Tolstoy’un Gizlenen Hadis Risalesi

0

TOLSTOY’UN YASAKLANAN/GİZLENEN HADİS RİSALESİ

 

Ünlü Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy ölümünden bir yıl önce, Hindistanlı Âlim Abdullah El-Sühreverdi tarafından hazırlanan Hz. Muhammed’in Hadisleri (1908) kitabından derleyip seçtiği hadisleri, Hz. Muhammed’in Kuran’a Girmemiş Hadisleri adlı risalesinde bir araya getirmiş, Çarlık Rusya’nın Hıristiyan inancı, komünist yapısı ve baskıcı döneminde kendi imzası ile basıp yayımlatmıştır (1909).

Fakat Çarlık Rusya ve sonrasında SSCB, Tolstoy’u ilahi kuvvete sahip birisi gibi seven Rus Aydını ve halkının İslam’ı kabul etmesi ve Rus toplumundan İslam’a güçlü bir akım başlamasından korktuğu için kitabı yasaklamıştır. Yaklaşık yetmiş (70) yıl sonra (1978) Azeri Türkçe’sinde ve Rus dilinde yayımlanan kitap Rusya’da ancak yıllar sonra SSCB’nin dağılmasıyla basılabilmiştir (1990). Türkiye’deki ilk baskısı 2005 yılında olmuştur.

Tolstoy, doksan üç (93) hadise yer verdiği bu risalesinde özellikle fakirlik, eşitlik gibi kavramlarla Rus halkına ve onları aldatanlara bir ders vermiş; gerçek adalet ve eşitliğin, gerçek kardeşlik ve fedakarlığın İslam’da olduğunu vurgulamıştır.

 

Lev Nikolayeviç Tolstoy Kimdir?

Hristiyanlıktan aforoz edilen Tolstoy bütün semavi dinleri araştırmış, Kazan Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda da Nakşîlerle görüşüp Kuran’ı Kerim okumuştur. İslam’ı ise Arap dilini bilmediği için Rus misyonerlerden öğrenmiştir.

Varlıklı ve asil bir ailenin çocuğu olarak Moskova’nın Tula şehrinin Yasnaya Polyana kasabasında bir çiftlikte doğan Tolstoy (28 Ağustos 1828), çocukluk yaşlarında anne ve babasını kaybettikten sonra akrabaları tarafından büyütülmüştür.

Hristiyanlığın Ortodoks mezhebine göre vaftiz edilmiş, bu doğrultuda eğitim almışsa da on sekiz yaşında bu öğretilere dair inancını yitirmiştir. Zaten çok dindar sayılmayan Tolstoy, Ortodoks kilisesini sert bir dille eleştirdiği Tanrı’nın Egemenliği İçinizdedir adlı eseri nedeniyle de kilise tarafından aforoz edilmiştir.

Hristiyanlıktan aforoz edilen Tolstoy bütün semavi dinleri araştırmış, Kazan Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda da Nakşîlerle görüşüp Kuran’ı Kerim okumuştur. İslam’ı ise Arap dilini bilmediği için Rus misyonerlerden öğrenmiştir.

Kazan Üniversitesi’nde Doğu Dilleri üzerine öğrenime başladığı yıllarda (1844) bohem bir hayat sürmesinden dolayı (içki, kadın, kumar) öğrenimini yarım bırakmış, sonrasında hukuk öğrenimi görmeye başladıysa da iki yıl sonra okuldan kovulmuştur.

Kafkasya’da askeri bir okula devam etmiş (1851), Osmanlılara karşı görev almış (1853) ve Kırım Savaşı’na katılmıştır (1854). İki yıl sonra da ordudaki görevinden ayrılmıştır.

Son günlerini geçirebileceği huzurlu bir yer arayışıyla, kimseye haber vermeden ve ardında sadece karısına yazılmış bir mektup bırakarak evden ayrılan seksen iki (82) yaşındaki Tolstoy, Odesa-İstanbul üzerinden Bulgaristan’a gitme hazırlığı yaparken yolda zatürreye yakalanarak Astapovo tren istasyonunda hayata gözlerini yummuştur. (20 Kasım 1910).

