Sırrı Hala Çözülemeyen Gelmiş Geçmiş En Esrarengiz İllüzyonist Harry Houdini

0
32

HARRY HOUDİNİ VE HAYATI: 

Harry Houdini olarak bilinen ünlü illüzyonistin gerçek adı Erik Weisz’dir. Erik, bir çok illüzyon yeteneğine sahip olmakla birlikte en ünlü olduğu sahne performansı bağlanarak girdiği kilitli bir sandıktan kurtulabilme numarasıdır. Peki Erik Weisz aslında kimdir?

Erik Weisz 24 mart 1874 yılında dünyaya gelmiştir. Kökeni macaristandır. Ailesi Amerika Birleşik Devletlerine göç etmiş olan hahamlardır. (Yahudi din adamı.)

Küçük yaşta trapezcilik ( sirklerde trapezle gösteri yapan sanatçı.)  yapmaya ilgi duymuştur ve trapezci olarak sahnelerde gösteri sunmaya başlamıştır. (Trapez: tavana ya da yüksek bir yere asılı, sarkan uçlarına boru biçiminde bir çubuk bağlanmış iki ipten oluşan bir jimnastik aracı.) İlk sahne gösterileri basit iskambil kartı hileleri veya şapka-tavşan türü küçük oyunlar olmuştur. Kendisine “Kartların Kralı” adını takmıştır.

Büyük Erik olarak karar verdiği sahne adını okuduğu iki kitap sonrasında Houdini olarak değiştirmiştir. Adını Houdini olarak değiştirdikten sonra bir ara genç bir adamla beraber “Houdini Kardeşler” adıyla çalışmıştır.

Sonra küçük kardeşi Theo, gerçek kardeş olarak Houdini´nin yanında yer almıştır. Parklarda, birahanelerde gösteriler yapmışlardır ve 1893 yılındaki Chicago Dünya Fuarı’na katılmışlardır. 1894 yılında Houdini, bir şarkıcı ve dansçı olan Wilhelmina Beatrice Rahner ile tanışmıştır.

1894 yılında Wilhelmina Rahner ile evlenmiştir. Evliliğinden bir süre eşi Beatrice Houdini sahne adını almıştır ve ikili gösterilere beraber çıkmıştır.  1900’lü yılların başlarında Houdini zincir, kelepçe, ip gibi bağlardan ve kilitli sandıklardan kurtulma gösterileri ve tehlikeli numaralarıyla uluslararası düzeyde ün kazanmayı başarmıştır.  Encyclopedia Britannica’nın 1926 yılındaki 13. basımına  yazdığı gözbağcılık ( gözü aldatmak temeline dayanan, bu iş için özel olarak yapılmış araçlarla gözbağı1 yapma sanatı. el çabukluğuyla göz boyama.) maddesinde, başarısını bir ölçüde büyük fiziksel gücüne ve hafif çarpık bacaklı oluşuna bağlamıştır.  İğneleyici bir mizah anlayışı olan Houdini sonraları, Britannica okurlarının, bacaklarındaki çarpıklıkla bağlardan ve kilitlerden kurtulması arasında ilişki kurmaya çalışacaklarını umduğunu söylemiştir.

Tipik gösterilerinden birinde Houdini, zincirlerle bağlanmış durumda bir sandığın içine konuyor, sandık kilitlenip halatlarla bağlandıktan sonra ağırlık eklenerek bir tekneden suya bırakılıyor ve suyun altında sandıktan çıkan Houdini tekneye dönüyordu. Yine açık havada gerçekleştirdiği başka bir gösterisinde, yerden yaklaşık 23 m yükseklikte ve baş aşağı asılı durumda, üzerindeki deli gömleğinden kurtuluyordu.

