Sıffin Savaşı ve Hakem Olayı (657)

0

Sıffin Savaşı ve Hakem Olayı (657)

Emevi ailesinden olan Şam valisi Muaviye, hem Hazreti Ali’nin halifeliğini kabul etmiyor hem de Hazreti Osman’ı şehit edenlerin cezalandırılması işini öne sürerek etrafına adam topluyordu. Muaviye, Hazreti Ali’nin Şam valisini öldürtmüş ve isyan bayrağını açmıştı. 657 baharında iki ordu Sıffin Ovasında büyük bir savaşa tutuştular. Günlerce süren savaşın sonucuna yaklaşılmış, Hazreti Ali’nin ordusu galip gelirken, Muaviye’nin askerleri mızraklarının ucuna Kur’an ayetlerini takmışlardı. Bununla Muaviye’nin askerleri “Aramızda Kur’an hakem olsun.” diyorlar ve Kur’an-ı Kerim’i kullanarak savaşta hile yapıyorlardı. Hazreti Ali hileyi anlamış, ordusunu uyarmıştı fakat Kur’an sevdalısı Müslümanlar bu işte hile olduğunu anlayamamışlardı. Muaviye’ye karşı savaşmaya gelen taraflar, Hazreti Ali’ye inanmadılar. Bunun üzerine iki taraf arasındaki anlaşmazlığın bir heyet tarafından çözülmesine karar verdiler.

Her iki taraf da birer hakem seçti. Hazreti Ali hakem olarak Ebu Musa el-Eş’ari’yi tayin etti. Muaviye ise Amr Bin As’ı tayin etti. Seçilen hakemler bir araya gelerek halife seçimi işinde toplantıya başladılar. Toplantı sırasında birçok isim öne sürüldü, hatta Amr Bin As hilafet için kendi oğlu Abdullah’ın bile adını verdi fakat kabul edilmedi. Amr Bin As çok kurnaz bir siyaset adamıydı. Arapların dahisi ünvanı ile anılmaktaydı. Ebu Musa’ya sunduğu teklifi kabul ettirdi. Teklifinde Hz. Ali ve Muaviye’nin hilafete layık olmadıklarını, ümmete zarar verdiklerini söylüyor, bu ikisinin bu işten el çektirilip, ardından yapacakları bir üst kurula yani şuraya havale edelim diyordu. Teklifi Ebu Musa kabul etmişti, karar ümmete duyurulacaktı.

Osmanlı dönemi tarihçilerinden Ahmet Cevdet Paşa, Hakem Olayı’nı Kısas-ı Enbiya ve Tevârih-i Hülafa adlı eserinde şu şekilde açıklamıştır: “Sonra her ikisi beraber meydana çıkıp onların kararını bekleyen halka Ebu Musa el-Eşari dönerek “Biz Amr-ı As ile bir fikir üzerinde birleştik. Umarım ki Allah-u Teâla nu fikrimizle ümmetin halini düzeltir.” dedi. Amr-ı As da onu tasdik etti ve Ebu Musa’ya: “Haydi buyur halka kararımızı bildir.” dedi. Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah, Ebu Musa’nın yanına gitti: “Aman ey Ebu Musa korkarım Amr seni aldatmasın bir şeye karar verdiniz ise onu ileri sür; önce o söylesin ona emniyet olunmaz.” diye nasihat etti. Ebu Musa: “Yok, biz onunla söz birliği yaptık.” diyerek ileri geçti ve halka dönerek: “Ey ahali, Amr ile beraber bu ümmetin işine baktık, en yararlı fikir üzerinde birleştik. Şöyle ki: Ali ile Muaviye’yi işlerinden alıyoruz. Halk istediğini seçecektir. İşte ben Ali’yi ve Muaviye’yi hallettim siz işinize bakınız. Halifeliğe layık gördüğünüzü seçiniz.” deyip geri çekildi. Sonra Amr-ı As onun yerine geçti: “Ey ahali Ebu Musa’nın söylediğini işittiniz, Ali’yi azletti ben de onun gibi Ali’yi azlettim ve Muaviye’yi yerinde bıraktım. Çünkü Osman’ın velisidir ve onun kanını istemektedir ve onun yerine en çok hak sahibi ve başkalarından daha layık olan budur.” deyince Ebu Musa şaşıp kaldı ve o zaman Amr’ın hilesini anladı. (s. 129, 130)

Hakem Olayı da durumu içinden çıkılmaz bir hale sokmuştu. Kufe’ye çekilen Hz. Ali, bazı bölgelerde halifeliğini ilan etti. Muaviye ise Hakem Olayı’ndan sonra halifeliğini ilan etmiş ve saltanatını güçlendirmişti. Hakem Olayı sonrasında Hz. Ali’nin ordusunda sonucu kabullenemeyenler ile meydana gelen ikilik sonucunda on binin üzerinde Müslüman ordudan ayrılıp, Hariciler adlı bir grup oluşturdular. İslâm Tarihçileri Sıffin Savaşı ve Hakem Olayı’nın ardından İslâm’ın 3’e bölündüğünü kabul ederler. Bu gruplar ise şunlardır: Şiiler (Hz. Ali’nin yanında olanlar), Emeviler (Muaviye’nin yanında olanlar) ve Hariciler (Her iki tarafı da kabul etmeyenler) dir. Günümüzde dahi İslâm’ın en büyük meselesi Sünni – Şii ihtilafıdır. Bu ihtilaf nedeni ile başta Irak, Suriye, Lübnan, Yemen, Pakistan, Afganistan, Bahreyn, Kuveyt gibi ülkelerde iç istikrar bir türlü sağlanamamaktadır. İslâm âlimleri bu konuda defalarca bir araya gelmelerine rağmen, bu ikilik ortadan kaldırılamamıştır. Birçok Müslüman ülkede farklı mezhep bağlıları birbirlerini Müslüman olarak dahi kabul etmemektedir. Bu nedenle çıkan çatışmalar, bu ülkelerde zaten kırılgan halde olan istikrarı yok etmektedir.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here