Tüketim

0

Sözlük anlamı üretilen şeylerin kullanılıp harcanması, tüketilmesi olan tüketim, yalnızca giyim ve gıda değil, insan hakları, adalet, özgürlük ve demokrasi gibi konuların da tüketimi anlamına gelmektedir.

Bir kadın şiddete uğrarken vicdanın, bir çocuk istismarı uğradığında merhametin, hukuki yollardan hakkını arayan bir vatandaşın hakkı gasp edilince adaletin, bir inşaat işçisinin güvenliği ön planda tutulmadığında insanlığın, liyakat esas alınmayıp, hakkı olmayan kişinin işe girmesi ile ahlakın, birileri açlıktan, savaştan, yoksulluktan hayatını kaybedince aklın tüketimi söz konusudur. Her geçen süre içerisinde bu insani kavramlar özenle tüketilmeye çalışılsa da, bir insan olarak vazifemizi insani kavramları tüketmeye çalışanları, doğruluğu ve erdemi tahsis ederek tüketmemiz icap eder.

Tüketim böylesi hassas bir konuyken birçok insanın yalnızca giyim ve gıda olarak bilmesi ayrı bir trajikomik olay haline geliyor. Bu kavramların yalnızca siyaseten değil, kendi yaşantımızı süzgeçten geçirdiğimizde dahi isteyerek veya istemeyerek fazlasıyla insani değerleri tükettiğimizi görüyoruz. Nasıl ki, bir politikacı hukuk alanı dışına çıkarak insani değerleri tüketiyorsa veya tüketenlere destek oluyorsa aynı şekilde bizlerde kantin sırasında, banka kuyruğunda, abdest sırasında veya dolmuşa otobüse binerken birilerinin önüne atlayarak aynı değerleri tüketiyoruz ve buna ortak oluyoruz. Nasıl ki, bir işveren işçinin güvenlik tedbirini almayıp vicdani değerleri tüketiyorsa aynı şekilde bizler de bir hayvan sahiplenip sonra onu sokağa salarak aynı değerlerden kendimizi mahrum bırakıyoruz. Bir yandan insani değerleri tüketenleri kınayıp protesto ederken diğer yandan da aynı değerleri bizler tüketerek başta kendimize ve inandığımız değerlere hakaret ediyoruz. Birileri bu değerleri tüketince farkına varıyoruz fakat kendi tükettiğimiz değerlerin farkına varmak istemiyoruz. Böylelikle kendimizle çelişerek tüketimin kendi açımızdan ne denli fazla olduğunun idrakine varamıyoruz.

Bilinçsizce su tüketimi yapanlar küresel ısınmanın ortakları değil midir? Fütursuzca hukuku iki paralık etmeye çalışarak tüketenler; açlıktan, savaştan yoksulluktan ölenlere, özgürlüğünden mahrum bırakılanlara sebep değil midir? Doyasıya elektrik harcayanlar ve kaçak yoldan tüketenler, doğal dengenin bozulmasına neden değil midir? Ormanları katlederek tüketmeye çalışanlar, canlı nesillerinin yok olmasına sebep değil midir? Değerleri tüketme konusunda kimin kimden ne eksiği var?

Tüketimi bile beceremeyen bir insanlık mevcutken, sanırım canlıların en akıllısının insanlar olduğunu savunmak yüzlerde tebessüm oluşumuna neden oluyor. Bir canlıyı diğerlerinden ayıran özellik akıl değil bilinç olmalı, düşünce değil farkındalık olmalı. Çünkü, bunları tüketen insanlar genel olarak bunu düşünerek eyleme döküyor. Mesela, yavrusunu dünyaya getirdikten sonra çöp konteynırına atarak merhameti tükenen bir hayvan gördünüz mü? Ya da eşleştiği, baba olmasına vesile olduğu eşini, parçalara ayırarak, yakarak, boğarak, şiddet uygulayarak vicdani değerlerini tüketen bir hayvan gördünüz mü? Veya, yavrusu daha 18 günlükken, önce tecavüz edip sonra şiddet uygulayarak öldüren, hayvani değerlerden yoksun bir hayvan gördünüz mü? Veyahut doğal dengeyi talan eden, yuvasına kaçak elektrik bağlayan, yuvasını genişletmek için yan komşusunun alanında birkaç metre yer çalan, mal paylaşımından dolayı birbirini öldüren, diğer hayvanların hakkını gasp eden, cinayet işleyen, hırsızlık yapan, tecavüz uygulayan, işkence uygulayan ve bu sebeple hayvani değerlerinin tümünü tüketen veya tüketmeye çalışan bir hayvan gördünüz mü? Bu örnekler neticesinde hangi tarafın daha çok kendi değerlerine sıkı sıkı sarıldı söylenebilir?

