Turgut Özal….. 1927-1993??

0
13 Ekim 1927 yılında Malatya’da doğdu. Kısa süre sonra ailesiyle birlikte Silifke’ye taşındı. 4 yaşına kadar Silifkede yaşayan Özal ordan Bileciğin Söğüt ilçesine taşındı.
13 Ekim 1927 yılında Malatya’da doğdu. Kısa süre sonra ailesiyle birlikte Silifke’ye taşındı. 4 yaşına kadar Silifkede yaşayan Özal ordan Bileciğin Söğüt ilçesine taşındı.

Turgut Özal 8. Cumhurbaşkanı

13 Ekim 1927 yılında Malatya’da doğdu. Kısa süre sonra ailesiyle birlikte Silifke’ye taşındı. 4 yaşına kadar Silifkede yaşayan Özal ordan Bileciğin Söğüt ilçesine taşındı. İlköğretimini burada tamamladı. Ortaokulu mardinde liseyi ise önce Konya lisesi ve Kayseri lisesinde tamamladı. Üniversite hayatı İTÜ’de yüksek ihtisası ise Amerikada Texas Tech Üniversitesinde bitirdi.

Tahsil hayatı boyunca yurdun farklı illerinde bulunmuş ve her kesimin sorunlarını problemlerini iyi bilen ve bizzat yaşamış bir birey olarak yetişmiştir. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra askere alınmış ve terhisinden sonra Devlet Planlama Teşkilatında çalışmaya başlamıştır. Siyasi hayatı ise 1965 seçimleri döneminde Süleyman Demirel’in danışmanlık görevini yürüterek başlamış daha sonra Dünya Bankası Sanayi Dairesinde danışmanlık yapmaya başlamıştır aynı zamanda Sabancı Holding başta olmak üzere bazı özel kuruluşlarda yöneticilik yaptığı da bilinmektedir…

Daha sonra siyasete tamamen atılmak isteyen Turgut Özal 1977 seçimlerine Necmettin Erbakan’ın başkanlığını yaptığı Milli Selamet Partisinden İzmir Milletvekili adayı olmuş ancak seçilememiştir. Daha sonra gerçekleşen 1960 darbesi gibi kirli 1980 darbesinin ardından mevcut siyasi partilerin kapanmasının ardından 1983 yılında Anavatan Partisini kurmuş ve aynı yıl seçimlerden tek başına iktidar olarak çıkmıştır.

Özal şüphesiz aynı zamanda branşıda olan ekonomi iktisat ve kalkınma gibi konularda uzmanlığı sayesinde Türkiye Cumhuriyetini ilk defa ekonomik büyümeyle tanıştırmış renkli ve sempatik yüzüyle halkın sevgilisi olmuştur. Özal dönemini iyi araştıracak olursak o dönemlere kadar olmayan bir sürü ekonomik sıçramalara şahit oluruz yaşayanlar bilirler GAP projesiyle tarıma can katmış üretim artmış ve ilk defa o dönemde yakalanan ihracat ithalat dengesi hayata geçmiştir. Detaylandıracak olursak mesela Almanya’ya ihracatımız %16 ithalatımız %60 lar da seyrederken Özal döneminde bu denge ihracat %58 ithalat %51 oranına yükselmiştir ki bu durum dışa bağımlılığın hayal edilemeyecek derecede aşağı seviyelere indiğini göstermektedir.

Yılda 5,5 ortalama büyüme hızıyla Türkiye adeta tarihinin en kazançlı en alım gücü yüksek dönemlerini yaşamıştır. Hani büyüklerimizin çoğundan duyduğumuz eskiden dükkana mal yetiştiremezdik öyle iş yapardık, eskiden şu kadar dükkanımız vardı şu kadar adam çalıştırırdık, eskiden renomuz vardı 2 ayda yaptığımız işle almıştık…vs gibi geçmiş zamanların yaşandığı dönemler yani.

