Tüm Canlılar Hakkında Temel Üreme Bilgileri

0

Çevremizi incelediğimizde yaşadığımız çevrede çok çeşitli canlıların olduğunu görürüz. Bu canlılardan bazısı kendilerine benzeyen canlılar meydana getirir. Örneğin bir bakteri hücresi yirmi veya otuz dakikada bir bölünerek kendine benzeyen yeni bakteri hücreleri meydana getirebilir. Bazı canlılarda ise bir türün değişik özelliklere sahip farklı çeşitlerini görmek mümkündür. Örneğin Van kedisi, Ankara kedisi, İran kedisi vb. bu kedilerin kendilerine özgü özellikleri bulunduğunu görürüz. Bu örnekten yola çıkarak ”Acaba, bir çok canlıda görülen bu çeşitliliğin nedeni nedir?” diye bir soru aklımıza gelebilir.

Canlıların genel özelliklerinden biri üreyebilmeleridir. Vermiş olduğumuz bakteri örneğinde olduğu gibi bazı canlılarda üreme eşey hücreleri olmaksızın gerçekleşir. Bu nedenle bu canlılarda üreme, sadece çoğalma şeklinde görülür. Çeşitlilik yoktur. Buna rağmen kedi çeşitleri örneğinde olduğu gibi, bazı canlılar, yumurta ve sperm adı verilen iki farklı eşey hücrelerinin birleşmesi sonucu yeni genetik özelliklere sahip yavrular meydana gelir. Bu çeşit üremede, ana ve babanın genlerinin bileşiminden oluşan gen kombinasyonuna sahip yeni yavru bireyler görülür. Böylece canlılar sahip oldukları gen kombinasyonunu bir sonraki kuşağa aktarabilirler ve bu şekilde tür içi çeşitlilik gerçekleşmiş olur. Canlılar aleminde üreme, eşeysiz ve eşeyli üreme olmak üzere iki şekilde olur.

Eşeysiz Üreme

Bölünme olgunluğuna erişen bir canlının eşey hücresi oluşturmadan kendisine benzer yavrular meydana getirmesine eşeysiz üreme denir. 

Eşeysiz Üreme Çeşitleri: 

A. Bölünme:

Bölünme, bölünme olgunluğuna erişmiş bir hücrenin enine veya boyuna bölünmesiyle iki yavru hücrenin meydana gelmesidir. 

Bölünme, bakteri ve öglenada boyuna bölünme, paramesyumda ise enine bölünme şeklindedir.

B. Tomurcuklanma: 

Tomurcuklanma, bir hücrelilerden bira mayasında, sölenterlerden hidrada ve bazı bitkilerde görülür. 

Bölünme olgunluğuna erişen ana hücrede bir çıkıntı oluşur. Bu çıkıntının bölünerek ana canlıdan ayrılması ve gelişmesi ile yeni bir canlı meydana gelir. Bu yeni canlı, ana canlıdan bağımsız yaşayabildiği gibi ana canlı ile birlikte koloniler halinde de yaşayabilir.

C. Sporlanma: 

Sporlanma, bazı bir hücreli canlılarda, mantarlarda, eğrelti otlarında vb. görülür. Sporlar, üzerinde sağlam yapılı bir örtü bulunan özleşmiş hücrelerdir. Sporların üzerindeki örtü, aşırı sıcak veya soğuk gibi olumsuz ortam koşullarına karşı sporların dayanmasını sağlar. Sporlar, ortam şartlarının elverişli olması durumunda yeni bir canlı meydana getirir. 

D. Vejetatif Üreme: 

Ana bitkinin gövde, dal, yaprak gibi organlarının döllenme olmaksızın gelişerek yeni bitkiyi oluşturmasına vejetatif üreme denir. 

Vejetatif üreme, yüksek yapılı bitkilerde görülen eşeysiz üreme şeklidir. Muz, çekirdeksiz üzüm, kavak, söğüt gibi ticari bitkiler tohum üretme yeteneklerini kaybetmişlerdir.  Bu gibi bitkiler vejetatif üreme yolu ile eşeysiz çoğalabilirler. Çilek bitkisinin sürünücü gövdesindeki göz adı verilen bölümünden genç bir çilek bitkisi oluşumu, patates bitkisinin yumru gövdesinin göz (nodyum) adı verilen bölümünden yeni patates bitkisinin oluşumu vejetatif üremeye örnek verilebilir.

Eşeysiz üremede bir canlı, başka bir canlıya gerek duymadan kendi vücudundan kendisinin benzeri olan canlılar meydana getirir. Eşeysiz üremenin özelliği dişi ve erkek gibi iki farklı eşey olmadan üremenin gerçekleşmesidir. Bir canlı, dişi ve erkek bireye ait olan yumurta ve sperm adını verdiğimiz gametler olmaksızın çoğaldığı için bu tür üremede genetik çeşitlilik yoktur. Bu nedenle yavru hücrelerin genetik yapısı ile ana hücrenin genetik yapısı aynıdır. 

Eşeyli Üreme

Dişi ve erkek olmak üzere iki farklı eşeye ait değişik genetik özellikteki gametlerin birleşmesi ile meydana gelen üreme şekline eşeyli üreme denir. 

Eşeyli üreme yüksek yapılı hayvanlar ve bitkilerde görülür. Ayrıca, eşeysiz çoğalan bakteri, paramesyum gibi tek hücreli canlılarda da bazen eşeyli çoğalma görülür. Eşeyli üremede iki temele olay vardır.

Mayoz Bölünme: 

Dişi ve erkek bireye ait özelleşmiş üreme organlarında mayoz bölünme sonucu üreme hücreleri olan gametler meydana gelir. Gametler birer yumurta ve sperm hücresidir. Gametlerdeki kromozom sayısı, vücut hücrelerinin kromozom sayısının yarısı kadardır. Gametler haploit yapıda (n kromozomlu) özelleşmiş hücrelerdir. Bunlar diploit yapıda (2n kromozomlu) eşey ana hücrelerinden mayoz bölünme ile oluşur. 

Mayoz bölünme sırasında krossing-over (parça değişimi) görülmesi, canlılar aleminde türler arasında ve tür içinde genetik çeşitliliği arttırır. Bu durum, değişen çevre koşullarına daha dayanıklı olan bireylerin oluşumunu sağlar. Bu şekilde yeni oluşan bireylerin bulundukları çevre içerisinde yaşama ve üreme şansı artar. Bireyin yaşadığı çevreye uyumu kolaylaşır. (adaptasyon.)

