Tuna Nehri

0

 

TUNA NEHRİ

 

Tuna Nehri; Nehirler'in Kraliçesi'dir. Bir Avrupa Amazonu gibi akarak Kıta'nın yarısını kat eder.

 

➡ Tuna Nehri; Nehirler’in Kraliçesi’dir. Bir Avrupa Amazonu gibi akarak Kıta’nın yarısını kat eder. 

 ➡ Tuna Nehri; Almanya’nın Güneyinde yer alan Kara Orman Bölgesinde Donaueschingen Kasabasında Brigach ve Breg Nehirlerinin birleşmesi ile meydana gelmiş su topluluğu olan büyük bir Nehir’dir.

 

ALMANYA – KARA ORMAN

 

una Nehri; Almanya'nın Güneyinde yer alan Kara Orman Bölgesinde Donaueschingen Kasabasında Brigach ve Breg Nehirlerinin birleşmesi ile meydana gelmiş su topluluğu olan büyük bir Nehir'dir
BRİGACH VE BRAG NEHİRLERİNİN BİRLEŞKESİ

 

 ➡ Tuna Nehri Havzasının yüz ölçümü 801.463 km², uzunluğu 1690 km, eni ise 820 km’dir. Toplam alanı ile Avrupa’daki Volga Nehri’nden sonra en büyük 2. Akarsu olma özelliğine sahiptir; tam 10 Ülkeden geçerek, Karadeniz’e dökülür. 

 

Tuna Nehri Havzasının yüz ölçümü 801.463 km², uzunluğu 1690 km, eni ise 820 km'dir. Toplam alanı ile Avrupa'daki Volga Nehri'nden sonra en büyük 2. Akarsu olma özelliğine sahiptir; tam 10 Ülkeden geçerek, Karadeniz'e dökülür. 

 

 ➡ Tuna Nehri, tehdit altındaki türler için bit tür sığınak görevi yapmaktadır. Avrupa’nın ilk ve en yaşlı Nehir ormanları burada yani Tuna’da bulunur.

 ➡ Dünya’nın en büyük tatlı su balığı olan Mersin Balığına ev sahipliği yapmaktadır.

 

Tuna Nehri Dünya'nın en büyük tatlı su balığı olan Mersin Balığına ev sahipliği yapmaktadır.
MERSİN BALIĞI


➡ Her yıl milyonlarca kuş Kuzey Kutbu ve Afrika arasında yaptıkları göç sırasında Tuna Nehri’ni takip etmektedir. 

 ➡ Bu önemli Tuna Nehri Havzası 10 Ülkeden 80 milyondan fazla insanı kendine çekmiş, akmaya devam ederken 10 Ülke ve 4 hareketli Başkentin içinden geçmektedir. Bunlar;

Havza Ülkeleri

Almanya,
Avusturya,
Slovakya,
Macaristan,
Hırvatistan,
Sırbistan,
Bulgaristan,
Romanya,
Moldova,
Ukranya.

Başkentleri

Belgrad,
Budapeşte,
Rustavi (Gürcistan) ve Viyana. Bu özelliği Tuna Nehrini Dünya’nın uluslararası Nehri yapmaktadır. 

 

Tuna Nehri'nin geçtiği Ülkeler
TUNA NEHRİNİN GEÇTİĞİ ÜLKELER

 

 ➡ Tuna Nehri Havzası’nda 120 kadar Irmak ve Nehir Tuna’yı beslemekte ve büyütmektedir. Bunlar arasında 500 km’den daha uzun olanlara da farklı isimler verilmiştir. Bunlar;

505 km’lik İnn,
893 km’lik Drava,
966 km’lik Tisza,
861 km’lik Sava,
563 km’lik Morava,
542 km’lik Olt,
726 km’lik Siret,
950 km’lik Prut.

 ➡ Tuna Nehri Coğrafi bakımından üçe ayrılır. Bunlar;

1. 988 km kaynağından Gönyü’ye kadar Yukarı Tuna
2. 860 km Gönyü’den Turnu Severin’e kadar Orta Tuna
3. Orta Tuna’dan 931 km’lik Nehir ağzı Sulina kadar Aşağı Tuna

 ➡ İnsanoğlunun yaptığı bütün değişikliklere rağmen Tuna Nehri hâlâ sırlar ve muhteşem manzaraları ile dolu bir yatalıklardan oluşan Nehir’dir. 

 ➡ Tuna Nehri yüzen adalar, göller ve su basan ormanlardan oluşmuş bir labirent yatalıklarında 4000’den fazla hayvan ve 1000’e kadar bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır.

 ➡ Tuna Deltası daha çok pelikanları ile tanınır. Pelikanlar Tuna Deltası’nda büyük koloniler halinde ürerler ve Delta’da bulunan büyük, kalın sazlıklar sayesinde kendilerini ve yavrularını diğer yırtıcı hayvan türlerinden korurlar. Her ilkbahar’da 2500 pelikan Afrika’dan ayrılarak Tuna Delta’sına göç eder. 

 

Tuna Deltası daha çok pelikanları ile tanınır.

