Serenay Sarıkaya Aslında Kim?

0
22
Serenay Sarıkaya Aslında Kim?

(d. 1 Temmuz 1991, Ankara), Türk oyuncu ve model. 15 yaşındayken katıldığı bir güzellik yarışmasında jüri özel ödülünü aldı. Bir çok dizi ve film projesinde yer aldı. Fakat bizim onu tanımamız Adanalı dizisinde hayat verdiği Sofia Dikkaya ile oldu Adanalıda 17 yaşında olmasına rağmen rolünü hakkıyla yerine getirdi 2010 yılında Miss Turkey’e katıldı 2.oldu 2010 yılında Lale Devri adlı dizide Sofia karakterinin zıttında kötü bir karakteri canlandırdı oyunculuk kariyeri için ciddi bir riskti ama o yine de  şaşırtmadı ve canlandırdığı yeşim karakterinin fenomen bir kitlesi oluştu bu da oyunculuktaki ününe ün kattı ve daha çok kitlelere ulaşmasını ve tanınmasını sağladı fakat kötü karakteri canlandırma sebebiyle hayranları kadar sevmeyenleri de oldu. 2013 yılında Medcezir dizisinde Mira karakterine hayat verdi daha dizi başlamadan sevmeyenleri tarafından iyi bir karakteri canlandıramayacağı öne sürüldü bu karakter için uygun olmadığı söylenildi Fakat Serenay yine bütün tabuları yıkarak bize oyunculuğunu bir kez daha kanıtladı. Medcezir dizisi onun kariyerinin dönüm noktası oldu. Büyük kitlelere ulaştı ve 22 yaşında artık oyunculukta profesyonel olduğunu kanıtladı Medcezir’den sonra risk olarak adlandırılan dijital platformda bir projede yer almak istedi.

 

Bir röportajda kendisine şu soru sorulmuş:

Büyük başarı yakalayan “Medcezir” dizisinden sonra bir sinema filminde rol aldınız. Ve verdiğiniz aranın ardından televizyon yerine dijital platforma iş yapmayı tercih ettiniz. Bu durum ilk etapta riskli gelmedi mi?

İş seçerken şimdiye kadar hep yüreğimi dinlemeye çalıştım. Kendime sorduğum soru da hep “Bu senaryo, bu karakter beni heyecanlandırıyor mu?” oldu. Hiç bilmediğim bir dalda böylesine bir yetkinlik kazanacak olmak, hem ruhen hem bedenen beni disipline etti ve çok heyecanlandırdı. Bugüne kadar oyunculuğumu ve beni en çok motive eden nokta da budur; her seferinde yeni bir ben keşfedebilmek, sınırlarımı görmek. Ben bu kadar derinden heyecanlanıp, hissettiysem karakteri, bu duygular seyirciye de mutlaka geçecektir diye düşündüm. Tabii ki hepimizin korkuları vardır ama bir şeyleri değiştirmek istiyorsan cesur olmak zorundasın.

Seranay Sarıkaya’nın verdiği cevapta en dikkatimi çeken kısmı şu: Cesur olmak zorundasın işte bugün belki de Serenay Sarıkaya’yı Serenay Sarıkaya yapan nokta cesur olmasıdır kim bilir.

 

Gerçekten de Duru karakteri o kadar gerçek ve samimi aktarılıyor  ki izlerken karşımda Serenay Sarıkaya değilde Duru Durulay gibi yeni bir karakter varmış gibi hissediyorum. Gerçekten Serenay heyecanını çok iyi hissetmen bize fazlasıyla geçti ve fazlasıyla etkileyeci bir karakteri gözler önüne serdin bu yüzden bugün Duru karakteri bir kesim tarafından bazen sevilip bazen de onu anlayan onun kırılgan yanlarını görebilecek bir boyuttayken bir kesim tarafından nefret edilen biri oldu. Aldığı sayısız ödülle kadın oyuncu alanında ne kadar eşsiz olduğunu ve bir Serenay Sarıkaya farkı ve markası olduğunu bize kanıtladı.

 

 

Serenay Sarıkaya Miss Turkey ile güzelliğini kanıtladı Fi projesiyle de oyunculuğunu kanıtladı.

