Tarih Bilimine Giriş

0
Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkisi içerisinde belge ve bulgulara dayanarak objektif bir biçimde inceleyen sosyal bir bilimdir.

Tarihin Tanımı

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkisi içerisinde belge ve bulgulara dayanarak objektif bir biçimde inceleyen sosyal bir bilimdir.

Tarihin Konusu

İnsan ve insan topluluklarının sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel alanda meydana getirdikleri bütün faaliyetler tarihin konusudur. Kısaca tarihin konusu, bu doğrultuda gerçekleşen olay ve olgulardır. 

Tarihin Faydası

İnsanlığın geçmişini, gelişim seyrini, toplumların karakterini ve ahlak anlayışını öğretir.

Vatan ve millet sevgisi aşılar, tarih bilincini kazandırır. 

Geçmişle gelecek arasında köprü kurarak günümüzü daha iyi yorumlamada ve gelinen noktayı anlamada yardımcı olur, geleceğe ışık tutarak yarınımızı kurmamızı sağlar. 

Günümüzün daha iyi anlaşılması için tarihi olayların sebep ve sonuçları üzerinde düşünmeyi sağlayarak eleştiri yeteneği kazandırır. 

Tarih Öğrenmenin Önemi

Tarih sosyal bilimlerin temeli durumunda olan bir bilimdir. Bu sebeple bir milletin hayatında tarih öğretiminin önemi çok büyüktür. Milletler de insanlar gibi hafızaları ile yaşarlar ve yarınlara emin adımlarla yürürler. Nasıl ki: hafızasını kaybeden, geçmişini hatırlamayan bir insan bugününü ve geleceğini sağlıklı bir biçimde oluşturamaz ise; tarihini bilmeyen, tarihine gerekli önemini vermeyen milletler de günümüz meselelerine çözüm bulamadıkları gibi, geleceklerini de iyi bir şekilde düzenleyemezler.


 

TARİH BİLİMİNE GİRİŞ

 

Tarihin Tanımı

Tarih, geçmişi inceleyen sosyal bir bilim dalıdır.

Tarihin Özellikleri

Geçmişte meydana gelen olayları inceler.

UYARI: Tarih gelecek ile ilgilenmez.

Olayları neden sonuç ilişkisi içerisinde inceler.

Yer ve zaman gösterir.

Elde ettiği bilgiler belgelere ve bulgulara dayanır.

Deney ve gözlem yöntemini kullanamaz.

Olayları objektif olarak açıklar.

UYARI: Belgeler ve objektiflik (nesnellik), tarihin bilim olmasını sağlayan en önemli özelliklerdir.

UNUTMAYALIM

Gerçek tarafsızlığın sağlanabilmesi için;

Bir belge yerine birçok belgeye ulaşılmalıdır. (ARAŞTIRMACILIK)

Olaylar yaşandığı dönemin koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Olaylar açıklanırken şahsi görüşlere yer verilmemelidir.

Tarihin Konusu

Tarihin konusu insan ve insanın yaptığı tüm faaliyetlerdir. Yani; tarihin öznesi insandır.

Örneğin;

İnsan topluluklarının yaşayışları, gelenek ve görenekleri, savaş ve barışları, din ve inanışları, ekonomik etkinlikleri tarih biliminin konuları arasında’dır. 

UYARI: Tarih, psikolojide olduğu gibi insan davranışlarını konu edinmez.

Tarih’in Çeşitleri

Konularına göre tarih çeşitleri;

   → Genel Tarih

Bütün insan toplulukları’nın ve milletleri’nin tarihini genel olarak inceler.

   → Özel Tarih

Sadece bir milletin veya devletin tarihini inceler. 

Örneğin;

Türk Tarihi, Osmanlı Tarihi, Alman Tarihi vb. 

Yazılış yöntemlerine göre tarih çeşitleri;

   → Hikayeci (Nakilci) Tarih Yazıcılığı

Olaylar hakkındaki bütün bilgiler kronolojik olarak olduğu gibi anlatılır. Nedenleri ve sonuçları üzerinde pek durulmaz. Efsane ve masal türünden bilgiler verir. Eski Yunan da MÖ. 5. yüzyılda yaşamış olan Heredot’un yazdığı Tarih (Historia) bu türün ilk örneğidir. Ayrıca 18. yüzyıla kadar Avrupa ve İslam dünyası tarihçiliğinde bu tarz kullanılmıştır. 