 

 ➡ Tuna Nehri Tuna Deltası üzerinden Romanya ve Ukranya’nın içinden geçerek Karadeniz’e ulaşır. 

 ➡ Tuna Nehri resmi olarak Suriname’dan başlamaktadır; Nehir ve deniz arasındaki tarafsız bölgeden. Hatta Suriname’de bulunan eski deniz feneri sıfır noktası sayılmaktadır.

 

Tuna Nehri resmi olarak Suriname'dan başlamaktadır
SURİNAME

Suriname'de bulunan eski deniz feneri sıfır noktası sayılmaktadır.

 

 ➡ Dünya’daki diğer Nehir’lerin aksine Tuna’nın uzunluğu Nehrin ağzından başlayarak ölçülmektedir. Nehir Avrupa’nın yarısını geçip neredeyse 3000 km’ye yayılır. Çok farklı bölgelerden geçerken Nehrin karakteristik yapısı değişir. 

➡ Tuna sulak ve yabanıl Delta’ya ulaşmadan önce Romanya düzlüklerinden akar; Demirkapı’da dik bir dağ geçidini oyarak Karpatlar Dağlarından geçer. Macaristan düzlüklerini aşarak Budapeşte’den önce birden yolunu değiştirerek Alp’lerin eteklerinin kenarlarından geçer.

 

Tuna sulak ve yabanıl Delta'ya ulaşmadan önce Romanya düzlüklerinden akar; Demirkapı'da dik bir dağ geçidini oyarak Karpatlar Dağlarından geçer.

 

 

Macaristan düzlüklerini aşarak Budapeşte'den önce birden yolunu değiştirerek Alp'lerin eteklerinin kenarlarından geçer.

 

Nehrin kaynağı Almanya’nın gizemli Kara Orman’larının derinliklerindedir. Bu derin ve karanlık ormanlar içinde farklı tür hayvan çeşitleri yaşamaktadır. İlkbaharda meydana çıkan Çalı Horozu, ormanda bütün sesi yankılanır. Ve ayrıca bu sık ormanlar Vaşağa’da aittir.

 

Nehrin kaynağı Almanya'nın gizemli Kara Orman'larının derinliklerindedir. Bu derin ve karanlık ormanlar içinde farklı tür hayvan çeşitleri yaşamaktadır. İlkbaharda meydana çıkan Çalı Horozu, ormanda bütün sesi yankılanır.
ÇALI HOROZU
Nehrin kaynağı Almanya'nın gizemli Kara Orman'larının derinliklerindedir. Bu derin ve karanlık ormanlar içinde farklı tür hayvan çeşitleri yaşamaktadır. İlkbaharda meydana çıkan Çalı Horozu, ormanda bütün sesi yankılanır. Ve ayrıca bu sık ormanlar Vaşağa'da aittir.
VAŞAK

 

 

Kara Ormanların Breg tepelerindeki yüksekliklerde ufak bir su kaynağı hayat buluyor. Hatta birkaç yerden çıkan içilebilir berrak sular bulunmaktadır. Breg Avrupa’nın en güçlü Nehri’nin kaynağı olabilir, en azından Almanya’lılar öyle kabul görüyor. Ama kimse tam olarak emin değil.

➡ Tuna birkaç kaynaktan doğuyor gibi görünüyor. Nehir kaynaklarının birleşimi olarak hayata başladıktan sonra Tuna’nın suları çakılların arasından emilir ve yerin altında tekrar kaybolur. Kireç Taşı Dağlarının Avrupa’nın sularını böldüğü bu yerde Tuna ve Ren Nehir’leri arasında bir savaş yaşanır. Ren yer altı sularını Kuzey Denizi’ne taşırken Tuna’da Karadeniz’e taşır. Ren Nehri savaşı yavaş yavaş kazanıyor gibi görünüyor. Bu yer altı Nehri’ne Siyah Tuna deniliyor. Yıllardır mağaracılar bu hayalet Nehrin tam olarak rotasını belirlemeye çalışıyor. Hâlâ tam olarak rotasını belirleyemeseler de Nehrin gittikçe daha fazla yanlış yere aktığını biliyorlar. Batı’ya yani Ren Nehri’nin içine. Bir gün bütün bu mağara sistemi çökecek ve Tuna Nehri de yeryüzüne çıkmak zorunda kalacak ve Nehrin yön değiştirmesini bu sayede herkes görebilecek. Ama yer altı çöküp Tuna yeryüzüne çıkana kadar Tuna’nın suları yılın 200 günü yer altında kalmaya devam edecek.

 

Tuna ve Ren Nehir'leri arasında bir savaş yaşanır. Ren yer altı sularını Kuzey Denizi'ne taşırken Tuna'da Karadeniz'e taşır.