 

Tolstoy’un İslam’la Tanışması

Hristiyanlıktan aforoz edilen Tolstoy bütün semavi dinleri araştırmış, Kazan Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda da Nakşîlerle görüşüp Kuran’ı Kerim okumuştur. İslam’ı ise Arap dilini bilmediği için Rus misyonerlerden öğrenmiştir.

 

Hristiyanlıktan aforoz edilen Tolstoy bütün semavi dinleri araştırmış, Kazan Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda da Nakşîlerle görüşüp Kuran’ı Kerim okumuştur. İslam’ı ise Arap dilini bilmediği için Rus misyonerlerden öğrenmiştir.

 

Tolstoy,

“Allah’a inanıyordum; daha doğru söylemek gerekirse Allah’ı inkar etmiyordum ama nasıl bir Allah’a inanıyordum, işte bunu anlatamazdım.” sözleriyle hep arayış içerisinde olduğunu belirtmiştir.

Ömrü boyunca kendisine sık sık sorduğu,

“Yaşamın amacı nedir? Niçin yaşıyorum? Nasıl yaşamalıyım? Peki, ya sonra ne olacak?” sorularıyla da yaşamın anlamını ve Allah’ı arayışına cevaplar ve çözümler aramıştır.

Cevapları felsefede aradığında, “Kendimin de bildiğinden başka bir şey öğrenemedim; yani, insanın hiçbir şey bilemeyeceği…” sonucuna, bilimde aradığında, “Bilimlerin içinde dolaşmam beni çaresizlikten kurtarmadığı gibi, bu çaresizliğimi daha da arttırdı.” sonucuna, son olarak çevresindeki insanlarda aradığında ise, insanların içerisinde bulundukları bu korkunç durumdan kurtulmak için dört farklı çıkış yolu buldukları sonucuna ulaşmıştır:

Birinci çıkış yolu: Bilgisizlik: Hayatın bir bela ve saçmalık olduğunu bilmemek ve kavramamak.

İkinci çıkış yolu: Epikürcü: İnsan hayatının umutsuzluğunu bilse de onun sunduğu nimetleri tatmak.

Üçüncü çıkış yolu: Güç ve enerji: İnsan hayatın dert ve saçmalık olduğunu anlayınca onu yok etmeli.

Dördüncü çıkış yolu: Zayıflık: İnsan yaşamın dert ve saçmalık olduğunu kavradığı ve bu yaşamdan bir şey çıkmayacağını bildiği halde onu sürdürmeye son vermez.

 

Hristiyanlıktan aforoz edilen Tolstoy bütün semavi dinleri araştırmış, Kazan Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda da Nakşîlerle görüşüp Kuran’ı Kerim okumuştur. İslam’ı ise Arap dilini bilmediği için Rus misyonerlerden öğrenmiştir.

Hiç intiharı düşünmediğini belirten Tolstoy, kendisinin ‘zayıflık’ grubunda olduğunu ve aklını ne kadar zorlasa da bir beşinci yol bulamadığını; fakat bazı çarelerin olduğunu söylüyor. Hayatın boş olduğu ve sürdürmemenin daha iyi olduğu, hayatı olduğu gibi kabullenip geleceği düşünmediği, yaşamın bir bela ve bir delilik olduğunu kavradıktan sonra hayata son vermenin doğru karar olduğu ve son olarak;

“Yaşam denilen şeyin aptalca bir şaka olduğunu bilmek ama yine de yaşamak; yıkanmak, giyinmek, yemek yemek, konuşmak, hatta kitap yazmak… Bu benim için iğrenç bir şeydi; acı ve ıstırap doluydu ama yine de bir şekilde yaşamımı sürdürdüm.”