Fi dizisindeki canlandırdığı karakter bir dansçı olduğu için onu sadece oynamak için oynamak istemediği için o karakteri yaşayıp yaşatmak için tam üç ay Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Tuğçe Hoca’dan özel dans dersi aldı. çocukken görsellikle alakalı işler yapmak istiyormuş ve kafasında yurtdışı planları varmış En büyük korkusu zihninde kaybolmakmış. Sporla arası her zaman çok iyiydi. Okul zamanı voleybol ve basketbolla ilgilenmiştir Bir dönem tenis oynamıştır Oyunculuğa başlamadan önce Latin danslarıyla ilgilenmiştir Fit vücudunu haftada en az üç kez spor yapmasına borçlu. Bir röportajında özellikle müzik dinleyerek yazarken kendini çok özgür hissettiğini söylemiş Sosyoloji okumayı çok istiyordu Bu yüzden yoğun set temposuna rağmen özel ders alarak üniversite sınavına hazırlandı Sınava girememesinin nedenin uykuda kalması yüzünden olduğu iddia edildi. Fakat o attığı tweet ile bu haberi yalandı.

 

Bir röportajında Evrenle aran iyi galiba ? sorusuna:

İstediğim bir şeyi o deftere sayfalarca yazıyorum “Limon Ağacı” dizisi yeni bitmişti. O diziden sonra uzun süre bir işim olmadı. Beş-altı ay İstanbul’da belirsiz bir dönem geçirdim. İşte tam da o zaman bu defteri tutmaya başladım. Çok istediğim şeyleri yazdığım bir defter bu film projesini yazmıştım. Mesela “Lale Devri”nde oynarken Ay Yapım’ın işlerinde yer almayı çok istiyordum. Ay Yapım’ı da deftere yazmıştım “Çok istiyorum” diye. Ondan önce ise Mavi kampanyasıyla ilgili çok şey yazdım. Öyle ki ertesi gün menajerim Ayşe Barım’ı arayıp, “Ya Ayşe, bir jean markasıyla ben çok yakışmaz mıyız? Böyle bir şey neden yapamıyoruz? Çok istiyorum” demiştim. Benim heyecanıma karşılık, “Peki canım” demişti. Ama gerçekten de iki gün sonra Mavi’den bize telefon geldi. Ayşe bile inanamadı! “Resmen çağırdın Mavi’yi” diye. Böylece hayatıma Mavi girdi.

 

 

Peki bu defterine aşkla ilgili bir şey yazdın mı sorusuna ise şöyle cevap vermiştir:

Bu defterim biraz gelecek biraz kariyer odaklı diyor ve arkadaşlarının kendisini istek için aradığını arkadaşlarının senin duaların tutar bizim için dua et dediğini söylüyor.

Çok erken yaşta bu sektöre atılmasının, annesiyle babasının o küçükken boşanması ilk parasını kazandığında 15 yaşında olması annesiyle yaşarken olabildiğince evin yükünü göğüslemesi onu olgunlaştırdığını söylüyor Bu yaşadıklarını çarpa çarpa düzelmek ve çabuk büyümek zorunda olmak olarak tanımlıyor Fakat yaşadıklarından asla mutsuz olmadığını yaşamak istediği her şeyi yaşadığını çok gezdiğini, eğlendiğini, gençliğini de yaşadığını Bunların toplamının bugünkü onu yarattığını kendisiyle mutlu ve barışık olduğunu söylüyor.

 

 Günü birlik Paris’e gider misin ? sorusuna karşılık şu cevabı vermiştir:

Genç bir oyuncu olarak insanlardan beslenmem, onları sürekli gözlemlemem çok önemli. Olabildiğince keşfetmeyi çok seviyorum. Vaktim varsa hiç üşenmem, Paris’te gün boyu bir kafede yazıp çizer ve sonra ülkeye geri dönerim.

Totem defteri dışında bir günlük bir de şiir defteri varmış Kendisini bazen çok dolmuş hissediyormuş. Bu yüzden enerjiyi bir yere aktarması gerekiyor. Yazmak onu çok rahatlatıyor. Sık sık yazıyor. Hatta yazmaya bir yerlere gidiyor. Hiç kimsenin olmadığı yerlere. Kendisi eski kafalı olarak tanımlıyor Öyle ki eski Türk filmi müziklerini dinlemeyi çok sevdiğini. Binlerce plağı olduğunu. Ajda’lar, Sezen’ler, Zeki Müren, Müzeyyen Senar… Hep böyle nostaljiyi tercih eden biri.