 

➡ Tuna Ren ile savaşını kaybetmiş olsa da Nehir asla susuz kalmaz. Takviye kuvvetlerden su gelir. Kış aylarında Alp’lerin zirvelerinde büyük miktarda kar bulunur ve ilkbahar geldiğinde buzlu akıntılar eriyerek yamaçlardan akmaya başlar. Çakıllarla silahlanmış su, dik yamaçlardan aşağıya inerken gücü ile kayaları aşındırır ve parlatır. Yamaçlardan hızla akan su dağlardaki kumu, çakılı da beraberinde taşıyarak kumları geniş Alp’in Vadi’lerinde biriktirir. Bu dağ Nehir’leri Tuna’ya doğru ilerlerken Su Samurları için ideal habitat’lar oluşturur. Kalın kürkleri ve aerodinamik vücutları sayesinde soğuk ve sert sularda yaşamaya mükemmel uyum sağlamışlardır. Ve boş gibi görünen Nehir’de kolayca yemek bulabilirler. 

 

Tuna Ren ile savaşını kaybetmiş olsa da Nehir asla susuz kalmaz. Takviye kuvvetlerden su gelir. Kış aylarında Alp'lerin zirvelerinde büyük miktarda kar bulunur ve ilkbahar geldiğinde buzlu akıntılar eriyerek yamaçlardan akmaya başlar. Çakıllarla silahlanmış su, dik yamaçlardan aşağıya inerken gücü ile kayaları aşındırır ve parlatır. Yamaçlardan hızla akan su dağlardaki kumu, çakılı da beraberinde taşıyarak kumları geniş Alp'in Vadi'lerinde biriktirir.

 

 

Bu dağ Nehir'leri Tuna'ya doğru ilerlerken Su Samurları için ideal habitat'lar oluşturur. Kalın kürkleri ve aerodinamik vücutları sayesinde soğuk ve sert sularda yaşamaya mükemmel uyum sağlamışlardır. Ve boş gibi görünen Nehir'de kolayca yemek bulabilirler. 
SU SAMURLARI

 

➡ İlkbahar da dev Tuna Somonları ana Nehir’den ayrılıp yan kollardan yukarılara doğru yüzer. Tuna Somonları iç güdülerinin etkisi ile Nehrin yukarısında toplanırlar. Yaz sıcağında suların ısınmasından önce üremelerini gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Dişi Tuna Somonları üremeden önce yumuşak çakıllarda yuva yapmak adına kuyruğunu güçlü şekilde sallayarak yuva yapar ve buraya yumurtalarını gömer. Neon Balığı sürüsünde de bir acil durum havası bulunmaktadır. Bahar geçmeden yumurtlamaları gerek. Neon Balıkları zamanında yumurtlar ise eğer her bir dişi 20 ila 100 bin yumurta bırakır. Üremeden kaynaklı iyice yorulan balıklar Tuna Nehri’ne doğru geri döner. 

 

Neon Balıkları zamanında yumurtlar ise eğer her bir dişi 20 ila 100 bin yumurta bırakır. Üremeden kaynaklı iyice yorulan balıklar Tuna Nehri'ne doğru geri döner. 

İlkbahar da dev Tuna Somonları ana Nehir'den ayrılıp yan kollardan yukarılara doğru yüzer. Tuna Somonları iç güdülerinin etkisi ile Nehrin yukarısında toplanırlar. Yaz sıcağında suların ısınmasından önce üremelerini gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Dişi Tuna Somonları üremeden önce yumuşak çakıllarda yuva yapmak adına kuyruğunu güçlü şekilde sallayarak yuva yapar ve buraya yumurtalarını gömer. 
TUNA SOMANLARI

 

➡ Alp’lerden gelen sular Tuna’yı geniş bir Nehre dönüştürür. Ve şimdi Tuna yeni bir Ülke’ye Dünya’nın en güzel Nehir Vadi’lerinden birinin içine giriyor; Avusturya’daki Wachau Vadisi. Wachau Vadisi Dünya’nın en sakin olduğu yer. Bu kadar parlak ve egzotik canlıların buzul dağlara çok yakın bir yerde yaşadığına inanmak çok zor. Arı Kuşları ve Zümrüt Kertenkeleleri genelde çok daha Güney’de görülür. Bu hayvanların başarısının sırrı iklimin sıra dışı şekilde ılıman olmasından kaynaklıdır. Arı Kuşları yuvalarını bağların löslü kayalarına yaparken  yumuşak Wachau havası yaz aylarında onları serin tutar. Lös Alp’lerden taşınan çakıl ve kumların çökelmesi sonucu ortaya çıkmıştır. İlkbahar’da bütün Wachau çiçeklerle kaplanır, bütün üzümler olgunlaşır ve bağbozumuna hazır hale gelir. Bağbozumu’nu bilmeyenler için bağbozumu bağda son ürünü de toplayarak bağı üzümsüz bırakmadır. Wachau Vadisi şarapları ile uluslararası bir üne sahiptir. Tuna Nehri dik teraslı bağlara özel bir avantaj sağlar. Kuzey ormanlarından gelen serin ve nemli hava Nehir boyunca ilerleyerek Macaristan düzlüklerinden gelen kuru ve sıcak hava ile karşılaşır. Bu kuru ve sıcak havanın birleşmesi üzümler ve hayvanlar için ideal bir iklim yaratır. 

