Toplumu Anlamak

0
70
Tolum Toplum, yeryüzündeki insanların kültürleri, kurumları, becerileri, fikirleri ve değerleri ile birlikte bütünlüğünü ifade eder. Sosyoloji Sosyoloji sosyal yaşama ve değişime ilişkin sistematik çalışmaları içerir. Toplumu gözlemler ve anlamaya çalışır. Gözlemlerin anlaşılma sürecine koyulması, bizleri sosyolojik teoriye götürür. Teori sosyolojiyi farklı kılmaktadır. Teoriler, belirli gerçeklerin nasıl ve neden ilişkilerinin bir ifadesidir. Hepimiz her zaman teori ya da genelleme yaparız. Fakat sosyoloji bunu daha sistematik bir şekilde yapmayı amaçlar.


Toplum

Toplum, yeryüzündeki insanların kültürleri, kurumları, becerileri, fikirleri ve değerleri ile birlikte bütünlüğünü ifade eder.

Sosyoloji
Sosyoloji sosyal yaşama ve değişime ilişkin sistematik çalışmaları içerir. Toplumu gözlemler ve anlamaya çalışır. Gözlemlerin anlaşılma sürecine koyulması, bizleri sosyolojik teoriye götürür. Teori sosyolojiyi farklı kılmaktadır. Teoriler, belirli gerçeklerin nasıl ve neden ilişkilerinin bir ifadesidir. Hepimiz her zaman teori ya da genelleme yaparız. Fakat sosyoloji bunu daha sistematik bir şekilde yapmayı amaçlar.

Toplum hakkında düşünmenin üç ana teorik yolu vardır:

1) İşlevci (fonksiyonel) bakış açısı,

2) Uyuşmazlık perspektifi,

3) Eylem perspektifi,

İşlevci (fonksiyonel) Bakış Açısı
Toplum, dayanışma ve istikrar sağlamak için birlikte çalışan parçaları karmaşık bir sistem olarak alır. Toplumsal yapı, aileyi şekillendiren şeydir, insanları sokakta nazik davranmaya yönlendirir. Toplumsal yapı, toplumsal işlevleri ya da toplumun işleyişini anlaşılır kılar. Aile yaşamından basit bir el sıkışmasına kadar tüm sosyal yapı toplumun işleyişine katkıda bulunur.

Herbert Spencer, toplumun ve insan vücudunun ortak noktaları olduğunu savunur. İnsan vücudunun yapısal parçaları iskelet, kaslar ve çeşitli iç organları içerir. Bu elementler birbirine bağlıdır ve her biri organizmanın tamamının hayatta kalmasına katkıda bulunur. Benzer şekilde, çeşitli sosyal yapılar da birbirine bağlıdır ve toplumu korumak için uyum içindedir. Yapısal işlevsel perspektif, toplumun çeşitli yapılarını belirleyerek ve her birinin işlevini soruşturarak sosyolojik gözlemleri düzenler.

Fonksiyonel bakış açısı, toplumu bir bütün olarak düşünür, sistemli ve istikrarlı olarak görür. Sosyologlar genellikle bu yaklaşımı ‘toplumun kimliğini belirleyen şeyleri’ öğrenmeye yönelik bilimsel araştırma yöntemleriyle birleştirir. 1960’lara kadar fonksiyonel perspektif sosyolojinin hakimiyeti altındaydı. Bununla birlikte son yıllarda nüfuzu azalmıştı.

Fonksiyonel bakış açısı, toplumsal bütünleşmeye odaklanır ve sosyal sınıf, ırk, etnik köken ve cinsiyete dayalı eşitsizliği inceltme eğilimindedir.
Öte yandan, bu bölünmeler önemli ölçüde gerginlik ve çatışma oluşturabilir. Çatışma ve değişme pahasına istikrar üzerine odaklanma, işlevsel perspektife muhafazakâr bir karakter kazandırabilir.

Uyuşmazlık Perspektifi
Uyuşmazlık perspektifi toplumu, çatışma ve değişme yaratan eşitsizlik arenası olarak görür. Bu yaklaşım dayanışmayı değil eşitsizliğe dayalı bölünmeyi vurgulayarak fonksiyonel perspektifi tamamlar. Bu bakış açısını benimseyen sosyologlar, sosyal sınıf, ırk, etnik köken, cinsiyet ve yaş gibi faktörlerin para, güç, eğitim ve sosyal prestijde eşit olmayan dağılım ile nasıl bağlantılı olduğunu araştırmaktadır.

Uyuşmazlık analizi, toplumun bir bütün olarak işleyişini teşvik etmek yerine, başkalarını mahrum ederken bazı durumların da toplumsal yapıda fayda sağladığını göstermektedir. Uyuşmazlık perspektifinde çalışan sosyologlar, egemen ve dezavantajlı insanlar kategorileri arasındaki çatışmayı vurgularlar.

Bu bakış açısı, eşitsizlik ve bölünmeyi vurguladığından, paylaşılan değerlerin veya karşılıklı bağımlılığın bir toplumun üyeleri arasında birlik oluşturduğunu gözler önüne sermektedir.

Çatışma perspektifinin ve teorik yaklaşımların her ne kadar farklı olsa da siyasi sonuçları olduğu da iddia edilmektedir.

Eylem Perspektifi
Hem fonksiyonel hem de çatışma perspektifleri, toplumu bir bütün olarak karakterize eden geniş toplumsal yapılara odaklanarak makro düzeyde bir yönlendirmeyi paylaşmaktadır. Makro seviyedeki sosyoloji büyük resmi alır. Bu, bir helikopterde yüksekten bir şehrin gözlemlenmesi, karayollarının trafiği nasıl bir yere taşıdığını ve zengin ve fakir mahalleler arasındaki çarpıcı tezatları belirtir. Öte yandan eylem teorisi, insanların birbirlerine yönelmelerine ve anlamalarına dayalıdır. Mikro düzeyde bir yönelime sahiptir.

Eylem perspektifinin kurucularından biri; Max Weber (1864-1920)
Bir ortamı, içinde bulunan insanlar açısından anlama ihtiyacına vurgu yapmıştır. Yaklaşım, insan anlamlarının ve eylemin toplumu nasıl şekillendirdiğini vurgular.

Weber için her bireyin dünya hakkındaki görüşleri farklıdır. Fikirler, özellikle inançlar ve değerler değişen bir enerjiye sahiptir. Weber’e göre modern toplum yalnızca yeni teknolojiler ve kapitalizm tarafından değil, aynı zamanda yeni bir düşünce biçimiyle üretilmiştir.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here