarihi kürsüsünün ilk profesörü kabul edilen Necip Asım YAZIKSIZ aralarında Türk Yurdu, Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası (Sonra Türk Tarih Encümeni Mecmuası adını almıştır), Darülfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuası, İkdam, Musavver, Malumat, Servet-i Fünun, Bilgi, Millî Tetebbular Mecmuası ve Türkiyat da dâhil olmak
üzere birçok dergi ve gazetede ilmî yazılar ve makaleler yayımlamış, kitaplar çıkarmış, çeviriler yapmıştır. Gazete ve dergilerdeki makalelerinin bini aştığını söylemiştir. Avrupa ilmî dergilerinde de yazıları basılmıştır. Ali Şir NEAVİ’nin Muhakemetü’l-Lugateyn adlı ünlü eserini, şairin biyografisini de ekleyerek, yakın dostu Veled ÇELEBİ ile birlikte yayımlayan da odur. Eser, Necip Asım YAZIKSIZz’ın ön sözü Veled ÇELEBİ’nin de Osmanlı Türkçesine çevirisiyle neşredilmiş
bir çalışmadır

İkdam Kütüphanesi adı altında pek çok faydalı eseri bastıran Ahmet CEVDET’e Evliya ÇELEBİ’nin Seyahatname’sini ve Kamus-ı Türkî’yi yayımlatanın Necip Asım YAZIKSIZ olduğunu kaynaklar yazmaktadır…

 

 

Necip Asım YAZIKSIZ’ın Eserleri

Eserleri;

  •  Ziyâ ve Harâret (İstanbul 1304)
  • Güvercin Postası (İstanbul 1305, Askerlikle ilgili)
  • Ferîd (İstanbul 1306, Fransızca’dan çeviri)
  • Yeni Tertip Muhtasar Osmanlı Sarfı (İstanbul 1306, 1308)
  • Ev Kızı (İstanbul 1307, Çocuklar için faydalı bilgiler)
  • Muhtasar Osmanlı Nahvi (İstanbul 1308)
  • Lugat-ı İlmiyye ve Fenniyye (İstanbul 1308, Hasan Tahsin’le birlikte)
  • Osmanlı Sarfı (İstanbul 1310, 1313)
  • Sitler (İstanbul 1310; İskitler’le ilgili)
  • Mükemmel Sarf ve Nahv-i Osmânî (İstanbul 1311)
  • Ural ve Altay Lisanları (İstanbul 1311)
  • Lugat-ı Musâhabet (İstanbul 1311)
  • Kitap (İstanbul 1311; Kitap sevgisinden, kitabın meydana gelmesi için gerekli olan şeylerden, yazı, kâğıt, kitapçılık ve kütüphane gibi konulardan bahseder)
  • En Eski Türk Yazısı (İstanbul 1315; Vilhelm Thomsen ve F. W. Radloff’un jübileleri şerefine, Pek Eski Türk Yazısı adıyla 2. bs. 1327)
  • Türk Tarihi (İstanbul 1316)
  • İlm-i Lisân (İstanbul 1327)
  • Gök Sancak (İstanbul 1327, L. Cahun’dan çeviri)
  • Millî Aruz (İstanbul 1329)
  • Hibetü’l-hakāyık (İstanbul 1334)
  • Osmanlı Târihi (İstanbul 1335, Mehmed Ârif’le birlikte)
  • Eski Savlar (İstanbul 1338)
  • Orhun Âbideleri (İstanbul 1340)
  • Bektâşî İlmihâli (İstanbul 1343)
  • Celâleddîn-i Harzemşah (İstanbul 1934, A. Nesevî’nin Moğol istilâsına dair eserinin çevirisi).

 

 

 

 

 

 

 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here