Tarihi Zaferimiz Çanakkale: Deniz Harekatı

Çanakkale Nedir?

1. Dünya Savaşı sırasında Devleti ile İtilaf devletleri arasında Çanakkale Boğaz’ında (19 Şubat 1915’den 18 Mart 1915’e kadar) yapılan deniz harekatıdır.

Savaş Öncesi

Karşımızda zamanın süper gücü İngiltere var. Donanma yönünden de bizim ulaşamayacağımız konumdadırlar. Bu savaşa kadar da İngilizlerin hiçbir yenilgisi bulunmadığı için kendilerine son derece güveniyorlar. Biraz da haklılar. Onca donanma, onca iyi yetiştirilmiş … Sadece karşılarındakinin bir Türk ordusu olduğunu bilmiyorlar.

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın!

Kendileri yetmezmiş gibi bir de Fransa ile birleşen İngilizler, mükemmel büyüklükte mükemmel bir donanma kurarlar. Karşılarındaki Osmanlı Devleti ise girdiği savaşlarda yıpranmış, perişan olmuş. İngilizler açısından her şey uygun, savaş %99 kazanılacak.

Harekat Kararı

İtilaf Devletleri 19 Şubat 1915’de harekata başladı ve kıyıda bulunan Osmanlı Bataryalarını yoğun top ateşi altına aldılar. Bu atışlar 13 Mart tarihine kadar devam etti. İtilaf Devletlerinin kafasında “Sanki bu iş sandığımız kadar kolay olmayacak.” düşüncesi belirdi. Karşılarında Türk ordusu olduğunun farkına vardılar. Çünkü yaklaşık bir aydır yapmış oldukları top atışlarıyla pek de etkili olamamışlardı.

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

 

Osmanlı: Çanakkale Müstahkem Mevkii

Çanakkale Boğazı’nın savunma düzeni, her iki kıyıda konuşlandırılmış topçu bataryaları ile boğaza döşenmiş olan mayın hatlarıdır.

Çanakkale Boğazı’nın savunması 5 Ağustos 1914 tarihinde kurulan kolordu düzeyindeki Çanakkale Müstahkem Mevkii sorumluluğundadır. Komutanlık Alman amirali V. Usedom’a bağlıdır. Savunma aslında yerleştirilen mayınlarla yapılsa da bu mayınları da korumak için bir savunma gerekiyordu.

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Mayınlama Çalışmaları

3 Ağustos 1914 tarihi seferberlik ilanından sonra, Çanakkale Boğaz’ının savunması amacıyla bölgeye mayınlar döşenmeye başlanmıştır. Türk’le baş etmek o kadar kolay değil. Aslında mayın döşenmesi konusunda elimizde hazır bir plan da mevcut. Bu planı da İngiliz Deniz Kuvvetleri’nden bir subay hazırlıyor. Mayınlama çalışmaları sırasında yerleştirilmiş bazı mayınlar bir süre sonra kendiliğinden patlamış, yerleştirilmiş bazı mayınlar da akıntıya kapılıp kaybolmuş. Elde kalan mayınlarla yine de mayınlama işlemi gerçekleştirilmiş. Mayınlama çalışmaları Mayın Grup Komutanı Binbaşı Nazmi (Akpınar) Bey’in kontrolü altında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda 18 Mart’ kadar toplamda 403 adet mayın kullanılmıştır.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Tabyalar

Savaş tarihi sıralarında Osmanlı savunması oldukça yetersizdir. Onlarca savaş geçiren ordu, bitkin, perişandır. Mühimmat sayılıdır. Bir daha denizde görev yapamayacak gemilerden toplar sökülerek yeni bataryalar oluşturuluyordu. Sürekli ekleme, çıkartma, sökme, takma işlemleri yapıldığı için bir uyumsuzluk söz konusuydu. Almanlardan mühimmat sipariş edilmesine rağmen, sipariş edilen mühimmatlar bize ulaşamadı. Hâlimiz haraptı anlayacağınız.

Karadaki topçu bataryaları üç grup halinde tertiplenmiştir. Dış savunma, orta savunma ve iç savunma (Merkez Tahkimat’ı) düzenidir.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.

Denizaltı Harekatları

İngilizler henüz savaş başlamadan saldırıya geçmişlerdi. Osmanlı Devletinin deniz üzerinden asker, mühimmat, erzak gibi yardımlar yapamasın diye İtilaf devletleri sürekli bir engelleme içerisinde bulundular. İtilaf Devletleri 13 tane denizaltısıyla Çanakkale Boğazı’nı 27 kere geçmeye çalışmışlardır. Bu çalışmalar sırasında 3 İngiliz 3 Fransız ve 1 adet Avustralya deniz altısı batırılmıştır. 1 tane de Fransız denizaltısı ele geçirilmiştir. Bu denizaltı saldırılarını her ne kadar püskürtmüş olsak da çok ciddi kayıplar vermişiz. Mühimmat, erzak taşımalarında gecikmelere neden olmuştur. Sırf bu gecikmeler yüzünden bazı operasyonlar ertelenmiştir.

Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

Suüstü Harekatları

İlk harekat 19 Şubat 1915’te yapıldı. Tabii bundan önce de İngiliz gemileri 3 Kasım’da Dış Tahkimat bölgesine kayıtlara 17 dakika olarak geçen bir topçu taarruzunda bulundular. Yaptıkları bu taarruz menzilimizin çok dışında yapıldığı için top başında bekleyen askerlerin yapabilecekleri pek de bir şey yoktu. Askerler buldukları uygun sığınaklara çekilmişlerdir.   Mermilerden biri Seddülbahir Kalesi içindeki cephaneliğin 3 metre kalınlıktaki toprak dolgusunu ve tavanını delerek içeride patlamıştır. Cephanelikte 11 ton barut ve 360 ağır top mermisi bulunmaktaydı. İçeride sığınmış olan 5 subay ve 81 er şehit olmuş, 23 er yaralanmıştır.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istîlâ!

19 Şubat Taaruzu

Plana göre, Boğaz’ı zorlama harekâtının ilk aşamasında Dış Tahkimatın, yani Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları ile Avrupa yakasındaki Ertuğrul ve Seddülbahir tabyalarının imha edilmesi düşünülüyordu. Bu harekât Birleşik Filonun 12 adet gemisiyle yapılmıştır. Bizim topçularımız menzilleri yetmediği için karşılık verememişlerdir. Zırhlılardan bazıları kıyıya yaklaşmaya başladıkları sırasında bizim de tabyalarımız karşılık vermeye başlamışlardır. Hava kararmaya başlayınca düşman kuvvetleri geri çekilmeye başlamıştı ve taarruz başarısız olmuştur.

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.

25 Şubat Taaruzu

Düşman kuvvetleri bir önceki taarruzlarında başarısız olsalar da yeni bir şey öğrenmişlerdir: Osmanlı ordusunun yan ateşlere karşı zaafı var! Ayrıca tabyaların vurulmasında da yanlışlık yapıldığını düşünen düşman kuvvetleri ilk olarak topları yok edeceklerdi.

Saldırıya başlayan düşman kuvvetleri bu sefer yakından ateş ediyorlardı. Sadece zırhlılar menzil dışından ateş ediyorlardı. Hem cepheden, hem de zaafı kullanarak yandan ateş açan düşman kuvvetlerine karşı bizim askerlerimiz topbaşı yapamıyorlardı. Fakat saat 10:17’de Ertuğrul Tabyası Agamemnon zırhlısına karşı ateşe başlamıştır. İzleyen 15 dk. içinde yedi isabet alan Agamemnon orta derecede hasar görmüştü ve mürettebattan 8 kişi yaşamını yitirmişti.

Sonuç olarak uzun menzilli topları olan Orhaniye Tabyası sadece tek bir mermi kullanabilmiş, Ertuğrul Tabyası ise 74 mermi kullanmış ama 8 isabet almıştı. İki batarya da gün sonunda tümüyle imha olmuştur. Personel kayıpları ise 13 şehit, 19 yaralıdır.

Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

26 Şubat-17 Mart Taaruzları

26 Şubat’ta sabaha karşı 1 gemi ve 7 adet mayın tarama teknesi Boğaz’a giriş yaptılar. Gemiyi tespit eden birliklerimiz gemiye karşı ateş açmışlardr. Ateş altında kalan gemi geri çekilirken bu kez de birliklerimiz tekneleri hedef almıştır. Yedi tekneden dördü battı ve bir diğeri ağır hasar gördü.

Amiral Carden’in planının ikinci aşamasının ilk gününde gemiler istenene ulaşamamışlardır. İlk kez hareketli toplar ve obüslerin yarattığı sıkıntılar yaşandı. Hava keşfi yapılmasına da olanak bulunamamıştır. Tüm bunların sonucunda gemiler geri çekildiler.

Amiral Carden, 28 Şubat 1914 günü Orta Tahkimat bölgesine saldırı için emir vermiştir. Osmanlı ışıldakları, toplar gibi, ateş yemeye başladığında kapanıyor ve yer değiştiriyordu.

1 Mart’ta hareketli topları bulmaya görevlendirilen gemiler, Halileli’nin kuzeyindeki iki bataryadan ateş açtılar. Ancak karşı ateşle kısa sürede susturuldular. Gemiler Erenköy yönünde ilerlediklerinde bu kez bu kesimde Osmanlı obüslerinin ateşiyle karşılaşmışlardır.

2 Mart’taki hedef Bolayır civarının ve Dardanos Tabyası’nın bombalanması ile Kavak Köprüsü’nün imhası, bu arada çıkarma yapılmaya uygun sahillerin belirlenmesiydi.

