Rosa Luxemburg Kimdir ?

0

 

Hayatı

Rosa Luxemburg çocukluk ve gençliğini Varşova’da, üniversite yıllarını ise Zürih, Cenevre ve Paris’te geçirdi. En uzun süre Berlin’de olmak üzere, Almanya’da yirmi yıldan fazla yaşadı. Yolu onu Amsterdam, Basel, Brüksel, Kopenhag ve Londra’ya götürdü; defalarca Paris ve Zürih’te bulundu, illegal olarak Varşova, Petersburg ve Kuokkala’da kaldı; İsviçre ve İtalya’da dinlendi. Afrika yerlilerinin yaşamına ilgi duydu ve Kafkasya, Buhara ve Semerkand’a seyahat etmeyi hayal etti. Sanki oralarda bulunmuş gibi, kitaplarında ve makalelerinde Mısır, Hindistan, Küçük Asya, Amerika, Asya ve Avustralya’nın değişik bölgeleri üzerine yazılar yazdı. Rosa Luxemburg kendisini dünyanın her yerinde evindeymiş gibi hissetti ve dünyayı değiştirmek istedi.

Beş çocuğun en küçüğü olarak dünyaya gelen Rosa Luxemburg, Yahudi aydınlanmasına bağlılık duyan bir Yahudi ailesinden gelir. Kökleri baba tarafından Kont Zamoyski’nin şehre çağırdığı arazi mimarlarına, anne tarafından ise 17 nesil boyu hahamlara ve İbrani alimlerine dayanır. Tüccarlık yapan babasının adı Eliasch Luksenburg’dur. 5 Mart 1871 tarihinde, Çarlık Rusya tarafından işgal edilmiş olan Polonya’nın Lublin eyaletinde, Zamosc isimli küçük bir şehirde, Avrupa’da Paris Komünü’nün ışığının parladığı ve Almanya ile Fransa arasında son savaşın yapıldığı esnada dünyaya geldi. 1873 yılında Luxemburg ailesi Varşova’ya taşındı. Rosa Luxemburg dokuz yaşına kadar evde eğitim gördü ve 1880 yılında Varşova II. Kız Lisesi’ne başladı. Rosa Luxemburg tarafından Lehçe yazılan bir şiir okulda ve başka eğitim kurumlarında elden ele dolaştı ve hararetli tartışmalara yol açtı. Rosa’nın sınıf arkadaşı Jadwiga Sikorska ve onun kız kardeşi Helena bu şiiri muhafaza ederek kaybolmasını önledi.

Ceza talep ediyorum,
Bugün tok olanlara, sefa sürenlere,
Milyonların ekmeğini hangi acılarla kazandığını
Bilmeyenlere, hissetmeyenlere.
Neşeli bir yüz,
Neşeli bir gülüş görürsem
Acı çekiyorum
Zira yoksulluğa ve bilgisizliğe
Mahkûm olanlar
Gülmeyi ve neşeyi bilmezler.
Bütün dertleri,
Bütün gizli ve acı gözyaşlarını
Tokların vicdanına yüklemek istiyorum,
Ve yaptıkları her şeyin intikamını almak

