Toplum ve Kültür

0

TOPLUM VE KÜLTÜR

KÜLTÜR KAVRAMININ ANLAMI

Kültür kelimesinin aslı Latincedir ve “tarlaya ekin ekmek ve süt mayalamak“ anlamına gelmektedir. Kültür kelimesi farklı anlamlara gelmesine rağmen, genel bir kültür tanımına ulaşılabilir. Bu tanımlar şöyledir;

  • Kültür, insanların toplumsal yaşamlarında tarih boyunca ürettikleri maddi ve manevi değerlerin toplamıdır.
  • Kültür (Hars) bir ulusun kendine özgü dil, ahlak, hukuk, din, estetik, ekonomi, fikir ve fen hayatlarının bütünüdür. (Ziya Gökalp)   
  • Kültür, doğanın verdiklerine karşılık insan oğlunun yaptığı her şeydir.

 

Gündelik hayatta kültür farklı anlamlarda kullanılır. Bunlar;

  • Bilimsel alanda kültür, uygarlıktır.
  • İnsanlık alanında kültür, eğitim sürecinin ürünüdür.
  • Estetik alanda kültür, güzel sanatlardır.
  • Teknolojik ve biyolojik alanda kültür; üretme, tarım, çoğaltma ve yetiştirmedir.

 

🔎 Kültür ve uygarlık birbirinden farklı kavramlardır. Kültür, yaşayış ve düşünüş tarzımız; sanat, edebiyat ve dil ile ilgili değerlerimiz; adet, gelenek ve eğlencelerimizdir. Uygarlık ise, insanın yarar sağlamak amacıyla ve belirli bir hedefe ulaşmak üzere kullandığı her türlü araç ve gereçlerdir.

Kültürün Ögeleri

Kültürün iki temel ögesi vardır. Bu iki temel ögeyi şu şekilde gösterebiliriz;

 

KÜLTÜR

MADDİ KÜLTÜR ÖGELERİ MANEVİ KÜLTÜR ÖGELERİ
İnsanların maddi alanda ortaya koydukları her şeydir. Bir başka anlamda araç ve gereçlerdir. İnsanların manevi alanda ortaya koyduğu her şeydir. İnsan ilişkileri sonucu oluşur.
Toplumun herhangi bir gelişim aşamasında ki teknolojik ilerlemesine, tekniğini, hüner ve becerilerini ifade eder.  Toplumun yaşamını düzenleyen değer, gelenek, görenek, ahlak vb. inançlarıdır.
 Örneğin; okullar, fabrikalar, otomobiller, elbiseler vb. maddi kültür ögeleridir. Örneğin; dil, sanat, din, beğeniler vb. manevi kültür ögeleridir.

 

🔎 Kültürün maddi ve manevi yönlerindeki değişme hızları aynı değildir. Kültürün maddi yönündeki değişme manevi yönüne göre daha hızlıdır. Yani manevi kültür ögeleri daha yavaş değişir.

 

Kültürün Özellikleri

 ➡ Kültür toplumsaldır. İnsanların toplum halinde yaşamasından doğmuştur.

 ➡ Kültür hem öğrenilir hem öğretilir.

 ➡ Kültür tarihseldir. Tarihsel süreç içinde oluşmuş ve yeni kuşaklara aktarılmıştır.

 ➡ Kültür süreklidir.

 ➡ Kültür görelidir. Toplumdan topluma ve aynı toplum içinde zamanla değişir.

 ➡ Kültür, toplumları birbirinden ayırt etmeye yarar.

 ➡ Kültürün maddi ve manevi ögelerinin değişme hızı aynı değildir.

 ➡ Kültür dinamiktir. Zaman ve mekan da yayılır, gelişir ve değişir.

 ➡ Kültür toplumsal denetimi sağlar. Toplumun üyelerini birbirine bağlar.

 ➡ Kültürün bir yönü ulusal, diğer yönü ise evrenseldir. Her ulusun kendine özgü kültürü olduğu gibi kültürel etkileşimin sonucu tüm insanlığın paylaştığı ortak kültürel değerler de vardır. Örneğin; selamlaşma, yas tutma, çocuklara isim koyma, evlenme vb.

