”Sevmek” mi ”Sevilmek” mi ?

0

Sevmek mi, sevilmek mi ?

Bir akşam arkadaşımın ”Sevmek mi daha güzel yoksa sevilmek mi?” sorusu ile oturup günlerce düşündüğümü hatırlıyorum. Sahi hangisi daha güzeldi? Günlerce kime sorsam bana ”sevmek” cevabını vermişlerdi. Haklıydılar da. Bu hayatta kim sevilmek istemezdi ki?

Vesselam güzel şeydi sevilmek. Bir kere değerli olduğunu hissettiriyordu insana. ”Onlarca kalbin arasında sevmek için senin kalbin seçilmişti.” Sana söyleniyordu o yüreğin en kuytu köşesinden çıkan güzel sözler, sana bakıyordu değerli bir mücevhere bakarmış gibi parıldayan o gözler. Baş tacı ediliyordun, kalbine doğru bir kalp akıyordu. Zaman zaman mutluluğun yanında gelen üzüntü bile acı ama güzel bir tat bırakıyordu kursakta. Gecelerce akıttığın gözyaşların bir ”seviyorum” lafı ile kelebek olarak karışıyordu gökyüzünün laciverdine.  Bunun yanı sıra kimse karşılıksız aşk istemezdi. Belki de bu yüzden çoğu kişi sevmekten önce sevilmeyi tercih ediyordu. Ah ne güzel şeydi karşılıklı sevgi, saygı. İnsanı sevilmekten daha çok mutlu eden bir şey var mıydı? Kaldı ki bu sevginin bir insandan gelmesine gerek bile yoktu. Usulca yanına sokulan bir hayvan bile verebilirdi bu mutluluğu. Çünkü o hayvan onca insanın arasında sana gelerek sığınıştı sinene. Belki de tüm olay buradaydı…

”Seçilmek, tercih edilmek.

Bazı insanlar hissettiği sevgiye son umudu gibi dört elle, tüm yüreği ile sarılırken kimisi burun kıvırırdı. Veremezdi o sevginin hakkını, ya da göremezdi karşısındaki insanın çektiği acıları. Küçük görürdü o kalbi, hep daha fazlasını koparıp almak isterdi. Gördüğüm kadarıyla anladım ki  sevmeyi öğrenememiş bir kalbin vereceği tek şey acı oluyordu.  İşte ben bu yüzden sevilmekten önce sevmek isterdim. Sevilerek bir insana acı vermektense önce severek acı çekmeyi tercih ederdim.

İnsan en çok neye üzülürse, neye ”ahı” kalırsa başka birine o acıyı yaşatmaktan ölesiye korkar.

Acı çekmiş her ruh büyümeye mahkumdur. İşte tam da bu yüzden insan sevilmeden önce büyümeli. Çektiği acılar ile kalbini yoğurup şekil vermeli. O zaman ona verilen sevginin kıymetini daha iyi anlayabilir. İnsan acı çekmekten korkar, oysa bilmez o acının öğretebileceklerini. İçindeki mutsuzluğa öyle bir bağlanır ki göremez o acının getirebileceği mutlulukları.

Bana göre sevmeyi bilmeyen bir insan yıldızsın bir geceye, güneşsiz bir gündüze benzer. Oysa gökyüzünün laciverdine yıldız, mavisine güneş nede yakışır. İşte insana da sevmek o kadar yakışır. Çünkü sevgi merhamet isteyen bir kavramdır. İnsan sevdiğine merhamet gösterir. Merhametsiz bir insanın ”seviyorum” demesi ne kadar inandırıcı olabilir ki? Seviyorum der fakat merhamet göstermeden yakıp, yıkar. Aşağılar, hakaret eder hatta ve hatta şiddet gösterir.

İnsan önce merhametle sevmeyi öğrenmeli.

Mesela sokakta öylece duran bir kedinin başını merhametle okşayarak başlayın sevmeye. Yada bir ağaç dalına tünemiş kuşa merhametle bakarak öğrenin sevmeyi. Hiç olmadı ayağınızın ucunda ilerleyen karıncayı ezmek yerine ona merhamet gösterip yanından geçerek öğrenin sevmeyi. Sokakta gecenin bir vakti havlayan köpeğe küfür etmek yerine önüne bir kap yemek koymayı deneyerek öğrenin sevmeyi. Yunus Emre’nin çok hoşuma giden bir sözü vardır. ”Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü.” Çoğumuz ”elhamdülillah müslümanız” demeyi biliyoruz ya, işte ”onu da Allah yarattı” diyerek sevmeye çalışın.

Lafın kısası dostlarım önce sevmek gerekir. Acı çekerek sev ki sevilmenin nasıl değerli bir şey olduğunu bil. Öyle kıytırık iki günlük bir acı olmasın ama bu. Günlerce belki de aylarca seni düşündüren bir acı olsun. Sevilmemeyi iliklerine kadar hissettiren bir acı olsun. Seni değersiz hissettirsin, seni sende geçirten bir acı. Önce sevmeyi öğrenin ki size sunulan sevginin yüceliğini bilin.

Sevgisizliği iliklerine kadar hisseden bir ruh, gösterilen en ufak merhamet kırıntısını bile alır başına taç eder. 

Fatmanur Dereköylü

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here