Rosa’ya öğrenmek kolay geliyordu. Tüm okul hayatı boyunca hep en iyi öğrenci oldu. “Ancak buna rağmen, muhalif ruhu, müdüriyetin ona karşı tavır takınmasına neden olduğu için mezuniyette hakkı olan altın madalyayı alamadı. 1880’li yıllarda Varşova’nın neredeyse tüm büyük eğitim kurumlarında, eğitim sisteminin Ruslaştırılmasına ve Polonya halkına yapılan diğer baskılara karşı muhalefet eden illegal gruplar oluştu. Rosa Luxemburg da bu gruplara katılmıştı. Bu gruplarda ulusal tarih öğreniliyor, Polonyalı yazarların yasak eserleri ve aynı zamanda sosyalist yazılar okunuyordu. Rosa Luxemburg yasak yayınlar sayesinde, sistematik Yahudi kıyımlarının seksenli yıllarda yeniden korku ve dehşet saçmaya başladığı ülkesinde politik ve sosyal açıdan dayanılmaz koşullara karşı eleştirel düşüncelere yöneldi. İlk kez 1881 yılında, henüz on yaşındayken Varşova gettolarını kasıp kavuran ve birçok Yahudi’nin yaralandığı veya öldürüldüğü bir toplu kıyıma şahit olmuştu. Binlerce aile kurban vermiş ve aşağılanmış; Luxemburg’ların oturduğu Zlota Sokağı da bağırıp çağıran ve her yeri yağmalayan bir güruhun saldırısına uğramıştı. Rosa Luxemburg bu korkunç çocukluk anısını içine gömdü ve henüz çocuk yaştayken yaşadığı bu şoku, böylesi insanlık dışı taşkınlıkların olmayacağı bir dünyayı gururla ve hırsla savunarak aştı. Hatıra defterine şöyle yazmıştı: “Benim idealim, herkesi sevebileceğim bir toplumsal düzen.”

İsviçre

Rosa Luxemburg, lisede iken illegal Proletarya Partisine üye olmuştu. Ancak Çarlık gizli polisi kısa bir süre sonra takibe başladı ve 1888 yılının sonbaharında, Proletarya partisinin 40 üyesi tevkif edildi. Rosa Luxemburg da tevkif ve takibat dalgasının tehdidi altındaydı ve bir süre için taşrada gizlenmek zorunda kaldı. 1889 ilkbaharında ağır bir zatüreden sonra Kasprzak’ın yardımıyla oradan illegal yollarla sınırı geçti. Politik iltica yolu Rosa için elbette kolay değildi, ama bir kadın olarak özgürlüğüne ulaşmasında belirleyici bir adımdı. O da, yüksek okullara giden ağabeyleri, özellikle de tıp okuyan Jozef gibi akademik bir meslek edinmek ve kendisinin belirlediği bir hayat sürdürmek istiyordu. Ülkesinin üniversitelerine kadınlar alınmazken, Batı Avrupa’da bir yüksek öğrenime başlamak imkanı bulunuyordu. Bu imkandan faydalanabilmek için, henüz 15 Mart 1888 tarihinde kendisine bir Polonya pasaportu çıkartmıştı. Rosa Luxemburg iltica ülkesi olarak İsviçre’yi, düşünce ve din özgürlüğü olan federatif demokratik bir cumhuriyeti seçti. Oraya nasıl vardığı tam bilinmiyor. Zürih politik mültecilerin toplanma yeriydi. 19. yüzyılın ikinci yarısında bu kentte birçok Rus devrimci yaşıyordu.

On sekiz yaşını henüz tamamlamış olan Rosa Luxemburg çok yönlü yeteneklere ve ilgi alanlarına sahipti ve öğrenme güdüsünü ateşli bir hırsla gideriyordu. Lisede almış olduğu kapsamlı genel bilginin yanı sıra, ailesinden ve illegal gruplardan Polonya halkının tarihi ve edebiyatı üzerine bilgiler edinmişti. Adam Mieckiewcz’in şiirlerini ve Fryderyk Chopin’in müziğini özellikle seviyor ve birkaç lisan biliyordu; ayrıca Rusça, Almanca, Fransızca ve İngilizce konuşulan ülkelerin tarih ve kültürleriyle içli dışlıydı. Günümüze kalan kaynaklara göre mükemmel derecede Lehçe, Rusça ve Fransızca yazabiliyordu, Almancası neredeyse kusursuzdu ve İngilizceye de hakimdi. 1889 da zürih üniversitesine girdi. Burada felsefe, tarih, politika, ekonomi ve matematik öğrenimi gördü. 1898 yılında doktorasını tamamladı. Özgür bir Polonya için çalışmalarına devam etse de, onun rüyasındaki tabloda Almanya, Avusturya ve Rusya’da devrim gerçekleştiği taktirde Polonya özgür olabilirdi.