 ➡ Kültür, bireyin kişilik kazanmasında temel bir etkendir.

 ➡ Toplumsal işlevini tamamlayan kültür ögeleri ortadan kalkar ve yeni ihtiyaçlar, yeni kültür ögelerini doğurur.

 ➡ Maddi kültür ögelerine anlam veren, manevi kültür ögeleridir.

 

Kültürün İşlevleri

 ➡ Kültür, bireylerin davranışlarına bir düzene koyar. Böylece bireyler neyin nasıl yapılacağını kültürel değerler sayesinde öğrenirler.

 ➡ Kültür, toplumsal dayanışmanın temellerini oluşturur. Aynı kültürel değerleri paylaşan insanlar birbirine karşı bağlılık duyarlar.

 ➡ Kültür; toplumları, ulusları, grupları birbirinden ayıran bir işleve sahiptir.

 ➡ Kültür, bireye toplumsal bir kişilik kazandırır.

 ➡ Kültür, toplumların doğal çevreyi kendi istek ve çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmesini, anlam vermesini sağlar.

 ➡ Kültür, toplumsal çözülme ve dağılımları önler.

 

🔎 İnsanların duygularına, inanışlarına doğrudan doğruya tesir eden görece standartlaşmış davranış biçimi ve sosyal alışkanlıklar olan adetler, örfler, görenekler, geleneklere “kökleşmiş kültür ögeleri” denir.

 

A. Töreler (Örfler)

Bir topluluk üyelerinin çoğunluğunun inandığı ve kendilerini uymakla yükümlü saydıkları tutum ve davranışlardan yaptırım gücü fazla olanına töre denir. Bu yaptırımları yasaya dönüşmüşse devlet, dönüşmemişse toplumun kendisi uygular. Örneğin; kan davası, eşlerin sadakati gibi.

Normlar arasında örf ve törelerin yaptırımları en fazladır ve bir kültürün değerler sisteminin temelinde yer alır. Örf-töreler bütün sosyal kültürel normlar üzerinde etkilidir ve zamanla resmi yasalar haline gelebilir.  

 

B. Adetler

Adetler bir topluluğun uzunca bir zaman dilimi içinde dışarıdan herhangi bir yaptırım uygulanmaksızın kendiliğinden uymayı, yapmaya alışageldiği ve o topluluk tarafından yapılmasının gerekli olduğuna inanılan davranış kalıbıdır. Adetler sosyal yaşamın devam etmesinde rol alır ve yaptırımı arttıkça örf-töre haline dönüşür. Nişan, düğün, evlenme törenleri, gelin ile damat aileleri arasındaki ilişkiler, yemek yeme, misafirlik şekilleri, büyük ve küçüklerin birbirleri arasındaki ilişkiler adetlere örnektir.

 

C. Gelenekler

Bir toplumda eskiden kalmış olmaları nedeniyle saygın tutulup, kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi ve davranışlardır. Örneğin; konukseverlik, yardımlaşma.    

 

D. Görenekler

Bir toplumun yapmaya ve uygulamaya alıştığı toplumca da yapılması ve uyulması uygun görülen, bireylerin birbirlerinden görerek yaptığı bölgesel davranış örnekleridir. Örneğin; bayram kutlamaları, sünnet düğünleri, kına geceleri gibi.

 

E. Görgü Kuralları

Bir toplumda, davranışlarının dış biçimlerini denetlemeye yönelik olan kurallardır. Görgü kurallarına saygı incelik kuralları da denir. Örneğin; saygılı olmak gibi.

 

Kültürün Tomlumsal Bütünleşmeye Katkısı

Kültür, toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Sosyal bilimlerin incelediği hemen her şey kültür tarafından biçimlendirilmiştir. Örneğin; dünyaya gelen bir çocuk, dilini, dinini, yiyip-içmesini, çevresini, sosyal yaşantısını, çocuk yetiştirmesini, görgü kurallarını, manevi değerlerini belirli bir kültür kalıbı içerisinde öğrenir. Dolayısıyla toplumsal hayatta kültürün pek çok işlevinin olduğu açıktır.

