Tarihin Canlı Kütüphaneleri

7

Kitap merakınızı tetikleyecek bu yazıya başlarken şu hatırlatmayı gerekli duydum. Burada okuyacağınız kitap meraklılarının tesirli hikayeleri bulaşıcıdır. Çünkü kitap merakı doğuştan gelen bir haslet değildir. Bir kitap meraklısının doğumu  gül kokusunun peşinde aktarın yolunu tutan gibidir. Güzel örneklere bakıp kütüphanelere varıncaya kadar devam eder.

Her toplumun, her insanın kitabı tanımlama kitaba yönelme usulü farklıdır. Toplumların kişilerin kitapla kurduğu ünsiyet, onların kitap  meraklısı yada kitaptan bi-haber kalmasına sebep olur. Bu tamamen kişinin kitapları zihninde konumlandırmasıyla alakalıdır. Kültürümüzde kitap denildiğinde ezeli ve ebedi kelam olan Kur’an-ı Kerim anlaşılır. Peygamberlere indirilen kitapların isimleri,çocukların ilk öğrendiği şeylerdendir.Diğer taraftan bir Müslüman başucunda okunan Allah’ın kitabının sesini işitirken son nefesini vermek ister. Kısaca insan kitapla doğar, kitapla yaşar ve yine kitapla ölmek ister.

Kitap denilince Kur’ânı Kerim, ilim denilince din ilimleri anlaşılır.

Beyazid-i Bestami Hazretleri’nin hayatında, kitapla ilgili yaşanmış insan karakterine dokunan bir misal vardır. Kur’anı Kerim’i öğrenmeye gittiği ilk günlerde Beyazid-i Bestami Hazretleri, bir gün Lokman suresi’ndeki ‘… Bana ve ana babana şükret…’ mealindeki 14. ayeti kerimeyi okumaktadır. Hocasından bu ayeti tefsir etmesini ister. Sonra da müsaade isteyerek annesinin yanına gider. Annesi telaşla, ‘Evladım bugün erken geldin’ deyince” Evet bugün  şu ayeti okudum. Fakat ben hem Allah’a, hemde sizlere  şükretme tekatimin yetmeyeceğini düşünüyorum. Ya Allahu Teala’dan senin hizmetinde bulunmamı iste  veya Allahu Teala’nın hizmetinde bulunmam için serbest bırak.”der. Annesinin izni ile Bistam’dan ayrılır ve ömrünün otuz yılını Şam beldelerinde ilim tahsili ile geçirir.

İkinci misal Osmanlı Devleti’nin nüvesini oluşturan kurtuluş yıllarında yaşanır.Osman bey bir gün Şeyh Edebali Hazretleri’nin evine misafir olmuştur. İstirahat etmek üzere odasına  çekilir. Yatmak üzereyken duvarda kılıf içindeki Kuran-ı Kerim’i  görür. Hürmetinden dolayı yatamaz, uyuyamaz. Kuran-ı Kerim’i alıp okumaya başlar. O gece sabaha kadar Kuran-ı Kerim okur. Bu hürmeti vesilesiyle ona devlet nasip olur. Beyazid-i Bestami Hazretleri’nin dediği gibi ‘Hakka vasıl olanlar, hürmete riayet ederek vasıl olmuşlardır. Kovulanlar’da hürmeti terk ettikleri için kovulmuşlardır. Kitap, ilim yolunun mihenk taşı, anne babalar ise ilim yolcusunun sırtını dayadığı yüce dağdır. Kitaba hürmet ve anne babaya muhabbet,kitap meraklısının  karakter kodlarına işlendiğinde artık onun sırtı yere gelmez.

Kütüphanelerdeki Canlı Kitaplar

Herkes kitap okur ama bazıları kütüphane okur. İşte bu bazılarına canlı kütüphane, canlı kitap, ayaklı kütüphane gibi isimler verilir. Sultan Mehmet Han, Fatih Külliyesi imar ettirmeden önce ,hocaları Molla Hüsrev ve Molla Gürani gibi alimlerle birlikte zengin bir kütüphane kurar.Bu kütüphane önce Edirne’ye oradan’da İstanbul’a taşınır. Fatih Topkapı Sarayı’nda ve Fatih medrese’sinde dört tane kütüphane yaptırır. Günlük beş akçe ücretle  dört tane de hafız-ı kütüp tayin eder. Bunlardan biri de Molla Lütfi’dir. Hafız-ı Kütüp olduktan sonra Molla Lütfi,bu sayede pek çok değerli kitaptan değişik bilimleri öğrenme fırsatına sahip olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Han’ın kurduğu medresede okuyup kütüphane düzeni içinde yetişmiştir. Onlardan biri de Osmanlı’nın 25. şeyhulislamı olan Es’ad Efendi’dir. Şeyhulislam Es’ad Efendi’nin ilminin derinliğini ve tam bir canlı kütüphane olduğunu anlattıkları dostları,onun hakkında şu misali vermekten mutluluk duyarlar.Sultan İkinci Osman onun yerine kimin halef olacağını zamanın âlimlerinin büyüklerine sorar. Sultanın huzurunda Ahizâde diye meşhur büyük âlim Hüsetin bin Mehmed söz alıp der ki:

‘Huzurunuzdaki herkes bilir ki ben bir gün Es’ad Efendi’ye üç yüz mesele getirmiştim, iki yüzüne hiçbir kitaba müracaat etmeden cevap yazmıştı. İşte burada onun gibi yapabilecek bir adam daha varsa halef olarak fetva makamına geçebilir.’

Es’ad Efendi’nin oğlu Ebu Said(v:1072) bu hanedandan şeyhulislamlık makamına geçen dördüncü kişidir ve 29’uncu Osmanlı şeyhulislamıdır.

Anadolu’nun kitap meraklıları dün olduğu gibi bugün de çok canlı ve kitaba karşı son derece heyecanlılar. Ama sayıları hayli az. İlim, ahlak ve diğer güzel hasletleriyle tam bir kitap meraklısı da bulmak zor. Eskiden olduğu gibi mütevazi oldukları için kitleleri sürükleyen meşhurlardan farklılar.

 

 

Ali Osman Kun

▪️Ali osman Kün(06.101996)
▪️6 ekim 1996’da İstanbul’da doğdum Eskişehir Osmangazi ilahiyyat fakültesindeöğrenime devam ediyorum. Araştırma ve Osmanlı tarihini çok severim.Tozlanmıştarihi gün yüzüne çıkarmak lazım.
Ali Osman Kun
Share

7 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here