Dişi ve erkekte özelleşmiş üreme organları vardır. Dişi üreme organına ovaryum, erkek üreme organına testis denir. Üreme organlarında mayoz bölünme sonucu gametler oluşur. Ovaryumda mayoz bölünme sonucu yumurtalar üretilir. Testiste ise mayoz bölünme sonucu sperm üretilir.

Döllenme: 

Döllenme, haploit yapıda olan bir yumurta ve spermin birleşmesine denir. Döllenme sonucunda diploit yapıya sahip olan zigot (döllenmiş yumurta hücresi) oluşur. Zigot, bir takım kromozomu yumurta ile anneden, bir takım kromozomu da sperm ile babadan alır. 

Eşeyli üreyen canlılarda dişi canlı, sahip olduğu genleri yumurtası ile erkek canlı ise spermi ile bir sonraki kuşağa aktarabilir. Döllenme sonucu meydana gelen yavru, hem anneye hemde babaya ait genleri taşır.

Eşeyli üremede iki farklı ataya ait değişik özellikte olan yumurta ve spermin birleşmesi sonucu her iki ataya ait özellikleri bir arada taşıyan, çevreye daha uyumlu ve dayanıklı bireyler oluşur. Bu durum eşeyli üremeyi eşeysiz üremeye göre üstün kılar.

Eşeysiz üremede, eşeyli üremede görülen mayoz bölünme, gamet oluşumu ve döllenme görülmez. 

Eşeyli Üremenin Özellikleri: 

  1. Mayoz bölünmenin görülmesi. 
  2. Mayoz bölünmenin sonucunda yumurta ve sperm adını verdiğimiz iki gametin oluşması. 
  3. Gametler oluşurken Krossing-over adını verdiğimiz parça değişiminin gerçekleşmesi ile canlılarda yeni gen kombinasyonlarının görülme olasılığının artması. 
  4. Yumurta ve spermin birleşmesi sonucu döllenmenin gerçekleşmesidir. 

Vücut hücreleri diploit kromozom taşır. Ovaryum, yumurta ana hücresi, testis ve sperm ana hücresi de vücut hücreleri olup diploittir. Gametler (yumurta ve sperm) ise üreme hücresi olup haploittir. 

Buraya kadar olan kelimeleri daha iyi kavramak için bazı kelimelerin anlamlarını daha açık bir şekilde yazıp konuya öyle devam edeceğim. 

Nodyum: Gövde üzerinde yaprak ya da tomurcuğun geliştiği yer, bir şişkinlik ya da kabartı.

Gamet: Dişi veya erkek üreme hücrelerine verilen genel ad.

Paramesyum:  Tek hücreden oluşan mikroskobik bir organizmadır.

Öglena: Bir hücreli hayvanların kamçılılar sınıfındandır ve bunlar arasında en kolay görülebilen hayvandır. Bataklık sularda rastlanır. Tek hücreden meydana gelmiştir. Vücudu mekik biçiminde, uzundur. Baş tarafında bir kamçı, bunun da ucunda bir göz lekesi bulunur. Sitoplazması içinde çok miktarda klorofil tanecikleri vardır. Aralıksız iki parçaya bölünerek çoğalırlar.

Haploit: Tek bir kromozom takımı kapsayan hücre yada organizma (Örneğin insan gametlerinde bulunan toplam 23 adet kromozom bir haploit oluşturur)

Diploit: Gametlerde bulunan iki takım kromozom sayısı, iki takım kromozoma sahip hücre ya da organizma.

Mayoz: Bir çeşit çekirdek bölünmesidir. Orijinal hücredeki kromozom sayısının yarısına, yani haploit sayıda kromozoma sahip yavru hücrelerle sonuçlanan genellikle ardışık iki hücre bölünmesi.

Krossing Over: Mayoz bölünmede, tetratların kromotidleri arasında karşılıklı gen alış-verişi, parça değişimi olayıdır.

Ovaryum: Bazı eşeysel hormonların üretilerek salgılandığı, üreme hücrelerinin meydana geldiği dişi eşey organı, yumurtalık.

Şimdi devam edelim konumuza.

A. İzogami

Şekil ve büyüklükleri aynı olan gametlerin birleşmesi sonucu görülen üreme şeklidir. 

Ulotrix, chlamydomonas, Spirogyra gibi (yeşil alglerde) görülür.

Ulorix: Sularda yaşayan, klorofil içeren bir çeşit alg.

Chlamydomonas: Yeşil Alg türlerinden biri. Tek hücreli kamçılılardandır.

Spirogyra: alg türü olan Kavuşur su yosunları 

Alg: Yapıları kök, gövde ve yaprak olarak farklılaşmamış, genellikle sucul yaşayan fotosentetik canlı. Sularda ve nemli yerlerde yaşayan bir ya da çok hücreli organizmalardır. Fotosentez ya da fagosite yaparak beslenir.

Fagositik: Vücuda giren mikroorganizmaların ya da vücutta ölen hücrelerin, Fagositik Hücrelerce tanınıp, yutularak ortadan kaldırılması

Fagosit:  vücut içerisindeki yabancı organizma ve maddeleri sindirip, yok eden biyolojik hücrelere verilen genel addır. 

İzogami’yi daha basit bir dille açıklamak gerekirse şekil ve büyüklük bakımından aynı olan dişi ve erkek üreme hücrelerinin birleşimiyle yeni canlı oluşumu diyebiliriz.

B. Heterogami: 

Şekil, büyüklük ve yapı yönünden farklı olan gametlerin birleşmesi sonucu görülen üreme şeklidir. 

Daha net bir şekilde ne olduğunu açıklamak istersek kısacası Yumurta ve sperm gibi büyüklük ve yapı bakımından ayrı iki gametin birleşmesiyle meydana gelen üreme şeklidir diyebiliriz. 

Anizogami

Dişi ve erkek gametler şekil ve yapı yönünden az farklılık gösterirler. Bu gametlerin birleşmesi ile görülen üreme şeklidir.

Örneğin, Karayosunu, eğreltiotu anizogami ile ürer.

Daha basit bir şekilde ifade edecek olursak Farklı şekil, büyüklük ve yapıdaki gametlerin birleşimiyle yapılan eşeyli üreme şekli diyebiliriz. 

