Sarılmanın Önemi

1
Sarılmak nedir bilir misiniz? Hayır, hayır. Bir çift kolun birbirine dolanması sonucunda, iki tarafın birbirine olan temasına dediğimiz sarılmak değil bu.

Bir Umut Kırıntısı “Sarılmak”

Sarılmak nedir bilir misiniz? Hayır, hayır. Bir çift kolun birbirine dolanması sonucunda, iki tarafın birbirine olan temasına dediğimiz sarılmak değil bu.

Bu anlatmanın, uygulamaktan daha zor olduğu bir sarılmak. Sarılırken kıyafetlere değil, yüreğe dokunmak. Bir umut kırıntısı “Sarılmak”. Hüznün katran karası olup gözlerinden intihar ettiği zamanlarda, bir çift kolun seni sarması sarılmak. Hüznün içinde gittikçe ufalan bedenine bir yuva vermek sarılmak. Kimse görmesin diye hüznü saklamak sarılmak. Tepene çöken kara bulutları, boğazını yakan sert şimşekleri ve gözlerinden akan yağmurları biraz olsun uzaklaştırmak için sarılmak. Ve biliyor musun? Bu hayatta ki en güzel şeylerden biri sarılmak.

Ayaklarına giydiğin ucu yırtılmış pabuçları seyrederken, bir anne bu bakışların altında ezilirken; o anneye dolanan ufak kolların direnişi sarılmak. Hayata karşı olan bu direnişte, bir nebze olsun umut vermektir sarılmak. Cebinde ki son para ile ekmek alan bir babanın yüzünde duran tebessümdür sarılmak. Sarılsa ağlayacak. Anne ve babanın bakışlarının kesiştiği yerde oluşan acının ilacı sarılmak. Bakışlarının sarılması seni ayakta tutacak.

Dünyaya geldiğin ilk anda, boş ciğerlerinin aniden dolması sonucunda kopardığın o acı feryat; annenin sana kollarını dolaması ile biter ya hani. Biter işte. Sarılmak hayata tutunmak kadar güzeldir. Gözlerini açtığın anda bir boşluk olur hani, ama tarif edemezsin; daha konuşmayı bilmiyorsun çünkü. Annen sarıldığı an dolar ya o boşluk. Dolar işte. Belki hayatın boyunca her sabah uyandığında aynı boşluğu bir kez daha hissedecek ve annene sarılarak bir kez daha kapatacaksın.

Sabahları çorapsız kalktığında, parmak uçlarında mutfağa gidip onu görememek… Pes etmeyip “Bir de salona bakayım!” demek. Salona girdiğinde köşede sallanan koltuğun artık sallanmadığını fark etmek. “Belki de çoraplarımı giymediğim için gelmemiştir.” deyip koşar adım çoraplarını aramak. Giydikten sonra kalbin zorlarken bedenini bir kez daha bakmak salona. Tek gözün kapalı bakarsın ya kapının ardından, “Allah’ım ne olur orada olsun” dersin hani. Olmaz ama, yoktur çünkü. Cemal Süreya gelir birden aklına; “Sizin hiç babanız öldü mü?“. İşte tam da o anda dolarsın kollarını kendine. Sarılırsın sıkı sıkı, çünkü sarılacak başka kimse yoktur sana.

O kadar mutlusundur ki, kabına sığmayan çocuklar gibi. O kadar mutlusundur ki, sanki gökyüzüne dokunmuşsun da ruhun maviye boyanmış gibi. Öyle mutlusundur işte. Bir bebeğin olacaktır belki. İçinde can verilen bir parça. Mucize öyle değil mi? Çok istediğin işe alınmışsındır belki. Hani annenin gece gündüz dua ettiği. Belki de hiçbir şey olmamıştır da sadece gökyüzünün denizle birleşen çizgisinde yeni hayaller biriktirmişsindir. Sadece bu yüzden mutlusundur. Hemen telefona sarılır ve yanına çağırırsın birilerini. Gelirler iki hoş sohbet sonrası dolanır kollar birbirine. Tebrikler! Artık sadece sen mutlu değilsindir. Sarılırken parmak uçlarından akan mutluluk ona ya da onlara da geçmiştir. Yüzünde ki gülüş onların dudaklarına da sıçramıştır. Şimdi ise hep birlikte mutlusunuzdur. Mutlu olmak güzel öyle değil mi? Gülümsemekte. Şuan gülümsüyorsun mesela değil mi?