Eğitim ve sanattan dilin öğrenilmesine, toplumsal kurumların şekillenmesinden toplumsal bütünleşmenin sağlanmasına kadar kültür, toplumsal hayatın her fenomenini[1] etkilemektedir.

 

Kültür ve Medeniyet

Kültür, bir toplumun yaşamını kolaylaştıracak olan bilgi birikimi, yaşam biçimi, davranış özelliklerini; medeniyet ise biraz daha cisimleşmiş, somutlaşmış kültür ürünlerini temsil eder. Diğer bir yaklaşımla medeniyet, bir anlamda maddi kültürdür.

Ayrıca toplumların, hedeflerine ulaşmak için birer araç olarak kullandıkları görece evrensel sosyal, hukuki ve ticari kurallar da medeniyetin bir parçası sayılabilir.

Kültür ile medeniyet arasında temel bir fark söz konusudur. Kültür, toplumları farklılaştıran bir özellik taşıması bakımından milli bir içeriğe sahiptir. Buna karşılık medeniyet, bütün toplumların katkıda bulunduğu ve sahiplendiği, uluslararası bir değer kazanmış evrensel kültür içeriklerinin bütünüdür.

 

Kültürün Kazanılması

İnsan belli bir ülkede belli bir ailede dünyaya gelir. Toplumsal gruplar içinde büyür ve toplumun bir üyesi olur. Toplumun dilini, dinini, bilgisini, sanatına, ahlakına, alışkanlıklarının kısaca kültürünü öğrenir ve benimser. İnsana içinde yaşadığı toplumun kültürünü kazandıran bu sürece kültürel katılma denir.

Örneğin; İngiltere’de veya Almanya’da dünyaya gelseydik; o ülkedeki dili konuşur, o ülkenin inançlarına bağlanır, oralardaki insanlarla benzer alışkanlıklar edinirdik. Kültürel katılma üç şekilde gerçekleşir;

 

1.Kültürün Genel Unsurlarına Katılma 

Genel unsurlar, herkes için zorunluluk taşıyan kötü unsurlarıdır. Bireyin gelişim süreci ile orantılıdır. Bir kültürde yaşayabilmek için o kültürün dilini, norm[2] ve değerlerini[3] kavramak gerekir. Örneğin; aile tipleri, evlenme şekilleri, konu biçimleri gibi.  

 

2.Kültürün Özel Unsurlarına Katılma

Bir bireyin yüzlerce toplumsal gruba katılması olanaksız olduğundan bu grupların tümünün kültür ögelerini öğrenmesi imkansızdır. Bundan dolayı birey; ilgisine, çıkarına ya da görüşüne göre bunlardan birine ya da birkaçına katılır.

Örneğin; öğretmenlik mesleğini seçen bir kimse, alan bilgisinin, pedagojik formasyonunu[4], genel kültürünü geliştirmek ve içinde yaşadığı toplumun öğretmenler için gerekli gördüğü özel kültür ögelerini benimsemek zorundadır.

 

3.Seçenekler Yoluyla Kültürel Unsurlara Katılma

Kültüre katılmaları zorunlu olmayıp sadece isteye bağlı olarak gerçekleştiği durumlarda vardır. Bireye toplumda bir çok kültürel seçenekler ve değişkenler sunulmaktadır. Birey, ekonomik, sosyal, siyasal çıkarları doğrultusunda veya kişiliğini uygun olarak bu değişkenleri seçer. Örneğin; bireyin bir partiye, sendikaya veya sanatsal etkinliğe katılması kendi isteğine bağlıdır. Burada bireyin özgür iradesi ön plandadır. Bu gruplardan birine katılan bireyin o grubun kültür ögelerini de öğrenmek zorundadır.

 

Kültürel Süreç Biçimleri

Kişi ile kültür arasındaki sürekli ve dönüşümlü etkileşime kültürel süreç adı verilir. Bireyin biyolojik bir varlık olmaktan çıkarıp, sosyal bir varlık haline getiren, kısacası sosyalleştiren, içinde yaşadığı kültürel ortamdaki kültürel süreç biçimleri şunlardır;

 

 ➡ Kültürleme (Sosyalleştirme): Bir toplumun kendi kültürünü üyelerine aktarması sürecidir. Kültürleme; bireyin doğumundan ölümüne kadar, toplumun istek ve beklentilerine uyacak biçimde toplumdan etkilenmesi ve değişmesidir. Örneğin; kültürlerinin amaçlı olarak yapılanı eğitimdir.