 

Bir röportajında aynen şöyle söylemiş:

Sosyal medya kullanımının ise insanları birbirinden uzaklaştırdığını, iletişimi böldüğünü ve kapalılaştırdığını düşünüyorum. Keşke hâlâ mektupla haberleşiyor olsak! benim için mektup çok anlamlı. İşim gereği bir şekilde sosyal medyanın içinde olmak durumundayım. Fanlarla iletişim içinde olmayı da seviyorum. Bir yol gibi düşünüyorum sosyal medyayı. Ama bir yandan herkes sosyal medyanın ardına gizlenip vahşileşiyor. Ben teker teker yorum okuyan biri değilim. Kaldı ki herkes beni sevmek zorunda hiç değil. Herkesi ciddiye alarak bir hayat inşa etmek zaten mümkün değil.

 

Milyonlarca genç takipçin var. Onlara rol model olmak gibi bir kaygın ya da isteğin var mı?

Seranay Sarıkaya: Bu kadar genç bir kitleye hitap ettiğim için sorumluluklarım olduğuna inanıyorum. Pervasız olmam mümkün değil. İstiyorum ki onların hayatında bir farkındalık yaratabileyim. O yüzden kendi hayatımı güzel ve düzgün yaşamaya çalışıyorum. Çünkü ben ne yapsam onların nezdinde bir yansıması oluyor. Ne giysem, neyi tercih etsem ya da nereye gitsem… Dolayısıyla seçtiğim şeylerin onlara örnek olmasına gayret ediyorum. Onlara söyleyeceğim şu: Eğer bir şeyi başarabileceğinize inanıyorsanız asla inancınızı kaybetmeyin ve umutlu olun. Bir numaralı hayat felsefem bu! Bütün saflığınla bir şeyi kovalarsan karşılığında hep güzel şeyler gelir. Çok hırslı şeyleri de sevmiyorum.

 

Annenle ilişkin çok önemli. Onu biraz anlatsana…

Seranay Sarıkaya: Anneden ziyade yol arkadaşım. Aramızda çok az yaş farkı var, o şimdi 40 yaşında. Anneden çok daha öte bir şey benim için. Bu arada annem sekiz yıldır Cihangirci! Oradan koparamıyoruz. Bense onun tam tersi; uzakları seviyorum ve sakin hayatı. Babamla imkan oldukça sürekli konuşuyor, görüşüyoruz. Ama yanımda hep annem vardı. Ben düştüm o beni kaldırdı, o düştü ben onu kaldırdım.

 

Oyunculugun ilk döneminde 8 ay endişeli bir dönem geçirmişti endişeli dönemde annesi “Antalya’ya geri dönelim” demiş o ise “Hayır gitmeyeceğiz” diye diretmiş. Geri dönseydik bile bu işi yapmadan duramazdım! demiş Çünkü oyunculuğu yaptığı ilk anda bunu hep yapmam lazım! Hayatım boyunca beni bu kadar heyecanlandıran başka bir şey olamaz demiş.

 

Serenay Sarıkaya sadece oyunculukta değil dansta müzikte de yeteneğini kanıtlamış biri İkimizin Yerine adlı filmdeki rol arkadaşı Nejat İşler sesinin çok güzel olduğunu settekilerin sürekli şarkı söylemesini istediğini anlatmış Beraber oynadıkları reklam filminde Kerem Bursin ile yaşadığı büyük aşkının temelleri atıldı Birlikte tatile gitmeyi eğlenmeyi hatta birbirlerinin fotoğrafını çekip paylaşmayı da ihmal etmeyen çift birbirleri arasındaki uyumu görmemek elde değil.

Başarılarının devamını diliyoruz.  Yeni projelerle yeşim, mira, duru gibi yeni bir karaktere daha hayat vereceği günlerini sabırsızlıkla bekliyoruz. Kerem Bursin ile aşk dolu yıllar diliyoruz. Seni seviyoruz Serenay Sarıkaya kendin olmaktan asla vazgeçme ve her zaman azmini ve olmadım deyip kendini pişirmeye devam edip mütevaziliğini ve içtenliğini kaybetmemen dileğiyle…

Gizem Demir
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here