Şeriat: ALLAH’ın Adaleti

4

Şeriat Nedir ? 

Şeriat kelimesinin tam anlamı izlenmesi gereken doğru yol anlamına gelir.

İslam şeriatı 4 kaynaktan beslenir.

İlk kaynak yüce Kur-an’dır. Kur-an ALLAH (c.c) en son vahyidir. En son peygamber olan peygamber efendimiz (s.a.v) ‘e gönderilmiştir. Kur-an ALLAH’ın kelamıdır. Kur-an ALLAH’tan peygamber efendimize Cebrail (a.s) vesilesiyle 1400 yıl önce aktarılmıştır. 23 yılda tamamlanmıştır. Kur-an da 114 süre ve 6 binden fazla ayet vardır ve Arapça olarak indirilmiştir.

 


İkinci kaynak ise sünnettir. Sünnet peygamber efendimizin yoludur veya yaptıkları anlamına gelir. Peygamber efendimizin söylediklerine önem verilir daha sonra ise yaptıklarına hal ve hareketlerine. ALLAH kur-an da bir çok defa belirtmiştir. ALLAH’a itaat edin, peygambere itaat edin. Peygambere itaat edin demek sünnete itaat edin demektir. Peygamber efendimiz buyurmuştur ki; İlk önce Kur-an’a bakın daha sonra yaptığım davranışlarıma, peygamber efendimizin hayatını daha da detaylı bilgi edinmek istiyorsanız onu en iyi anlayan insanlar yani sahabelerin hayatlarına bakmalısınız. Onunla birlikte yaşamış ve onu görmüş kimseler ve onun yolunda ölmüş kimseler.

 


 

Üçüncü kaynak ise İcma’dır. İcma: Sahabelerin bir mesele konusunda aynı hükmü vermeleri, aynı hükümde birleşmeleridir. Kur-an da bir mesele hakkında bilgi veya görüş bulamadınız. O zaman peygamber efendimizin hayatına ve sünnetlerine bakınız ve eğer cevaplarını orada bulamazsanız o zaman da 3. kaynak olan icmaya bakarsınız.


Dördüncü kaynak ise kıyastır. Kıyas ise belli bir konuyu Kur-an da sünnetlerde ve icmalarda cevabını bulamadığımız taktirde mantığımızı kullanarak sorunun cevabını buralarda benzetmeler yaparak aramaktır. Eğer direk bir cevap yoksa bu şekilde benzetmeler yaparak cevap aranmalıdır.

 

Temel olarak şeriatta 4 temel kaynak vardır.

İslam şeriatı tamamlanmış bir hayat biçimidir. İnsana hayatını nasıl yaşaması gerektiğini, tam anlamıyla yol gösterir ancak medyada şeriatın barbarca olduğunu ve sıklıkla dillendirildiğini görürüz.

Şeriata yönlendirilen temel temel iddialar genelde iki yönüne sıklıkla değinir. Bunlardan biri İslam’da cezalandırmalar. Bir posterde veya bir kitabın ön kapağında bir adamın kırbaçlandığı görülür. İkinci konu ise kadınlar. Onların zapt edilmeleri, kadınların hicap giymesi. Bu ikisini ana faktör olarak görüp şeriatı barbarca bulurlar.

Şeriatta İslamın 3. şartı olan zekat vermenin yeri ayrıdır. Bir kimsenin 85 gram altından fazla birikimi arsa bu miktarın %2.5 ini her yıl paylaşmak zorundadır. Eğer tüm zenginler bu durumu yerine getirse dünyada tek bir aç insan kalmazdı.

Rabbimiz Haşr süresinin 7. ayetinde belirtmiştir ki; Zekat sayesinde varlıkların sadece zenginler arasında bir döngü olması engellenmiştir. Bu yüzden zekat İslam şeriatın bir parçası olup farzdır.

