Roboski Katliamı

0

Roboski Katliamı, (Uludere Olayı), 28 Aralık 2011 tarihinde akşam saatlerinde Türk Hava Kuvvetleri’nin, Şırnak’ın Uludere ilçesi yakınlarındaki topraklara F-16 savaş uçaklarıyla yaptığı bombardıman sonucunda 35 kişinin hayatını kaybetmesi olayı.

Uludere olayı olarak da adlandırılan bu katliamdan bir kişi yaralı olarak kurtulmuştur. Devletimiz; operasyonda öldürülenleri PKK üyesi ve kaçakçılar olarak tanımlamıştır.

Katliamın ardından kamuoyu baskısının ardı arkası kesilmeyince Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu. Komisyon çalışmaları boyunca BDPli ve CHP’li üyeler, AKP’li üyelerin olayın üzerini örtmeye ve hükümetin sorumluluğunu karartmaya çalıştığı yönünde eleştiriler yaptı. Raporun açıklanması aylarca ertelendi. Nihayet 2013 Martında BDP ve CHP’lilerin itirazlarına rağmen AKP’li üyelerin hazırladığı rapor açıklandı. Hükümetin ve TSK’nın ‘aklandığı’ 84 sayfalık raporda, “Tüm Türkiye’yi derinden üzen bu olayla ilgili araştırma ve incelemelerde; olayın kasten yapıldığına yönelik herhangi bir delil elde edilemediği görüş ve kanaatine varılmıştır,” denildi.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan katliama ilişkin ilk açıklamasında, “Bu ana kadar da benim edindiğim bilgiler bu tür kaçakçılıkları 3-5 kişilik, bilemedin 10 kişilik gruplar yapar. Katırlar fazla olur. Burada 40 kişilik bir grubun olması Gediktepe ve Hantepede’ki alınan talihsiz neticelerde de silahlar bu tür hayvanlarla taşınmıştı bunu akıllara getiriyor. O zaman ‘Niçin müdahale edilmedi’ diye herkes bunu eleştirmişti” diyordu. Aynı Erdoğan, Roboskî olayına ilişkin “Medyaya rağmen Genelkurmay’a teşekkür ediyorum” dedi.

O günlerde dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 23 Mayıs 2012’deki bir televizyon programında 34 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiği bombardımanın emrini görüntüleri izleyen komutanın verdiğini söyledi. Roboskî konusunda özür dilenecek bir şey olmadığını belirten Şahin, “O gençlerimiz orada olmamalıydı. Kaçakçılık emrini bizzat BDP veriyor”  şeklinde bir açıklama yapmıştır.

Köylülerin kaçakçılık yaparken vurulduklarını ve sağ yakalanmış olmaları durumunda da kaçakçılıktan yargılanacaklarını söyleyen Şahin’in “Kaçakçılık olayı gölgede kaldı. O bölge KCK’nın kontrolünde bir bölgedir. Bölücü terör örgütünün sıktığı kurşun, giydiği giysi, ayakkabı parayla alınıyor. Bu gençler figüranlardır. Filmin baş aktörleri vardır” şeklindeki sözleri büyük tepki çekmişti.

Roboskî katliamındaki sorumluluğuyla gündeme gelen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten’e 7 Aralık 2012’de başarı madalyası verildi. Kamuoyu tepkisi nedeniyle bir açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı, madalyanın verilmesinin “rutin” bir işlem olduğunu savundu.

7 Ocak 2014’de Askeri Mahkeme, Roboskî’de kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Takipsizlik kararının gerekçesi, “TSK personeli TBMM ve bakanlar kurulu kararları çerçevesinde, Genelkurmay’ın onayıyla hareket etmiştir… Asker, kaçakçıları terörist sanarak kaçınılmaz hataya düştü ve TBMM tezkeresinin gereğini yaptı” biçimindeydi.

Roboskî’li aileler askeri savcılığın kararına itiraz ettikleri dilekçede, “Birinci derecede hükümet ve Orgeneral Özel’in sorumlu olduğu”nu belirtseler de; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 34 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili yaptığı açıklama nedeniyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel hakkında “soruşmanın gizliliğini ihlâl” ve “adli yargılamayı etkileme” suçlarından yürütülen soruşturmada, “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.

Memur Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Savcı Alper Türközmen tarafından verilen kararda, Özel’in, olaya ilişkin yaptığı bir basın açıklamasında, “Ölenler arasında silahlı teröristler bulunmaktaydı. Biz ulaştığımızda silahlar toplanmıştı, gerçekler yakında ortaya çıkar” dediğinin iddia edildiği hatırlatıldı.

Özel’e ait olduğu öne sürülen sözlerin 21 Haziran 2012’de Genelkurmay resmi internet sitesinden yalanlandığı vurgulanan kararda, “Ayrıca söylendiği iddia edilen sözlerin, adı geçen şüpheli tarafından söylendiği kabul edilse dahi gerek gizliliği ihlâl gerekse adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun unsurlarını oluşturmadığı” belirtildi.

“Roboskî katliamına ilişkin takipsizlik kararı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları üstünde, içinde ve dışında birilerinin ölümünü hukuki açıdan soruşturma, kovuşturma konusu yapılamayacağını ilan ediyodu. ”

Uludere’de 34 kişinin ‘operasyon kazasıyla’ öldürülmesinin emrinin nereden geldiğini Türk mahkemeleri ‘takip edemiyormuş’; anladığımız budur. Yani mahkemelerimiz oradan bir grubun geçtiği istihbaratını verenin belli, alanın belli, değerlendirilip operasyon gerekliliğini bildirenin, o bilgiyi ‘bizi aşar’ diye siyasi otoriteye sorup izin alıp ’vur’ emri verenin, hep kayıt altında olduğunun bilindiği bir askeri-siyasi silsiledeki isimleri saptayamadığını söylüyor bizlere.

Uludere Olayı ne kadar gidecek bilmiyorum ama hep akıllarda kalacak bir olay olacaktır. Türkiye’ye her türlü zararı verenlere tavizimiz olmayacağını herkesin bilmesini isterim.

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here