   → Öğretici (Pragmatik) Tarih Yazıcılığı

Olayları ve kahramanları ön plana çıkararak bunlardan ders alınmasını amaçlar. Ulusal birliği ve toplumun ahlakını geliştirmeyi istemiştir. Bu tarz tarih yazıcılığında topluma fayda sağlama amaçtır. Büyük yenilgileri takip eden zamanlarda ya da toplumların fikir yönünden birlik içinde olmadığı dönemlerde bu eserler ilgi çekmiştir. Bu tarzın ilk temsilcisi Thukydides (Tukidides)’dir. Avrupa da ve Türkiye de 19. yüzyıla kadar bu tarz tarih yazıcılığı devam etmiştir. 

   → Araştırmacı (Neden-Nasılcı) Tarih Yazıcılığı;

Olayların sebep ve sonuçlarını neden ve nasıl sorularını sorarak inceler. Tarihi araştırma ve geliştirme yöntemlerinden yararlanır. Bu tarz tarih yazıcılığında tarihi olaylar tek bir sebebe dayandırılmamış, dönemin toplumsal, ekonomik, siyasi, dini, kültürel yapılarını ayrıntıları ile ele almıştır. Tarihi olaylar kaynaklara dayandırılır ve başvurulan kaynaklar dipnot olarak belirtilir. Araştırıcı tarih yazımı 19. yüzyılda doğmuştur. Sorgulayıcı yapısıyla günümüz modern tarihçiliğin temelini atmıştır. 

Tarih’in Kaynakları

Tarihte deney ve gözlem olmadığı için tarihin bilim olma özelliğini belgeler sağlar. İki tür belge vardır. Bunlar;

   → Yazısız Belgeler (Birinci Elden Kaynaklar): Bu belgeler daha çok Tarih öncesi dönemleri aydınlatır. Bu belgeler genellikle: araç-gereç, alet ve eşyalar’dır.

   → Yazılı Belgeler (İkinci Elden Kaynaklar): Tarihi olayların aydınlatılmasında en etkin görevi yazılı belgeler üstlenmektedir.

 

YAZISIZ BELGELER

➡ Heykeller

➡ Mezar Taşları

➡ Lahitler

➡ Menhir ve Dolmenler

➡ Mağara Resimleri

➡ Silahlar

➡ Fosiller

YAZILI BELGELER

Arşivler

➡ Fotoğraflar

➡ Tabletler

➡ Paralar

➡ Mühürler

➡ Fermanlar

➡ Antlaşmalar


Tarihe Yardımcı Bilim Dalları

➡ Arkeoloji (Kazı Bilimi): Toprak ya da su altında kalmış olan eski devirlere ait tarihi eserlerin gün yüzüne çıkarılmasını ve incelenmesini sağlar. 

➡ Kronoloji (Zaman Bilimi): Takvim bilimidir. Tarihi olayların oluş zamanını belirler, böylece tarihi olayların oluş sırasına göre incelenmesini sağlar. Bu da olaylar arasında neden-sonuç ilişkisinin kurulmasına yardımcı olur.

➡ Coğrafya (Yer Bilimi): Medeniyetlerin geliştiği ve tarihi olayların geçtiği yerler hakkında bilgi verir. Bu yerlerin coğrafi özellikleri tarihi olaylar üzerinde etkili olduğu için bunları bilmeden olayları sağlıklı değerlendirmek mümkün değildir.

➡ Paleografya (Eski Yazı Bilimi): Toplumların eskiden kullamış oldukları alfabelerle yazmış oldukları yazıları ve özelliklerini inceler.

➡ Filoloji (Dil Bilimi): İnsan topluluklarının dillerini ve diller arasındaki ilişkileri inceler.

➡ Epigrafya (Anıt ve Kitabe Bilimi): Kitabeleri şekil ve içerik itibariyle inceleyen, çözümleyen ve yorumlayan bilim dalıdır. 

➡ Nümizmatik (Eski Para Bilimi): Diğer adı Meskukat olan bu bilim dalı paranın gelişimini, bulunan paraların özelliklerini çok yönlü olarak inceler.

➡ Etnografya (Kültür Bilimi): Bir milletin kültürünü, örf ve adetlerini inceler. 

➡ Antropoloji (Irk Bilimi): İnsan ırklarını kalıtsal ve yapısal özelliklerini dikkate alarak inceler. 