Nasıl olduğu asla öğrenilememiş olsa da kalıplaşmış bir gerçektir ki Houdini’yi hapsetmek ya da kelepçelemek asla mümkün olmamıştır.  Tüm kelepçeleri, zincirleri, kilitleri, ayak demirlerini, deli gömleklerini kolayca açabilmiştir, hapishane hücrelerinden kaçabilmiştir. Büyük bir posta kutusu, kafesli bir sandık, dev bir futbol topu, demir bir kazan, büyük bir süt kabı ve çeşitli tabutlar; hiçbirisi Houdini’yi hapsedememiştir ve daha da ilginci  bir keresinde hiçbir yerini yırtmadan dev bir kese kağıdının içinden çıkmayı bile başarmıştır.

Houdini, düşünce okuyanlar, medyumlar gibi doğaüstü güçleri olduğunu iddia edenlerle mücadele ederek bunların şarlatan olduğunu, doğal yollar ve çeşitli hileler kullandıklarını savunmuştur. Bu konuda Miracle Mongers and Their Methods (1920; Mucize Tüccarları ve Yöntemleri) ve A Magician Among the Spirits (1924; Ruhlar Arasında Bir Büyücü) adlı kitapları yazmıştır.

Bir ara Houdini, Avrupaya´ya gitmeye karar vermiştir. Bunun bir nedeni de ABD´de aşırı gösteri yapması ve bir ara vererek kendisini unutturmak veya özletmek istemesi olmuştur. 1900 yılında Houdini yanına para oyunlarıyla çok büyük bir ün yapan T. Nelson Downs´u da yanına alarak yola çıkmıştır. Londra´da büyük bir başarıyla başlayan tur, beş yıl sürmüştür ve Houdini her yerde merak konusu haline gelmiştir. Bu arada kardeşi Theo´yu yine yanına çağırarak, Hardeen takma adıyla kadrosuna almıştır. Houdini ABD´ye döndüğünde, herkesin tanıdığı ve sevdiği bir yıldız olmuştur. Kazancıyla New York´da 113. Cadde´de yaşamının kalan kısmını geçirdiği evi satın almıştır. Houdini´nin büyük başarısından yola çıkan taklitçiler önceleri ilgi gördülerse de, arkası gelmemiştir çünkü Houdini her geçen gün daha güç, daha imkansız ve çok daha tehlikeli kaçışları denemiştir ve başarmıştır. Kendi buluşu olan sualtı kafesinden kaçış numarası, daha sonra çok taklit edilmiştir ama hiçbirisi Houdini gibi olamamıştır. Bir deli gömleğinden çıkabilen tek kişi o olmuştur, üstelik sıradan değil özel olarak yapılmış deli gömleklerinin içinden kendi başına birkaç dakika içinde çıkabilmiştir. 27 Ocak 1908´de St. Louis´deki gösterisi büyük yankı uyandırmıştır. Her tarafı kapalı, ağzı mühürlü dev bir süt damacanasının içinden çıkmıştır ve arkasında tek bir iz bırakmamıştır.