Birkaç hafta üst üste şehit haberlerinin ardından bunu fırsata dönüştürmek için ekranlara polisiye ve askeri film ve dizi yayınlayarak, insanların milli değerlerinden faydalanıp, milli faydacılığı ve milli değerler tüketen insanoğlu. Dünyada kozmetiğe ve iddiaya verilen paranın üçte birinin tüm dünyadaki açlığı, sefaleti, savaşı bitirebileceğini bildiği halde hiçbir eylemde bulunmayıp laf üreten ama vicdan tüketen insanoğlu. İnsafsızlık lügatına her gün bir yenisini ekleyerek ömür tüketen insanoğlu. Vahşet verici olaylara bizleri maruz bırakarak sabır tüketen insanoğlu. Üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokarak facia üreten, vakit tüketen insanoğlu. Teknoloji adı altında hayat tüketen insanoğlu. Hazıra hayranlık duyarak emek tüketen insanoğlu. Acizliğini kendi ürettiği bir eşyanın kendisine zarar vermesiyle gösteren buna rağmen kibir üreten, onur tüketen İnsanoğlu. Tartışma, kaos yaratarak nefes tüketen insanoğlu. Bilim üreten, ilim üreten ama insanlık tüketen insanoğlu. “Biz, İnsanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, aşağıların aşağısına ittik.” (TIN 4,5) Ayetindeki aşağılığı en güzel şekilde temsil eden insanoğlu.

İnsafsızlık, vicdansızlık, ahlaksızlık vs. üreten merhamet, vicdan, ahlak, erdem, etik vs. tüketen bu insanları, nasıl bilinçli hale getirebiliriz? Toplumsal değerlerin bizler farkındaysak ve bu değerlerin tüketimini engellemek istiyorsak ne yapmalıyız?

Öncelikle aile eğitimini güçlendirerek çocuklarımızın bu değere daha bağlı olmasını sağlamalıyız. Vicdanın, ahlakın, merhametin tüketiminde, insanlığın çok daha feci boyutlara ulaşacağını çevremize duyurmalı ve kendimizde erdemi, ahlakı, vicdanı, etiği, merhameti, farkındalığı sağlayarak başta kendimizi düzeltmeliyiz. Ülkemizin eğitim anlayışının değerler yönünde daha baskın olmasını sağlamalı ve bunun öncülüğünü, tüketilen insani değerlere sahip çıkarak ve sahip olarak üstlenmeliyiz. Dürüst ve eleştirisel anlayış yönümüzü ön planda tutmalıyız. Önce kendimize dürüst olmalı ve kendimizi eleştirmeliyiz. Medeniyet, çağdaşlık modernlik kavramının amacından sapıldığını aktarmalı ve doğrusunu iletmeliyiz. Fedakarlığın ve yardım etmenin önemini çevremize aktarmalıyız. “İyilikten maraz doğar.” atasözünün üzerini çizerek, iyiliğin insanlığın açısından ne denli önemli olduğunu aktarmalıyız. Yaratılış gayemizin insani kavramlar üzerine olduğunu anlatmalıyız. Doğruluğun, hakikatin, erdemin, ahlakın ve iyiliğin yayılımıyla kötülüğü tüketmeli ve bunun öncülüğünü üstlenmeliyiz. Bu konuda bilinçli, azimli, dirayetli ve istekli tüketiciler olmalıyız.

“İyilik et denize at, balık bilmezse hâlik bilir”

“Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zarafetle yapmak da lazımdır.”

 – Denis Diderot –

“İyi adam olmak için kimseye kötülük etmemek yetmez, iyilik etmesini de bilmelidir.”

– François Fenelfcn –

İsmet Özsoy

Doğru neyse tarafım odur.
İsmet Özsoy

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here