➡ Diplomatik (Siyaset Bilimi): Devletler arası yazışmaları, bunların siyasal sonuçlarını ve vesikalarını yazım üsluplarını inceler. 

➡ Sosyoloji (Toplum Bilimi): Toplumların bütün faaliyetlerini inceler ve değerlendirir. Toplumsal ilişkilerin yapısını, sebeplerini ve etkilerini araştırır. 

➡ Arkeometri-Karbon 14 Metodu (Buluntuların Yaşlarını Saptar): Tarihi malzeme ve kaynakların yaşını ve zamanını belirleyen kimyasal bir metoddur.

➡ Heraldik: Arma bilimidir.

Bu bilimlerin dışında: Toponomi-Onomastik (Yer Adları Bilimi), Antroponomi (Şahıs Adları Bilimi), Geneonoloji (Secere-Soy Kütüğü Bilimi), Sicilografi (Mühür Bilimi), Demografi (Nüfus Bilimi), Astronomi (Gök Bilimi), Psikoloji, Hukuk, Edebiyat, Sanat Tarihi, Felsefe, İstatistik gibi bilimler de tarih araştırmalarında yardımcı olmaktadırlar.

Tarih’in Yöntemi

Yöntem: Herhangi bir olayın ortaya çıkartılmasında, incelenmesinde ya da kanıtlanmasında izlenen yola yöntem denir. Tarih, tekrarlanamayan olayları incelediği için deney ve gözlem yöntemini kullanamaz. Kendine özgü bir yöntemi vardır. Tarih olayların incelenmesinde izlenen yöntemin aşamaları sırasıyla şöyledir;

 

→ KAYNAK ARAMA (TARAMA-VERİ TOPLAMA)

Tarih hakkında bilgi veren yazılı ve yazısız her türlü kaynak toplanır.

→ TASNİF ETME (SINIFLANDIRMA)

Toplanan tarihi belge ve bulgular belli bir sisteme göre sınıflandırılır. Böylece verilerin kullanılması kolaylaşır.

→ TAHLİL ETME (İNCELEME, ANALİZ, ÇÖZÜMLEME)

Toplanan tarihi belge ve bulguların incelenme konusu hakkında yeterli olup olmadığı kontrol edilir ve değerlendirilir.

→ TENKİT ETME (ELEŞTİRME)

Toplanan belge ve bulguların doğruluğu-yanlışlığı eleştirilerek tarihi değeri ortaya çıkarılır. 

→ TERKİP ETME (BİRLEŞTİRME, SONUÇ, SENTEZ)

Toplanan belge ve bulgular ışığında elde edilen bilgiler bir araya getirilirken kesin ve muhtemel sonuçlar açıkça belirtilir. Kanıtlanabilir ve objektif olan bilgilerin kullanılması gerekmektedir. Bir anlamda elde edilen bilgileri kullanarak yeni bir tarihi hükme ulaşmaktır.


Tarih Yazımında Tasnif (Sınıflandırma)

   → Zamana Göre Sınıflandırma (Tasnif);

Tarihin yıl, asır, çağ ve dönem gibi zaman birimlerine göre sınıflandırılması’dır. 

Örneğin;

İlk Çağ Tarihi, Orta Çağ Tarihi, II. Abdülhamit Dönemi, 15. Yüzyıl Türk Tarihi, Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası vb.

   → Mekana Göre Sınıflandırma (Tasnif);

Tarihi olayların gerçekleştiği coğrafi bölgelere göre sınıflandırılması’dır. 

Örneğin;

Orta Asya Türk Tarihi, Türkiye Tarihi, Avrupa Tarihi, Ankara Tarihi, Anadolu Medeniyetleri Tarihi vb. 

   → Konuya Göre Sınıflandırma (Tasnif);

İnsanların faaliyet alanına göre yapılan sınıflamadır. 

Örneğin;

Tıp Tarihi, Hukuk Tarihi, Edebiyat Tarihi, Siyasi Tarih, Sanat Tarihi vb.

 

Tarih Öncesi Dönemler (Devirler)

Herhangi bir topluluğun yazıyı kullanmadan önceki dönemlerine Tarih Öncesi devirler denir. 

Genel Özellikleri;

➡ Tarih öncesi dönemin hakkında kesin bir hüküm yoktur. 

➡ Yazının bulunmasından önceki devre tarih öncesi dönem denilmektedir.

