Stres!

0

Bugün sizlere hayatımızı alt üst eden, adeta korkulu rüyamız haline gelen stresten bahsedeceğiz. Stres hakkında bilmeniz gereken en önemli şey: sanıldığının aksine düşmanımız olmadığıdır! Araştırmalara göre stresin az bir derecesi bizim motive olmamız için gereklidir. Yalnızca, her şeyin olduğu gibi stresin de fazlası zarardır. 

Günümüzde stres gençlerinde peşini bırakmıyor. Muhtemelen herkes öğrencilerin sınav öncesi gerginliğine, ellerinin titremesine veya solgun görünmelerine şahit olmuştur. Bütün bunlar belli streslerin sonucudur. Ama karşılaştığımız her sorunun bir çözümü olduğu gibi, stresi yenmenin de yolları vardır. Önemli olan istemek ve vazgeçmemektir.

İnsan beyninin strese tepkileri farklı olabilir. Bazı insanlar gergin olduğu zamanlar üretken ve verimliyken bazı insanlarda ise umutsuzluk ve erken pes etme gözlemleniyor. Bu yüzden en önemli ve ilk adım stresin sizi nasıl etkilediğini çözmektir. Olaylara vereceğiniz tepkileri kontrol edebilmek sizi güçlü bir karakter sahibi yapar.

İkinci adımsa iradeli olmak! Antremanlarla iradenizi güçlendirebilirsiniz, böylelikle sorunlar sizi eskisi kadar korkutmaz ve her koşulda çözüm aramaya devam edersiniz.

İradenizi eğitmeye küçük şeylerle başlayın. Mesela her sabah erken kalkmak zorunda olmak canınızı mı sıkıyor? Uykunuzu düzene sokarsanız erken kalkmak sinir bozucu olmaz. Veya odanız ya da çalışma masanız sürekli dağınık ve eliniz toparlamaya gitmiyor mu? Bu sorunun da çözümü çok basit, kendinizi her sabah işe veya okula giderken ortalığı toparlamaya zorlayın. Bir kaç gün sonra  bu eylemin günlük bir rutine dönüştüğünü göreceksiniz.

Herhangi bir eğitimde olduğu gibi irade güçlendirme yolunda da en önemli kural kademeli ve aralıksız ilerlemektir. Bir şeyi bir kaç kez tekrarlarsanız alışkanlık haline gelir, böylelikle hayatınız olumlu alışkanlıklarla dolar ve güzelleşir. Fakat unutmayın her işin bir zorluğu vardır. Örneğin maraton koşucuları bilirler, başlangıç noktasından bir kaç kilometre ilerledikten sonra yorgunluk başlar, nefes almak zorlaşır ve çoğu sporcunun aklından vazgeçmek geçer. Atletler bu durumu “ölü nokta” olarak adlandırır. Bu ölü noktayı sadece özgür iradenizle yenebilirsiniz. Kendini devam etmeye zorlayan koşucular bir kaç kilometre sonra adeta bir  “ikinci nefesin” onlara yardım ettiğini söylüyor. Ve böylelikle yarışı başarıyla tamamlıyorlar!

Benzer “ölü noktalar” sadece sporda değil, hayatın her alanında var. İnsanın kendini boşlukta veya çıkmazda hissettiği anlar, hani her şeyin ters gittiği dönemler… Unutmayın onları yenmek sadece sizin elinizde. Öncelikle durumunuzu iyi analiz edin, bunu yaparken çevrenizin sizi etkilemesine izin vermeyin. Sonuçta sizin neye ihtiyaç duyduğunuzu kimse sizden daha iyi bilemez. İkinci olarak da harekete geçin, mucize beklemeyin! Yapacağınız en ufak değişiklik sizi olumlu etkiler ve daha büyük yeniliklere sürükler. Gerekirse bir şeylerden veya birilerinden vazgeçin, belkide canınızı sıkan size sürekli karışma gereği duyan en yakınınızdır.

Dünyaya farklı pencerelerden bakmayı deneyin. Yeni şeyler keşfedin, böylelikle sorunlar önemini yitirir ve ikinci plana atılır. Unutmayın hayatınız iradenizin eseridir! Yani mutlulukta, başarıda, özgürlükte sizin elinizde ve onlara ulaşmanız için yapmanız gereken tek şey azimli olmak. Ne demişler 7 kere düş 8 kere kalk!

 

Ahıskalı

Yazarken keşfetmeyi ve keşfettiği şeyleri yazmayı seven biri:)

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here