 

Alp'lerden gelen sular Tuna'yı geniş bir Nehre dönüştürür. Ve şimdi Tuna yeni bir Ülke'ye Dünya'nın en güzel Nehir Vadi'lerinden birinin içine giriyor; Avusturya'daki Wachau Vadisi. Wachau Vadisi Dünya'nın en sakin olduğu yer.
AVUSTURYA WACHAU VADİSİ

 

 

 

ARI KUŞLARI

 

 

ZÜMRÜT KERTENKELE

 

WACHAU VADİSİ ÜZÜMLERİ

 

 

➡ Wachau büyük Tuna Nehri ile ayrılmaz bir bağa sahip olan şehre açılan bir kapıdır; Viyana. Neredeyse 2 milyona yakın nüfusu ile yeni güne uyanırken Nehrin en büyük şehri yavaş yavaş hayat buluyor. Fakat bir sorun var ki burada yaşıyorsanız Nehir nadiren gözünüze çarpar. Viyana’nın içinden akan su yolu; Tuna Kanalı insan yapımı yani beşeri faktör’dür. Tuna Kanalı bu karmaşadan sadece 1 km uzaklıkta, şehrin ucunda tamamen farklı bir Dünya’dır. Donovan Milli Parkı. Burada Tuna Nehri Güney Amerika’daki emsali amazon kadar vahşidir. Bu Milli Park Avrupa’nın tür açısından en zengin ve dinamik habitat’larından birine ev sahipliği yapar. Bu ılıman orman yan kollar ve akmaz göllerden oluşmuş bir çeşit labirent’tir.

Bu ormana hükmeden şey sudur. Büyük Kamışçın’ın yaşamı genelde sazlıklarda saklanarak geçer. Yuvasını da sazlıkların içine yapar. Cüce Balaban’lar sazlıklar arasında büyük bir maharetle gizlenir. Çizgili türleri sazlıklara uyumludur ve bu sayede aşağıdaki balıkları yakalamak için görünmez hale gelirler. Bir tür Bukalemun görevi görürler. Balık yakalarken bile ayaklarını ıslatmazlar. Ebeveynler sazlıkların içinde saklamış oldukları yuvalarına giderken son derece dikkatli davranırlar. Nasıl bir yaya karşı tarafa geçmeden önce sola, sağa ve tekrardan sola bakıyorsa bu Cüce Balabanlar da aynı görevi yapmaktadır. Ne kadar da kıvrak zekalara sahip bir hayvan türü, Allah özenerek yaratmış. 

 

 

 

DONAVAN MİLLİ PARK

 

BÜYÜK KAMIŞÇIN

 

CÜCE BALABANLAR

 

➡ Tuna’nın sulak alanları orman ve Nehir arasında yabanıl bir alan oluşturur. Burası sürekli değişime uğrayan güzel gezer bir Dünya’dır. Her şey Tuna Nehri’nin ana gövdesinin yan kanatlarına su sağlamasına bağlıdır. Bu durağan göller Nehir ormanlarının en üretken ekosistem’leridir. Ama bu muhteşem su cenneti tehlike altında. Tuna Nehri yüzyıllar boyunca kırılmış şekilde akarak sel ormanları boyunca bir çakıl taşı tabakası oluşturdu. Bu tabaka buradaki yaşam için önem taşımaktadır. Avrupa’nın en büyük tatlı su rezervi; Viyana’nın Doğusunda tabakanın kalınlığı 60 metre’ye ulaşmış. Ama bu durağan sular Tuna Nehri’nin kendi yatağını gittikçe daha derin bir hale getirmesinden kaynaklı gün geçtikçe yavaş yavaş kuruyor. Çakıl tabakasındaki su seviyesi Nehrin aşağı inmesi ile beraber azalırken durağan göle akmış oluyor.

 

Viyananın Doğusunda Tuna

 

 ➡ Viyana’nın Doğusunda Tuna özgürce akmaktadır. Akarken doğal kumlu kayalarını meydana getirir. Ama bu görünüş aldatıcıdır. Buraya ulaşmak için Nehir devasal barajları geçmek zorunda kalır. Gemiler ve mavnalar (yakın kıyılara ya da limanın uzaklarında demirlemiş gemilere yük götürüp getiren, güvertesiz, büyük tekne) havuz kapaklarından geçebilir ama Tuna Nehri’nin Alp’lerden buraya getirdiği çakıl ve kumlar geride kalır. Ve bu yüzden de Nehir derinleşmektedir. Viyana doğal kaynaklar Üniversitesi’nden bilim insanları ve Nehirden sorumlu yetkili kişiler barajın aşağısında kalan bölümün durumunu araştırmaktadır. Bu bilim insanları araştırmalarında Nehir tabanının sürekli bir hareket halinde olduğunu keşfettiler. Bir GPS cihazına bağlı olan anten alıcısı sinyalin kaynağını tam olarak tespit edebilmektedir. Bu bilim insanları Nehre özel yapım izleyici taş olarak geçen plastik taşlar atarak Nehirdeki çakılların nasıl ve nerede hareket ettiğini kontrol etmek için daha önce belirledikleri suya atıyorlar. İnanılmaz olan keşifleri ise her bir taşın yılda yaklaşık 3 kilometre kadar ilerliyor olması. 

