Şiirler Hakkında

1

Merhaba arkadaşlar bugün sizlere şiirler ve şairlik hakkındaki düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım fakat konuma geçmeden önce bir müjde vermek istiyorum. Okuyan arkadaşlar bilir daha önce ÖLMEDEN ÖNCE OKUNMASI GEREKEN 5 ŞİİR KİTABI hakkında bir liste çalışmam olmuştu. Çok yakın zamanda serimizin ikinci yazısını beğenilerinize sunacağım.

Şimdi gelelim konumuza. Şiirler kutsaldır benim gözümde. Çünkü şiirler içerir. Bir duyguyla yazılır. Kimi zaman yaşanmış bir olaydan alır hikayesini, kimi zamansa yaşanamamış olaylardan. Yani anlayacağınız her şiirin bir hikayesi vardır aslında. Aslında şiirler hikayeleri bilinince daha güzeller. Mesela Attila İlhan’ın Yanlış Yaşamak şiirini anlayabilmeniz, o tada varabilmeniz için Inge Bruckhart‘ın kim olduğunu bilmeniz gerekir. Yahut Ben Sana Mecburum şiirinden tat almak istiyorsanız, Attila İlhan’ın bu şiiri yaşadığı tutkulu bir aşktan sonra yazdığını bilmelisiniz. Ben her okuduğum şiirden sonra düşünürüm acaba şair ne anlatmak istemiş diye. Çünkü belki okuduğum bir aşk şiiri fakat bu aşkın hikayesi ne hep merak etmişimdir. Sezai Karakoç‘un Monna Rosa şiiri hikayesini öğrendikten sonra daha bir anlamlı oldu mesela. Belki de şiirdeki bu duygu olayına önem verdiğimden dolayı bence kötü bir şiir yoktur. Tabi burada şöyle bir istisna var. Eğer ki yazan kişi şiiri duygularıyla yazdıysa, yani eline kalemi alıp bir şeyler karalamak için kendini zorlamadıysa, her şey olağan akışında duyguların etkisiyle geliştiyse o şiir kötü değildir. İşte bundan dolayı bence kötü şiir yoktur. Kişilere hitap etmeyen şiir vardır. Benim anladığım ile sizin anladığınız şeyler gayet tabi farklı olabilir şiirden. Şiiri şiir yapan şey de budur bence. Kapalı anlatımla oluşturulan şiirlerin farklı kişilerce farklı yorumlanması… Kiminin o şiirlere hayran olması, kiminin de o şiirleri hiç sevmemesi…

Gelelim şiirde başka bir konuya, biçime. Ben şiirde biçime önem veren birisiyim. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Bana şiiri sevdiren şair Necip Fazıl‘dır. Ben Necip Fazıl’dan dolayı hece ölçüsünü benimsedim. Daha çok severim hece ölçüsünü. Çünkü elinde belirli bir hece sayısı vardır ve sen hissettiklerini aşkını, acını, kinini, öfkeni kısacası her şeyini bu elindeki hece saysıyla anlatmak zorundasın. Bazı şeyleri ima etmek zorundasın. Bu demek değildir ki serbest ölçü sevmiyorum. Serbest ölçü ile oluşturulmuş şiirleri de çok severim okurum da. Serbest ölçü ile yazan en sevdiğim şair Attila İlhan’dır mesela. Fakat beni bir Necip Fazıl kadar etkilemez şiirleri. Belki de bunun nedeni şiirde ahenk unsurlarını olmazsa olmaz görmemdir. Redifler, uyaklar, ses tekrarları… Bunlar genel olarak hece ölçüsü ile yazılan şiirlerde ahenk unsurlarıdır. Serbest şiirlerde ise imgelemeler çok daha ön plandadır. Ne kadar güzel imgelemeler yaparsanız genel olarak o kadar güzel olur şiirleriniz…

Son olarak şairlik ve şairler hakkında görüşlerimden bahsedeceğim sizlere. Takip edenler bilir beni şiirler yazmaya çalışırım beğenen de olur beğenmeyen de. Şair olup çıktın diyen de olur bir şeye benzememiş diyen de. Herkesin görüşünü dinlemeye çalışırım olumlu ya da olumsuz olarak. Çünkü bu geri dönüşler size bir şeyler katar. Benim için şairlik kutsal bir yerdedir. Hem bundan dolayı hem de okuduğum şairleri kendime örnek aldığımdan dolayı kendime “şair” yakıştırması yapmayı doğru bulmuyorum. Bu yakıştırmayı beni tanımadan şiirlerimi okuyan sizlere yaptırabiliyorsam eğer işte o zaman doğru yoldayım demektir. Umarım bir gün kendime örnek aldığım şairlerin seviyesine ulaşabilirim. Sevgilerle…

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here