Selahaddin Eyyubi ( 1138 – 1193 )

0

Selahaddin Eyyubi,1138 yılında Irak’ın Tikrit kentinde doğmuştur.Asıl adı Yusuf’tur.Babası Necmeddin Eyyub, Tikrit valisi olarak, Selçuklu emiri Behruz’un, Baalbek valisi olarak da Musul emiri İmadeddin Zengi’nin hizmetinde görev yaptı. Necmeddin Eyyub daha sonra Selçuklu Atabeki Nureddin Mahmud Zengi’nin hizmetine girip Şam’a yerleşti.Selahaddin Eyyubi’nin çocukluğu Baalbek ve Şam’da geçmiştir.Dönemin en iyi alimlerinden eğitim alan Selahaddin Eyyubi,islami ilimlerde genç yaşta çok yol katetti.Edebiyata duyduğu ilgi onu siyasetten uzak tutuyordu.Selahaddin Eyyubi’deki keskin zekayı görenler ondan sarayda faydalanmak istediler.17 yaşındayken Atabek Mahmud Zengi’nin sarayına alındı.Böylece devlet teşkilatının ve siyasetin en ince noktalarını öğrendi.Selahaddin’in devlet kademelerindeki ilk hizmeti de Şam’ın Şurta emirliği görevi oldu. Askeri hayatı ise amcası Musul atabeyi Asadeddin Şirkuh’un hizmetine girmesiyle başladı.

1162 yılında Mısır’ın Latin – Hristiyan devletlerin eline geçmesini önlemek amacıyla 3 sefer sırasında Selahaddin’de savaşa katılmıştır.Kudüs’ün Latin kralı, Fatımi halifesinin güçlü veziri Şavar ve Şirkuh arasındaki mücadeleye tanıklık etti.

Şavar’ın öldürülmesi ve Şirkuh’un ölümünden sonra, Selahaddin Eyyubi, henüz 31 yaşındayken hem Suriye birliklerinin komutanlığına, hem de melik ünvanıyla 1169 yılında Mısır vezirliğine atandı.

Mısır vezirliğine atandıktan sonra kendisine çok daha fazla dikkat etmeye başladı.Kendi hayat şartlarını değiştirmeye başladı.Sultanların gösterişli yaşantısından daha çok kendine çok kat-i kurallar koydu.Salih amellerini artırmaya çalıştı.Bütün çabasını islam-i ruhun güçlenmesine adadı.Ordusunda her islam-i kesimden asker bulunurdu.Sunni – şii çatışmasından daha çok ordusunda bu iki mezhep grubunun yakınlaşması olmuştur.

1171 yılında Mısır’da Fatımi Halifesi El-Adid vefat edince Selahaddin Eyyubi,Mısır’ın tek yöneticisi durumunda kaldı.Mısırdaki iktidar değişikliğini fırsat bilen haçlılar tekrar saldırmak için hazırlandılar.1173 yılında  İskenderiyye’ye güçlü bir çıkarma yaptılar.3 gün boyunca şiddetli kara muharebesi gerçekleşti ve Haçlılar geri püskürtüldü.

Nureddin Zengi’nin ölümünden sonra mevcut devletin dağılıp,parçalanmaması için çok gayret etti.Hayatının en ağır sorumluluğunu yüklendi.1186 yılına değin Suriye, Filistin ve Mısır’daki tüm Müslüman topraklarını bir çatı altında birleştirmeye girişti.Cömert,Erdemli,kararlı ve adaletli bir hükümdar olarak ünlendi.Çekişmeler yüzünden haçlılara karşı koymakta zorlanan müslüman toplukların hepsine maddi manevi yardımda bulundu.Aynı zamanda devlet teşkilatı,memleket imarı,mektep ve medrese yapımı üzerinde durmuştur.

Selahaddin Eyyubi,askeri teknikler geliştirmektense bütün müslümanların ittifak yaparak birleşmesinin daha elzem bir durum olduğunu düşünmüştür.1176 yılında Abbasi Halifesi tarafından Suriye,Yemen,Filistin ve Kuzey Afrika’nın sultanı ilan edildi.