Yüreğin kıpır kıpır mı? Karnımda kelebekler… Bu zırvalıklara sende inanmıyorsun değil mi? Bak geliyor işte. Bakışlarınız kesişecek birazdan. Kızarayım deme sakın! Güler yoksa. Aranızdan insanlar gelip geçiyor ama bakışlar hiç kopmuyor. Elleri terlemiş heyecandan. Seninde yanakların kızarmış! O kadar da dedim ama, aşk bu işte. Tam karşında, dur bir dakika! Dilin tutuldu sanırım. “Merhaba!”, “Selam!”, “Hoş geldin.” bunların hiç birini mi beğenmedin. İyi! İçinden ne geçiyorsa onu söyle o zaman. “Seni Seviyorum!” Evet o da seni seviyor. İşte beklediğim an! Kollar birbirine dolanıyor ve sarılmanın bir kez daha kıymeti biliniyor. Aşk bir çember misali sarıyor bedenleri. Sarılmanın etkisi ile düğümleniyor kalplerde.

Yaralı bir genç kızın göz yaşında saklı kalan acıyı paylaşmaktır sarılmak. Yeni bir ayakkabı isteyen fakat annesi üzülmesin diye söyleyemeyen o çocuğun fedakarlığıdır sarılmak. Acılı bir babanın gösteremediği sevgisidir sarılmak. Dünyaya geldiği ilk andan itibaren anneye muhtaç olan o çocuğun içinde ki boşluğu doldurmaktır sarılmak. Her sabah babası salonda mı diye bakan kızın şiirleridir sarılmak. Hayallerini hiç bırakmayan bir annenin, bir çocuğun, herhangi birinin gülümsemesinde saklı kalan mutluluktur sarılmak. İki genç, iki yaşlı aşığın birbirlerine kavuşmasıdır sarılmak. Hayatlar ne kadar farklı olursa olsun; bir umut kırıntısıdır “Sarılmak”.

Sarılmak nedir bilir misiniz? Hayır, hayır. Bir çift kolun birbirine dolanması sonucunda, iki tarafın birbirine olan temasına dediğimiz sarılmak değil bu.


Sarılmak Ruhunuzun Kapılarını Aralar

Sarılmak nedir bilir misiniz? Hayır, hayır. Bir çift kolun birbirine dolanması sonucunda, iki tarafın birbirine olan temasına dediğimiz sarılmak değil bu.

Ruhun kapıları mı olurmuş! deme. Bir düşün. Gel beraber düşünelim. Sağlıklısın, iş hayatın başarılı bir şekilde devam ediyor, evde de her şey yolunda ama mutsuz musun? Ben doktor olsaydım, reçetene ömür boyu sarılmak yazardım. Ve inanır mısın, her yerden temin edebileceğin bir ilaç bu. Oldukça da etkili bir tedavidir sarılmak. İnsan ruhunu boş bir kağıt olarak düşün. Her kırıldığında birazı siyaha boyanan, her mutlu olduğunda üzerinde çiçekler açan. (Kağıdın üstünde çiçekler açmaz ki! deme. Hayal etmek kolaydır ve en az sarılmak kadar etkilidir.) Şimdi kağıdın üzerine kapılar çiz. Bir sürü evet. Onlara isimler ver, mutluluk kapısı, hüzün kapısı, acı kapısı, neşe kapısı, aşk kapısı. Renklerdir istersen ya da bırak öyle kalsın. Ölümlü bedeninin her bir zerresinde bu duyguları hissediyorsun öyle değil mi? Öyleyse eğer, doğru yoldasın demektir.

Tüm bu duyguları paylaşacak bir çift kolun varsa daha da şanslısındır. Yalnız hissettiğinde hüzün kapısını aralayıp, köşeye sinmiş minik seni kollarından tutarak ayağa kaldıran ve saran bir çift kol. Bak bir kapı aralandı bile. Mutlu anında kapının açılmasını beklemeden dışarı çıkıp sarılan sen. Acı çektiğinde ise yine o kolları arayan sen. Duygular bir hastalıksa eğer, sarılmak en etkili ilaçtır. İnsan neden sarılır? Sarılmak ne anlam ifade eder? Sarılmak neden bu kadar önemlidir? dersen, gel birlikte öğrenelim.


