Sosyal Medya ve Aile İçi İletişime Etkisi

Sosyal ve Aile İçi İletişime Etkisi

Hiç şüphe yok ki yaşadığımız çağın en önemli buluşları internet ve internetin yaygınlaşmasını sağlayan araçlardır. Tek yönlü iletişim sunduğu için çok güvenilir sayılmayan televizyon, radyo ve yazılı medyadan farklı olarak karşılıklı ve eş zamanlı bilgi akışı sağlama avantajı ile internet her zaman bir adım öndedir. 20. yüzyıla Bilgi Çağı adı verilmesi, internet kanallarıyla hızlı ve çok farklı kaynaklardan elde edilebilen bilgi akışına dayanır. İnternet dünyasının zirvesinde ise sosyal medya yer almaktadır. Zaman ve mesafe sınırı olmaksızın her yerden insanların birbirleriyle iletişim kurabilmeleri, pek çok alanda insanların hayatını kolaylaştırmaktadır. Sosyal medya, sağlık, eğitim, ticaret ve pazarlama alanlarını genişleterek seçenekleri arttırmış ve dünyayı küçültmüş, aynı zamanda sohbet, eğlence ve boş vakitlerin değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Bir kişi, kurum ya da herhangi bir ülkenin tekelinde olmaması sayesinde internet, gelişen ve rekabet ile maliyetleri düşürerek her yaştan insanın bilgi ve eğlenceye yönelik fırsatlara erişmesini sağlamıştır.

Akıllı telefonların takip edilmesi zorlaşan gelişimi sosyal medyanın da çok hızlı gelişmesine vesile oldu. Sosyal medya deyince Türkiye içinde akla ilk gelen uygulamalar Facebook, Twitter, İnstagram ve Youtube’dır. Bu platformların akla ilk gelmesinin nedeni ise paylaşım siteleri arasında en fazla katılımcı üyeye sahip olmaları, en fazla zaman geçirilen yerler olmaları ve en çok etkileşim yapılan sosyal ağlar olmalarıdır. 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünya genelinde Facebook’un 2 milyara yakın aktif kullanıcı sayısına ulaştığı, hemen ardından Youtube’un 1 milyar 500 milyon kullanıcısı olduğu, İnstagram’ın 700 milyon, Twitter’in ise 530 milyon aktif kullanıcı sayısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu yazıyı yazarken bu rakamlar şüphesiz çok daha yüksek olacaktır.

Sosyal medyanın, hayatımıza bu denli işlemiş olmasının aile içi iletişime etkisi de kaçınılmazdır. Artık aile içinde bebekler hariç herkes, bilgisayar, çokça da akıllı telefona sahip ve internete bağlı olarak sosyal medyada zaman geçirmekte. Aile bireylerinin internetin açtığı kanallardan dünyanın farklı yerlerine bağlanırken ruhsal olarak birbirlerinden kopmaları ise ironik bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Hayatı kolaylaştıran internetin aynı evde bir arada yaşayan insanları birbirinden koparması, sağlıksız bireylerin yetişmesine neden olmaktadır. Fiziken bir arada yaşayıp ruhsal olarak ayrı dünyalarda kaybolan bir ailenin fertleri bir zaman sonra birbirine tamamen yabancılaşacaktır. Bu durumun önüne geçme yolları ise internette geçirilen zamanların kısaltılması ve özellikle aile bireylerinin bir araya geldikleri zamanlarda kendi aralarında etkinlikler yapmasıdır. Hatta daha da ileri giderek zorunlu haller dışında internet kullanımı tamamen durdurularak çocuklara ve gençlere her şeyin internet ve sosyal medyadan ibaret olmadığı uygulamalı bir şekilde gösterilmelidir. İnternetin olmadığı yıllardaki yaşam biçimine geri dönüşün mümkün olmadığı gibi böyle bir çabanın içine girmek ise anlamını tamamen yitirmiştir. Çağımıza uygun çözümler üretmek ve çocukların erken yaşta birer sosyal medya bağımlısı haline gelmelerini önlememiz gerekmektedir.

Gördüğümüz gibi internetin hayatımıza getirdiği pek çok yeniliğin yanı sıra bir o kadar da riski beraberinde getirmiştir. Çünkü internet göründüğü kadar masum ve sevimli değildir. İnsanlar, gerçek dünyada karşılaştıkları risk ve zararların daha fazlasıyla internet ortamında da karşılaşabilmektedir. Dolandırıcılar, uyuşturucu tacirleri ve sapıklar internet dünyasının en gözde platformları olan sosyal medyada yerlerini çoktan almışlardır. Teknolojiden sadece iyi insanlar değil kötü niyetli insanlar da faydalanmaktadır. Sahte hesaplar açarak kendini olduğundan farklı gösterip çocukları ve saf insanları kandırarak, kendilerini tatmin etmekte ya da paralarını dolandırmaktadırlar. Bu risklere karşı sadece yasal çerçeve içerisinde mücadele etmek yeterli değildir. Gençlerimizi çocukluktan başlayarak bilinçlendirmemiz ve iyi birer dijital okur-yazar olmalarını sağlamamız gerekmektedir. Bunu sağlamanın en çabuk ve etkili yollarından biri de teknoloji ve sosyal medyanın birer ders olarak ilköğrenim müfredatına alınmasıdır.  

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up