Houdini aynı zamanda da, ilk uçuculardan olmuştur ama bu yönü çok az bilinmektedir. 910 yılında Avustralya´da yarışmalara katılarak kırılan 17 rekordan birisinin sahibi olmuştur ama daha sonra uçmaktan vazgeçmiştir. 1913 yılında dünyaca ünlü Çin Su İşkencesi Hücresini gösteride kullanmıştır. .Tamamen bağlı olarak su dolu camdan yapılmış bir hücreye tepeüstü sarkıtılmıştır ve boğulmadan önce bağlarından kurtulup, dışarı çıkabilmiştir. Yaptığı iş mantık ötesinde olmuştur ancak yine de her zaman başarmıştır. Yine aynı yıl içinde Houdini’nin annesi vefat etmiştir ve Houdini onu şok eden bir şey öğrenmiştir. Öğrendiği gerçek Avrupa´da olduğu için annesinin hastalığı ondan saklanmış olduğudur. Acısını içine gömerek tüm zamanların en büyük gösterisine hazırlanmaya başlamıştır. Bir fili yok etmeyi planlanmıştır. 1918 yılında New York Hipodromu´nda Jenny adlı fili binlerce insanın gözü önünde yok etmeyi başarmıştır. Bunu nasıl yaptığı tam olarak öğrenilememiştir ancak aslında Houdini, birçok sahne hilesinin yaratıcısı ve bulucusu olduğu bilinmektedir. Bunların bazıları Pennsylvania, Scranton´daki Houdini Müzesi´nde sergilenmiştir. Buzla kaplı suya zincirlenip atıldıktan sonra zincirlerinden kurtulmuş ve yüzerek gösteri yerinden uzağa gitmiş, buzu deldikten sonra bir iskelenin altına saklandığında, herkes boğulduğunu sanarak umudunu kesmiştir. Tam o üzüntü anında ortaya çıkması, büyük etki yaratmıştır. Houdini inanılmaz bir güce ve bedensel esnekliğe sahip birisi olmuştur ve zaten başarılarının temelinde onun bu doğal yeteneği vardır. Çok uzun çalışmalar yapmıştır ve kondisyonuna çok özen göstermiştir. Her gösteriden önce saatlerce pratik yaparak, kendisini hazırlamıştır. Su altı kaçışlarında nefesini tutabilme süresi 4 dakikayı aşmıştır ve bir defasında yine su altındaki bir tabutun içinde bir saatten fazla kalmayı başarmıştır.

1916 yılında Houdini sinemaya atılmıştır ve 1923 yılına kadar beş sessiz film çekmiştir. Dünyada beş filmde başrol oynayan tek sahne sihirbazı olmuştur, bazılarının senaryosunu bizzat yazmıştır.Houdini tüm kariyeri boyunca dolandırıcılardan ve hilekarlardan nefret etmiştir. Nefreti öylesine büyümüştü ki sonunda işi savaşa çevirmiştir. En büyük hedefi kumarbazlar ve ruhçular olmuştur. Şarlatan medyumlara düşman hale gelmiştir. Ölümden sonra yaşama inanmamıştır ve ve ruhlarla ilişkiye karşı çıkmıştır. Buna rağmen, birçok kez ruh çağırma celselerine katılmıştır. İlk dönemlerde iyi niyetli olup bir ruhçu olmak istemiştir ama karşısına sürekli olarak şarlatanların çıkması Houdini´yi çıldırtmaya başlamıştır ve bir süre sonra Houdini’nin tahammülü kalmamıştır.  Bu aralarda “Yanlışı yapmanın doğru yolu”, “Ruhlar arasında bir sihirbaz” ve “Maskesiz Robert Houdini” adlı kitapları yazmıştır.

 

Bütün bunlara rağmen Houdini ve karısı ilk ölenle sağ kalanın iletişim kurmaya çalışacağı bir ruh çağırma deneyi yapmaya karar vermişlerdir.  Houdini daha önce ölmüştür ve karısı, kendi ölümünden 1943 yılından çok az bir süre önce deneyin başarısız olduğunu açıklamıştır. Adını Fransız gözbağcı Jean-Eugéne Robert-Houdin‘den alan Houdini’nin, The Unmasking of Robert-Houdin (1908; Robert Houdin’in Maskesini Çıkartmak) adlı bir kitabı daha vardır. Ayrıca Harry Houdini’nin pijama cebi (üstünde HH harfleri bulunan ve Harry Houdini’yi temsil eden) ölümünden önce 2.500 dolara fakat ölümünden sonra 3.000 dolara satılmıştır.