 ➡ Kültürlenme: Değişik kültürlerden ya da alt kültürlerden gelen kişilerin birbirlerini etkilemesi ile kendi kültürlerinde bulunmayan yepyeni bir kültürel sentezin oluşmasıdır. Örneğin; Türkiye’den Almanya’ya giden Türk işçilerinin torunlarında görülen oluşum kültürlenmedir.   

 ➡ Kültürleşme: Farklı kültürlerden birey ya da grupların kültürel etkileşime girmeleri ve karşılıklı etkileşimleri sonucu her ikisinin de değişmesidir. Toplumsal, ekonomik, düşünsel gelişmeler yoluyla olur.

 ➡ Zorla Kültürleşme: Bir kültürü unsurlarını zor yoluyla başka bir kültüre aktarmasıdır.

 ➡ Kültürel Asimilasyon (Eritme): Bir kültürün unsurlarını zamanla, yavaş yavaş başka bir kültüre aktarmasıdır. Kültürel asimilasyon, maddi unsurlardan çok manevi unsurlar üzerinde olmaktadır.

 ➡ Baskın Kültür: Bir toplumda yaygın olan kültüre verilen isimdir. Ancak bir topluma egemen olan baskın kültür, tümüyle homojen değildir. Özellikle günümüzün çoğunu kültürel yapılara sahip toplumlarından kendilerini geniş kitlelerden soyutlayan alt kültürlerden de hatta baskın kültürle çatışmaya giren karşı kültürlerin varlığından söz etmek mümkündür

 ➡ Kültür Görelilik: Bir kültürün maddi ve manevi unsurlarının farklı toplumlar için değişik anlamlar ifade etmesidir.

 ➡ Kültürel Gecikme: Kültürün maddi unsurlarının hızlı değişmesine paralel olarak, manevi unsurlarından yavaş değişmesi sonucunda ortaya çıkan dengesiz durumdur. Kültürel gecikmeler uykusuzluğa ve Kültürel anomiye[5]  (kuralsızlık) yol açar.

Örneğin; köyden kente göç edenler kentin çalışma yaşamına, giyim ve beslenme tarzına (maddi kültür) uyumakta zorlanmaz. Buna karşılık, gelenek ve göreneklerini (manevi kültürü) ve sürdürmede direndikleri saptanmıştır. 

 ➡ Alt Kültür: Bir toplum içinde toplumun ulusal kültüründen bir ölçüde farklı durumda olan kültürdür. Yani kültürün bölgeleri ve gruplara özgü olma biçimidir.

 ➡ Karşıt Kültür: Bazı grupların, içinde yaşadıkları kültürün temel değerlerini inkar ederek, başka değer yargıları benimsemesidir. Karşıt kültür, bir tür başkaldırı hareketidir. Örneğin; Amerika’daki hippiler[6] veya Almanya’daki neonaziler[7] gibi.

 ➡ Kültür Emperyalizmi: Bir devletin ekonomik ve siyasi çıkarlarına gerçekleştirmek için başka toplumlar üzerinde uyguladığı sömürü politikalarıdır.

 ➡ Kültürel Yayılma: Kültürün maddi ve manevi unsurlarından bir toplumdan başka bir topluma geçerek etkileşmesine denir. Etkileyen toplumda içten dışa, etkilenen toplumda dıştan içe doğru kültürel yayılma söz konusudur. Örneğin; paranın Lidyalılar’dan diğer toplumlara geçmesi gibi

 ➡ Kültürel Yozlaşma (Bozulma): Bir toplumun kültürüne, başka toplumların kültüründen bazı maddi ve manevi ögelerin geçmesi sonucu, o kültürün uyumlu bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda bir toplumun kültürünü diğer kültürlere kapatarak kendi içinde kalması da kültürel yozlaşma terimi ile ifade edilir.