Eşeyli üremede gametlerin büyüklüğü ve yapısı canlılarda farklı farklıdır. 

Oogami

Anizogaminin ilerlemiş halidir. Gametlerdeki farklılık oldukça fazladır.

Örneğin, insanda dişi gamet olan yumurta hücresi erkek gamete göre çok büyük olup bol sitoplazmalı ve hareketsizdir. Erkek gamet ise yumurtaya göre küçük olup az sitoplazmalı ve hareketlidir.

Daha basit bir şekilde söylemek gerekirse kısacası Genellikle büyük hareketsiz dişi gamet ile küçük ve hareketli erkek gametin birleşmesi  diyebiliriz. 

C. Konjugasyon: 

Bakteri, paramesyum gibi basit yapılı canlılarda bazen konjugasyon şeklinde eşeyli çoğalma görülür. Elektron mikroskobu ile yapılan incelemelerde bakterilerde gen aktarımı gözlenmiştir. Buna göre iki bakteri yan yana geldiğinde aralarında oluşan sitoplazmik köprüler aracılığı ile verici bakteriden alıcı bakteriye gen aktarımı olur. Böylece alıcı bakteride kendi genlerine ek olarak vericiden gelen genlerle yeni gen kombinasyonu oluşur. Bakterilerde antibiyotiklere direnç bu şekilde kazanılır.

Kısaca özetlemek istersek konjugasyon  İki hücrenin geçici olarak gen alış-verişi yapmak için birleşmeleri denebilir.

Bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması eşeyli üreme şekli olan konjugasyon ile olur. 

D. Hermafroditzm: 

Basit yapılı bazı hayvanlarda ve bitkilerin çoğunda aynı bireyde hem dişi hemde erkek üreme hücreleri üretilir. Bu canlılara hermafrodit (erselik) denir. Hermafrodit canlılar kendi kendini dölleyebilir.

Örneğin, gül bitkisini incelerseniz, bitkinin ortasında bir dişi organı ve bu dişi organın etrafında çok sayıda erkek organı olduğunu görürsünüz.

Hermafroditlik hayvanlar aleminde basitten karmaşığa doğru ilerleyen bir organizasyon sürecinde gittikçe azalır. Bu nedenle hermafroditizm ayrı eşeyliliğe göre ilkel sayılır.

Örneğin yassı parazit kurtlar kendi kendini dölleyebilir. Buna rağmen, toprak solucanı, salyangoz gibi canlılar yassı parazit kurtlara göre daha gelişmiş canlılardır. Bunlarda üreme organı olan ovaryum ve testiste gametler farklı zamanda oluşur. Böylece bireyin kendi kendini döllemesi önlenir. Yine, aynı şekilde bir çok bitkide, gametlerin farklı zamanlarda oluşması ile bitkinin kendi kendini döllemesi engellenir.

Kısaca özetleyecek olursak her iki eşeyede sahip canlı. Erkek ve dişi eşey organlarının aynı organizmada birlikte bulunması diyebiliriz.

E. Partenogenez: 

Arılarda, kraliçe arının yumurtasının döllenme olmadan gelişmesi ile erkek arılar oluşur. Erkek arıların bu oluşumu partenogenez olarak adlandırılır. Ayrıca arılardan başka karıncaların erkekleri, kelebeklerin bazılaarı ve yaprak bitleri gibi hayvanlarda da partenogenez görülür.

Kraliçe arı, hayatı boyunca erkek arıyla bir defa çiftleşir ve aldığı spermleri kaslı bir kesede depolar. Bu kesenin üreme organına açılan kısmı bir kapak ile kapalıdır.

Kraliçe arıda mayoz bölünme sonucu haploit kromozomlu yumurtalar oluşur. Eğer kraliçe arının üreme organındaki kapak açılırsa yumurtalar spermler tarafından döllenerek diploit kromozomlu dişi arılar oluşur. Arı sütüyle beslenen dişi arı larvası kraliçe arıyı oluşturur. Kraliçe arı sadece üremeden sorumlu olur. Çiçek tozu ile beslenen diğer dişi arı larvaları ise işçi arıları oluşturur. Bu arılar kısır olup kovanın beslenmesi ve temizlenmesinden sorumludur.

Eğer kraliçe arıdan mayoz bölünme sonucu oluşan haploit kromozomlu yumurta hücresi döllenme olmadan mitoz bölünmeler ile gelişirse haploit kromozomlu erkek arılar oluşur.

Kısaca özet geçecek olursak Yumurtanın döllenme olmaksızın gelişerek yeni canlı meydana getirmesi diyebiliriz.

Erkek arının spermi kraliçe arının yumurtasından farklı olarak mayoz bölünme ile değil mitoz bölünme ile oluşur. 

Mitoz: Bir hücreden aynı özellikte iki yeni hücre oluşturan hücre bölünmesi.

Sıtma paraziti plazmodyum hayat devresini insan ve anofel cinsi sivrisineğin dişisi olmak üzere iki konakta geçirir.

Plazmodyum: Sıtma hastalığına sebep olan tek hücreli hayvanlar. 

Anofel: iki kanatlılar takımından, bataklıklarda üreyen, sıtma mikrobunu ısırma yoluyla insana aşılayan ve böylece sıtmayı insandan insana yayan bir sivrisinek türü.

Plazmodyum, insan kanında sporla ürer. 

Anofel cinsi sivrisineğin dişisinin tükürük bezlerinde yaşayan plazmodyum, anofelin kan emmesi ile insan kan dolaşımına geçer. Kan dolaşımı yolu ile karaciğer, kırmızı kemik iliği ve dalağa ulaşır. Daha sonra alyuvarlar içerisinde birbirini izleyen çekirdek bölünmeleri ile büyüyerek amip şeklini alır. Amip şeklini alan bu sporlar bölünmeye devam ederek alyuvarların çeperine dizilir. Bu şekilde alyuvarların çeperine basınç yaparak alyuvarların parçalanmasına neden olur ve kan plazması yolu ile yeni alyuvarlar içerisine geçer. Yeni alyuvarlar içerisinde bölünmelerine devam eden bu sporlardan bazısı dişi gameti bazısı erkek gameti oluşturur. Bu gametler kanda daha fazla gelişmelerine devam edemez. Bu nedenler gametlerin yaşayabilmesi için anofel cinsi dişi sivrisineğe geçmesi gerekir.

Plazmodyum, anofel cinsi dişi sivrisinekte eşeyli ürer. 