İnsan neden sarılır? Sarılmak Neler Hissettirir? 

Yalnız hissettiğinde, mutlu olduğunda, ağlamak istediğinde, paylaşmak istediğinde, korktuğunda; duygu kapıların her açıldığında sarılmak istiyorsun değil mi? Sarıl o zaman hiç durma! İnan bana şuan hissettiğinden daha güzel hissedeceksin. Sarılmayı sadece duygularının ihtiyacı olduğu için isteme. Bedeninin de buna ihtiyacı var.

Duygu kapıların açıldı mı yine? Hangisinin açıldığının bir önemi yok. Bedenin sana bağırıyor mu? Yalnız hissediyorsun belki. İşte tam da o anda kapı çalıyor. İçeri tebessümlerle bezenmiş bir yüz giriyor. Seninde dudaklarına sıçrıyor o gülümseme. Karşına geçiyor sakince. Sadece sarılıp “Hoş geldin!” diyeceksin. Sarılıyor sana ama sen bırakamıyorsun. Çünkü beynin sana buna ihtiyacın olduğunu söylüyor. Sarılmaya başladığın andan itibaren vücut ısın yükseliyor. Onun kollarından bedenine sıcaklık duygusu akıyor. Bu duygu hiç yabancı gelmiyor, çünkü duygunun içinde güven ve güç saklanıyor. Biraz saha sıkıyorsun kollarını. Kendini güvende ve güçlü hissediyorsun değil mi? Başını omzuna doğru yatırıp kokusunu içine çekiyorsun. Neden kokusu? Cevabı adın gibi biliyorsun. Unutmak istemiyorsun, çünkü unutamayacağımız şeylerden birisi de insanların kokularıdır.

İsimleri aynı olan binlerce koku var öyle değil mi? Fakat birbirinden farklı binlerce de ten var. Aynı kokular; farklı tenlerde, farklı duygular hissettirir insana. Bir menekşe kokusu, belki bir yaz esintisi. Burnun kokuyu alabildiği kadar alıp ciğerlerine göndermeye çalışıyor. Çünkü biliyorsun unutmak istemiyorsun. Dokunuşları uçtu gitti aklından, sana söylediği sözler uçtu, ne kaldı peki ondan sana geriye? Teninde esen meltemler. Sana bazen yazı, bazen kışı getiren kokusu. Sarılmak sana bu kokuyu bırakır işte. “Gel sarılalım, üstüm başım sen koksun!” derler ya hani, işte bu yüzden.

Birde hızlanan kalp atışları var tabi. Kişiye beslediğin duygulara göre değişse de sarılmak kalbini hızlandırır. Sarıldığın anda tenine akan sıcaklık duygusu ve ciğerlerini dolduran güzel kokusunun birleşimi sonucunda hızlanan kalp atışları. Belki de tam tersi. Çok hızlı atan kalbin sakinleşmesi. İnsanlar farklıdır, sarılmalar da farklıdır.


Sarılmanın İnsan Üzerindeki Etkileri

Yapılan araştırma ve incelemelere göre insanlar birbirine sarıldıklarında, beyin endorfin isimli hormonun salgılanmasını sağlıyor. Nedir bu endorfin? Vücut genelinde iyileşmeye imkan veren bir hormondur.

“Bir kanser hastası arkadaşımı görmeye gideceğim bugün! Fakat onu nasıl mutlu edeceğimi bilmiyorum. O kadar hüzünlü ki! Ölümle yaşam arasında ki ince çizgide dans edenlerden biri de o. Parmaklarını saçlarına geçirdiği her an, gözleri doluyor. Doluyor çünkü… Çünküsünü biliyorsunuz işte. Onu öyle görmek beni perişan ediyor.” Ben söyleyeyim sana ne yapacağını. Yüzüne yerleştirdiğin en içten tebessüm ile yaklaş ona. Sevdiği sözcükleri söyleyip dolan boynuna. Sar kollarını etrafına. Bir süre sonra geri çekildiğinde yüzünde göreceğin gülümseme her şeye değer işte. 