Eğer biri hırsızlık yaparsa Rabbimiz Kur-an da demiştir ki; ALLAH (c.c.) cezası olarak o kimsenin elini kesin. Bir çok insan diyor ki böyle modern bir zaman da birisinin elini kesmek İslam’ın barbar bir din olduğunu vurguluyor. Acımasız bir karar ve bu kanunların uygulandığı Suudi Arabistan’a gidilirse her karşılaştıkları iki kişiden birinin elinin kesilmiş halde bulacaklarını sanıyorlar. İnanın bana Suudi Arabistan’a bir çok kere gittim ve bir kere olsun eli kesilmiş birine rastlamadım. Eli kesilmiş kişiler olabilir ama birisine bile denk gelmedim. Kanun o kadar sert ki bir insan suç işlemeden önce on defa düşünür ve bugün  Amerika dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olmasına rağmen dünyada ki en yüksek hırsızlık oranlarına sahiptir. Size basit bir soru soruyorum. Eğer İslam şeriatını Amerika’ya uygularsanız yani bir kimsenin 85 gramdan fazla altını olup bunun %2.5 ini her yıl düzenli olarak bağışlar ve hırsızlık yapanların elleri kesilirse sizce bu ülkedeki suç oranı ne olur?

Yükselir mi azalır mı veya aynı mı kalır ?

Azalır pratik bir yasa.

Bundan dolayı ben de diyorum ki İslam şeriatı mükemmeldir. Kanunlar sırf laf olsun diye değil sonuç elde etmeye yöneliktir. Sonra şunu diyorlar Amerika da binlerce hırsızlık yapan insan var, hepsinin elimi kesilecek?

Bunu bir kaç kişiye uyguladığınız andan itibaren geriye kalan tüm hırsızlıklar durur. Çünkü birileri tutuklandıkları an hafif bir ceza veya rüşvete bu işten sıyrılamayacaklar. Ancak bir ceza ağırlaştırılır ise bir insan hırsızlık yapmadan önce on defa düşünür hale gelecektir. Ve oranlar ciddi bir şekilde düşüşe geçecektir.

İnsanlar daha sonra İslam şeriatının bir bütün olduğunu farkına varıyorlar. Mükemmel olduğunu kabul ederler. Fakir bir adam aç olduğu için ekmek çalması elinin kesileceği anlamına gelmez. Aç bir adam ekmek çalarsa o İslam devleti bu kişiyi gıda sağlamakla sorumludur.

Neden yiyecek için hırsızlık yaptı ?

Bu ümmetin vazifesidir. Komşularının aç kalmadığını bilmek onların görevidir. Bu cezanın kuralları ve yönetmelikleri vardır. Eğer büyük miktarda ise uygulanır. Açlık için hırsızlık yapmak, bir İslam devletinde yaşanmaz. Bundan dolayı dünyadaki en az hırsızlık oranları Suudi Arabistan’da dır.

Yaygın olarak tartışılan bir diğer konu ise İslam’da kadın haklarıdır. İslam düşmanları kadınların boyun eğdirildiğinden bahsediyorlar. Haklara sahip değiller, eşitlik yok. İslam’da erkekler ve kadınlar eşittir. Eşitlik ve özdeşlik aynı anlama gelmemektedir. Eşitlikler ama özdeş değiller. Rabbimiz erkekleri ve kadınları biyolojik, fizyolojik, ve psikolojik olarak farklı yaratmıştır. Bu biyolojik, fizyolojik ve psikolojik farklılıklardan dolayı Rabbimiz kadınlara ve erkeklere farklı roller vermiştir. Bir çok yönden analiz ederseniz erkekler ve kadınlar eşittir. Bazı yönlerden bayanlar  avantajlıdır ve farklı yönlerden erkekler avantajlıdır. Ama genel olarak eşitler. Bir örnek vermek gerekirse:

Bir sınavda öğrenci a ve b 100 üzerinden 80 alıyorlar ikisi de birinci oluyor. Eğer soruların cevaplarını analiz edersek her sorunun değeri 10 puandır. Birinci sorunun cevabında a öğrenci 10 üzerinden 9 alır ve b öğrencisi 10 üzerinden 7 alır. Böylelikle ilk soruda a öğrencisi avantajlı durumdadır. İkinci sorunun cevabında ise b öğrencisi 10 üzerinden 9 alır a öğrencisi ise 10 üzerinden 7 alır. Bundan dolayıda b öğrencisi ikinci soruda avantajlı olmuştur. Geri kalan 8 soruda ikisi de aynı puanları almıştır. Hepsini eklerseniz, ikisi de 100 üzerinden 80 almış olur. Toplamda eşitler. Ancak birinci soruda a öğrencisi avantajlı durumdadır. ve ikinci soruda ise b öğrencisi avantajlıdır.

Aynı şekilde İslamda erkekler ve kadınlar genel olarak eşitler. Bazı konularda kadınlar avantajlı farklı konularda ise erkekler avantajlıdır.

Örnek olarak Sahihi Buhari’nin adap kitabından bahsedilmiştir.

Biri efendimiz(s.a.v) e gidip sormuştur. Bu dünyada en çok sevgiyi kim hak ediyor?

”Annen” diye cevap verdi peygamber efendimiz (s.a.v)

”Ondan sonra kim ?” diye sordum adam..

Peygamber efendimiz (s.a.v.) tekrarlayarak ”annen” dedi.

Tekrar sordu adam yine aynı cevabı aldı.

Adam bir kez daha sorunca;

Peygamber efendimiz (s.a.v) ”baban” diye cevap verdi.

Buda demektir ki çocukların sevgilerinin sevgilerinin %75 i yani 4’te 3 ü annelerine gitmektedir. %25 i 4’te 1 i ise babaya gitmektedir. Kısaca anne altın, gümüş ve bronz madalyayı alır. Baba ise katılım madalyası ile tatmin olmak zorundadır. Bu yönden analiz ederseniz kadınların avantajları var. Doğal çünkü bizleri rahimlerinde 9 ay boyunca taşıdılar. Ve peygamber efendimiz(s.a.v) demiştir ki: Onlara altın dolusu bir dağ verseniz bile çektikleri acılara ve sorunlara denk bile olamaz. Bundan dolayı konu çocuklara refakat e gelince anneler avantajlı durumdalar. Başka bir örnek verelim. Düşünün ki eve bir hırsız girdi. Eşimle aynı konumdayım, o gitsin hırsızla mücadele etsin diye düşünmem. Rabbimiz Nisa süresinin 34. ayetinin 4. satırında belirtmiştir ki erkeklere daha fazla kuvvet gücü vermiştir.

Doğal olarak Rabbimiz bize bu kuvveti verdiğinden dolayı onları koruyup bizlerin görevidir. Kuvvet olarak bizler avantajlıyız. Bir çok yönden kadınlar ve erkekler aynıdır. İslam şeriatının barbar olması ve kadınların yeri hakkındaki iddialara yönelik kısa bir cevaptır. Bahsettiğim gibi bir çok din temel olarak güzel şeylerden bahseder. Ancak İslam güzel konuşmanın yanında bu güzellikleri başarabilmeniz için sizlere bir yol gösteriyor.

İnsanlar kanunları reddediyor ve bir sürü fikirler ortaya çıkıyor ve genel olarak reddetmelerinde öne sürdükleri, kadınların hicap’tan dolayı boyun eğmiş olmaları ve İslam hicabının modern olmayışı. Modern olmamasının yanı sıra kadınları boyun eğdirildikleri öne sürülüyor. Eğer günümüzde global olarak etrafımıza bakarsak modernlik seviyesi bireyselden bireysele, toplumdan topluma göre değişmektedir. Örnek olarak bazı Arap ülkelerinde kadınlara bakmak bile modern dışı kabul edilir. Hindistan da ise bir kadına bakabilir, konuşabilirsiniz ama dokunamazsınız. Modern dışı kabul edilir. Bundan dolayı Hint selamlaşmaları avuç içlerinin birleştirilmesiyle yapılır. Hindistan da bir kadına dokunmadığınız taktirde modern kabul edilir.