Eğer sıtma adı verilen ateşli titremelerin görüldüğü bir dönemde anofelin dişisi sıtmalı bir insanın kanını emerse plazmodyum, sivrisineğin bağırsağına geçer. Sivrisineğin bağırsağında dişi ve erkek gametler birleşerek zigotu oluşturur. Zigot bağırsak epiteline yerleşir. Burada bölünerek yeni sporları oluşturur. Bu sporların bir kısmı sivri sineğin tükrük bezlerine taşınır. Daha sonra sivri sineğin insan kanını emmesi ile sıtma etmeni olan plazmodyum, insanın dolaşım sistemine geçer.

Plazmodyumun dışında eğreltiotları, karayosunları gibi canlılarda da metagenez görülür.

Zigot: Bir erkek üreme hücresi (sperm) ile bir dişi üreme hücresi (yumurta) nın birleşmesiyle oluşan döllenmiş yumurta.

Epitel: vücut dış yüzeyini, organların iç yüzeyini örten hayvansal doku. Organ ve vücut yüzeylerini örten hücre tabakası.

Çiçekli Bitkilerde Eşeyli Üreme

A. Çiçeğin Yapısı

Çevrenizde yetişen bir kaç çiçek ismi söyleyebilir misiniz diye bir soru yöneltildiğinde çoğumuz lale, nilüfer, gül, papatya vb. çiçek isimlerini kolaylıkla sıralayabiliriz. Bu bitkilerin ortak özellikleri çok güzel renkte, kokuda ve görünüşte çiçeklerin olmasıdır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Örneğin elma ağacı,badem ağacı gibi ağaçların yanı sıra domates, biber gibi sebzelerinde çiçeği vardır. Çiçekler, sadece değişik görünüşleri,kokuları veya renkleri ile yaşantımızda yer almazlar. Aynı zamanda yaşamamız için gerekli olan besini, tohum ve meyve oluşumunu sağlayarak gerçekleştirirler. İnsanlara sağladığı faydaların yanı sıra çiçekler bitkilerin üreme organlarıdır. Çiçeği oluşturan dişi ve erkek organ, taç ve çanak yapraklar çiçek sapına bağlı çiçek tablası üzerinde yer alırlar.

Bir çiçekte hem erkek hem de dişi organ bulunuyorsa tam çiçek (erselik), dişi veya erkek organdan sadece biri bulunuyorsa eksik çiçek adını alır. 

Bir ağacın farklı dallarında hem dişi hem erkek organ bulunuyorsa tek evcikli bitki adını alır. Dişi ve erkek organlar farklı ağaçlarda bulunuyorsa iki evcikli bitki adını alır. 

Çam, fındık, ceviz bn. tek evcikli bitkiye, söğüt, kavak vb. iki evcikli bitkiye örnek verilebilir.

Çiçekli bitkilerde erkek üreme organı stamendir. 

Stamenin Yapısı

Stamen, anter ve anterin çiçek sapıyla bağlantısını sağlayan filamentten oluşur. Anter içerisinde çok sayıda diploit kromozomlu polen ana hücreleri vardır.

Anter: Çiçekli bir bitkide erkek organlardan biri, için de haploid spor ya da polen taneciklerinin oluştuğu polen keselerini (mikrospo rangium) içeren stamen kısmıdır.

Polen Oluşumu

Çiçekli bitkilerde erkek organ olan stamende iki tane çiçek tozu kesesi bir araya gelerek anteri oluşturur. Anter içerisinde çok sayıda diploit kromozomlu polen ana hücreleri vardır. Polen ana hücreleri mayoz bölünme sonucu haploit kromozomlu dört tane miktosporu oluşturur. Mikrosporlar ise mitoz bölünme geçirerek dört tane poleni (çiçek tozu) oluşturur.

Mikrospor: Bazı deniz bitkilerinde erkek üreme bölgeleri tarafından üretilen küçük eşey hücreleri.

Polenin yapısında bulunan haploit kromozomlu iki çekirdekten birisi büyük olup besler çekirdek (vejetatif çekirdek) , diğeri ise küçük olup döller çekirdek (generatif çekirdek) adını alır. 

Çiçekli bitkilerde erkek üreme organı olan stamende tozlaşma öncesi polen oluşur. Polende bulunan vejetatif çekirdek tozlaşma sırasında polen tüpünün oluşumuna katılır. Generatif çekirdek ise tozlaşma sırasında mitoz bölünmeler geçirerek sperm çekirdeklerini oluşturur. 

Çiçekli bitkilerde dişi üreme organı pistildir. 

Pistilin altında tohum taslağını bulunduran şişkin kısım yumurtalık (ovaryum) adını alır. Yumurtalık içerisinde bir veya birden fazla tohum taslağı bulunabilir.

Tohum taslağı dış zar ve iç zar olmak üzere iki zar ile çevrilmiştir. Yapısında besin ve embriyo kesesi vardır. Embriyo kesesinde tozlaşmayı kolaylaştıran bir açıklık vardır.

Tohum Taslağının Oluşumu

Yumurtalıkta bulunan diploit kromozomlu yumurta ana hücreleri mayoz bölünme ile haploit kromozomlu dört tane megasporu oluşturur. Bunlardan üç tanesi ölür. Geriye kalan bir tanesi art arda üç kez mitoz bölünme geçirerek sekiz tane haploit çekirdek oluşturur. Bunlardan üçü tohum taslağının bir ucunda, üçü diğer ucundadır. İki tanesi ise ortada bulunur. Uçlarda bulunan çekirdeklerin çevresi hücre duvarı ile çevrilir ve haploit hücrelere dönüşürler. Tohum taslağındaki mikropil adı verilen açıklığın bulunduğu uçtaki üç hücreden ikisine sinerjit hücreler adı verilir. Üçüncü hücre ise yumurtadır. Tohum taslağının diğer ucundaki üç hücre ise antipot hücrelerdir. (Sinerjit ve antipot hücreler sonradan kaybolur. )

Ortada yer alan iki haploit çekirdeğe polar çekirdekler adı verilir. Bunlar birleşerek diploit kromozomlu bir çekirdek oluşturur.

Çiçekli bitkilerde dişi üreme organı olan pistilde tozlaşma öncesi tohum taslağı oluşur. Tohum taslağında haploit kromozomlu sinerjit, antipot ve yumurta ile diploit kromozomlu polar çekirdekler oluşur. Bu yapılardan tozlaşma sırasında döllenmeye katılanlar ise polar çekirdek ile yumurtadır. 