22 Ekim 1926 yılında Houdini, Montreal´de Princess Tiyatrosu´nda gösteri yapmayı planlamıştır ve aynı gün McGill Üniversitesi´nde Ruhçuluk üzerine bir konferans vermiştir. Akşama doğru soyunma odasındaki yatakta yatarken üniversiteden genç bir boksör gelmiştir. Bu boksör Houdini´nin mide kaslarının çok güçlü olduğunu duymuştur. Duyulduğu gibi gerçekten de böyle gösterileri olmuştur, bu gösterilerde vurulan yumrukların gücü ne olursa olsun dayanabilmiştir. Genç boksör bunu denemek istemiştir ve Houdini kabul edince boksör onu yumruklamaya başlamıştır. Oysa Houdini her zaman gösterilerden önce uzun bir hazırlık yapmıştır ve mide kaslarını adeta kilitleyebilmiştir. O gün yeterince konsantre olmamıştır  ve daha da kötüsü apandisitinin patladığından haberi olmamıştır. Yumrukların ardından gösteriye çıkmaya hazırlanırken birden fenalaşmıştır ve hemen hastaneye kaldırılmıştır. Kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmeden önce 30 yıldır yanından ayrılmayan karısına “Eğer bir yol varsa, muhakkak geri dönecek ve seninle ilişki kuracağım.” demiştir.

Harry Houdini  31 Ekim 1926 yılında iç kanama ve zehirlenme nedeniyle  vefat etmiştir. Ölümü büyük üzüntü yaratmıştır. On yıldır başkanlığını yaptığı Amerikan Sihirbazlar Birliği onun için özel bir mezar hazırlamıştır.  Houdini, yaşamını mesleği için feda etmiştir, bugüne kadar hiçbir ünlü sihirbaz onun kadar yetenekli olmayı başaramamıştır, onun kadar çalışmamıştır ve onun kadar başarılı olamamıştır. Kaçışlarının çoğunun sırrı hala çözülememiştir. Çoğu zaman doğaüstü güçlere sahip olduğu iddia edilmiştir ama Houdini bu iddiaları hep reddetmiştir. Yeteneklerinin doğal olduğunu söylemiştir   ve yaşamın anlamının doğallık olduğunu ifade etmiştir.

Diri diri defalarca gömülmesine rağmen, ölüm onu yenememiştir. Hala da Houdini, aşılamamıştır. Günümüzün en tanınmış sihirbazları kullandıkları modern teknolojiye rağmen, Houdini´ye ulaşmayı başaramamışlardır.


REFERANS KİTAPLAR: 

  • Brandon, Ruth. The Life and Many Deaths of Harry Houdini (Seeker & Warburg, Ltd. GB, 1993)
  • Fleischman, Sid. Escape! The Story of The Great Houdini, (Greenwillow Books, 2006)
  • Gresham, William Lindsay Houdini: The Man Who Walked Through Walls (Henry Holt & Co, NY, 1959)
  • Henning, Doug with Charles Reynolds. Houdini: His Legend and His Magic (Times Books, NY, 1978)
  • Kalush, William; Sloman, Larry (October 2006). The Secret Life of Houdini: The Making of America’s First Superhero.. Simon & Shuster
  • Kellock, Harold. Houdini: His Life-Story from the recollections and documents of Beatrice Houdini, (Harcourt, Brace Co., June 1928)
  • Kendall, Lance. Houdini: Master of Escape (Macrae Smith & Co., NY, 1960)
  • Meyer, M.D., Bernard C.Houdini: A Mind in Chains (E.P. Dutton & Co. NY, 1976)
  • Randi, James & Bert Randolph Sugar. Houdini: His Life and Art (Grosset & Dunlap, NY, 1977)
  • Silverman, Kenneth. Houdini!!!: The Career of Ehrich Weiss 1997
  • Stanyon, Ellis (1901). Magic: Harry Houdini Collection. London: Ellis Stanyon.
  • Williams, Beryl & Samuel Epstein. The Great Houdini: Magician Extraordinary (Julian Messner, Inc., NY, 1950)