 

Viyana doğal kaynaklar Üniversitesi'nden bilim insanları ve Nehirden sorumlu yetkili kişiler barajın aşağısında kalan bölümün durumunu araştırmaktadır. Bu bilim insanları araştırmalarında Nehir tabanının sürekli bir hareket halinde olduğunu keşfettiler. Bir GPS cihazına bağlı olan anten alıcısı sinyalin kaynağını tam olarak tespit edebilmektedir. Bu bilim insanları Nehre özel yapım izleyici taş olarak geçen plastik taşlar atarak Nehirdeki çakılların nasıl ve nerede hareket ettiğini kontrol etmek için daha önce belirledikleri suya atıyorlar. İnanılmaz olan keşifleri ise her bir taşın yılda yaklaşık 3 kilometre kadar ilerliyor olması. 
BU İZLEYİCİ TAŞLARIN HER BİRİNİN KENDİNE ÖZGÜ SİNYALLERİ BULUNMAKTADIR.

 

Dopplar Soneri Nehri tabanının her bir santimetresinin resmini çıkarabilmektedir. Plastik taşlarla gelen bilgilerle birleştirilerek Tuna’nın boş halinin kesin bir üç boyutlu bir modelini çıkarabilecek kadar veri elde edilir.

 

İZLEYİCİ TAŞLAR SAYESİNDE ELDE EDİLEN VERİLERDEN BİR GÖRÜNTÜ

 

Tuna’nın sadece bu bölümünde bile yılda sadece 800 bin ton kadar çakıl taşınabiliyor ve Nehrin yukarısından gelen yeni çakıllar olmayınca Nehir yatağı derinleşiyor.

 

İZLEYİCİ TAŞLAR SAYESİNDE NEHRİN DERİNLEŞTİĞİNE DAİR GÖRÜNTÜ

 

Bu bilgi Nehir Mühendis’lerinin Tuna’nın yatağını daha da derinleştirmesine durdurabilecek önlemler geliştirmesini sağlamıştır. Nehrin aşağısından toplanan çakılları yukarıdaki derinleşen suya bırakıyorlar. Her sene 100 bin ton çakıl bu derinlikleri bir nebze de olsa durdurabilmek adına suya bırakılmakta. Ama bu 100 bin ton çakıl ihtiyacın sadece yarısını karşılayabiliyor. Yapabilecekleri tek şey Nehir yatağının derinleşmesine karşı daha verimli çalışmak. Erozyonu azaltmak için daha büyük ve ağır çakıllar eklemek için denemeler yapılmakta. Bu sonu olmayan bir iş ama Nehir ormanlarındaki canlıların varlığı bunun başarısına bağlı. 

➡ Tuna 60 kilometrelik yapay bir düz hat üzerinden Macaristan’a doğru akmaktadır. Tuna hiçbir zaman uzun süre tek bir rotayı takip etmemiştir.

 ➡ Tuna Nehri’nin güçlü suları dağları yarıp geçerek 1000 km kadar uzayarak Karadeniz’e doğru akmaktadır. Bugün önemli kollarından biri hâlâ Tisza Nehrinde.

TİSZA NEHRİ

 

Tisza Nehri Macaristan topraklarındaki verimli step’lerden geçerek Tuna’ya doğru akmaktadır. Bu geniş çayır toprakları Nisan aylarında kuşlara ve daha da tuhaf olan Toy Kuşlarının çiftleşme ritüellerine aittir. 

 

TOY KUŞU

 

Toy erkek kuşları dişileri etkilemek adına kabarır ve ortaya güzel bir manzara çıkarırlar. Erkek Toy Kuşlarının ağırlığı en az 18 kilogramdır. Toy Kuşları Dünya’nın en ağır uçabilen hayvanıdır. Bu geniş düzlükler tehlike altındaki birçok kuş türünün üreme alanlarıdır. 

 

TisZa ve Tuna Nehrinin birleştiği Macaristan düzlükleri

 

Tisza ve Tuna Nehrinin birleştiği Macaristan düzlüklerinde Afrika Kıtası’na göç eden milyonlarca kuş mola verir. 

 

 

Güneye yaptıkları uzun uçuşlarda enerji depolamak adına Maceristan düzlüklerine gelirler. Hasat edilmiş tarlalarda tahıl ve böceklerden beslenirler. 

 ➡ Tisza Nehri sakin bir şekilde Tuna Nehri’ne dökülürken yüzeyin altında sıcaklık ve nem oranı basıncı tam olarak uygun olduğunda Nehir tabanındaki kumlardan nadir görülen minyatür canavarları olan Mayıs Sineği Larvaları suyun derinliklerinden yüzeye çıkmaktadır. 

 

 

Sudan çıkıp Nehir kenarındaki en yakın çalılıklara uçuşuyorlar. Burada Yılanın deri değiştirmesi ya da Kelebeğin koza’dan çıkışı gibi deri değiştirerek yetişkin böceklere dönüşüyorlar. 