 ➡ Kültürel Farklılık: Toplumları birbirinden ayıran kültürel özelliklerin bütünüdür. Örneğin; Çinlilerin pilavı çubuklarla yemeleri gibi.

 ➡ Popüler Kültür: Popüler kültür, kitle iletişim araçları sayesinde bazı ürünlerin ön plana çıkartılmasıdır. Örneğin; film kahramanları, çizgi karakterler, şarkıcılar, futbolcular, asıl işlevleri dışında fikir, imaj, hikaye, tarz olarak da işlev görmektedirler.

 ➡ Kültürel Benzeşme: Kültürler arasındaki farklılıkların azalması ve bazı kültür ögelerinin benzer bir nitelik kazanması anlamına gelir.

Örneğin; bir insanın gerek ana dilini konuşması gerekse başka bir dili öğrenmesi kültürel yakınlaşmayı ve zenginliği gösterir.

 ➡ Kültürel Kimlik: Bireyin yaşadığı toplumun genel ve özel kültürel unsurlarına katılması ve bunun soruları kişisel özelliklerini kalkmasıyla edilir. Böylece, birey kendini içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olarak tanımlar. Bireye, “Kimsiniz? Kimlerdensiniz?” gibi sorular sorulduğunda verdiği cevaplar bireyin kültürel kimliği hakkında bilgi verir.

 ➡ Kültür Şoku: Farklı bir kültüre katılan birey ya da grupların, bu yeni kültür ortamına uyum sağlayamaması sürecidir.

 ➡ Kültürel Değişme: Maddi ve manevi kültür ögelerinin değişikliğe uğraması ya da yerlerine yenilerinin gelmesidir. Örneğin; tekerleğin ve barutun bulunması, yeni fikir akımlarının doğması gibi.

 ➡ Kültürel Çatışma: Bir kültüre diğer kültürlerden gelen bazı ögelerin, toplumun bir kısım grup veya bireyleri tarafından benimsenmemesi sonucu ortaya çıkan durumdur.

Kültürel Çözülme: Kültürel değerlerin dengeli değişmemesi durumudur. Toplumlar bu durumdan daha sarsıntı ile kurtulabilmek için farklı alanlardaki değişmeyi dengeli uyumlu tutmaya çalışmalıdır.  

 ➡ Kültür Taassubu (Etnosantrizm[8]-Kültür Merkezciliği): Kişinin diğer kültürleri, kendi kültürü açısından değerlendirmesidir. Kişi veya kişilerin kendi kültürünü en üstün kültür olarak görmeleri ve diğer kültürlere hayat hakkı tanımak istememeleridir. Örneğin; Hitlere göre en üstün kültür ve ırk alman kültürü ve ırkıdır.

 ➡ Popüler Kültür: Kelimenin çağrıştırdığı anlam itibariyle yaygın olan ve geniş halk kitleleri ince kabul görmüş olan kültürel unsurlardır.

Dünyanın küreselleşmesi ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte temelinde kültür endüstrisinin yer aldığı ve ulusal sınırları aşan yeni bir kültürel alan ortaya çıkmıştır.

Bu kültürün alanda, sinema, moda, televizyon dizileri, spor, magazin vb. araçlarla yeni imajlar, düşünceler ve tutumlar, yeni davranış biçimleri ve alışkanlıklar üretilir ve kitleleri pazarlanır. Bu yeni kültürel formların oluşturduğu kültürel alanda popüler kültür denilir.

 ➡ Kültürel Özümseme: Bir kültürel sistemin başka bir kültürel sistemi giderek kendine benzetmesi, kültürel egemenliği altına almasıdır. Örneğin; Avrupa birliği tarafından ülkemize dayatılan “Kopenhag Kriterleri[9]“ gibi.

 

Kültürel Tutumlar ve Kültürler Arası Etkileşim

Tarih boyunca farklı sosyo-ekonomik coğrafyalar da şekillenmiş olan kültürel sistemler birbirlerini etkilemiş ve birbirlerinden etkilenmişlerdir. Bu tür karşılıklı içki de bağımsız, kendi içine kapalı bir kültürel sistem düşünülemez.