4 Mart’ta sadece donanmayla Boğazın geçilemeyeceği, sırtların işgal edilmesinin gerekebileceği fikri yavaş yavaş yerleşmeye başlamıştır.

5 Mart’ta 2 gemi, Kabatepe açıklarına gelip öğleden sonra Rumeli Mecidiye Tabyasını ateş altına aldılar. Ancak atışlar isabetli değildi.

8 Mart günü Boğaz’a girip tabyaları doğrudan doğruya ateşe başladığında Osmanlı bataryaları karşılık verdiler. Toplarda bir hasar yoktu.

Planın ikinci aşamasında da beklenilen sonuca ulaşılamamıştır.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!

18 Mart Deniz Savaşı

Harekât Öncesi

14 Mart tarihli raporda “zorlu ve sürekli bir harekat yapılması zamanının geldiğini tamamıyla kabul ediliyordu. Mayın tarlalarını gündüzün, donanmanın ateşi altında temizleyerek, Boğaz’ın dar kısmındaki istihkamlara, olanca kuvveti ile taarruz edilecek.” Amirallik üst komutanlığı bu öneriyi 15 Mart’ta onaylamıştır.

Bir kara harekatı giderek daha güç görünmekteydi. Gözlemler, “Türkler… kunduzlar gibi çalışıyorlar” diye özetleniyordu.

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

Nusret ve 11. Mayın Hattı

Mayınların temizlendiği fark edilince “Nusret Mayın Gemisine” görev verildi. Görev sabahı öncesinde, İngiliz karakol gemisinin kötü hava koşulları nedeniyle yerini terketmesi de görevi kolaylaştırmıştı. Anlayacağınız Allah yardımcımız oluyordu. Nusret Mayın Gemisi, Albay Cevat komutasında Karanlık Liman’a 18 Mart 1915 sabahı 05:00 dolaylarında toplam 26 mayını gizlice dökmüştür.

Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedî serhaddi;
“O benim sun’-i bedî’im, onu çiğnetme” dedi.

Taarruz

Taarruz günü olan 18 Mart 1915 perşembe sabahı bulutsuz ve rüzgarsız, sakin bir sabahtır. İngiliz zırhlıları Osmanlı tahkimatlarını uzak mesafeden baskı altına alırken, Fransız zırhlılarının aynı tahkimatları yakın mesafeden ateş altına alarak imha edeceklerdir. Fransız zırhlıları ilerlemeye başladığında o ana kadar sessiz kalmış bazı Osmanlı bataryaları da ateşe başlamışlardır.

Gün sonunda savunmanın kaybı, Türk tarafından 79 şehit ve yaralı, Alman tarafında 18 ölü ve yaralıdır. İtilaf Devletlerinin kaybı ise 800 ölüdür.

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Zafer

Yenilgi Sonrası İtilaf Devletleri

Beklediğini alamayan İngiliz ve Fransız birlikleri geri çekildiler. Gemileri, zırhlıları büyük zarar görmüş, birçok donanması batmış, birçok askerini kaybetmiş, hiç beklemediği bir sonuç alan düşman kuvvetleri Türk’ün gücünü bir kere daha görmüş oldular. Düşman kuvvetleri yine de iyimser davranıyorlardı. Amiral bir kere daha savaş isteği getirirse, kabul edileceğini belirtiyorlardı.

Zafer Sonrası Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti önceden de bir kara harekâtı beklediği gibi 18 Mart tarihinden sonra bu beklentisi daha da artmış ve birliklerini güçlendirmeye gitmiştir. Takviyeler, tâmiratlar yapan Osmanlı Devleti Eğitim Kurulu Başkanı olarak Türkiye’de çalışmakta olan Alman generali Otto Liman von Sanders’ı Başkomutanlık emriyle 5. Ordu Komutanı olarak atamıştır.

Zaferin Önemi

Büyük onur duyduğumuz, göğsümüzü kabartan bu zafer düşman kuvvetlerine Türk ile baş edilemeyeceğini hatırlatmıştır. Çanakkale’nin, İstanbul’un, Adana’nın, İzmir’in geçilemeyeceğini hatırlatmıştır. Söz konusu vatan, bayrak, millet, hürriyet olduğu zaman Türk milletinin nasıl kenetlenebileceğini, nasıl bir şeyleri yokdan var edebileceğini düşmanlarımıza hatırlatmıştır. Bununla birlikte Türk askerinin savaş alanında bile ne kadar merhametli, yüce gönüllü olduğu, düşmanına bile merhamet edebileceği savaş tarihlerine altın harflerle yazılmıştır.

Her cephede ayrı bir destan yazan ordumuz dünya tarihinin zirvesine de “Çanakkale Geçilmez!” yazdırmayı başarmıştır.

Ulu Önder Mustafa Kemal başta olmak üzere bir karış vatan toprağı için can veren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Saygıyla anıyorum.

“Üstümüzden eksilmesin al bayrağın gölgesi.”

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up