Almanya

Almanya, Rosa Luxemburg’u cezbediyordu çünkü her şeyden önce Karl Marx’ın özgürlük fikirleri bu ülkenin işçi partisinde yer etmiş ve Rosa Luxemburg’un Polonya sorunu üzerine hazırladığı bazı geniş kapsamlı çalışmaları Almanya’da yayınlanmıştı. Luxemburg, 1898 yılında Berlin’e geçti. Gustav Lübeck ile yaptığı anlaşmalı bir evlilikle Alman vatandaşlığına hak kazandı. Bu sahte evlilik, resmi dairelerde verilen uzun uğraşlardan sonra 4 Nisan 1903’de sona erdi. Böylece Rosa Luxemburg Rusya vatandaşlığının yanı sıra Prusya vatandaşlığını elde etti. Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SDP) üyesi oldu. Siyasi faaliyetleri ve görüşleri nedeniyle üç kez hapse girdi. Aldığı hapis cezaları onu yıldırmadı, faaliyetlerine devam etti. SPD’nin eğitim merkezlerinde Ekonomi ve Marksizm öğretmeye başladı. Savaşın başlamasıyla esen milliyetçi rüzgar SPD’nin de milliyetçi eğilime yönelmesine neden oldu, ki bu Luxemburg’un fikirleri ile tamamen tezatlık oluşturuyordu bu sebeple partiyle olan tüm ilişkisini kesti. 5 Ağustos 1914’de Karl Liebknecht ile beraber Enternasyonal grubunu kurdu. 1 Ocak 1916’da grubun adı Spartaküs Birliği oldu. Luxemburg, Bolşevik önder Lenin’in I.Dünya Savaşı’na karşı çıkmasını destekleyerek tüm halkların emperyalist hükümetlerine kaşı mücadele etmesi gerektiğini savundu.Almanya’da Grubun devlete karşıt tutumu yüzünden 28 Haziran 1916’da Luxemburg hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste geçirdiği yıllarda birçok makale kaleme aldı. Özellikle Rus devrimi üzerine yazdıkları ve Bolşeviklere getirdiği eleştiriler çarpıcıdır. 1918 Kasım’ında Luxemburg hapisten çıktı. Faaliyetlerine devam etti ve Liebknecht ile birlikte Alman Komünist Parti’sini kurdu.

Ölümü

Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Wilhelm Pieck, 15 Ocak 1919’da tutuklandılar, Karl Liebknecht ağır işkencelerden sonra Tiergarten’de vurularak öldürüldü ve kimliği belirlenemeyen bir ölü olarak morga teslim edildi. Pieck kaçmayı başardı. Rosa ise Moabit hapishanesine aktarılacağı bahanesiyle otelden dışarıya sürüklendi, hakarete uğradı, keskin nişancı Runge’nin dipçik darbesiyle yere düşürüldü, dövülerek bir arabaya koyuldu ve arabaya atlayan Denizci Teğmen Hermann W. Souchon tarafından vurularak öldürülüp Landwehr kanalına atıldı. Rosa Luxemburg’un cesedi 31 Mayıs 1919’da Berlin Landwehr kanalındaki Freiarchen Köprüsü’nün savağında bulundu. Mathilde Jacob ölünün kimliğini, elbisesinden geriye kalanlar, eldivenler ve bir madalyon sayesinde teşhis etmek zorunda kaldı. Rosa Luxemburg 13 Haziran 1919’da Berlin-Friedrichsfelde Mezarlığı’nda Karl Liebknecht’in yanı başına defnedildi. Ve Rosa Luxemburg’un basılan son söz sözleri, yine devrimden bahsediyordu:
“Vardım, varım, var olacağım!”

Eserleri
Gesammelte Werke (“Toplu Çalışmaları”), 5 cilt, Berlin 1970-1975.
Gesammelte Briefe (“Toplu Mektupları”), 6 cilt, Berlin 1982-1997.
Politische Schriften (“Politik Yazıları”), 3 cilt, Frankfurt am Main 1966.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here