Gerekli ekonomik düzenlemelerle piyasalar coşmuş refah düzeyi ilk kez bu kadar yükselmişti artık ülkenin uzun vadeli stratejiler üretmesine sıra gelmişti. O dönem Amerikanın Sovyet düşmanlığından faydalanarak Amerikayla belirli konularda müttefiklik başlatmış ve karşılığında belli kazanımlar için anlaşmalar yapmıştır çoğu insan bilmez Ankara’da Elmadağ’da Amerikaya bir radar üssü kurdurmuş buradan dağılma eğilimine girmiş olan Sovyetler Birliğini gözlemlemiş Amerikayla Sovyetlerin dağılmasını hızlandırmak için belirli seviyede ortaklık oluşturmuştur. Özal’ın en bilinen hedeflerinden biri Sovyetlerden Türkî Cumhuriyetleri tamamen ayırıp Türkiye’ye bağlamaktı ölümüne kadar bu konuda siyasi hamleler yaptı belli ölçüde başarılı oldu ancak netice sağlanamadı nihai hedefine noktayı koymak için birbuçuk haftalık bir Türk Cumhuriyetleri gezisinden sonra yurda döndüğünde rahatsızlanıp vefat etti. Daha sonra mezarından alınan saç örneğinin incelenmesiyle ortaya çıkan gerçek Turgut Özal’ın ölümünün zehirlenme neticesiyle gerçekleştiğidir. Maalesef Özal’ın zehirlenerek öldürülmesi bu hedefin yarım kalmasına sebep oldu daha detaya inecek olursak bazı ekonomik veriler bize bazı şeyleri anlatmaya baya yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Örneğin; Türk Cumhuriyetleri Sovyetler den ayrılıp bağımsızlığını kazandığında Orta Asya daki Türk Cumhuriyetleri ticaret pazarının % 65 ine sahip olan Türkiye Özal’ın zehirlenmesinden sonra ilk etapta %40 lara daha sonra ise %30 lara düşmüştür asıl dikkat edilmesi gerekense bu pazar payının kime kaptırıldığıyla alakalıdır. Evet daha sonra bizim ticaret hacmimiz düşerken Amerika bu pazarın %70 e yakın bir kısmını ele geçirmiştir yorumu size bırakıyorum belki bir müttefikin satışına gelmiş olabilir rahmetli Turgut Özal bilemiyoruz.

Özal’ın tek yarım kalan işi bu değildi o dönemi yaşayanlar bilirler ki iç politikada da bazı hedefler yarım kalmıştı emekliliğinden sonra tekrar göreve çağrılmış olan eski mit şefi  Hiram Abas suikast sonucu öldürülmüş ve Mit’in sivilleştirilmesi asker vesayetinden arındırılması projesi de en kilit adamın ortadan kaldırılmasıyla en azından o dönem için askıya alınmasına sebep olmuştu. Turgut Özal’ın doğru ancak neticeye ulaştırılamamış bir başka projesi ise şuan gündemi çok meşgul eden Musul-Kerkük meselesidir bizzat Özal “ Musul Kerkük bizimdir bunu dünya biliyor alacağız” diyerek kararlılığını dile getirmişti defalarca. Körfez savaşı konusunda Amerikaya askeri destek karşılığı Musul ve Kerküğün geri alınması konusunda anlaşma yapılmıştı bile. Ancak bu olayın gerçekleşmemesi yine birilerinin bilerek ve isteyerek bu hedefe takoz olmalarıydı o dönemin genel kurmay başkanından bahsediyoruz Necip Torumtay… Musul ve Kerkük bizim olmak üzereydi. Amerikayla anlaşma zaten yapılmıştı ve yine Amerikanın Türkiye’ye 48 saat lik bir süreyle Musul ve Kerkük illerine askeri müdahalede bulunun davetine karşılık harekata takoz koymak isteyen dönemin genel kurmay başkanı istifa ederek bu hayati önem taşıyan 48 saatlik müthiş fırsatı bir anda yok ediyordu yerine başkaları vardı muhakkak ancak o kısa süreyi kurnazca kullanıp istifa etmiş ve bir devlet projesi daha başarısız olmuştu. Tabi dezavantajları da oluyor bu durumların Musul-Kerkük bizim olmak kaydıyla yapılan anlaşma bu başarısızlığın ardından karşılıksız Amerikaya yardım edilmiş gibi oldu Musul-Kerkük bizim olmayınca Turgut Özal amerikancı diye yaftalanır oldu. Zaten bu ülkede yapıcı bir muhalefet sistemi bugün bile yokken o dönemlerde olması da beklenemez.

Velhasıl Turgut Özal’ın ölümü üzerine yarım kalan projeler daha sonra başımıza bela olarak geri döndü Irak topraklarında almadığımız 2 vilayet terör örgütü Pkk ya barınak oldu şimdi uğraştığımız Barzani meselesi o gün atılamayan o adımın bize olumsuz geri dönüşlerinden biridir mesela. O dönemlerde Özal’ı anlayamamanın bedelini ödüyoruz. 1993 yılında Cumhurbaşkanı iken vefat ettikten sonra o dönem ki ekonomik veriler 10-12 yıl sonra tutturulabilindi yani. Memleket 10-12 sene hiç büyümedi aksine geri gitti bankalar battı  iki tane ekonomik kriz yaşadık… Hani bir Filistin atasözü vardır

“Devletinin aslanlarına sahip çıkmazsan düşmanın köpeklerine yem olursun”

İşte budur yaşadığımız…

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here