 

 

 

 

 

Önce erkekler ortaya çıkarak Nehir üzerinde uçuşarak dişileri beklemektedir. Kısa bir aradan sonra daha uzun kuyruklu olan dişiler de aralarına katılarak erkekler ve dişiler çiftleşmeye başlarlar. Çiftleşme biter bitmez erkek Mayıs Sinekleri ölür ve binlercesi Nehir ile beraber akmaya başlar. Dişi Mayıs Sinekleri de suyun üzerinde kalın bir bulur oluşturarak yumurtalarını bırakmak adına Nehrin yukarısına doğru uçar. Her bir dişi yaklaşık olarak 9000 yumurta bırakır ve akıntı onları Nehir tabanındaki çamurun içine hapseder. Yani 2 saat önce tam da ebeveynlerinin çıktığı yerlere. Güneş battıktan sonra bir tek Mayıs Sineği sabahı göremeden ölüyor. Aslında bizler en kısa süre yaşayan hayvanın Kelebek olduğunu zannederiz ama görüyorsunuz ki en kısa süre yaşayan hayvan Mayıs Sineği. 

Çamura hapsolan yumurtalar çatladıktan sonra Larvalar zamanları gelene kadar yıllarca suyun derinliklerinde beklemektedir.  

➡ Tuna Nehri Tisza Nehrinden sonra Puszta’yı geride bırakıp Karpat Dağlarına doğru akmaya devam eder. 

 

KARPAT DAĞLARI

 

Tuna Nehri Tarih boyunca bu sırdan dağları alt edip Demirkapı’da yolunu bulmayı başarmıştır. 

 

DEMİRKAPI

 

Tuna Avrupa’nın en yüksek dağ geçidi arasında sıkışmış görünüyor. Kayalıklar suyun üzerinde 300 metre’ye kadar yükselirken Nehrin genişliği 150 metre derinliği ise 90 metre’ye ulaşmaktadır. 

Demirkapı eski zamanlarda bölgenin en çetin ve tehlikeli bölümlerinden biriydi. Kıvrımlar, dönüşler, su altı kayaları, sürekli akan çağlayanlar, dikili enkazlar ve güçlü ters akıntılar bulunuyordu. Eski dönemlerde insanlar buharlı gemilerin kullanıldığı dönemlerde Nehrin yukarısına çıkıldığı zaman çok büyük zorluklar yaşamaktaydılar. 

Demirkapı’nın girişinde balıkçılar ağlarını atıp balık yakalıyorlardı. Ama şimdi olduğu gibi insanlar Dünya’nın en değerli balığı olan Mersin Balığını yakalamayı umuyorlardı. 

 

 

Mersin Balığı’nın uzunluğu 8 metre’ye kadar ulaşabilmektedir. Hele bir de Mersin Balığı’nın dişilerini yakalayan balıkçılar adeta bayram sevinci yaşamaktaydılar. Çünkü Mersin Balığı’nın dişisinden elde edilebilecek kilolarca havyardan gelen para bir balıkçıyı ve ailesini yıllarca geçindirebilir. 

Bu dev balık bir zamanlar Nehrin yukarısında Viyana’nın ötesinde yumurtlama alanlarına gitmekteydi. Bugünse bu dev balığının yolculuğu Demirkapı’da bitmekte. 

1970’li yıllarda Demirkapı sahası içinde Adakale adında bir ada ev sahipliği yapmaktaydı. Adakale 1972 yılına kadar  içindeki sakinleri ile bir yaşam alanı iken 1967 yılında yapımı başlatılan baraj çalışmasının bitmesi üzerine ada sular altında kalarak yok etmiştir. Bu baraj Romanya ve Yugoslavya’nın ortaklaşa Tuna Nehri üzerinde inşa ettiği yapı çalışmasıdır. Bu baraj sonucunda sular barajların altında kalmıştır. Tuna Nehri’nin vahşi, güçlü suları bir baraj tarafından kesildikten sonra zaten nadir görülen Mersin Balığının geçemeyeceği bir engel alanı haline geldi. Mersin balıkları yüzyıllar boyunca hayatlarını sürdürebilmektedir ama baraj nedeni ile yumurtlama bölgelerine ulaşamadıkları için tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Ama ne yazık ki bu baraj önemli 2 ülkenin; Romanya ve Sırbistan’ın neredeyse bütün elektrik ihtiyacını karşılamakta olduğu için insanların Mersin Balığını pekte umursadıkları yok. 

Barajın yapımı ile birlikte hırçın çağlayanlar 150 km uzunluğunda bir göle dönüştürülürken buralarda yaşamakta olan 1700 kişi başka bölgelere taşınmak zorunda kalmıştır. 

➡ Barajın yapımı ile daralan ve hırçınlaşan su Tuna Nehri kaynağından neredeyse 3000 km sonra nihayet Karadeniz’e doğru yaklaşırken Romanya düzlüklerinde geniş ve sakin bir şekilde akmaya başlamaktadır. 