 

Hristiyanlıktan aforoz edilen Tolstoy bütün semavi dinleri araştırmış, Kazan Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda da Nakşîlerle görüşüp Kuran’ı Kerim okumuştur. İslam’ı ise Arap dilini bilmediği için Rus misyonerlerden öğrenmiştir.

 

Tolstoy aklının, yaşamın akılsızca bir şey olduğunu kabul ettiğini belirtiyor; Kant ve Schopenhauer’in Allah’ın varlığının ispatlamanın mümkün olmadığını söylemelerine rağmen,

“Yaşam her şeydir; akıl olmasa, benim için yaşam da olmaz. Akıl yaşamın meyvesi olduğuna göre bu akıl, yaşamı nasıl inkar edebilir ki!? Yani akıl yoluyla elde edilen bilgi, yaşamın anlamını nasıl inkar ediyor!?” diyerek onlara 2×2=4 eder kesinliğinde net bir cevap veriyor.

 

Tolstoy Müslüman mıydı?

Hristiyanlıktan aforoz edilen Tolstoy bütün semavi dinleri araştırmış, Kazan Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda da Nakşîlerle görüşüp Kuran’ı Kerim okumuştur. İslam’ı ise Arap dilini bilmediği için Rus misyonerlerden öğrenmiştir.

Hadis Risalesiyle Rus okurlarını, Hz. Muhammed’in (sav) hadisleriyle tanıştıran, İslâm’a sempati beslediğini ve ilgi duyduğunu hatta İslâm’ın diğer dinlerden üstün olduğunu söyleyen Tolstoy,

“Muhammed her zaman Evangelizmin (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor. O, insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların Allah’tan başka ilahı yok ve Muhammed onun peygamberidir. Burada hiçbir muamma yoktur.” diyerek hiçbir zaman teslis inancına (üçleme: baba, oğul, kutsal, ruh) inanmadığını göstermektedir.

Komünizmin doruk yaptığı zamanda bu kitabı yayımlaması, Müslümanlığı böyle bir zamanda dile getirmesi, işkenceyi hatta idamı göze aldığının göstergesidir. Savaş ve Barış, Anna Karenina gibi dev eserleriyle sanatının zirvesindeyken böyle bir işe kalkışması da ayrıca hayret vericidir.

1909 yılında Azeri kökenli General İbrahim Ağa ile evli olan Rus asıllı Yelena Yefimovna Vekilova’ya yazdığı mektupta;

“Benim için Muhammedilik, Haç’a tapmaktan (Hristiyanlıktan) mukayese edilemeyecek kadar üstündür. Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her Provoslav (Hıristiyan) ve her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah’ı ve onun Peygamberini kabul ederdi.” sözleriyle iman ettiğini açıkça belirtmiştir.

İslam’ı kabul etmiş, Kuran-ı Kerim’i Rusçaya tercüme etmiş, Tolstoy ve İslam konusunda medyada ciddi aydınlatıcı cümleler söyleyen Rus İman Valeriya Porohova açıklamalarında; Tolstoy’un ömrünün son zamanlarında İslam’ı kabul ettiğini ve bir Müslüman gibi toprağa verilmesini vasiyet ettiğini söylemiştir.

Ayrıca,

“Ben Müslüman’ım, beni böyle kabul edin.” dediğini ve Kelime-i Şahadet getirdiğini söyleyen şahitlerin olduğu da söylenmektedir.

Sonuç itibariyle de İslam kurallarına göre defnedilmiştir ve mezarının üzerinde haç bulunmaması ise bunu kanıtlayan en büyük delildir.

Kimse kimsenin kalbini bilemez ve imanın kimde olduğunu ancak Allah bilir. Ayrıca bence Tolstoy, Müslüman topraklarda doğan çoğu insandan daha çok hakikati anlamış ve dile getirmiştir.

Allah Rahmet Eylesin! Ruhuna El-Fatiha!

Ayvaz Altun

Kâh okur Kâh yazar...

www.instagram/ayvazaltun
www.wattpad.com/ayvazaltun
Ayvaz Altun

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here