➡ İnsan toplulukları arasında ki etkileşim kopuk ve zayıftır.

➡ Büyük toplumsal gelişme ve değişmeler çok sık görülmektedir. 

➡ Bütün toplumlar Tarih öncesi dönemleri aynı tarihsel gelişim sırasına göre izlememişlerdir. Tarihsel sırayı yaşayan tek toplum Mısır’dır. Bütün toplumlar aynı zaman diliminde aynı devri yaşamamışlardır. 

➡ Tarih öncesi devirlerde toplumlar sırası ile taş, toprak, bakır, tunç ve demiri kullanmışlardır. 

➡ Bu devirler kullanılan araç ve gereçlere göre isimlendirilmişlerdir.


KABA TAŞ DEVRİ

Bu devir kendi içerisinde Eski Taş (Paleolitik) Devri, Orta Taş (Mezolitik) Devri, Yeni Taş (Neolitik) Devri olmak üzere üçe ayrılmaktadır. 

A) Eski Taş Çağı (Paleolitik): Yüz binlerce yıl süren bu dönem insanlık tarihinin en uzun dönemidir. Genellikle çakmak taşlarının yontulması ile şekillendirilmiş kesici, delici ve kazıcı aletler bu dönem de kullanılmıştır. İnsanlar tamamen doğaya bağlı kalmış, avcılık ve toplayıcılık ile hayatlarını sürdürmüşlerdir. Hayvan postlarından giysi yaparak soğuktan korunmuşlardır. Mağara ve kaya sığınaklarını barınak olarak kullanmışlardır. Bu çağın sonlarına doğru mağara duvarlarına hayvan ve av sahneleri, resimleri yapmışlardır. Dünya da Paleolitik döneme ait ilk izlere İspanya’daki Altamira, Fransa da Lasque (Laskö), mağaralarında rastlanmıştır. Türkiye de: Antalya Karain, Beldibi ve Belbaşı, İstanbul da Yarımburgaz mağaraları örnek gösterilebilir. Yarımburgaz mağarası, Türkiye’deki en eski yerleşim yeridir.

B) Orta Taş Çağı (Mezolitik): Eski Taş Çağında olduğu gibi hayatlarını avcılık ve toplayıcılıkla sürdürmüşlerdir. Mağara ve kaya sığınaklarında yaşamaya devam etmişlerdir. Daha sonra buzullar erimeye başlamış ve bu dönemin sonlarına doğru ateş bulunmuştur. Bu çağın en özgün buluntuları çakmak taşından yapılmış, mikrolit adı verilen günlük yaşamda kullanılmaya yönelik küçük araç-gereçlerdir. Orta Asya da Mezolitik Çağ’a ait en eski yerleşim yeri Güney Tacikistan’daki Kuldara (Ceyhun Nehri’nin yukarı kısmı) bölgesidir. Türkiye de bu dönemi aydınlatan merkezlerden bazıları Antalya da Beldibi, Ankara da Macunçay, Göller yöresinde Baradiz, Samsun da Tekkeköy mağaralarıdır. 

C) Yeni Taş Çağı (Neolitik): Mağara ve kaya sığınaklarında yaşayan insanlar, ovalara ve su kenarlarına inmişler; toprağı işlemeye başlayarak tarımsal üretime geçmişlerdir. İlk kez köylerin kurulduğu bu dönemde insanlar kendilerine ağaç dallarından ve kamışlardan kulübeler yapmışlar; korunmak amacıyla kulübelerini çamur ile sıvamışlar, köylerin etrafını hendek ve çitlerle çevirmişlerdir. Yiyecek ve içeceklerini muhafaza etmek için kilden küp, çanak, çömlek yapmışlardır. Bazı bitkilerin liflerinden elbise dikmişlerdir. Köpek, at, koyun, keçi, sığır gibi hayvanları evcilleştirmişlerdir. Yeni Taş Çağına önce Ön Asya da: Mezopotamya, Anadolu, İran Suriye girmiştir. Türkiye de bu çağlara ait kalıntılara Konya yakınlarında bulunan Çatalhöyük, Diyarbakır yakınlarında bulunan Çayönü ve Gaziantep Sakçagözünde rastlanmıştır. Çayönü Türkiye de ve Güneydoğu Avrupa da Yeni Taş Çağında kurulan ilk yerleşim yeri Konya da bulunan Çatalhöyük ise insanlık tarihinin ilk şehir yerleşmesi olarak Konya kabul edilmiştir.


