Sanal Mı Olsun Gerçek mi ?

İnternet üzerinden sosyal ağları nasıl kullanıyorsunuz ?

Whatsapp, Facebook, Instagram, Twitter, Snapchat ve diğerleri artık günlük hayatımızın bir parçası halinde. Öyle ki eğer bunlardan haberin yoksa oldukça da cahilsin.
Akıllı telefonların yayılmasıyla artık uzaktaki yakınlarımızla birlikte bir de yakındaki uzaklarımız oluşmaya başladı. Evet ! Kilometrelerce uzağımdaki kişiyle sohbet ederken, aynı odada oturduklarımızla konuşmaz olduk. En azından pek çok evde durum bu.
Ancak ben şimdi bunlara değinmeyeceğim, benim anlatmak istediğim tamamen farklı bir şey. Sosyal ilişkilerde insanların nasıl farklı görünebileceklerini ve ilişkilerine yansıyan yönlerinden bahsetmek istiyorum.

Mesaj demek kısa ve öz şekilde haberleşmenin diğer adı. Eskiden telgraf vardı mesela.
Bunun uzun olanına mektup diyoruz. Mesajlaşmayla, mektup ve telgrafın birbirine karıştığı bu günlerde, bu uygulamalar amacının dışında kullanılmaya başlandı. Örneğin kısa mesajlar değil de mektuplar yazmaya başladık. Ya da haberleşme değil de sohbet etmeye başladık? Hatta bunun için çıkan ses mesajlarını sesimiz kötü diye kullanmayıp yazmakta ısrar ettik 🙂

Peki hiç bir duygusal ifadenin olmadığı, mimiklerin olmadığı, beden dilinin kullanılmadığı bu ortam ne kadar sağlıklı? Anlaşabilmek için uygun mu ? Bunlar olmadan birini tanıyabilmek mümkün mü ?

Ben hiç sanmıyorum.. Anlatmak istediğin hiç bir şeyi ifade edemediğin gibi buna devam etmek de tam bir delilik..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mesajla dokunduğunu, hissettiğini sananlar yine aynı yanılgıyla bir o kadar da çabuk unuturlar. Mesele ; mesajla başlayan şeyde gerçeği bulmaktır.
Başka bir yönden ele alırsak sosyal ağlarda paylaşım yapmanın mantığı nedir diye sorabiliriz ? Kendimizi anlatmak, fikirlerimizi yaymak olabilir mi ? O halde ne gerek var sahte şeylere?
Mesela; Facebook’da sınıflara ayırdığı paylaşımlarını biri görsün diğeri görmesin derken sakladığı bir yüzünü gösteriyor. İnstagram’da resim paylaşırken çok mutsuz olduğu evliliğini her şey yolundaymış gibi gösteriyor.
Yemek masasının fotoğrafını paylaşmalı ama bir dakika ! X kişi bundan rahatsız, ağır eleştiri yağmuru istemiyor ve onun görmesini engelleyerek yine yapacağını yapıyor 🙂 Perşembe geceleri Müslümanlık çağrıları başlıyor, pazartesi sendromu diye uydurulmuş bir isimle aslında İslam’da güzel anılan pazartesiye hakaretler ediliyor 🙂
Kahve içiyoruz diye mini eteğini sergiliyor 🙂 Çocuğunun ilk bakışlarına, ilk gülüşlerine övgüler bekliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsanlık bunları görmezden gelip bir de hiç ama hiç tanımadığın kişilerle arkadaşlık başlattı. Olumsuzluk üzerine olumsuzluk yani. Adına da sanal arkadaşlık dedi. Daha çok yapmacıklığın ve yalancılığın hakim olduğu bu arkadaşlık türünde herkes ısrarcı davranıyor nedense?

Sen kalk şimdi hiç tanımadığın biriyle bir iki ay mesajlaştım diye onu tanıdığını iddia et, sonra “Aman ’ım ! Tam bana göre biri, nasıl da uyuştu kafamız hadi evlenelim “ de !
Kafan uyuşur tabii ! Zaten gerçek hayattan kopararak uyuşmuşsun da ondan.

Nasıl eminsin sen ? “ Çok güzelsin senden çok etkilendim seninle bir ömür geçiririm” derken, yanında bir arkadaşına gösterip “aptal bu” demediğinden? Sana doktorum diye kendini tanıtan adama sormaz mısın her dakika nasıl çevrimiçisin diye ?

Biraz felaket çığırtkanlığı yapıyorum belki ama gerçeklerden de kaçmanın anlamı yok. Hele ki bu işi adet edinmiş, sürekli arkadaş arama peşinde olanlar için kaçınılmaz son.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir de iyi tarafından bakalım. Bir kaç aydır tanıştığın arkadaşın senin her rutinini öğrendikten sonra yapacağı tek şey “Neden cevap vermiyorsun ?“ demek olacak. Tek tik oldu neden telefonun kapalı? İki tik oldu bakmıyorsun, mavi tik oldu görüp cevap vermiyorsun. Aldın mı başına belayı ! Şimdiye kadar ona yazdığın saatlerde bir başka meşguliyetinin olabileceği aklına bile gelmez, tabii başka sevgili yapmadıysan 🙂 Bu da bir ihtimal çünkü.
Sonrasında o ilk tanıdığında seni bulutların üstüne çıkaran kişi yere öyle bir çarpar ki, budalaya dönersin.
Şimdi herkes kendini kontrol etsin. Sanal arkadaşlıklarda başarılı olanlar size söylüyorum.
Siz aslında gerçek hayatınızda, gerçek arkadaşlıklardan bihaber olduğunuz için orada başarılısınız. Sakın bununla övünmeyin ! Eğer arkadaşlığınızı sanal arkadaşlık diye bir sınıfa koyduysanız bu sorunları yaşamayacaksınız. Ruhsuz, duygusuz, ifadesiz, sadece el boşluğunda vakit dolduran kişilerle birlikte olmak size yetiyorsa zaten gerçek dünyanın arkadaşlığından da anlamıyorsunuzdur.

Arkadaşlığın sanal veya gerçek diye ismi olmaz. Birisiyle kurduğun ilişki için illa yakınlık da gerekmez. Çok uzaklarda ama beyninin içinde taşıdığın biriyle çok iyi arkadaşlık edebilirsiniz ancak tek şartla. Sınıflandırmayın… Sınıf yok ama sınırlar kendi kendine oluşmalı, iki tarafında çabası ve dikkatiyle. Şayet “ Sen benim için busun ve böyle olması gerekiyor” gibi sınınırlara gidilirse huzurdan çok stres yaratırsınız bu da ilişkinize yansır.

Peki evlenme arifesinde olup flört devresinde mesajlaşmak ne kadar doğru?
Bence hiç değil. Bu sosyal ağlar sayesinde insanlar birbirini özleyemez oldu. Her şeyin ortalığa döküldüğü mesajlaşma yüzünden evliliğe bir heyecan da bırakılmaz oldu.
Bazen ben; “Evlenmeden önce şu akıllı telefonlar olsaydı keşke” diyorum ama iyi ki de yokmuş. Bizler mektupla aşkın en güzel olduğu zamanları biliyoruz çünkü. Uzağındayken ayda bir defa mektubu gelecek diye o ayı nasıl bir heyecanla yaşadığımızı hatırlıyoruz.

Hani insanoğlu her şeyin suyunu çıkarmaya meraklıdır ya! Umarım şu sosyal ağların da suyu çıkar da kimse bakmaz yüzüne efendim 🙂

Özge Güneş

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up