Sadece bu mu sarılmanın faydası? Tabi ki değil. Sarılmak huzur verir. Geçirilen stresli bir günden sonra, seni bir hayli zorlayan bir işi bitirdikten sonra sarılmak; içinde toplanan stresi bir anda alır götürür. Kan basıncını düşürür sarılmak. Sarılmak; baş ağrısını hafifletir, kaygıyı alır, stresi ve sizi kara kara düşündüren depresyonu azaltır. Sarılmak hayatınızı değiştirir.

Sadece fiziksel etkileri olmaz sarılmanın. Sarılmanın vücut için pozitif psikolojik etkileri de vardır. Örnek verecek olursak; oksitoksin hormonunun salgılanmasını sağlar. Oksitoksin; ilave veya yapıştırma hormonu olarak da bilinir. Her yaştan insan için yaşam kalitesini arttırır. Bu arada biliyor musunuz? “Kucaklama Terapisi” adlı bir terapi vardır ve depresyonda dahil olmak üzere psikolojik düzensizlikleri tedavi etmede kullanılır. Kadınların da erkeklerin de sarılmaya ihtiyacı vardır. Bu sarılmaların kadınlar üzerinde daha çok etkisi olsa da erkekler üzerinde ki etkileri de hafife alınmayacak kadar önemlidir.

Sarılma esnasında seratonin, dopamin gibi hormonlar salgılanarak; huzur sağlık ve sakinlik gibi etkiler olarak size geri döner. Kathleen Keating adlı yazarın “Sarılma Terapisi” kitabından bir parça;

“Fiziksel kontakt, sadece memnun edici değildir, aynı zamanda psikolojik, duygusal ve fiziksel sağlığımız açısından da gereklidir. Kişinin, toplum içerisindeki memnuniyetini ve sağlığını arttırıcıdır. Sarılmak, çok özel çeşit bir dokunma yöntemidir ve kendinizi daha iyi kabul edebilmenizi ve diğerleri tarafından daha iyi kabul edilebilir hissetmenizi sağlar.”


Sarılmanın İnsan Üzerindeki 20 Etkisi

🤗 Orta da hiçbir şey yokken bile mutlu olmanızı sağlar.

🤗 Sarıldığınızda daha güvende hissederiz. Güvende hissetmek ise hayatla daha kolay başa çıkmamızı sağlar.

🤗 Herhangi bir konu üzerinde ki endişelerinizi azaltmanızı sağlar. Aynı şekilde sarıldığınızda karşınızdakinin endişelerini de azaltır.

🤗 İletişim kurmak daha kolay olur. Anlamak ve anlaşılmak kolaylaşır.

🤗 Güven verirsiniz. Karşınızda ki her kimse, size ve kendine olan güveni artar.

🤗 İlginç ama sarılmak sosyalleştirir. Toplum içinde kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar.

🤗 Stresle baş etmenin en güzel yollarından biridir sarılmak. Sadece stresi değil onunla birlikte gelen gerginliği de azaltır.

🤗 Sarılmak sahiplenme ve koruyuculuk duygusu aşılar.

🤗 Aynı zamanda daha şefkatli olursunuz.

🤗 Sarılmanın ilginç bir etkisi de daha rahat uyumak ve iyi hislerle uyanmak. Buna bağlı olarak da yeni güne hazır başlamak.

🤗 Ortam fark etmeksizin huzursuzluk hissini kovalar ve yerine rahatlık hissi verir.

🤗 Sarılmak sadakati arttırır. Çevrenize olan bağlılığınızı genişletir.

🤗 İkili ya da çoklu ilişkileri samimi ve yalandan uzak yaşamanızı sağlar.

🤗 Hamileliğin rahat geçmesini sağlar.

🤗 Bir anne için depresyonu önler ve süt gelişini kolaylaştırır.

🤗 Partnerinizi daha çekici bulmanızı sağlar.

🤗 Aranızda yaşadığınız etkileşimler daha verimli olur.

🤗 İkili ya da çoklu ilişkilerde kavga ve tartışmadan uzak tutar.

🤗 Günlük yaşam stresinden uzak tutar. Bununla birlikte varsa depresyonu azaltır, yoksa olmasını engeller. Psikolojik tedavi süreçlerini kısaltır.

🤗 Aşık olup olmadığınızı anlamanızı sağlar. Eğer aşıksanız aşkınızı muhafaza etmenizi sağlar. Ayrıysanız da acınızı hafifletir.


Bir umut kırıntısıdır “Sarılmak”.

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here