1177 -1179 yıllarında 2 yıllık kısa bir sürede Gazze,Askalan,Remle,Şeria nehri kıyısında Haçlılara karşı bir çok zafer kazanmıştır.

1183 yılında Haleb ve El-cezireyi aldı.Aynı yıl Şam’da İslam birliği şurası topladı.Bütün Müslüman emirleri Haçlılara karşı ittifaka davet etti.1187 yılında bir haçlı ordusunu Kuzey Filistin’deki Taberiye yakınındaki Hittin bölgesinde büyük bir hamle ile imha etti.Haçlılar doğuya saldırdıklarından o güne kadar hiç böyle bir ağır yenilgi almamıştı.Öyleki bu İslam tarihine “Allah hiç bir hükümdara nasip etmediğini Selahaddin’e nasip etti” sözleriyle yazılmıştır.

Selahaddin Eyyubi,aradan 88 yıl geçmesine rağmen Kudüs’de hala haçlıların bulunmasını içine sindiremiyordu.Öyle ki mecnuna dönüşmüş,yemek yemeyi,su içmeyi unutacak duruma gelmiştir.Kudüs haçlı işgalinden kurtulana denk kendisine gülmeyi haram kılmış ve Kudüs fetih edilene kadar bir ev sahibi olmamış,fetih gerçekleşene kadar bir çadırda yaşadığı tarih kitaplarına geçmiştir.Haçlılar Kudüs işgalinden sonra büyük bir kıyım gerçekleştirmişti.Katledilen Müslümanların kanları şehrin su tanklarını doldurmuş,oluk oluk kan akıyordu.Pek çok yerde Müslüman cesetleri piramit gibi dizilmiş ve yakılmıştı.Selahaddin Eyyubi bunları hatırlamak istemiyor bir çok İslam sancaktarını cihad’a davet ediyordu.Kudüsü bir çok yerden kuşattı.Nihayetinde 2 Ekim 1187’de Kudüs fatihine kavuşmuştu.Haçlıların yaptığını yapmadı.Katliama müsaade etmedi.İlk işi,ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’yı gül suyuyla yıkamak oldu.Kudüs’de kalmak isteyen Gayr-i Müslimlere,cizye ödemek şartıyla müsaade etti.

Kudüs’ün düşmesiyle derinden sarsılan Batı,Papa III. Clemens’in isteğiyle yeni bir haçlı seferinin düzenlenmesi çağrısında bulundu.Yüz bin kişilik III. Haçlı Seferi çok sayıda soylu ve ünlü şövalyenin yanı sıra, Alman İmparatoru I. Friedrich, Fransa Kralı II. Philippe ve İngiltere Kralı I. Richard’ı da savaş alanına çekti.

İki ordu arasındaki dengesizliği gören Selahaddin Eyyubi şu sözleriyle tarihe geçti.”Madem ki ölümden korkuyoruz,niçin evlerimizde oturup çoluk çocuğumuzla zevk ve sefa içinde yaşamıyoruz? Bizim vazifemiz düşmanın azlığını ve çokluğunu mukayese etmek değil onun karşısına çıkmaktır”

Haçlıları yine mağlup etti.Aslan Kral Richard ( İngiltere Kralı ) anlaşma yaparak çekilmek zorunda kaldı.Kudüs ile ilgili hayallerini çok uzun süreler ertelemek zorunda kaldılar…

Selahaddin Eyyubi,1193 yılında “Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: ‘Bana Allah yeter. O`ndan başka ilah yoktur. Ben O`na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O`dur.” (Tevbe: 129) ayeti başında okunurken gülümseyerek Şam’da vefat etmiştir.

Bazı güzel sözleriyle bitirelim…

  • Ben,Allah yolunun bir hizmetçisiyim.
  • Dostlarıyla uğraşanlar,düşmanlarıyla savaşamazlar
  • Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki ?
  • Ey Ahali ! Şarkın sultanı Selahaddin ölmek üzeredir ve ancak ahirete şu bez parçasını götürebilecektir..

Her ne kadar yabancı prodüksiyon olsa da 2005 yapımı Cennetin Krallığı filmini izlemenizi tavsiye ederim…

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here