Harry Houdini İle İlgili Kısa Bilgiler 

  • Harry Houdini Maceristan’da bulunan Budapeşte’de dünyaya gelmiştir ancak hayatı boyunca Appleton, Wisconsin’de doğduğunu iddia etmiştir. Ancak ailesi Amerika’ya Harry 4 yaşındayken göç etmiştir. 
  • Yaşamının yaklaşık on yılını şarlatan olduğuna inandığı insanlarla mücadele ederek geçirmiştir. 
  • Alppleton halkı kendin turizme olan katkısını büyütebilmek için Harry’nin iddiasını onaylamışlardır ancak tarihçiler bunu hiçbir zaman onaylamamıştır. 
  • Scranton, Pennsylvania´da Hoidini Müzesi vardır ve müzede sergilenenlerin arasında Harry Houdini’nin doğum belgesi de yer almaktadır. 
  • Babasının adı  Mayer Samuel Weiss’tir.
  • Annesinin adı Cecilia Steiner Weiss’tır. 
  • Weiss ailesi´nin maddi sıkıntılardan dolayı bütün çocukları küçük yaşlarda çalışma hayatına atılmıştır. 
  • Houdini 8 yaşlarını gazete satıp ayakkabı boyayarak geçirmiştir. 
  • 12 yaşında evini terk ederek ailesine yardım edebilmek için para kazanmayı kafasına koymuştur. 
  • 13 yaşında New York’a gitmiştir. Beş yıl sonra babası vefat etmiştir. 
  • Babasının vefatından sonra tüm ailesi Harry ile birlikte New York’ta yaşam kurmaya çalışmışlardır. 
  • Houdini New York’ta bir terzinin yanında işe girmiştir ve boş vakitlerinde yüzme ile atletizm yarışlarına katılarak birkaç ödül kazanmayı başarmıştır. Bu olaylar sırasında İllüzyona ilgi duymaya başladığı tahmin ediliyor. 
  • İlk gösterilerini “Büyük Erik” adıyla yapmıştır ve sahne ismi olarak bunu kullanmıştır. Ancak o sıralarda okuduğu iki kitap sonrasında çok büyük değişiklikler geçirmiştir. 
  • Harry Houdini, Robert Houdin’den çok etkilendiği için adını böyle değiştirmiştir. 

 


Harry’nin hayatını değiştiren okuduğu iki kitap: 

  • (“Revelations of a Spirit Meduim/Ruhsal bir medyumun ilhamları”) : Bu kitapta ruh çağırma celselerinin iç yüzü ve yapılan hileler anlatılmaktadır.
  • “The Memoirs of Robert Houdin”: Bu kitap o dönemin en ünlü sihirbazının otobiyografisidir.

Son Olarak Al Collier’in Bu Esrarengiz Hayat Hakkında Yaptığı Açıklamaları Aktarıyorum: 

