Sümer Tabletlerinde Bahar Bayramı Kutlaması..

0

 

 Mezopotamya’da yapılan kazılar sonrasında ele geçirilen bir Sümer tabletinde Sümer bahar bayramı hakkında çok önemli bilgilere ulaşılmıştır. Bu tablette Ludingirra adlı bir Sümer şait ve öğretmeni bu bayramlardan biri hakkında şunları yazmıştır..

  Çocukluğuma ait ilk anımsadığım olay korkunç bir kalabalık ile tapınağa koştuğumuz.Herkes büyük bir sevinç içinde Tanrıçamız ile Tanrımız evlenecek diye birbirini kutluyordu. Bunun ne demek olduğunu bir türlü anlayamıyordum (..) Neler göreceğimi merakla bekliyordum. Nihayet büyük bir alana geldik. Karşıda, göğe kavuşacakmış gibi yükselen zigguratı ile yeni yapılmış, pırıl pırıl parlayan E-Kur tapınağı görüldü. Yaptığım araştırmaya göre bu bayramın başlangıcı biz Sümerlere dayanıyormuş. Öyküsü şöyle:

        Sevgili tanrıçamız İnanna bilbad( Venüs) yıldızından gelmiş veya onunla bir ilişkisi varmış. Biz o yıldızı çok çok sıcak olarak biliyoruz. İnancımıza, yıldızın tanrıçamıza büyük bir ateşlilik ve cinsel güç veriyormuş. Bu yüzden ona aşk tanrıçası adı verilmiş.

          Ludingirra, Sümer  bahar bayramının kökeni hakkında bilgi vermeye devam eder:

          Tanrıçamız, günlerden birgün yeraltı kraliçesi  olan kız kardeşi Ereşkigal’i görmek için yer altına gitmeye kalkar;  Galiba asıl amacı yeraltı kraliçeliğini ele geçirmektir. O yer altına  gidenin bir daha çıkamayacağını biliyor ama kendisi bir tanrıça, kardeşi de  oranın kraliçesi olduğuna göre çıkabileceğini umut ediyordu; fakat yenide veziri tanrıça Ninşubur’a ” Eğer üç gün içinde yer altından çıkmazsam Tanrılarımızın toplantısına git ve beni kurtarmaları için rica et!” diyor.. 

          Kardeşi onu görünce büyük bir kızgınlıkla, “Niçin geldin buraya? Bilmiyor musun buraya gelen bir daha çıkamaz” diye acı bir bakışla bakar bakmaz Tanrıçamız çiviye asılı bir ceset gibi kaskatı oluveriyor. Aradan üç gün üç gece geçiyor; veziri bekleye dursun, ne gelen var ne giden…O hemen Tanrılar Meclisine koşar.  Tanrılara birer birer yalvarır, ama hiçbiri aldırış etmez. Hatta babamız Enlil, onun büyük babası olduğu halde , “Gitmese idi ne işi var orada?” der, yardım etmeye hiç yanaşmaz. İyi ki bizim bilgelik tanrımız Enki var. O hemen KURGARRA ve KALATURA adlı iki cini yaratır, ellerine yaşam suyunu, yaşam yiyeceğini vererek yer altına gönderir. Onlar Tanrıçanın üzerine ellerindekini serper serpmez, Tanrıça dirilir ve yer altından çıkmak için davranır.” Dur hele, buradan böyle kolay çıkılmaz, yerine birini bırakman gerek” der oradakiler. Hemen kimi bırakacak Tanrıça!. Ancak yeryüzüne gidince birini gönderebilirim der.. Tanrıça yanında korkunç görünüşlü yer altı cinleriyle yeryüzüne çıkar ve gönderebilecek birini aramak için kent kent dolaşmaya başlar. Her gittiği  kentte Tanrıları, Tanrıçaların yok oluşlarına üzülmüş, çuval giysiler içinde bulur ve hiçbirini vermeye kıyamaz.

        En sonunda kocası Dumuzi’nin oturduğu  KULLAB kentine gelir. Bir de ne görsün, kocası en güzel görkemli elbiselerini  giymiş, başına tacını koymuş, tahtına kurulmuş oturuyor. Umuranda değil karısının yok oluşu.Tanrıçamız onu öyle görünce o kadar kızar ve sinirlenir ki hırsından ” Alın bunu benim yerime götürün “der. Onlarda Dumuzi’yi yaka paça sürükleyerek yer altına götürürler.

        Buna çok üzülen Dumuzi’nin kız kardeşi Tanrıçamız Geştinanna Tanrılar Meclisine başvurarak, “Ne olur kardeşimin yerine beni gönderin yeraltına” diye yakarmış..Fakat Tanrıçamız  İnanna kocasına yaptığı saygısızlığın ve acımasızlığın cezasız kalmasına gönlü razı olamadığından hemen ona karşı çıkmış, onun yerine Giştininna, ” Öyle ise yılın yarısını ben yer altında geçireyim, diğer yarısını da kardeşin geçirsin demiş. Çok kızgın olmasına karşın kocasının bütün bir yıl boyunca yer altında kalmasını istemeyen Tanrıçamız öneriyi uygun görüp Tanrılar Meclisine kabul ettirmiş. O olaydan sonra Tanrımız Dumuzi kış aylarını yer altında geçirdikten sonra yaz başlangıcında  yeryüzüne çıkıp sevgili karısı ile birleşiyor. Biz bu birleşmenin yeryüzüne  bolluk ve bereket getireceğine inanıyoruz. Bunun için Tanrımız yerine kralımız, Tanrıçamız yerine bir baş rahibe yılda bir kere beraber olurlar. Onların beraber oldukları bu günlerde aşıklar, ozanlar, heyecan verici ateşli aşk şarkıları söyler ve  çalarlar..

            Günümüzde de bahar aşkları yaz aşkları diye bizde söyleriz her şeyin bir mayası doğuşu var..Öğrenip gelişmek bilgilenmek önemli..Benzerliklerimiz ortaya çıkıyor böylelikle..

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here