 

 

Tuna Nehri burada Delta’nın içine doğru girerken 3 büyük ve sayısız kola ayrılmaktadır. Kara ve deniz arasındaki sınır bile belli değil. Sahilde her şey belirsiz durumda. Gemilerin ilerleyebilecekleri kanallara girebilmeleri için toprak setlere ihtiyaç duyulmakta. Ama güçlü Tuna sürekli yeni sığlıklar ve engeller ortaya çıkarıyor. Daha birkaç sene önce deniz olan yerler bugün kumsallarla kaplı halde.

 

Alp Dağlarından gelen kum ve çakılların son dinlenme yeri de diyebiliriz. Kuşlar için bu yeni bölge hemen yerleştikleri bir cennet yeri sayılmakta. Bu Delta’da binlerce kuş devasal kolonilerle üremektedir ya da kıyı boyunca avlanırken buraları üs olarak kullanmaktalar.

 

KUM KUŞLARI

 

Kum Kuşları; kurtçuk ve diğer ufak canlıları bulmak için çamuru eşeleyerek ya da kaşık gagaları sayesinde suyu tarayıp karınlarını doyurmaktadırlar. Hâlâ yeni yeni çıkmakta olan kumsallar ve ufak alçak adacıklar yırtıcılardan korunmalarını sağlamaktadır. Ufak adacıklar sayesinde endişe etmeleri gereken tilkiler olmadığından adacıklarda rahatça yere yumurtlayabilmekteler. 

Halkalı küçük Cılıbıt’larda Tuna Deltası’nda üremektedir.

 

HALKALI KÜÇÜK CILIBIT KUŞU

 

 

Erkek Cılıbıt’lar dişi Cılıbıt’ları yeni yaptığı yuvaya çekmek adına elinden geleni yapmaktadır. Dişi Cılıbıt’ları etkilemek adına akrobasileri aratmayacak şekilde hareketlere bürünürler. Eğer etkileyebilirse dişi Cılıbıt erkek Cılıbıt’ın yanına yaklaşır.

 

 

Tuna Nehri Deltasın’ndaki üreme mevsimi kuşların çoğunun ayrılıp Afrika’da kışı geçirdikleri bölgelere gittiği Ağustos ayına kadar devam etmektedir. O zaman kadar Tuna Nehri ağzındaki sulak yabanıl alanlar yiyecek ve koruma sağlamaya devam edecektir. 

 ➡ Avrupa’nın Amazonu olarak görülen Tuna Nehri devasal bir uzunluktadır. Tamı tamına 2857 km. 

➡ Tuna Nehri’nin kendisine özgü karakteristik yapısı, mevsimleri bulunan ve hayvanlara üreme havzası sağlayan geniş bir Nehir yatağıdır. 

Tuna Nehri; sel taşkınlarından, yırtıcı hayvanlardan, yaz sıcağında yumurtlayamayan balık türlerine, üreme kaynaklı geniş düzlük Deltalara ihtiyaç duyan hayvanlardan, buzul bölgelerinden kaçan hayvanlara, bütün nesli tükenmekte ve nadir görülen hayvanlara kadar ev sahipliği yapmaktadır.

➡ Tuna bazı hayvan türlerine bütün yıl doğal bir sığınak oluştururken bazı başka tür hayvanlara da Nehirde yavrularını yetiştirmek için zaman geçirmekte olan hayvanlara ev sahipliği yapar. 

➡ İnsanoğlu Tarih boyunca bu Tuna Nehri boyunca yaşamaktadır. Bu yıllar süren zamanlarda Nehir kenarlarını değiştirdiler, barajlar yaptılar, şehirler inşa ettiler, ekonomik ve ticaret amaçlı deniz ulaşımı sağladılar daha doğrusu kendilerine uygun korunaklı bir Tuna’ya çevirdiler. Tabi hâlâ Tuna’nın gücüne, hırçınlığına karşı bazı bölgelerine tam olanak sağlayamasalar da bunun için büyük çaba sarf etmektedirler. Bu süre zarfında insanoğlu Tuna’nın gücünden kaynaklı sel taşkınları önlemek adına beton kenarlarla sınırlandırmışlardır. Eskiden savaş zamanında korunmak amacıyla yapılan surlar gibi düşünebiliriz bunu, tek bir farkla; o dönemde insanların uyguladığı karşı saldırıyı önlemek adına yapılırken günümüzde bu beton surlar doğa’nın bize yaptığı, öngöremediğimiz saldırıları önlemek adına yapılmıştır. Bir nevi doğal felaketler’den korunma gibi düşünebilirsiniz. Doğal Tuna Nehri bir nevi teknolojik bir su yoluna dönüştürülmüştür. Ama insanoğlunun yaptığı bu teknolojik amaçlı bozulan Nehir kenarları hâlâ Tuna’nın muhteşem güzelliğini kapatamamıştır. Tuna Nehri hâlâ çok özel bir Nehirdir. Kara Ormanlardan Karadeniz’e kadar tam 3000 km’ye uzanmaktadır. Ayrılmakta olan kolları ise Avrupa’nın büyük bir bölümünün sularını taşımaktadır. 

 

 

Bu uzun süren yolculuğu sırasında Tuna rüzgarlı düzlüklerden, step topraklarından, geniş Deltalardan, karlı kaplı dağların zirvelerinden geçen Tuna hava koşulların her türlüsünü görüp geçirdiğinden ve Alp’lere olan yakınlığından kaynaklı zaten hırçın olan Nehri tahmin edilemez tehlikeli hale büründürüyor. 

