Sevgililer Günü ! Ne Hediye Alacağım ?

0

Günümüzde bilgiye ulaşmanın kolaylığını sağlayan internetle, merak ettiğimiz her şeyin açıklamasına kolayca ulaşıyoruz. Geçen yıllardan bu yana da sevgililer gününün tarihi anlatıla anlatıla bitirilemedi. Artık bilmeyenimiz kalmamıştır bizim kültürümüze ait olmadığını. Ancak ben yine de kısaca değinmek isterim.

Sevgililer Günü’nün tarihçesi 3. yüzyılda Aziz Valentine’nin gizlice kıydığı nikahlara dayanıyor. Roma İmparatoru Claudius II, ordusunu güçlendirmek için genç erkeklerin evlenmesini yasaklamıştır. Rivayete göre bu yasağa karşı gelen Aziz Valentine, gizli nikahlar düzenleyerek gençleri evlendirmeye devam etmiştir. İhanetin karşılığını canıyla ödeyen Aziz Valentine M.S. 270 yılında 14 Şubat’ta idam edilmiştir. Bu nedenle her yıl 14 Şubat’ta Sevgililer Günü kutlanmaktadır.

Aslında tarihi çok eski olan bu özel günün kutlanışı ülkemizde çok eskilere dayanmıyor. Benzetecek olursak yılbaşı kutlar gibi. Biz yeni bir yıla girmenin sevincini yaşarken Hristiyanların kutsal günlerindeki kutlamalarının gelenekleriyle hareket ediyoruz. Bu da öyle bir şey. Alış-veriş sektörünü canlı tutmak için, hediye almaya mecbur tutulmuş bir gün ve bunun için Hristiyan gelenekleri kullanılıyor..
Hediyeleşmekte bir sorun yok , hele ki, sevdiklerimize duyduğumuz sevgiyi ifade eden hiç bir şeyin kimseye zararı olamaz. Ancak burada bir yanlış yok mu?
Bizler Müslüman olarak hediyeleşmenin sünnet olduğunu bilirken neden illa bizimle hiç ilgisi olmayan bir günde zoraki tavırlar içinde hediye alıyoruz?

Sevgili kimdir ? Sana en kıymetli olan şeydir. Oğlun, eşin, annen, köpeğin, kedin, sevdiğin ne varsa sana sevgilidir. Sevgili olan her şey, yılda bir defa değil her an sevgi ifadesini hak eder.

Şimdi aranızda “Offf bir hediye alacağız şunu bağladığınız konulara bakın“ diyenler çıkabilir.
Benim de onlara cevabım: Toplum olarak hediyeleşmeyi seven bir toplumuz bunun için belli kriterlere ve bizden olmayan geleneklere ihtiyacımız yok.
Ben özel günlere önem veren biriyim ama anlamı özel olmalı. Tanıştığın, evlendiğin, doğduğun, öldüğün, ayrıldığın veya hiç unutamadığın bir an gibi. Bana göre 14 Şubat herkesin sevgili günü ilan etmesiyle zaten özelliğini kaybediyor. Sadece tüketime hizmet ediyor.

Önce şunu anlamak lazım. Hediye vermenin de almanın da bir adabı olmalı. İsmine ÖDÜNÇ dediğiniz şeyler ne hediyedir ne başka bir şey !

Bu yıl sevgililer gününde saat hediye ettiğin eşinden gelecek yıl altın bilezik gelmezse vay eşinin haline 🙂

Hediyenin tarihi taa insanlığın ilk zamanlarına dayanıyor, yine aynı amaçtan doğan hediyeleşmek, bu güne kadar her toplumda süregelmiş. Amaç; sosyalleşmek. Gönül bağlarında muhabbete ermek, sevgi gösterisi veya tebrik etmek…
Özel günlerde hediye vermek çok güzel hatta özel güne bile gerek duymadan vermek daha güzel .. Ama beklemek ?
Bekleyince işin güzelliği kayboluyor. Aslında hayat böyle bir şey. Ne kadar az beklentin olursa o kadar mutlu olursun…

Yazının başlığını görünce belki de hediye seçimi için yardım alabileceğin bir yazı olduğunu düşünerek okumaya başladın, sonra da bana kızmış olabilirsin. Kızma ! Sevdiklerinin değerini anlamsız günlerle sınırlama sadece.

14 Şubat’ta dargın olabilirsin, paran olmayabilir, uzakta olabilirsin… Bu nedenle içinden geçenleri gerçekleştiremediğin için seni suçlamayacak biriyle berabersen, bırak 14 Şubat’mış, yılbaşıymış, ay başıymış…

Her gün kavgalar edip senenin özel günlerinde yapmacık yapmacık hareketlerle bir gün geçiriyorsan, bunu fark ettiren 14 Şubat’a bir teşekkür et daha iyi ! Belki de hatırlaman için 14 Şubat sana hediyedir..

“Yok arkadaş ben sevdiklerime bu gün illa bir hediye vereceğim” diyorsan eğer, sana da bir iki sözüm var.

Hediyeye değerine göre kıymet verenler pek çok kişinin nazarında değersizdir biliyoruz, vermiş olmak için de özensiz seçilmiş bir şey de verme..

Bana göre; hediye özel olmalıdır . Mümkünse kişiye özel. Hele içinde emek varsa hediyelerin en güzelidir.
Yine bana göre; emeğin en güzeli ise düşünmektir. Onun için kafa yormaktır. Karşı tarafın bunu küçümsemeden kabul edeceğinden emin olmak ise en büyük rahatlıktır.

Hediye vermek almaktan daha güzeldir. Hele vereceğin kişiyi o anda izleyebilirsen dünyanın en güzel duygularından birisidir.
Özenle düşünülmüş bir hediye verilen kişiyi mutluluktan ağlatabilir belki. Kimi pahalı, kimi çok pahalı ama hep değeri parasını akla getiren cinsten hediyelerden kaçınmak lazım.

Peygamber Efendimiz ( s.a.s ) hediyenin maddi değerinin düşük olmasını, böylelikle karşı tarafa minnet duygusunu uyandırmamayı buyurmuştur.

Giderek maddesel düşünce bütün hayatımızı kapladı. Artık samanlıklar seyran olmuyor herkes saraylar istiyor. Muhabbet için şömine arıyoruz alevler gözlerde olsun, ısıtsın demiyoruz.

 

Bir filmde görmüştüm, adam sevdiği kadına bir kavanoz hediye etti. İçinde açılabilen kapsüllerden haplar vardı ve onların içinde de minik notlar. Şimdilerde çok alışılmış bir şey oldu ama o zamanlar gerçekten etkileyiciydi. 365 tane hap ! Her gün için bir tanesini açıp okumak, sevdiği adamın duygularını anlamak. İçimden “ Hey Allah’ım ! Bunları yazanlar da insan ama etrafta oynayan kimse yok :)“ diye geçirmeden edemedim
Bana göre bir Ferrari’den daha güzel.

 

İnsan bir şeyi kalpten istemeye görsün, neler düşünür neler…

Hediyeleşin! Sevdiklerinize kıymet verdiğinin nişanesi olsun. Ama her yazımda vurguladığım gibi sınırlandırma! Her gün, her dakika sevgini sunmak için bir rahibin ölüm gününü beklemeye gerek yok.
Şimdi sen karar ver. Herkesle birlikte olan bir gün mü, yoksa senin kattığın özelliklerle dolu her gün mü ?
Karar senin efendim ….

Özge Güneş

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here