Sizinle paylaşmak istediğim bir öykü var; bunu bilen üç kişiden biri benim ama diğer ikisi öldü, bu nedenle kanıt yok diye inanmayabilirsiniz. Bu sizin bileceğiniz birşey ve o zaman bir söylence deyip geçebilirsiniz. O yıllarda New York´da adının ErikWeiss olduğunu söyleyen bir ruhçu ile tanıştım, kendisini usta bir medyum olarak tanıtıyordu. Çok daha sonra onun gerçek kişiliğinin Harry Houdini olduğunu öğrendik. Günümüzün bazı yorumcularına göre Houdini, bir sihirbazdan çok bir show-man´dir, ünü çok seviyor ve alkışlanmaktan büyük bir haz duyuyordu. Bu özelliği herkesten fazlaydı, bir sualtı gösterisinde on kezden fazla su yüzüne çıkarak, fotoğrafçıların resim çekmesini istemiş ve yüzünün tam olarak görülmesine dikkat edilmesi için önerilerde bulunmuştu. Ruhçulara ve Ruhçuluk´a saldırısının nedeni popülerlik olabilir. Ama neden bir sahne sihirbazı küçük bir azınlık kitleden oluşan ruhçulara aniden saldırmayı kendisine görev edinir?Öncelikle, mantıksızlıktan öteye geçemeyiz ama biraz sonra olayın ardında öteki dünya ile ilişki kavramının bulunduğu anlaşılır. Houdini birçok medyumla beraber oldu ve bunların çoğu sahtekardı yani Houdini için kolay hedeftiler. Oysa kendisini gizli gizli bir medyum olarak tanıtıyor ve kimsenin bilmediği gerçek adını kullanıyordu yani aslında kendisinin bir medyum olduğunu kanıtlamak iddiasını taşıyordu. En yakın dostlarından birisi Sir Arthur Conan Doyle´du ve onun yardımıyla ruhsal camia ile ilişki kurdu “Sherlock Holmes” un yaratıcısı doyumsuz bir ruhçuydu ve Houdini´yi etkilemek için herşeyi yaptı. İşin en garip tarafı Houdini´nin bir yandan ruhçulara saldırırken, öteki yandan Doyle´a sadık kalmasıydı? Neden böyle davranmıştı? Houdini´nin ölümünün üzerinden 71 yıl geçti ve Houdini ile ilgili her biyografinin yayınlanışında, Ruhçuluk daha çok yerden yere vuruluyor ve hırpalanıyor. Oysa, Ruhçuluğun gittikçe yayıldığını görüyoruz, yani gerçeğe daha fazla yaklaşıyoruz. Bana göre Houdini´nin farklı bir planı vardı, aslında Ruhçuluğun gelişmesini istiyor ama sahtekarların ve istismarcıların ortadan kalkmasını amaçlıyordu. Tek bir ruhsal merkez ve amaca inanıyor ve ancak seçkin ve gizlenen bir kitlenin Ruhçuluğun sahibi olmasını istiyordu. Gerçekten de, günümüzde ruhçuların ve Ruhçuluğun kendi arasındaki bölünmeleri ve birbirlerini dışlamaları çok üzücü bir düzeye ulaşmıştır. Houdini, Ruhçuluğun dünya çapında yaygınlaşmasına ve etkili olmasına karşıydı, seçkin bir kitlenin elinde ebediyen varolmasını düşlüyordu. Bunu başaramadı ama özellikle yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan sayısız şarlatanı engellemeyi hatta yok etmeyi başardı. O dönemlerde sahte ruh celseleri düzenleniyor ve uyduruk montajlar yapılarak ruhların fotoğraflarının çekildiği iddia ediliyordu ama böyle birşey yoktu. Houdini sahnede nasıl hile yapılacağını iyi biliyor ve bunu mesleğinin doğal gereği olarak kabul ediyordu. Uzmanlığı ve üstün yeteneği ile tüm hileleri hemen anlıyordu. Ruhçuların yaptıkları tüm teknik hileleri anlayabiliyordu. Özetle bir tür temizlik yapmıştı. Houdini´nin ölümünden sonra, onunla ilişki kurmaya çalışıldı; birçok ünlü medyum işin içindeydi ama ismi hala saklanan bir medyumun dışında resmen bir ilişkinin kurulduğu açıklanmadı. İddia edilen tek ilişkiyi Houdini´nin dul eşi Bess´de onaylamıştı ama açıklamada bulunmadı çünkü Houdini´nin planının bozulacağından korkuyor ve ortaya bir sürü medyumun çıkarak Houdini´nin ruhu ile görüştüklerini iddia edecekleri endişesini taşıyordu. Ama yine de Bess´in korkuları gerçekleşti ve birçok yerde Houdini´nin göründüğü ve konuştuğu iddia edildi. Benim tanıdığım Erich Weiss, ciddi bir ruhçuydu ve ne yaptığını iyi biliyordu ama o kişilik bilinen Houdini kişiliği değildi. Bess´le evlendiğinde 17 yaşındaydı, Bess ise 19´undaydı, Houdini 52 yaşında öldüğü güne kadar beraberdiler ve eğer Houdini ölümünden sonra bir ilişki kurduysa, son sözlerinde söylediği gibi bunu ancak Bess bilebilirdi. Ve galiba da kurmuştu çünkü Bess son günlerinde huzurlu ve mutluydu, medyumları dolaşmaktan vazgeçmiş olarak, buluşmaya az kaldığını söylüyordu. Son olarak Houdini´nin en ünlü sözü akla geliyor: “Beynim beni özgür kılan anahtardır.”

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here