Bazı batı ülkelerine giderseniz kadın ve erkeklerin el sıkışması modern kabul edilir. El sıkışabilirsiniz bir sorun yok. Hatta bir bayan veya bir erkek elini uzatırsa ve karşı taraf tutmazsa onları eğitimsiz olarak görürler veya kültürsüz. Bundan dolayı orada el sıkışmak moderndir. Bazı batı ülkelerinde bir erkek bir bayanı bile öpebilir, yanaktan veya dudaktan fark etmiyor. Modern olarak kabul ediliyor. Bazı batı ülkelerin bir kadınla bir erkek rızaları olduğu taktirde istediklerini yapabilirler. Modern  olarak kabul edilir. Bundan dolayı modern seviyesi, anlayışı sürekli olarak değişmektedir.

Eeee o zaman biz insanlar hangisinin en iyisi ve modern olduğunu belirleyeceğiz ?

Örnek olarak Amerikaya veya batı ülkelerine giderseniz bir bayanın mini etek veya şort giymesi modern olarak görülür. Yalnız aynı bayan doğu ülkelerinde bu giyim tarzını sergiler ise modern dışı olacaktır. Doğu ve İslam ülkelerinden kapalı, tesettürlü bir kadın batı ülkelerine giderse oradakiler de ona modern dışı ve kültürsüz diyeceklerdir.

Yanlış mı doğru mu ?

DOĞRU dediğinizi duyar gibiyim. O halde kimin modern olup olmadığına karar verecek kimdir ?

En iyi kararı verecek yaratıcımız olan ALLAH(c.c)’tır.

Şeriatta kuralların uygulanması öyle kolay değildir. Şeriatı istemememizin en büyük nedenlerden birinin bilgisizlik olduğunu düşünüyorum. Hırsızlık yapınca ellerin kesilmesi, zina yapınca recm edilmesi, bir başkasının iffetini kirletmenin cezasının ölüm olması, bizleri korkutuyor. Yalnız gereksiz bir korkudan ibarettir tüm bunlar. Bahsedilen bu cezaların uygulanması çok meşakkatlidir. Birini öldürmek öyle kolay kolay verilecek bir karar değildir. İspatlarının, delillerinin açık bir şekil de orta da olması gerekmektedir.

Hırsızın elinin kesilmesi için

Çalınan mal Hanefi mezhebine göre en az on dirhem değerinde olmalıdır. On dirhemden az değeri olan malların çalınması durumunda el kesme cezası uygulanmaz. 

İki adil şahit hırsızlığı gördüğüne dair şahitlikte bulunmalıdır.

Hâkim hırsızın suçlu olduğuna kesin olarak kanaat etmelidir. Şüphenin varlığı halinde el kesme cezası uygulanmaz.

Zina için recmin uygulanması:

Zina eden kişi bekar ise cezası yüz sopa, evli ise cezası recmdir ancak bu cezaların uygulanması için gerekli şartlar vardır ve bu sebeple bu cezaların uygulanması kolay değildir. Bu  şartlar sebebiyle İslam tarihinde yüz sopa ve recm cezası çok fazla uygulanmamıştır.

“Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanan (insan) lar iseniz Allah’ın dini (ni uygulama hususu)nda sizi, onlara karşı acıma  duygusu tut (up engelle) mesin. Mü’minlerden bir grup da onlara yapılan, uygulanan cezaya şahid olsun.” (Nûr. 24/2).

