Rodos Fatihi Kanuni Sultan Süleyman

1
37
Rodos Fatihi Kanuni Sultan Süleyman
Rodos Fatihi Kanuni Sultan Süleyman

Belki de hakkında en çok şey bildiğimiz Osmanlı Padişahı kendisi. Hakkında birçok kitap yazılan, diziler ve filmler çevrilen, Hürrem’e olan aşkıyla Türk kadınlarının gönlünü fetheden güçlü ve dik duruşuyla, keskin bakışlarıyla karşısındakini şaşkına çeviren Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk büyük zaferi RODOS.

Kanuni Sultan Süleyman hükümdarlığının 2. yılında Rodos’a göz dikti. Rodos’un fethi Osmanlı topraklarına yeni katılan Mısır, Suriye ve Doğu Akdeniz sahillerinin emniyeti bakımından önemliydi. Bu yüzden Rodos ve beraberindeki adaların fethi zorunlu hale gelmişti. Yavuz Sultan Selim Rodos’u fethetmek için girişimleri başlatsa da gerçekleştiremeden vefat etmiştir.

Osmanlı’nın ticaret ve hac gemilerine düzenli olarak saldıran Rodos’lu şövalyeler aynı zaman da sonradan Hristiyan olan Cem Sultan’ın oğlu Murad’ı tahtın varisi olarak seçmişlerdi. Müslümanların ticaret gemilerine saldırıp mallarını gasp ediyor, diğer taraftan da Osmanlı sahillerine sürekli taciz saldırılarında bulunuyorlardı.

Kanuni hem atalarının bir türlü gerçekleştiremediği Rodos rüyasını gerçekleştirmek istiyor hemde siyasi ve stratejik olarak tehlike arz eden bu adayı fethetmek istiyordu. hemen Divan-ı Hümayun’u topladı ve kararını açıkladı. Divandakiler  Rodos’a yürümenin tehlikeli olacağını savunsa da Kanuni kararında kesindi ve derhal sefer hazırlıklarına başlanmasını emretti. Rodos’a casuslar gönderip ada ve kale hakkında istihbarat topladı.

Kanuni’de bu seferin zorlu olacağının farkındaydı. Nitekim adanın konumu ve kalenin sağlamlığı fethi zorlaştırıyordu. Ama Avrupa’da hakim olan kaos havası Kanuni’yi bir nebze olsun rahatlatıyordu. Çünkü karşılıklı çarpışma başladığında divandakilerin korktuğu gibi Avrupadan destek geleceğine ihtimal vermiyordu. Evet Kanuni henüz tecrübesiz olabilirdi ama askeri zekası küçümsenmeyecek kadar iyiydi.

Atalarının yaptığı gibi sefere çıkmadan önce Üstad-ı Azam’a ( Rodos’u yöneten şövalyenin adı) mektup gönderen kanuni mektubunda şöyle yazmıştır: ” Yerlerin ve göklerin yaratıcı olan Allah (cc), O’nun elçisi olan Hz. Muhammed ( s.a.v) ve diğer Peygamberler adına yemin ederim ki eğer teslim olur ve itaati kabul ederseniz şövalyelerin hürriyetleri ile mallarına dokunulmayacaktır.” Tabi ki bu mektubu saygısız bir üslupla cevaplayan Rodos Üstad-ı Azam ” Phillippe Villier de I’sle Adam” yine de kaleyi güçlendirmiş,yiyecek depolatmış, şehrin önündeki limana zincir çektirmiş, ayrıca Papa ve Fransa’dan yardım istemiştir.

Osmanlı donanması 5 Recep 928 ( 5 Haziran 1522) yılında 300 savaş gemisi ve 400 nakliye gemisi ile Çoban Mustafa Paşa komutasında harekete geçer. Donanma da çokça mühimmatın dışında onbin deniz ve itfaiye neferi bulunmaktadır. Bu seferde istisna olarak Kanuni’ye Şeyhülislam Zembilli Ali Cemali Efendi(1503-1525)’de eşlik eder. Askerlerin inançlarını diri tutmak ve Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim’in hiç durmadan okunması askerlerin maneviyatını yüksek tutacağından olsa gerek Kanuni Şeyhülislamı’da yanında sefere götürdü diye düşünüyorum.

Çarpışmalar 1 Ağustos günü Alman burcuna yapılan top atışlarıyla başladı. Kalenin surları o kadar güçlüydü ki atılan toplar surlara çarptığında ya etki göstermiyor yada çok az hasar bırakıyordu.Kanuni daha güçlü toplar dökülmesini emretti. Diğer taraftan lağımcılar yer altından tüneller kazarak donanmaya ve itfaiye neferlerine destek olmaya çalışıyorlardı. Birkaç ay bu şekilde geçti ve zorlu kış şartları kendini göstermeye başladı. Yiyecek stokları azalmaya başlayan askerler ya açlıktan yada soğuktan telef olamaya başlamıştı. Verdiği karadan geri dönmeyen Kanuni askerlerine moral vermeye çalışıyor. Onlara ” Yiğitlerim Rodos bizim yüz akımız olacaktır.” diye söylemlerde bulunuyordu.

Bu şekilde tam 7 ay geçti. Daha fazla dayanamayan Rodos’lu Şövalyeler ile osmanlı arasında teslim antlaşması imzalandı. Böylece 213 yıllık sonuncu Haçlı Devleti tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş oldu. Antlaşmaya göre:

Şövalyelerin adadan çekilmelerine müsaade edildi.

* Adadaki Hristiyanların dini ayin ve inançlarında serbest olmalarına izin verildi.

Ada halkının 5 yıl vergi vermemesi de antlaşma maddeleri arasındaydı.

*Ayrıca sonradan Hristiyan olan Sultan Cem’in oğlu Murad ve iki oğlu yakalanarak idam edildi.

Şövalyelerin Rodos’tan ayrılmasından sonra Camiye çevrilen Saint Jean Kilisesi’nde Kanuni tıpkı atası Fatih Sultan Mehmet’in sonradan camiye çevrilen Ayasofya’da cuma namazı kıldığı gibi Şeyhülislam imamlığında cuma namazını kılmıştır. Kritik bir nokta olan Rodos ve beraberindeki adalar artık tamamen Osmanlı mülkü olmuştur.

Rodos’un fethi Avrupa’da dahil tüm dünyaya Osmanlı Devleti’nin denizlerde de ne kadar başarılı olduğunu kanıtlamıştır.Çünkü Osmanlı Devleti neredeyse imkansız olan RODOS ADASI’NI FETHETMİŞTİR.

You may also like

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here