B. Tozlaşma Ve Döllenme 

Tozlaşma, erkek organa ait polenlerin, su, rüzgar, hava, hayvanlar vb. aracılığıyla dişi organın tepeciğine ulaşması sonucu gerçekleşir.

Eşeyli üreme çeşitlerinde bahsettiğimiz gibi bir çok bitki hermafrodittir.(erseklik.) Buna rağmen bir çok bitkide gametler farklı zamanlarda olgunlaştığı için bitkinin kendi kendini döllemesi engellenir.

Polen Tüpü Gelişimi

Tozlaşma sırasında pistilin tepeciğine ulaşan polenin iç zarı tepeciğin salgıladığı özel bir sıvı ile nemlenir ve şişkinleşir. Çimlenmiş polen, polen tüpünü (döllenme borusu) oluşturur. Vejetatif çekirdek polen tüpünün ucuna yerleşir. Vejetatif çekirdek bir süre sonra kaybolur. Generatif çekirdeğin mitoz bölünmesi sonucu iki tane sperm çekirdeği oluşur. Embriyo kesesine ulaşan iki sperm çekirdeğinden biri yumurta hücresiyle, öteki polar çekirdekler ile birleşir.

Yumurta ve sperm çekirdeği birleşerek zigotu, zigot ise mitoz bölünmeler ile gelişerek embriyoyu oluşturur.

Sperm çekirdeklerinden diğeri diploit kromozomlu olan polar çekirdekler ile birleşerek triploit kromozomlu (3n) olan besi dokuyu (endosperm) oluşturur. Endosperm embriyoyu çimlenene kadar besler.

Tozlaşma sırasında polenden polen tüpü gelişir. Polen tüpünde haploit kromozomlu üç çekirdek bulunur. Bunlar, iki tane sperm çekirdeği ve bir tane vejetatif çekirdektir. 

C. Tohum Ve Meyve

Tohum taslağı içerisindeki embriyo ve endosperm ile birlikte tohumu oluşturur. Tohumun en dışında tohum taslağının dış dokularının sertleşmesinden oluşan tohum kabuğu bulunur.

Tohumu oluşturan yapılar: 

A. Tohum Kabuğu

Tohum kabuğu, tohum taslağının dış dokularının sertleşmesi sonucu oluşur. Tohum içerisindeki embriyoyu olumsuz koşullardan korur. 

B. Endosperm

Endosperm, embriyoya çimlenene kadar besin sağlar. Yapısında nişasta, yağ, protein gibi besin maddeleri bulunur. 

C. Embriyo 

Embriyo, zigotta meydana gelen mitoz bölünmeler sonucu oluşur. Embriyodan genç bitkiye ait, gövdecik ve çenekler gelişir. 

Tohumların büyüklüğü bitki türüne göre değişir. Örneğin, orkidelerin tohumu toz parçacıkları halinde iken hindistan cevizi ağacının tohumu 20 kg kadardır. 

Tohum ve dişi organın gelişmesi ile meydana gelen yapıya meyve denir. 

Meyve tohumun yayılmasını sağlar. Etli meyvelerin çekirdekleri, hayvanların sindirim sisteminde değişikliğe uğramadan dışkı yolu ile dışarı atılır. Böylece toprağa geçen tohum, bitki türünün devamlılığını sağlar. Örneğin, elma, armut, şeftali vb. bitkilerin meyveleri bu şekilde tohumun yayılmasını sağlar.

Kuru meyvelerde ise rüzgar ve hayvan postları ile taşınmayı sağlayan kanat veya çengel şeklinde yapılar bulunur. Örneğin akçaağaçta meyvenin tohumu kanatlı bir yapıya sahiptir ve rüzgar yolu ile tohumun yayılması sağlanır.

Meyveler, dişi organdan gelişebildiği gibi, dişi organla birlikte çiçek tablasının diğer kısımlarından da gelişebilir.

Dişi organdan (ovaryum) gelişen meyveye gerçek meyve denir:

  • Tek bir dişi organdan gelişen meyveye basit gerçek meyve denir. Örneğin, kiraz, erik, zeytin
  • Birden fazla dişi organdan gelişen meyveye bileşik gerçek meyve denir. Örneğin ahududu, böğürtlen

Dişi organ (ovaryum) ve çiçek tablasının diğer kısımlarından gelişen meyveye yalancı meyve denir.

  • Tek bir dişi organ ve çiçek tablasından meydana gelen meyveye basit yalancı meyve denir. Örneğin, elma, armut
  • Birden fazla dişi organ ve çiçek tablasından gelişen meyveye bileşik yalancı meyve denir. Örneğin, çilek

Hayvanlarda Döllenme 

Hayvanlar aleminde genellikle eşeyli üreme görülür. Eşeyli üreme dişi ve erkek olmak üzere iki farklı eşeye ait üreme organlarında meydana gelen gametler aracılığıyla üremedir. 

Dişi üreme organı olan ovaryum ile erkek üreme organı olan testise gonat denir. 

Yumurta ve sperm hücresinin ovaryum ve testiste mayoz bölünme sonucu oluştuğunu hatırlayınız. 

Hayvanlarda dış döllenme ve iç döllenme olmak üzere iki şekilde döllenme görülür. 

A. Dış Döllenme 

Dişi üreme sistemi dışında gerçekleşen döllenmeye dış dölllenme denir. 

Dış döllenme, genellikle suda yaşayan canlılarda görülür. Yumurtaları çok sayıda ve bir arada olup kabuksuzdur. Yumurtaların suda yaşayan diğer hayvanlar tarafından yok edilme tehlikesi vardır. Bu nedenle yumurtaların döllenme şansı çok azdır.

Suda yaşayan hayvanlar döllenme şansını arttırmak için çok sayıda gamet oluşturur. Örneğin, morino balığı bir defada 8 bin yumurta, alabalık 17 bin yumurta oluşturur.

Suda yaşayan bazı hayvanlar döllenme şansını arttırmak için özel üreme bölgelerine doğru yol katederler. Döllenme şansını arttırmak için yapılan bu adaptasyon ise bazı hayvanlarda ölümle sonuçlanabilir. Örneğin, alabalıklar özel üreme bölgelerine ulaşmak için ırmaklardan ters yöne yüzlerce kilometre yol kateder. Bu şekilde gametlerin oluşumu ile üreme aynı zaman içerisinde gerçekleştirilmeye çalışılarak döllenme şansı arttırılır. Fakat bu balıklar, yumurtalarını bıraktıktan sonra ölürler.

