Talihsiz Kaşif Kristof Kolomb

Kristof Kolomb 1451 yılında Cenovo’da dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi tam netleştirilememiştir. Bazı kaynaklara göre 26 ağustos, bazı kaynaklara göre ise 31 ekimdir. Çocukluk yıllarını Cenovo’da geçirmiştir ve burada kalacak gemici olmuştur. Hayatının çocukluk dönemini oldukça fakir bir biçimde geçirmiştir. Babası dokumacılık mesleği ile uğraşmıştır. Ancak dokumacılık ailesinin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli geliri elde etmelerini sağlamamıştır.  Bu yüzden Kristof Kolomb okul hayatına veda etmek zorunda kalmıştır ve okuyamamıştır. Bir gemiye tayfacı olarak girmek zorunda kalmıştır. Gemiye Tayfacı olarak girdiği için bir çok ülkeyi dolaşabilme imkanı bulmuştur. Bir çok ülkeyi dolaşabilme imkanı bulan Kristof’un dolaştığı ülkeler arasında İskandinavya ve İzlanda da bulunmaktadır.

Kristof, portekiz kökenli bir kadınla tanışmıştır ve aralarında duygusal bir bağ oluşmaya başlamıştır. Belirli bir süre sonra bağlar güçlenmiştir ve çift evlenerek Lizbon’a taşınmışlardır. Kristof’un eşinin babası bir çok keşiflerde bulunmuş olan bir gemicidir. Bu ikisinin arasındaki ortak nokta olduğu için bu sayede bir çok sohbetleri olmuştur. Bu sohbetler bir süre sonra her yan yana geldiklerinde sıradan konuşmaları haline gelmiştir.

Kolomb’un yaşadığı dönemde dünyanın yuvarlak olduğuna hiç kimse inanmamıştır ve ihtimal vermemiştir. Ancak Kolomb bunun gerçek olabileceğini düşünmüştür ve her zaman bir ihtimal vermiştir. Dünyanın büyüklüğü hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan Kristof eğer emrine bir kaç gemi verilirse okyanusu aşıp Hindistan’a ulaşabileceğini düşünmüştür. Kristof’un hayal gücü gerçekten çok geniştir. Ve hayal etmeyi daima büyük bir tutkuyla sevmiştir.

Marko Polo’nun Harikalar Kitabı’nı okuduğu günden itibaren hayal gücünü genişletip bazı şeyleri hayalinde canlandırmaya çalışmıştır. Hindistan ve Çin ile ilgili hayalleri de bu zamanda kurulan hayallerinden sadece bir kaç tanesiydi. Eğer oralara gitmeyi başarırsa zengin ve ünlü olabileceğine körü körüne inanmıştır ve bu aklından hiç çıkmamıştır.

Kristof kendi kafasında bir plan kurmaya başlamıştır. Planına göre eğer deniz yolu ile batıya giderse, Atlas Okyanusunun bilinmeyen yanlarını bulacaktır ve keşfedecektir. Kim bilir belki yeni adalar bile keşfedebilme ihtimali bile olabilirdi. Sonraki düşüncesi ise Hindistan’a vararak Doğu ile Batı arasında bir köprü oluşturmayı düşünmesiydi.

Bu düşünceleri her gün aklında canlı bir şekilde kalmıştır ve tabi rüyalarında da bu düşünceler gözlerinin önünden bir bir geçmiştir. Hayallerinin gerçekleşmesi için durmadan projeler hazırlamıştır.  Bu projelerini Portekiz’in ileri gelen insanlarına sunarak kendisine imkan tanınmasını istemiştir. Kolomb bu hayallerini yapmak için yanıp tutuşurken 45 yaşlarına gelmiştir.

Uzun uğraşlar sonrasında Kolomb sonunda Portekiz kralı ile görüşmeyi başarmıştır. İlk fırsatta Krala projelerinden yani hayallerinden bahsetmiştir. Ancak ne kadar projelerini ne kadar coşkulu ve heyecanlı anlatsa bile Kral daha çok Afrika ile ilgilenmiştir. Kralın düşüncesi Ümit Burnunu kullanarak Hindistan’a ulaşmaktır. Ancak bu Kolomb’un projesine aykırıdır. Kral zaten böyle bir projenin olma ihtimalini pek yüksek görmemiştir. Çevresindeki insanlarda Krala böyle bir projenin olma ihtimalinin çılgınlık olduğunu söyleyince Kral, Kolomb’a destek vermekten vazgeçmiştir. Kolomb büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır ve ümidini yitirmek üzeredir. Sonra İspanyaya geçmiştir.  Burada bir papaz yardımı ile İspanya Kral ve Kraliçesi ile görüşme sağlamıştır. O dönemlerde Portekiz ile İspanya rekabet içerisindedirler. Kral, Kolomb’un teklifini düşünmüştür ve böylesine bir çılgın denizciye şans tanımıştır. Bu şans karşısında Kolomb çok sevinmiştir.

