Sahiden Neydi Aşk ?

3

AŞK

Sahiden neydi aşk ? Neredeyse her anlamı unutulan, monotonlaştırılan, bitirilen bu kelime neydi ? Herkesin ömründe en az bir kere olup hiç kimsenin anlamını bilmediği aşk neydi ? Sevdiğiniz kişi karşılıyordur belki bu tanımı. Belki anneniz, en değer verdiğiniz şey belki de size ” mutluluk kaynağı ” olarak kendini belirten nesnelerdir. Sadece üç harf miydi bu aşk kelimesi ? Bu üç harften mi ibaretti ? Asla !

Bana soracak olursanız; en geniş tanımıyla “onun gözlerinde kaybolmak derdim”. Ona bir kez daha dokunmak, tek ten olduğumuzu, bir olduğumuzu, hâlâ tek bedende tek bir kalp olarak attığımızı söylerdim. 3 ay, 3 sene; belki de “Bir ömür “.

Sevdiğiniz şarkıda bir söz çıkar onu hatırlarsınız . Beraber gittiğiniz pastanede onun sevdiği tatlıdan alırsınız özellikle, aklınıza gelir. Son dal sigaranız kalmıştır. İçme dediği aklınıza gelir. Tam kızarken sinirlerin en kızıştığı nokta aklınıza gelir. Ağlarsınız. Belki de ağlayamazsınız. Hayallerinizin, heveslerinizin kaldığı kursak adı verilen yere gelir o da oturur sanki bir o eksikmiş gibi. Bakın; şu an ben bu satırları yazarken ona yazıyorum. Aklıma geldiği her an yazdım. O pastaneye gittim, o tatlıdan aldım, boğazımdan geçmedi.

Kavga edersiniz. Aylar yıllar geçer aradan . Unuttum sanarsınız  Sadece arkanızdan gölge gibi gelir. Unutamazsınız . Kaderinize yazılmıştır; değiştiremezsiniz . Belki de onun oradaki varlığına aşık olursunuz sadece. Kedi köpek gibi atışmayı özlersiniz. “Keşke” kelimeleri dökülür bir bir dudaklarınızdan. Keşke. Bana onu anlat derseler elbette ki sadece bunları söylemezdim. İnsan duygularını hapseder içine, gömer taa en derinlere. Bende seni gömdüm derinlerime. Yaşattığın his taptaze. Teninden gelen baharları şenlendiren mis gibi kokun dolaşıyor burnumda, yumuşakça dans ediyor âdeta. Kalbim her adın geçtiğinde fırlayacak gibi. Ruhum belki onca zorluktan sonra yaşlandı . Belki senden sonra yaşlandım. Ama adın her geçtikçe Her anılarımız aklıma geldiğinde ne yaşlılığım kalıyor ne de en ufak bir zerre üzüntü. Gençleşiyorum mânen, hemde yıllarca . Çocuklaşıyorum . O çocuğa yeni alınan bir oyuncağa karşı hisleri gibi hisler beliriyor sana karşı tekrar. Sana karşı kendimi her defasında farklı farklı hissediyorum, keşfediyorum. İyi gelen her şeysin. Her şeye ilaçsın sanki. Kalbimin seninle attığını, sana attığını tekrar tekrar hissediyorum. Kaderim sensin diyebiliyorum. Bana yazıldığını biliyorum. Benimle öleceğine inanıyorum. Senin elinden gelecek her şeye ihtiyacım olduğunu da. En az “sana” ihtiyacım olduğu kadar.

Okuduğum şiir kitaplarındaki her dize sana yazılmış gibi geliyor. Bütün çiçekler senin etrafında açıyor ama hiç kimsenin fark edemediği şeyleri ben, sadece ben fark edebiliyormuşçasına ilerliyorum sen yolunda, sana gelen yolda. En sevdiğin şeye ulaşmaya çalışırken uçmak istersin, koşmak istersin en hızlı şekilde ulaşmak istersin ama o yolda çekilen zorluklara göğüs germek istemezsin. Koşarken, uçarken altındaki ezilen o çiçekleri göremezsin.

İşte ben seni bu denli ezemem sevgilim. Senden bu denli vazgeçemem. Çünkü nasıl bir şey biliyor musun? Uğrunda çektiğim acı da olsa o aşkı tazeliyor, güçlendiriyor. Kendimi keşfetmemi sağlıyor bu acılar. Çünkü sana aşığım. Çünkü seni seviyorum. Üzgünüm sevgilim, sana çok yavaş geliyorum çünkü ardımda bıraktığım “aşk” çiçeklerini ezemem. Onları da hayata küstüremem. Üzgünüm sevgilim…

Share

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here