Kısas

Kısas Cezası: Adam öldürenin ceza olarak öldürülmesi veya birisini kasten yaralayan kişinin aynı şekilde yaralanmasıdır. Kısas cezası Kur’an ayeti ile sabittir.

“Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.” 17/33

Cinayet kasten işlenmelidir. İstemeden, yanlışlıkla yapılan öldürmelerde kısas uygulanmaz

Öldürülenin velisi katili affederse kısas cezası uygulanmaz. Velilerin bazısı katili affeder, bazısı da affetmezse kısas cezası uygulanmaz.

Evet şeriat konusunu anlatmaya karar verdiğimde gerçekten çok heyecanlanmıştım. Çünkü bir çok insanın eksik ve yanlış bildiği bilgileri düzeltmeye ve insanları aslında barbarca olmayan bu hukuk kurallarına bakış açılarını değiştirmeye karar verdim.

ALLAH ın yarattığı hiç bir düzen de hata yoktur. Gece gündüzü takip eder, bütün gezegenler bir nizam için de hareket eder, toprağa atılan tohum uygun şartlar sağlandığı zaman çatlayıp insana hizmet için çalışır.  Hayvanlar hakeza aynı şekilde insanlar için çalışır. Sizler hiç yaprağı toprağın altında kökleri yer yüzünde olan bir ağaç gördünüz mü ? Hayır göremezsiniz, çünkü ALLAH’ın yarattığı muazzam bir düzen vardır. Kur-an da sürekli açıkçası akıl sahipleri için inanmak için bir çok şey inanmak için sebeptir der.

Muhakkak inanmak isteyen için bir çok şey sebeptir. Görmek istemek yeterlidir.

İletişimin ne zaman başladığını biliyor muydunuz ? İki insanın tartışıyor muhabbet ediyor olduğu iletişim kuruyor olduklarını göstermez, iki taraftan birinin kendi kendine ”Acaba karşı taraf haklı olabilir mi ?” sorusunu sormasından sonra başlar.

Eğer bu yazıyı buraya kadar okuduysan umuyorum ki kendi kendine ”acaba haklı olabilir mi ?” sorusunu sormuşsundur. Benimle aynı fikirde olanları unuttum sanmayın onlar büyük ihtimal şeriatı gereksiz ve barbarca bulan kişilere okutuyordurlar bu yazıyı.

“Allah ve Rasûlüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları, yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi ya da

yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu dünyada onlar için bir zillettir. Âhirette ise, onlar için büyük bir azap vardır. Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tövbe

edenler olursa, bilin ki, Allah, “Gafûr’dur, Rahîmdir” çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.”

Unutmayın her din dünya hayatında sizlere yapılması ve yapılmaması gerekenleri söyler, ama İslam dini sizlere yapılması ve yapılmaması gerekenler için yol gösterir yardımcı olur. 1600 yıl önce okuma ve yazma bile bilmeyen bir adamın, çıkıp da böyle muazzam bir hukuk kuralını kendi kendine oluşturması mümkün değildir. Şüphesiz bu hukuk kuralının yaratıcısı yarattığı insanı en iyi bilen ALLAH tan başkası değildir. Vahiy yoluyla peygamber efendimize bildirildi onun vasıtasıyla da bizlere.

O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (Nahl suresi 90. ayet)

Düşünüp tutasınız..

Muhammed Turan

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
tarihnedio.com'da yazar ve araştırmacı
Muhammed Turan

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

4 YORUMLAR

  1. Şeriaat değil ki mesele vicdandır
    Ne demiş peygamber efendimiz (s.a.v )
    Cennet annelerin ayakları altındadır

    Annem. Vefat ettiği gün hastane odasına girdim bayıldım ,ayıldım , surundum ama kalktım annemin her tarafını öpüp kokladm ayağının altını öptüm elini öpüp alnıma koydum ve çıktım…
    Emeğine sağlık uyukusuz kaldığın gecelerine sağlık

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here