MADEN DEVRİ

Ateşin keşfinden sonra insanlar madeni işlemeyi öğrenerek araç-gereç, ev eşyası, silahlar yapmışlardır. Bu insanlık tarihi için çok önemli bir gelişmedir. Sırasıyla yoğun olarak işlenen madenler: bakır, tunç ve demirdir. Bu sıralama da madenlerin doğada kolay bulunma ve işlenebilme özellikleri etkili olmuştur. 

A) Bakır Devri (Kalkolitik Çağı): İnsanların ilk buldukları ve kullandıkları maden bakır’dır. Bakırın tabiatta bol bulunması ve kolay işlenir olmasından dolayı bu madenden silah, günlük kullanıma yönelik kap kacak yapılmıştır. Altın ve gümüş madenleri daha çok süs eşyası yapımında kullanılmıştır. Madenlerin insan yaşamına girmesi ile tarımda bereketi simgeleyen madeni heykelcikler yapılmaya başlanmıştır. Türkiye de Çorum da Alacahöyük, Denizli de Beycesultan, Çanakkale de Kumtepe ve Truva, Samsun da İkiztepe gibi yerleşim yerleri bulunmaktadır. 

B) Tunç Çağı: İnsanlar zamanla bakırla birlikte kalayı eriterek daha sert bir karışım olan tuncu elde ettiler. Bu dönemde site adı verilen ilk şehir devletleri kurulmuş, bunun ardından Mezopotamya da Sümer ve Akad; Anadolu da Hitit Devleti gibi ilk büyük devletler ortaya çıkmıştır. Bu devirde yazının bulunması ile Tarihi Çağlara geçilmiştir. Türkiye de en önemli merkezler; Ankara da Ahlatıbel, Kayseri de Kültepe yer almaktadır.

C) Demir Çağı: Başlangıçta dövme tekniği ile demirden az sayıda araç üretilmiştir. Bu çağda, üretim artmış, ticaret ve silah yapım teknikleri gelişmiştir. Küçük şehir devletlerinin yerini büyük devletler almaya başlamıştır. Anadolu’da ki bazı yerleşim yerleri, tarih öncesi çağlarda kurulmuş, varlıklarını daha sonraki dönemlerde de devam ettirmiştir. Burdur da Hacılar, Çanakkale de Truva, Yozgatta Alişar, Çorum da Alacahöyük bu tür yerleşmelere örnek gösterilebilir.


Tarih’in Devirlere Ayrılması

Tarih araştırmalarını ve öğrenimini kolaylaştırmak amacıyla tarih devirlere ve çağlara ayrılmıştır.  

Tarih yazının icadı ile başlar.

 

İLKÇAĞ

→ MÖ. 3500’de yazı’nın icadı ile başlayan döneme İlkçağ denilmektedir.

→ 476’da Batı Roma’nın yıkılması ile de sona eren çağ’dır.

Bu dönemde;

→ Yazı dünya’nın büyük bir bölümüne yayılmıştır. Alfabe, takvim, para gibi önemli buluşlar ortaya çıkmıştır. 

→ Tek Tanrılı dinler ortaya çıkmıştır.

ORTAÇAĞ

→ 476’da Batı Roma’nın yıkılması ile başlayan döneme Ortaçağ denilmektedir.

→ 1453 İstanbul’un Fethi ile de sona eren çağ’dır.

Bu dönemde;

→ Avrupa da feodalite rejimi ortaya çıktı.

→ Avrupa da skolastik düşünce toplumsal yaşama egemen oldu. 

→ Kağıt, matbaa, pusula ve barut gibi buluşlar Çin’den İslam dünyası’na oradan da Avrupa’ya taşındı.

YENİÇAĞ

→ 1453 İstanbul’un Fethi ile başlayan döneme Yeniçağ denilmektedir.

→ 1789 Fransız İhtilali ile sona eren çağ’dır.

Bu dönem de;

→ Coğrafi keşifler, Rönesans ve Reform’un gerçekleşmesiyle Avrupa Devletleri, ekonomi ve bilim alanlarında ilerledi.

→ Feodalite yıkıldı. 

→ Yeni kıtalar keşfedildi.

→ Sömürgecilik Avrupa da yaygınlaştı.