Köpek balığı ve lepistes gibi hayvanlar suda yaşarlar. Fakat, bu hayvanlarda iç döllenme görülür. Böylece yavrular için daha fazla koruyucu bir ortam sağlanmış olur.

Dış döllenmede gametlerin birleşmesi dişi canlının vücudunun dışında gerçekleşir. Bu nedenle gametlerin yok olma tehlikesi vardır. 

B. İç Döllenme

Dişi üreme sistemi içerisinde gerçekleşen döllenmeye iç döllenme denir. 

Karada yaşayan hayvanlar ile suda yaşayan bazı hayvanlarda görülür. Örneğin, kuş, memeli, sürüngen gibi hayvanlarda iç döllenme görülür.

İç döllenmede gamet sayısı az olmasına rağmen döllenme şansı fazladır.

Döllenme şansının fazla olmasının nedenleri: 

  • Gametler az sayıda oluşur. Fakat, gametlerin döllenmesi dişi üreme sistemi içerisinde gerçekleştiği için gametlerin yok olma tehlikesi azdır. Örneğin bir çok böceğin dişisi, vücudunda bulunan özel bir kese içerisinde erkek böcekten aldığı spermleri depo eder. Böylece döllenme, dişi üreme sistemi içerisinde gerçekleşir.
  • Kara hayvanlarında iç döllenmenin olabilmesini sağlayan yardımcı eşey organları gelişmiştir. Örneğin insanda erkeğin özelleşmiş yardımcı eşey organı penis yardımı ile spermler dişi üreme sistemine bırakılarak döllenme sağlanır.
  • Döllenme, dişi üreme sistemi içerisinde gerçekleştiği için gametler ısı, nem, sıcaklık, radyasyon gibi olumsuz çevre koşullarına karşı korunmuş olur. Ayrıca gametlerin kuruma tehlikesi olmaz.

İNSANLARDA ÜREME SİSTEMİ

İnsanda iç döllenme görülür. Döllenme dişi üreme sistemi içerisinde gerçekleşir. İç döllenmenin gerçekleşmesini sağlayan yardımcı eşey organları geliştirmiştir. Bu şekilde gametler olumsuz çevre koşullarına karşı korunmuş olur. Ayrıca embriyonun gelişimi dişi üreme sistemi içerisinde gerçekleşir. Böylece embriyonun korunması sağlanmış olur.

Dişi Üreme Sistemi Ve Hormonal Kontrolü 

Dişilerde ergenlik döneminden itibaren kanda üreme hormonları belirli bir konsantrasyona ulaşır ve böylece yumurtalıkta yumurta üretimi başlar.

Dişi Üreme Sistemini Oluşturan Organlar

  • Yumurtalıklar (ovaryum)
  • Döllenme borusu (fallop borusu)
  • Rahim (uterus)
  • Vajina

A. Yumurtalıklar

Yumurtalıklar, pelvis adı verilen kalça kemikleri ile çevrili boşlukta rahmin iki yanında bulunur. Görevi, folikül keseleri içerisinde yumurta üretmek ve olgunlaşan yumurtayı fallop borusuna atmaktır. Kadınlarda yumurtalıkların yumurta üretmesi, ergenlik dönemi ile menopoz dönemi arasında gerçekleşir. Ayrıca yumurtalıklar hormon üretilmesinde de görev alır.

B. Döllenme Borusu (Fallop Borusu)

Fallop borusu, yumurtalıkları rahmin üst kısmına bağlayan, önü ucu kirpikli bir huni biçiminde olan kanaldır. Fallop borusu her ay yumurtalıktan yumurtayı rahime iletir.

C. Rahim (Uterus) 

Bir kadının doğurkanlık çağı boyunca bazı değişikliklere uğrayan rahim, düz kaslardan oluşan bir tabaka ile çevrilidir. Rahim iç yüzeyinde ise kan damarlarından oluşan endometrium tabakası bulunur. Endometrium, kan damarları ve mukus salgısı yönünden zengindir. Rahim, ergenlikten doğurganlığa kadar olan süreç içerisinde her ay yumurtanın döllenmesi için hazırlanır. Bu sırada mitoz bölünmeler sonucu kalınlaşan bu tabaka, döllenme gerçekleşmezse adet kanı halinde dökülür ve bir sonraki menstrual döngü (adet çevrimi) için hazırlanır. Rahim gebelik sırasında dölütü beslemek ve korumak için genişler.

D. Vajina

Vajina 7-9 cm uzunluğunda bir yapıdır. Yapısında bağ dokusu ve düz kaslar vardır. Vajina spermlerin bırakıldığı, döllenmemiş yumurtanın atıldığı ve doğumun gerçekleştiği kanaldır.

MENSTUAL DÖNGÜ VE HORMONAL KONTROLÜ 

Dişilerde, ergenlik dönemi ile menopoz (adetten kesilme) dönemi üreme dönemi olarak adlandırılır. Dişilerde ergenlik dönemi ile menopoz  dönemi arasında yumurtalık ve rahimde meydana gelen değişime menstrual döngü denir. Bu döngüde hormonal sistem de görev görür.

Menstrual döngüde sırasıyla aşağıdaki evreler görülür: 

  • Folikül Evresi
  • Ovulasyon Evresi
  • Korpus Luteum Evresi
  • Menstruasyon Evresi

FOLİKÜL EVRESİ

Yumurtalık içerisinde folikül keselerinde farklı olgunluk dönemlerinden bulunan yumurtalar vardır. Yumurta olgunlaştığında döllenme özelliği kazanır. Bu durmda folikülün kenarındaki hücreler yumurtanın çıkmasına izin verir.

Beynin alt bölümünde yer alan hipofiz bezi dişi ve erkek üreme sisteminin kontrolünü sağlar. 

Folikül evresinin hormonal kontrolü şöyle olur: 

Beynin hipotalamus bölgesinden salgılanan RF (serbest bırakıcı faktör), beyin tabanında bulunan iç salgı bezi olan hipofizi FSH (Folikül uyarıcı hormon) salgılaması yönünde uyarır. Hipofizin FSH hormonu yumurtalığı etkiler. Böylece yumurtalıktan östrojen hormonunun salgılanması gerçekleşir. Östrojen hormonu ise rahmi etkiler, rahimde meydana gelen mitoz bölünmeler sonucu rahim dokusu kalınlaşır. Rahim kan damarları ve mukus salgısı yönünden zenginleşir.

