Sarıkız Efsanesi

0
21

Size küçüklüğümden beri en sevdiğim efsaneyi anlatmak istiyorum. Tabi bir tek benim en sevdiğim efsane olmadığına da emin olduğum bir efsane. Efsaneyi biliyor olsak bile yine de tekrar tekrar araştırmak ve her şeklini okuyabilmek hoşumuza gidiyor.

Çok eskiden Güre köyünde yaşayan genç bir kız varmış. Kız çok güzel ve çok iyi kalpliymiş. Elinden geldiğince herkese yardım etmeye çalışırmış. Köyde kıza Sarıkız derlermiş. Bu sarıkız iyiliğiyle kendisini halka o kadar çok sevdirmiş ki temiz kalpli oluşu bütün köyün diline dolanmış. Herkes sarıkızın kendi gelini olmasını istermiş ve oğulları da sarıkızla evlenmeye istekliymiş. 

Sarıkızın babası, kızını o kadar çok severmiş ki bir türlü başkasına vermek istemezmiş. Bütün damat adaylarında mutlaka bir bahane bulur ve kızını vermezmiş. Köylü, babasının sarıkızı kimseye vermiyor olması hakkında dedikodulara başlamışlar. Çünkü babasının sarıkızı bu kadar çok seviyor olması köylüler tarafından anlaşılır bir durum değilmiş. Bir süre sonra bu sarıkızın hakkında iftiralara yol açmış. Sarıkız hakkında dedikodu yapan kötü niyetli kimseler tarafından sarıkıza iftira atılmış.

Bu iftiralar gün geçtikçe almış başını geçmiş. Köylü iftiralara o kadar kendini kaptırmış ki aralarında sarıkızın kötü yolda olduğunu ve bu sebeple öldürülmesi gerektiğini söyleyenler bile olmuş. 

Çok sevilen sarıkız ve babası öyle bir duruma düşmüşler ki kimse onlarla aynı ortamda bile bulunmaya tahammül edemez hale gelmiş. Bu durumda sarıkızın babası ne yapacağını bilememiş. Bir gün köylülerin baskısından bunalan sarıkızın babası sarıkızı ve bir kazı da alarak dağa gitmiş. Bahane olarakta odun kesmeye ve kaz gütmeye gittiğini söylemiş. Sarıkız’da babasına inanmış. Ancak babası Sarıkız görmeden gizlice onu dağ başında bir başına bırakarak köye geri dönmüş. 

Sarıkızın bırakıldığı dağ öyle bir dağmış ki orada hiç kimse bir geceden daha fazla süre yaşamayı başaramamış. Yani son derece tehlikeliymiş. Ama gel gelelim bizim sarıkız bu dağda hayatta kalmayı başarmış. Sarıkıza hiçbir şey olmamış. Ovada yaşayan insanlar dağın tepesinde her gece ışık yandığını görüyormuş ve bu durum karşısında çok büyük şaşkınlık yaşıyorlarmış. Sarıkız dağda kendine bir hayat kurmuş. Kazlarıyla birlikte kendi kendine yaşayıp gidiyormuş. Kendi kendine yaşarken dilden dile dolaşan büyük kerametler göstermeye başlamış. Bulunduğu yere nur yağıyormuş ve kışın yollarını kaybeden insanlara yolunu bulmalarında yardım ediyormuş. 

Aradan zaman geçtikten bir süre sonra kızın babası daha fazla dayanamamış ve kızını görebilmek için dağa tırmanmış. Babası dayanamamış çünkü onu dağın başında tek başına bıraktığı için vicdan azabından kahrolmuş. Dağı tırmanırken yolları yeterince ayırt edememiş ve ormanda kaybolmuş. Tam kaybolduğu anda önünde bir ışık belirmiş. Bu ışığı takip ederek dağın tepesine kadar çıkmayı başarmış. Işık orada aniden sarıkız’a dönüşmüş.  Adam ne yapacağını ve nasıl tepki vereceğini şaşırmış ancak kızının artık bir ermiş olduğunu fark etmiş. Kızıyla oturup biraz sohbet etmişler. Sohbetlerinin ardından babası sarıkız’dan abdest alabilmek için biraz su istemiş. Sarıkız babasının isteği üzerine eline bir tas almış ve dağın tepesinden elini uzatmış. Sarıkız elini uzattığı anda tas Edremit Körfezi’nden su ile dolmaya başlamış.

Efsanenin geri kalanının nasıl olduğu hiçbir zaman kesinleşmemiştir. Bazı anlatımlarda sarıkız’ın sırrının ortaya çıktığı için orada öldüğü söyleniyor. Bazı anlatımlarda ise babası, sarıkız’ı dağdan indirmek için ikna etmeye çalışmıştır ancak başaramamıştır. Aradan bir süre geçtikten sonra babası da kızı da ölür.

Babasının ve kızının ölümünden sonra Sarıkız’ın yatmakta olduğu tepeye Sarıkız Tepesi, babasının gömüldüğü yere ise Babatepe adları verilmiştir. Ayrıca dağda sarıkız ile olan kazlardan dolayı dağın adı da Kaz Dağı olmuştur.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here