➡ Atlantik kökenli alçak basınç cephesi Kuzey Batıdan geldiğinde büyük kümeleri Tuna Nehri’nin dağlarındaki yamaçlarında yükselmek zorunda kalır, dağları aşamadıkça da taşıdıkları bütün su fazlalığını yeryüzüne bırakmak zorunda kalırlar. Dağ yamaçlarından akmakta olan hırçın su bir hayvan gibi yırtıcı ve aslan gibi büyük kükreyerek kayaları da beraberinde aşındırarak Vadilere dolar. Suyun çoğunluğunu kaldıramayan Vadiler birden kabararak akıl almaz bir hızla Tuna’ya akar ve Nehirdeki su seviyesi çarpıcı şekilde yükselir. Bu hızdan, aşırı güçten kaynaklı ağaçlar köklerinden sökülür. Nehir’in gücü önüne çıkan hiçbir şeyi gözü görmez yoluna çıkan her şeyi yalayıp yutar ve daha sonra nehir kenarlarındaki yerleşim yerlerini işgal ederek bütün her yeri kasıp kavurur. Sadece birkaç saatte bile Tuna büyük zararlara sebebiyet verebilmektedir. 

➡ 20. yüzyılda en büyük Tuna felaketi 1954 yılında yaşanan sel felaketidir.

 

 

 

 

 

 

1954 yılının 6 Temmuzunda Kuzey Denizi’nden gelen alçak basınç cephesi Bavyera’ya ve Avusturya’yanın Alp’lerine ulaşarak alçak basınç yağışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda korkunç derece de sel taşkınları ve yıkım meydana geldi. Ülke’nin itfaiye teşkilatı, ilk acil yardım ekipleri bütün haftalar boyunca seferber oldu. 

İnsanlar evlerinden hayvanlarda çiftliklerden kurtarıldı.

 ➡ Yüksek basınç orta Avrupa’ya geri döndüğünde insanlarda yavaş yavaş sakin günlerine dönmeye başlarlar. 

 ➡ Bütün Tuna boyunca üreme mevsimi bütün hızı ile devam ederken kaşık gagalılar, küçük beyaz balıkçıl, karabatak kuşları karışık kolonilerde üremektedir.

KAŞIK GAGALI KUŞU

 

KÜÇÜK BEYAZ BALIKÇIL KUŞU

 

KARABATAK KUŞU

 

 ➡ Tuna Nehri Deltası korunaklı, güzel ve muhteşem adalar, göller ve ormanlardan oluşmakta olan geniş kollara ayrılmış sulak havzalardır. 

Her yıl Tuna Nehri Deltası’na  Pelikanlar yavrularını büyütmek amacı ile gelir. Tuna Nehri Deltası’ndaki Pelikanlar Afrika’dan sonra en büyük kuş kolonilerine ev sahipliği yapmaktadır. Ağustos ayı geldiğinde ise Pelikanlar toplu halde Afrika’ya olan uzun yolculuklarına başlarlar.

 

 ➡ Sibirya’dan esen ilk soğuk rüzgarları ile birlikte Turnaları Tuna Nehri’ne göç etmesine sebebiyet veriyor. Sonbaharın son günlerini olabildiğince Kutup bölgelerinde geçiren Turnalar kışı geçirmek adına Afrika bölgesine göç etmeye başlıyor. Tuna Nehri’nin Macaristan düzlüklerinden geçtiği Tuna Deltası’nı enerji depolamak adına birkaç hafta mola yeri olarak seçiyorlar. 

 

TURNALAR

 

 ➡ Tuna Nehri son 100 yılda; 1929, 1942 ve 1954 tarihlerinde olmak üzere 3 kez donmuştur. Rusya bölgesinden gelen yüksek basınç Tuna Nehrini iyice hırçınlaştırıyor. Soğuyan hava ile birlikte Tuna Nehri ve ayrılan kolları sıfırın altına düşmeye başlıyor. Dondurucu rüzgarlar Nehir boyunca devam ederken soğuklarda şiddetleniyor. Ve Tuna donmaya başlıyor. Romanya , Bulgaristan ve Sırbistan boyunca ilerleyen Tuna Nehri tamamen buzla kaplanıyor. Haftalarca bir tek gemi bile hareket seyri gösteremiyor. Karadeniz bile donup katılaşıyor. 

 

 

 

 

Tuna Nehri Delta’ya yaptığı uzun yolculukları boyunca birçok muhteşem manzara ev sahipliği yapmaktadır. Birçok kollara ayrılan Tuna sürekli yenilerini yaratmaktadır. Her mevsim değişen karakteristik yapısı ile sel taşkınlarından, yaz sıcağına, ölümcül derecede kış soğuğunu takip eden taşkınlara kadar yüzyıllar boyunca Avrupa Kıtası’nın medeniyetlerini şekillendirdi. Umarız Tarih boyunca devam eden bu serüveni gelecek nesillere kadar devam eder.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here