Elbette her kültürün nesneleri yüklediği anlamlar, ahlaki tutumlar, alışkanlıklar bakımından bir özgünlüğü vardır. Yemeklere karşı verdiğimiz tepkiler örnek olarak alındığında toplumumuzun bize kazandırdığı tutumları ile Çinlilerin tutumları arasında farklılıklar olduğu aşikâr’dır.

Başka bir örnek verecek olursak evli Alman çiftlerin birlikte yedikleri bir akşam yemeğinin ücretini genelde ayrı ayrı ödedikleri söylenir, hatta bu nedenle Alman usulü ödeme diye bir tabir gündelik dilin kullanım alanına girmiştir; oysa bizim toplumumuzda böylesi bir davranış yadırganır. Bu örnekler (ahlaki, dinsel vb.) çoğaltılabilir.

Onunla birlikte başka kültürlerle temas, bir kültürel sistemin kendisini fark etmesi ve öteki kültürlere karşı belli hoşgörü düzeyine erişebilmesi bakımından hayati bir önem taşır.

 

 

[1] Fenomen: Olgu, olay, görüntü. Kültürel Fenomen: Her kültürün kendine özgü yarattığı, devamlı olarak değişen, ama kültürün kimliği ile beraber ele alınması gereken toplu davranış biçimine denir.

[2] Norm: Kültürün belirlediği yerleşik davranış kurallarıdır. Toplumsal düzeni sağlayan bireylere yol gösteren doğru ve yanlışı olumlu olumsuz belirleyen kurallar, standartlar ve fikirlere denir. Yaptırımı olan kurallar sistemidir.

[3] Değer: Bir toplumun kültürünü öğrenmek demek o kültürün değerlerini bilmektir. İnsanların iyi, doğruyu, güzeli bir çirkine tanımlamak için koymuş oldukları standartlardır. Norm ve değerler arasındaki temel farklılık değerlerin soyut ve genel kavramlar da meydana gelmesi, normların ise belirgin ve yol gösterici oluşlarıdır. Değerler bizlere kültür yoluyla aşılamakta olduğu için onları saptamak ve tanımlamak normlar kadar kolay değildir.

[4] Pedagojik Formasyon: Öğretmenlik mesleğini yapabilmek için eğitim ile ilgili dersleri kapsamaktadır. Bu durumun yanında tamamen öğretmenlerin olması, fakülte mezunlarının formasyon olarak öğretmen olma yolunda adım atmaları, eğitim konusunda bir çok tartışmaları da beraberinde getirmiştir.

[5] Anomi: Toplumun bireylerine az kültürel ve ahlaki rehberlik durumudur. Toplumun birey olan sosyal bağının kopması tanımıdır. Örneğin; haksız yönetimi sonucunda sosyal kimliğin bireysel düzeye inerek ufak parçalara indirgenmesi bir bireyin toplum değerlerini karşılık verilebilir.     

[6] Hippi: Hippi yaşam tarzı aslında bugünkü mutlak retçiliğin  temellerini atan bir oluşumdur. Dünyanın üzerindeki tüm bitki, hayvan ve insanları ait olduğunu kabul eden apolitik bir görüştür. Kendilerini asla sınır koymayan, var olan tüm yetkileri geri reddeden, özgürlüğün bireyin kendi içinde olduğunu savunan kişilere denilmektedir.

[7] Neonazi: İkinci Dünya Savaşından sonra nasyonal sosyalizm yeniden canlandırmak ve bu amaçla nasyonal sosyalist yönetimleri demokratik veya silahlı yollarla başa geçirmeyi hedefleyen, veyahut nasyonal sosyalizm ve savunan tüm siyasi hareket ve düşüncelere verilen ortak isimdir.         

[8] Etnosantrizm: Etnosantrizm ya da Etnik Merkezcilik; bir aşirete, kabileye, boya ve benzeri etnik gruba bağlılık ile tarif edilen, bir kimsenin kendi kültürünü temel olarak alması ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirilmesi ile tarif edilen duygu.

[9] Kopenhag Kriterleri: Avrupa Birliği’nin haziran 1993’deki Kopenhag zirvesinde kabul edilen ve birliğe aday olmak isteyen ülkeler için ortaya koyan kriterlere Kopenhag Kriterleri denilmektedir.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here