YAKINÇAĞ

→ 1786 Fransız İhtilali ile başlayan Yakınçağ günümüze kadar devam etmektedir. 

Bu dönem de;

→ Cumhuriyet ve demokrasi ortaya çıktı. Milliyetçilik akımı doğdu.

→ Sanayi Devrimi ortaya çıktı.

→ Kapitalizm (Araparacılık-Sermaye, ana para), Sosyalizm (toplumsalcılık), Liberalizm (özgürcülük-siyasal, ekonomik ve toplumsal özgürlükleri savunur) gibi sistemler ortaya çıktı.

→ I. vr II. Dünya Savaşları meydana geldi.

Yüzyıl Kavramı

Bir tarihin hangi yüzyıla ait olduğunu bilmek için o tarihin birler ve onlar basamağındaki sayılar kaldırılır, kalan sayıya 1 eklenir.

Örneğin;

1453 tarihindeki birler basamağındaki 3, onlar basamağındaki 5 atılır. Geriye kalan 14 sayısına da +1 eklenir. Sonuç olarak 1453 yılı 15. yüzyıldır. 

 

Takvim ve Alfabe

➡ Takvim, zamanı aylara, yıllara, haftalara ve günlere ayırma yöntemidir.

➡ Tarihte ilk takvimi Sümerler kullanmışlardır. (Ay yılı esaslı takvim)

➡ Mısırlılar’ın kullandıkları takvim ise Güneş yılı esasına bağlıdır.

➡ Takvimler ay ve güneşin hareketlerine göre iki şekilde düzenlenmiştir. 

   → Ay Yılı: Ay’ın dünya etrafında on iki defa dönme süresi esas alınmıştır. Bir yıl 354 gündür. 

Güneş Yılı: Dünya’nın güneş etrafındaki dönme süresi esas alınmıştır. Bir yıl 365 gün 6 saattir.

Türkler’in Tarih Boyunca Kullandıkları Takvimler;

12 Hayvanlı Türk Takvimi (Güneş Yılı Esaslı)

 

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkisi içerisinde belge ve bulgulara dayanarak objektif bir biçimde inceleyen sosyal bir bilimdir.

Türkler İslamiyet’ten önce kullanmışlardır.

12 yıllık daimi bir devirden meydana gelen bu takvim de yıllar sayı ile değil hayvan adı ile anılmıştır.

Çinliler ve Tibetli’ler tarafından da kullanılmıştır.


Hicri Takvim (Ay Yılı Esaslı)

 

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkisi içerisinde belge ve bulgulara dayanarak objektif bir biçimde inceleyen sosyal bir bilimdir.

Türkler, İslami dönemde kullanmışlardır.

Başlangıcı HZ. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçü olan 622 tarihidir.

HZ. Ömer döneminde hazırlanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. 

Ülkemiz de halen dini ay ve günlerin hesaplanmasında kullanılmaktadır.


Celali Takvim (Güneş Yılı Esaslı)

 

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkisi içerisinde belge ve bulgulara dayanarak objektif bir biçimde inceleyen sosyal bir bilimdir.

Büyük Selçuklular zamanında Sultan Melikşah tarafından Ömer Hayyam’a hazırlatılmıştır.

Takvimin başlangıç tarihi 1079 yılıdır.

Babür Devleti tarafında da kullanılmıştır.


Rumi Takvim (Güneş Yılı Esaslı)

 

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkisi içerisinde belge ve bulgulara dayanarak objektif bir biçimde inceleyen sosyal bir bilimdir.

Osmanlı Devleti’nde 1839 yılından itibaren Batıyla olan ilişkilerini kolaylaştırmak amacıyla mali işlerde aksama olmaması için kullanılmaya başlanmıştır.

Yılbaşı 1 Mart’tır.

Başlangıç 622 yılıdır.

Ülkemizde 1982 yılına kadar mali işlerde kullanılmaya devam edilmiştir.


Miladi Takvim (Güneş Yılı Esaslı)

 

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkisi içerisinde belge ve bulgulara dayanarak objektif bir biçimde inceleyen sosyal bir bilimdir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 26 Aralık 1925’te çıkarılan yasayla 1 Ocak 1926’dan itibaren kullanılmaya başlanan takvimdir.

Başlangıcı HZ. İsa’nın doğumu (0) kabul edilir.

Bundan öncesine Milattan Önce (MÖ), bundan sonrasına da Milattan Sonra (MS) denir. 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here