Kolomb, projesinin onayından hemen sonra 1492 yılında 3 gemi ile yola koyulmuştur. Yoluna İspanyanın Palos limanından başlamıştır. Bu sahip olduğu 3 gemide 78 kişi bulunmaktadır. Ancak bunların çoğu böylesine projelerde kullanılmak üzere hapishanelerden çıkarılmış hükümlülerden oluşmaktadır. Kraliçe bu seyehatin masraflarını karşılamak için mücevherlerini bile satmıştır. Ancak anlaşmaya göre Kolomb keşif yaptığı ülkelerden getireceği altın ve baharatların hepsinin Kral’a tesliminin yapılması gerekirdi ve sadece çok az bir miktarı Kolomb’a kalacaktı. Ancak Kolomb bunu umursamamıştır. Onun tek düşücesi projesini yerine getirmektir. Yolculuğun ilk 3 haftası çok iyi gitmiştir.  Herkes yakın bir süre içerisinde bir kara parçasına ulaşacaklarını düşünmüşlerdir. Ancak günler geçtikçe hiçbir kara parçası görülmemiştir. Bu gemi tayfası için büyük bir üzüntü ve öfkeye neden olmuştur. Tayfa, boş bir denizde ilerlediklerini ve hiçbir zaman karaya ulaşamayacaklarını düşünmüşlerdir. Bu yüzden gemide isyan çıkmıştır. Herkes biran öce geri dönmeleri gerektiğini düşünmüştür. Hatta bu isyanda Kolomb’u öldürmek gibi planlar bile yapılmıştır.

Kolomb  isyanı dindirmek için tayfalarına yeni vaatlerde bulunmuştur. Onları yatıştırmak için bazılarını mükafatlandırmıştır. Ancak bazılarına ise büyük cezalar vermiştir. Bu geçen sürede mükafatlarda yeterli olmamıştır.  Bu yüzden Kolomb herkese 3 günlük süre tanımıştır. Üç gün geçtikten sonra kara görünmezse geri döneceklerini söylemiştir. Kolomb bunu söylerken çok pişman olmuştur.Eğer 3 günlük süre dolduktan sonra kara görünmezse tüm projesini iptal edip geri dönmek zorunda kalacaktır. Ancak şansı yaver gitmiştir ve denizde ilerledikçe odun parçalarına ve irili ufaklı kaya parçalarına rastlamışlardır. Gökyüzünde uçan kuşları görünce karaya yakın olduklarını anlamışlardır. Kolomb karayı ilk görene büyük bir ödül vereceğini duyurunca tüm tayfa gözlerini dört açmıştır. Sonunda kara görünmüştür. Uzakta büyük bir kara parçası belirmiştir. Kolomb Hindistan yakınlarında bir ada olduğunu ve  bu adayı keşfettiğini düşünmüştür. Büyük bir sevince kapılmıştır.  Hatta bu sevinci ile birlikte tayfasına emir verip sevinç topları atılmasını söylemiştir. Sonra büyük bir törenle karaya çıkmışlardır. Kolomb burada işgal ettiği adaya San Salvador adını vermiştir. Tüm bunlar yaşanırken adanın yerlileri olaylar karşısında şaşkınlık geçirmişlerdir. Kolomb burada fazla durmamıştır ve gemiye binip tekrar yoluna koyulmuştur. Amacı Hindistan’a ulaşmaktır. Ancak bu amaca ulaşmak için yola çıktığında Santa Maria yakınlarında gemisi batmıştır. Bu yüzden şimdiki ismiyle Haiti adasında konaklamak zorunda kalmışlardır. Bir gemisi batan Kolomb’un birde tayfasından biri ikinci gemisini de kaçırınca tek gemi ile İspanyaya dönmek zorunda kalmıştır. Bu geri dönüşte yanına birkaç yerli, o zamana kadar görülmemiş canlı ve bitkiler götürmüştür.

Kolomb İspanyaya vardığında büyük bir törenle karşılanmıştır. Hediyeler Kralın çok hoşuna gitmiştir. Ancak Kralın asıl beklentisi mücevherdir, ama yine de Kolomb’un bu hediyelerini çok beğenmiştir. Hem artık yeni bir ülkenin de sahibi olmuştur. Hemen papa ile batıda bulunan bu kara parçasının artık İspanyaya ait olduğuna dair bir ferman yayınlamıştır. Aynı zamanda bu keşif ile ilk defa Atlas Okyanusu aşılmıştır ve dünyanın yuvarlak olduğu kanıtlanmıştır.

Birkaç yıl sonra Kolomb 17 gemilik ve 1500 kişilik büyük bir filo ile tekrar denize açılmıştır. Yeni adalar bulmuştur.  Dominik adasını keşfetmiştir. İzabella şehrini kurmuştur. Altın aramıştır ancak istediğini bulamamıştır. İspanya’ya döndüğü zaman altın bulamadığı için keşfi başarısızlık olarak sonuçlandırılmıştır. Bu sefer 6 gemi ile tekrar yola koyulmuştur. Ancak artık Kraliyet gözünde güveni azalmıştır. Güveninin azalması ve kendisinin köle ticareti yapmasının İspanya’da duyulması üzere iyice ünü azalmıştır ve bir seferinde İspanya’ya dönerken ayakları zincirlenmiştir. Bu olaylardan sonra artık ünü kalmamıştır. 20 mayıs 1506 yılında vefat etmiştir.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up