Folikül evresinden hipofizden salgılanan FSH etkisiyle yumurtalık ve rahimde meydana gelen değişimler: 

  • Hipotalamus
  • RF
  • Hipofiz
  • FSH Hormonu
  • Yumurtalık
  • Östrojen
  • Rahim

İç salgı bezlerinden (endokrin bez) kana salgılanan ve genellikle protein yapısında olan kimyasal maddelere hormon denir. Hormonlar vücudun çalışmasını düzenleyerek kararlı bir iç dengenin oluşumunu sağlar. ( Hemeostazi.)  İç salgı sistemindeki salgı bezleri birbirinin çalışmasını etkiler. Bu salgı bezinin ürettiği hormonların başka bir salgı bezinin çalışmasını etkilemesine geri besleme (feed back) mekanizması denir. Kadınlarda geri besleme mekanizması ile hipofiz bezi ve yumurtalık birbirlerini denetleyerek ürettikleri hormonları azaltır veya çoğaltır. Bu şekilde menstrual döngü gerçekleşir. 

OVULASYON 

Ovulasyon evresinde, folikül kesesinde olgunlaşan yumurta folikülün çatlaması ile yumurtalıktan atılarak fallop borusuna geçer. Bu şekilde yumurta fallop borusunda döllenmeye hazır olur. Ovulasyon iki menstruasyon olayının ortalarına rastlar.

Ovulasyon evresinin hormonal kontrolü şöyle olur;

Kanda östrojen hormonu seviyesinin düşmesi negatif geri beslemeyi ortadan kaldırır. Böylece hipotalamuz, RF ile hipfizi uyararak hipofizden LH’nin salgılanmasını sağlar. LH’nin etkisiyle ovulasyon gerçekleşmiş olur.

Ovulasyon evresinde hipofizden LH salgılanır. Bu hormonun etkisi sonucu yumurtalıktaki folikül keselerinin çatlaması ile yumurta fallop borusuna geçer. 

Geri beslenme mekanizması ile hipofizden LH salgılanır ve foliküllerde ovulasyon gerçekleşir.

KORPUS LUTEUM EVRESİ 

Korpuz Luteum evresinde hipofizden salgılanan LH’nin etkisiyle folikül hücreleri çatlayarak sarı renkli lutein hücrelerine dönüşür. Bu yapıya korpus luteum (sarı cisim) denir. Sarı cisim, progesteron adı verilen ve gebeliğin sürdürülmesi için gerekli olan hormonu salgılar. Bu arada yumurtalıktan az miktarda östrojen hormonu salgılanır. Bu evre 10-14 gün sürer.

MENSTRUASYON EVRESİ 

Kadınlarda menstrual döngü yaklaşık 28 gündür. Menstrual döngünün birinci gününden itibaren folikül gelişimi başlar. Foliküller içerisinde farklı olgunluk evrelerinde olan yumurtalar vardır. Bu yumurtalardan her ay genellikle birinin olgunlaşması menstrual döngünün 14. gününde tamamlanır. Olgunlaşan yumurta, fallop borusuna geçer. Bu şekilde ovulasyon gerçekleşmiş olur. Ovulasyondan sonra yumurtanın 24 saat ömrü vardır. Fallop borusunda bulunan yumurta döllenmeye hazırdır. Böylece kadınlar her menstrual döngüde bir kez gebeliğe hazır olur.

Yumurta hücresi fallop borusuna geçtikten sonra döllenme gerçekleşmezse korpus luteumun yapısı 2 hafta içerisinde bozulur. Korpus luteumun bozulması sonucunda yumurtalıktan salgılanan progesteron hormonunun üretimi azalır. Rahmin iç yüzeyini kaplayan hücreler kan damarlarının büzülmesi ile oksijen alamaz ve ölür. Ölü hücreler ve bir miktar kan adet kanaması şeklinde vajinadan atılır. Adat kanaması ortalama 3-5 gün sürer.

Kanda progesteron ve östrojen hormonunun seviyesinin düşmesi negatif geri beslemeyi ortadan kaldırır. Böylece hipotalamus, RF ile hipofizi uyararak hipofizden FSH salgılanmasını sağlar. FSH ile menstrual döngü tekrar başlar.

Döllenme gerçekleşmezse korpus luteumun yapısı bozulur ve progesteron salgısı azalır. Bu durumda menstruasyon gerçekleşir. 

ERKEK ÜREME SİSTEMİ VE HORMONAL KONTROLÜ 

Erkekte ergenlik döneminden itibaren kanda üreme hormonları belirli bir konsantrasyona ulaşır ve böylece testislerde sperm üretimi başlar.

Erkek üreme organları sperm üretimine ve spermlerin dişi üreme sistemine aktarılmasına uygun bir yapıdadır.

Erkekte üreme sistemi erbezleri (testis), penis ve yardımcı bezler olan prostat bezi, seminal keseler, cowper bezlerinden oluşur. Penis ve testisler vücut dışında bulunur. Testisler skrotum adı verilen gevşek bir deri ile sarılıdır. Testisler içerisinde erkek cinsiyet hormonu olan testesteron ile sperm üretilir.

Spermler ısıya dayanıklı değildir. Bu nedenle testisler, vücut dışında yer alır. Böylece spermler dış yüzeye göre daha sıcak olan iç kısmın yüksek ısısından korunmuş olur.

Penis, erkeğin eşey organıdır. Penisin orta kısmında yer alan kanal üretra adını alır. Bu kanal cinsel ilişki sırasında spermin vajina içerisine bırakılmasını veya idrarın vücut dışına atılmasını sağlar.

Genellikle erkeklerde milyonlarca sperm üretilip depolanabilmektedir. Üretilen spermler ise erkeğin ejakulasyon sonucunda seminal sıvı içerisinde üretradan vücut dışına atılmaktadır. Spermin ömrü yaklaşık 48 saattir.

Sperm üretimi (Spermatogenez) testisler içerisinde başlar.

Beynin hipotalamus bölgesinde salgılanan RF, hipofizi uyararak hipofizden FSH salgılanmasını sağlar. FSH testisleri uyarır. Testislerde 1 milyon kadar seminifer tüpü vardır. Hipofizden salgılanan FSH etkisi ile seminifer tüpleri içerisinde sperm üretimi başlar.

