Rind Tipi Nedir?

0

 

 

 

Aslen Farsça bir kelime olan rind; dünya işlerini önemsemeyen, ahiret çıkarı gözetmeyen, aşk ve zevk yolunda yürümeyi gaye edinen, şekilden ziyade öze önem veren, gösterişsiz, tasasız, hoşgörülü, sevecen ve mütevazi bir şahsiyeti ifade eder.

 

 

Divan şairi her zaman rindlikten yana olmuş ve hayatı bir rind gibi yaşamanın gerekliliğine inanmıştır. Bu nedenle divan edebiyatında önemli bir yer tutar. Temel hedefi insanı kötü huylardan arındırarak olgunlaştırmak olan tasavvuf ile rindlik felsefesinin pek çok ortak yanı vardır.

 

RİND KİMDİR?

Farsça kayıtsız, laübali, akıllı, münkir vs. gibi özellikleri olan kişi anlamına gelir. Dışı melam, içi selim olan kişiye rind denir. Batı’da dünyaya önem vermeyen, Bohem tarzı hayat sürdürenlerle rindler arasındaki en önemli fark, rindlerin iç estetiğe önem vermeleri, kalplerini her türlü pislikten temizlemeyi hedef edinmeleridir. Hâfız-ı Şirâzi, bütün Doğu aleminde rindlerin timsâli olarak görülür. Bu tipler, kalender-meşrep ehl-i dil şeklinde tanınır. Rindler şekilden kurtulmuş, öze ermiş kişilerdir.

Halkın hakkındaki söylediklerine aldırmadan gönlünce hareket eden, keyfince davranan, içi irfanla süslü, ilimle dolu olduğu halde halktan biri gibi sade yaşayan hakîm, bilge kişi, rıza mertebesine erdiği için her şeyin İlâhi takdire göre meydana geldiğini bilen, bunun şuur ve idrâkine eren kâmil insan. Tefviz ve tevekkül ehli, zahid ve abitler gibi dinin şeklî yanıyla sınırlı kalmayıp özüne ve içine nüfûz ettiğini iddia eden mutasavvıf. Rindler daha çok Melâmiler ve Kalenderler gini gelenek ve göreneklere aldırmadan geniş bir hürriyet ve gönül rahatlığı içinde yaşarlar.

Dünya işlerini hoş gören kişi. Çoğulu rindândır. Rind acıyı-tatlıyı, iyiyi-kötüyü hoş görür. Üzüntü ve neşe onun katında aynıdır. Hayat felsefesi böyle olan kişilere rind denilir ve rindlik divan şiirinde bir mazmun olarak ele alınır. Rindlik asla kalenderîlik değildir. Belki kısmen bohemliktir. Divan şairi kendini rind olarak değerlendirir. Ona göre cihânın bir pul kadar değeri yoktur. Hayatında hiç içki içmeyen şairlerin dahi çok zaman meyhaneden, içkiden, sâkîden bahsetmeleri çok zaman rindâne bir hayat yaşadıklarını empoze etmek istemelerindendir.

Mine Mengi, Divan Şiiri Yazıları adlı kitabında divan edebiyatında yer alan insan tiplerini tanıtırken “rind” tipi hakkında da şunları söyler: “Rindle harâbât yani meyhane ve içki sanki bir bütünün bölünmez parçalarıdır. Çünkü rind olmanın yolu meyhaneden geçer, insan meyhane de olgunlaşır. Rindin sık sık yinelediği içip kendinden geçme isteği gerçekte, kendinden, kendi benliğinden kurtulmak içindir. Tasavvufta’da rindin, şarabın, harabatın ve sâkînin ayrı yerleri vardır. Bu yolda insanı kendinden geçiren, benliğinden kurtaran aşkın simgesi, harabat ya da meyhane aşkın dergâhı, orada meyhaneci pîr-i mugân, meyhaneci çırağı mug-beçe ve içki sunanlar yani sâkîler ise aşkın tadını tattıran yol gösterici tarikat şeyhi ya da pîri ve güzellerdir. Tasavvufta rind ise, irfâna gönül bilgisine ve varlığına değer veren, Allaha kavuşmakta irfan yolunu izleyen bir derviş örneğidir.” 

 

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here