Platonik Aşk

0

PLATONİK AŞK

Çoğumuzun içinde bulunduğu kaçınılmaz, olasılıksız bir hal, bazılarına göre ise hastalıklı bir hal ve saplantı; “platonik aşk…” kendi bile bin bir hale ve duruma sokan aşk duygusu platonik bir durum ve şekle bürününce tarifsiz bir yapıya evriliyor. Peki nedir bu platonik aşk biraz açıklamaya çalışalım.

Adını ünlü filozof Platon’dan alan bu durum ve olgu gerçekte var olmayan düşte kalan ve hep öyle kalması istenilen anlamına gelmekte. Düşte kalması istenilen aşk ne zor değil mi? insan neden ulaşamayacağı bir aşka saplanır ki? neden her gün bitap duruma düşüren pare pare ilerleyen ve vücudun her bir hücresine ızdırap veren bir hastalığa izin verir ki… Cevapta kendi gibi yaman çelişkiler barındırmakta; her gün binlerce kez öldüren aşka sözde ‘yaşamak’ zorunda kalındığı için.
Çoğu bu hastalıkta bulunanlar bu duruma gönüllü olarak yakalanıp, “gönülden” katlanırlar tüm zorluklarına.
Ama söylediklerimize rağmen şu da bir gerçektir ki aşkın en gerçek ve en sade halidir platonik aşk. Belki tanımadığın belki en iyi bildiğin insan her şeyin olur bu duyguya kapılınca. Hayatının tüm odak noktaları ona endekslenir. Gece onun hatırasıyla, gülümsemesiyle, fotoğrafıyla uyuyup, uyandığında gene o hep onunla oluverirsin o bundan bir haber yaşamına devam ederken sen ondan bir tane haber alabilmek için her şeyini verirsin. Gönül bahçene onun tohumlarını eker ve her gün sessiz çığlıklar içinde göz yaşlarınla sularsın…
Onun sahil kenarında hayaller kurarsında denizi de okyanusuda kendidir ya hırçın dalgalar misali gene dolup dolup ona kavuşursun en son gideceğin yer gene o dur. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı halin adıdır kısaca platonik aşk…

Nasıl ve ne şekilde olduğunu anlamadan başlanılan bu serüven, amansız aşk serüveni ince bir sızıyla gün yüzüne çıkıp bu sızının kalpte ve hep onun tesiriyle olduğunu anlayınca derinleşmektedir. Ona gerçekten âşık olduğunuzu anladığınız an ne yapmanız ve gerektiği ve neden âşık olduğunu anlamlandıramadığınızda olayın ciddiyetini kavradığınızda işte o dakikadan sonra ise kalbinizden hüküm yemiş olacaksınız ki hükmü veren suçlunun da ta kendisi olay bu kadar derin işte ve bununla yaşamaya alışmak canınıza tak edene değin sürmekte.

Aşkınıza karşılık verilmesi ve onun bu karşılığıyla dünyanın en mutlu insanı olayım dediğiniz vakit olay değişip evrilme sürecine girmekte. Hiçbir zaman bu planın gerçekleştirme ve söyleme fırsatı bulamayacaksınız çünkü. O saatten sonra ise dünya yükünüze kat kat yükle devam edip ilerleyeceksiniz. Bu eylemi gerçekleştirememenizin nedeni kişisel ve karakteristik özelliklerde taşısa da bin bir zorlukla besleyip büyüttüğünüz aşkınızın zarar görmesi korkusu da ağır basmaktadır. Uzmanlara göre ise çocuklukta güven sıkıntısı çekmenize neden olacak durumlar, kendisini güvensiz hisseden bireyler ve çekimser kalan kişilerde daha çok görülmekteymiş bu durum, doğruluk payı olsa da nice zorluklarla üstesinden gelinemeyen bu durum ve sonucunda aşkın tek bir anı ve parçasına zarar gelme korkusu bence daha yoğun önem içermektedir.
Açıklanamayan daha doğrusu tam bir izahı yapılamayan bu durum ve umarsız aşk çıkmazı karşısında devam eden süreçte aşka olan değer de azalma ve inanç yitikliği gibi durumlar beklenmesine karşın tam tersi bir ivme ve hareketle ona ve aşkınıza sımsıkı sarılıp, umutlarınızı yeşertip, toz pembe hayaller kurmaya doğru daha hızla devam etmekte. Zaten pes edecek bir insan ne tam manasıyla aşk insanıdır ne de aşktan ve o kelimenin manasını, değer yargılarına erişebilmiştir. Sevdanın bu kifayetsiz ve acımasız halinde adeta gövdesinde sivri dikenleri olan bir gül çiçeğini avucunuzun içinde sımsıkı tutarak besleme gayretine girdiğiniz aşkı ilk gün ki gibi heyecandan daha fazla ve ümit besleme gayretine girecek, yanınızda olsa dokunmaya, gülüşünde kaybolmaya devam edeceksiniz. Kim bilir belki de bu sebepten delirmiş gözüyle bakılmakta etrafındakiler tarafından; olsun aşkta delirmek ve delice sevmek delice yaşamaktan başka nedir ki zaten?

Evrilme ve devinim geçiren platonik aşk halinin son evresi ise arkadaşlar; onca zorluk, çokça göz yaşı ve nice hayaller yakılıp yıkılan umutlar serüveninin uçsuz bucaksız bir çölün ortasında kısa süreli seraplar tadında olduğunu fark ettiğiniz andır. Düşe kalka bu çölü aşmanın ümidi hala olsa da bir bedeviden farkınız kalmayacak halde olduğunuzu bilmenizdir.

Aşk kavramının ve değerinin yitirildiği bu son dönemlerde adına her ne denilirse denilsin sakın olaki sevdanızdan, kalbinizden, aşktan vazgeçmeyin. Gerçek aşkı hissettiğiniz vakit kendinizi ona bırakın beyninizin değil de kalbinizin dediğine yönelin. Unutmayın ki gerçek aşk insanı birey yapan karakterini oturtan ve olgunlaştıran mükemmel bir duygudur. Çeşitli duygularla harmanlayıp sizi siz olarak ortaya çıkarır.

Ve son olarak asla pes etmeyin, pes etmemeyi sağlayan bu tarifsiz duyguya sımsıkı sarılın; onun sahil kenarında beklemeye devam edin kim bilir o gemi bir gün gelir belki?…

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here