Spermlerin olgunlaşması epididimis kanalında olur.

FSH kanda en yüksek seviyede iken geri besleme mekanizması ile hipofizin FSH hormonu azalır ve LH salgısı artar. LH testisleri uyarır. Testislerden salgılanan testesteron hormonunun etkisi ile spermler epididimis kanalında olgunlaşır. Spermlerin vasdeferensten sonra üretra kanalına geçmesi ve bu kanaldan atılması seminal sıvı ile olur.

Seminal sıvı, cowper bezi, prostat bezi ve seminal kesecikleri olmak üzere üç bez tarafından oluşturulur.

Hem dişi hem de erkeklerin üreme sisteminde östrojen ve testesteron hormonu üretilir. Buna rağmen bu hormonların konsantrasyonu bireyin dişi veya erkek olmasına göre farklılık gösterir. Dişilerde östrojen seviyesi testesterona göre yüksektir. Erkeklerde ise testesteron seviyesi östrojene göre yüksektir. 

DÖLLENME 

Döllenme, fallop borusunda gerçekleşir.

Ovulasyon dönemindeki cinsel birleşmede kadının gebe kalma olasılığı yüksektir. Erkekte üretilen milyonlarca spermden ancak 2 bin kadarı vajinanın asidik ortamından kurtularak fallop borusuna ulaşır.

Fallop borusuna ulaşan spermlerden bir çoğu yumurtanın çevresini sarar. Spermler yumurta zarını eritebilen bir enzime sahiptir. Buna rağmen bu spermlerden ancak bir tanesi yumurta zarını eriterek yumurta hücresine girebilir. Kuyruğunu yumurta dışında bırakan sperm çekirdeği ile yumurta çekirdeğinin kaynaşması sonucu döllenme gerçekleşir. Daha sonra döllenmiş yumurtanın etrafında döllenme zarı oluşur. Döllenme zarı diğer spermlerin yumurtaya girmesini engeller. Döllenme sonucu zigot oluşur. Zigot, art arda mitoz bölünmeler ile gelişerek 4-5 günde fallop borusunun kas hareketleri ile rahme ulaşır, böylece gebelik başlar.

Gebelik boyunca yumurta üretimi durur. Rahimde kan basıncı artar ve rahim dokusu kalınlaşır. Memelere süt bezlerinin gelişimi başlar. Menstruasyon evresi görülmez.

GEBELİK DÖNEMİ VE DOĞUM 

Gebelik süresi 280 gündür. (40 hafta). Gebelik süresinde hipofizden az miktarda FSH ve çok miktarda LH salgılanır. Bu hormonlar yumurtalığı etkileyerek progesteron hormonunun salgılanmasını sağlar. Bu arada yumurtalıktan az miktarda östrojen hormonu da salgılanır. Böylece gebelik süresince yumurtalıktan salgılanan progestron hormonu rahmin kasılmasını engelleyerek gebeliğin devamlılığını sağlar. Gebeliğin 7. ayından itibaren yumurtalık hormonu olan östrojenin salgılanması artar. Östrojen hormonu ise progesteron hormonunun tersine rahmin kasılmasına neden olur. Östrojen hormonunun seviyesinin artışı doğum sancılarına neden olur. Doğum sırasında hipofizden salgılanan oksitosin hormonu da rahim kas dokusunun kasılıp gevşemesini sağlayarak doğumu kolaylaştırır. Doğumda rahim kasılmalarını sağlayan oksitosin doğumdan sonra da salgılanmaya devam eder. Oksitosin meme bezlerinde üretilen sütün, süt kanalları ile meme başından akmasını sağlar. D0ğumdan sonra östrojen ve progesteron salgısı azalır. Bu hormonların azalması ise hipofiz bezinden LTH (prolaktin) salgılanmasını arttırır. LTH’yi süt bezlerinin gelişimini sağlayarak süt salgısı meydana getirir.

ÜREME SİSTEMİNİN SAĞLIĞI 

Üreme sisteminde meydana gelen enfeksiyonlardan bazıları cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklardır.

Erkek ve kadınlarda frengi, bel soğukluğu, AIDS, mantar hastalıkları, trichomonas(trikomonas), uçuk, cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklardır. Bunlardan AIDS kişiyi öldürürken diğer hastalıkların çoğu kişide kalıcı sakatlıklar veya izler bırakır. Frenginin başlıca belirtileri ateş, cinsel organlarda yara, dalakta büyüme vb.dir. Bel soğukluğunun belirtileri, idrar yollarında yanma ve cinsel organda iltihaplı akıntıdır. AIDS, virüs kökenli, bağışıklık sistemini bozan bir hastalıktır. Bu tür cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara karşı en iyi korunma prezervatif (kondom) kullanmadır. Frengi, bel soğukluğu, mantar ve uçuk enfeksiyonları ilaçla tedavi edilebildiğinden erken tanı ve teşhis önemlidir.

Ayrıca erkek ve kadında kısırlık da üreme sistemi ile ilgili önemli bir hastalıktır. Erkeklerde ergenlik sonrası enfeksiyonları, bazı ilaçlar, röntgen ışınları, erbezleri sıcaklığının yüksek olması ve aşırı alkol kısırlığa sebep olabilir. Erkeklerde kısırlık ya hormon ve steroit içeren ilaçlarla ya da cerrahi operasyonla tedavi edilir. Sperm sayısı az ise yumurtalar erkeğin spermleri ile yapay olarak döllenir ve gebelik sağlanır. Kadınlarda bazı bakteriler, virüsler, rahime yerleştirilen doğum kontrol araçlarının neden olduğu iltihaplanmalar, böbrek üstü, hipofiz ve tiroit bezlerinin salgıladığı hormon yetersizliği sonucu menstrual döngü düzensizliği veya yumurtalamanın olmaması gibi hastalıklar görülebilir. Bu hastalıklar tedavi edilmezse kısırlık meydana gelir. Kadında menstrual döngü düzensizliği hormon ve steroit içeren ilaçlarla tedavi edilebilir. Kadın üreme sisteminin herhangi bir  bölümünde oluşan hastalıkların tedavisi için cerrahi müdahale gerekebilir.

Bütün hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıkların tedavisi için de erken tanı ve teşhis önemlidir.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here